MİHYÂR ed-DEYLEMÎ - TDV İslâm Ansiklopedisi

MİHYÂR ed-DEYLEMÎ

مهيار الديلمي
MİHYÂR ed-DEYLEMÎ
Müellif: MEHMET REŞİT ÖZBALIKÇI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2005
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 28.09.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/mihyar-ed-deylemi
MEHMET REŞİT ÖZBALIKÇI, "MİHYÂR ed-DEYLEMÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/mihyar-ed-deylemi (28.09.2020).
Kopyalama metni
360 (971) yılı civarında Bağdat’ta doğdu. Fars asıllı ve Deylemli bir ailenin çocuğudur. Babasından Arapça öğrendi. Şerîf er-Radî’den şiirle ilgili dersler aldı, onun şiirlerini taklit edip nazîreler yazmak suretiyle nazım yeteneğini geliştirdi. Yine Şerîf er-Radî’nin yardımıyla hilâfet divanlarında Farsça mütercimi ve kâtip olarak çalışmaya başladı. Kaynakların belirttiğine göre Şerîf er-Radî’nin irşadıyla 394 (1004) yılında Mecûsîliği bırakarak müslüman oldu ve hocasından itikadî açıdan da etkilenip Şîa’ya intisap etti. Bu itikadî temayül içinde onun Bağdat İmâmiyye Şiîleri’nin merkezi olan Kerh’te ikamet etmesi ve zamanın İmâmiyye reisi Şeyh Müfîd’in Kerh’te verdiği derslere devam etmiş olması ihtimalinden söz edilir. Ashaba dil uzatacak derecede aşırı bir Şiî olan Mihyâr’ın şiirlerinde buna delil teşkil eden kısımlara rastlanmaktadır (Ali Ali el-Fellâl, s. 74-76). Şiirlerinde Büveyhî Veziri Ebü’l-Abbas Ahmed b. İbrâhim ed-Dabbî’nin irşadıyla İslâm’a girdiğini ifade eden kısımların bulunması onun 394’ten (1004) önce İslâm’a girdiğini göstermektedir. Şerîf er-Radî’nin vefatına kadar (406/1015) onun himayesinde yaşayan şair ondan sonraki hayatını özellikle Büveyhî halife, vezir ve valilerine methiyeler yazarak geçirdi ve Bağdat’ta vefat etti.

Ana dili Farsça olduğu halde Arapça şiir yazımında başarı gösteren Mihyâr’ın cuma günleri Bağdat’taki Mansûr Camii’nde cemaate şiirlerini okuduğu rivayet edilir (Hatîb, XIII, 276). Daha sonra kendini tamamıyla şiire vererek üstadı Şerîf er-Radî’nin şiirlerini taklit ettiği gibi zamandan şikâyet, bedevî tarzı gazel ve fahr gibi hocasının işlediği birçok temayı da manzumelerine konu olarak seçmiş, ayrıca itikadî görüşü doğrultusunda başta Hz. Ali, Hasan ve Hüseyin olmak üzere Ehl-i beyt için çok sayıda mersiye, methiye ile ashaba dil uzatan şiirler kaleme almıştır. Büveyhîler zamanında daha da gelişen Şîa şiiri Şerîf er-Radî ve Mihyâr ed-Deylemî ile zirveye ulaşmıştır. Üslûbu akıcı, ifadesi açık, yenilikçi, velûd bir şair olan Mihyâr’ın kasidelerinin çoğu uzundur. Bu sebeple tekrar ve haşiv konumunda birçok kelime ve ifadeye rastlanır. Bazı şiirlerinde ise ritim ve müzikalite niteliği göze çarpar.

Arap şiirinin her türünde ve her konuda şiir yazan Mihyâr’ın bazı nevilerde başarılı olduğu görülür. Hiciv konusunda fazla şiiri yoktur. Hayatlarında methiye yazdığı birçok kimse için ölümlerinde mersiye nazmetmiştir. Hz. Ali, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin, Şerîf er-Radî, Büveyhî Veziri Ebü’l-Abbas ed-Dabbî için yazdığı mersiyeleri meşhurdur. Müstakil olarak veya kasideleri içinde yer alan tasvirlerinin güçlü bir idrak, geniş bir hayal ve ince bir zevk ürünü olduğu görülür. Fahriyelerinde soyu, dini, iffeti, nezaket ve sabrı ile övünür.

Methiyelerine nesîble başlama hususunda önceki şairlere uymakla birlikte nesîb bölümünü müstakil bir kaside gibi uzatması Mihyâr’a has bir özelliktir. İnce bir duygu ile yumuşak ve akıcı bir üslûbu yansıtan gazelleri takdir kazanan Mihyâr bu nevi kasidelerinde ırkî ve mezhebî düşüncelerini de ustalıkla işlemiştir. Başarılı bulunduğu ihvâniyyât, ıtâb ve şikâyet türü şiirlerinde zamandan ve dostların vefasızlığından şikâyet eder.

Mihyâr başta Şerîf er-Radî olmak üzere İmruülkays b. Hucr, Ömer b. Ebû Rebîa, Ebû Nüvâs, İshak el-Mevsılî ve Ebû Firâs gibi şairlerden etkilenmiştir. Onların şiirlerinden anlam veya lafız itibariyle alıntılar yapmış, çok defa bunları daha uzun ifadelerle dile getirmiştir. Sıbt İbnü’t-Teâvîzî ve İbn Fazlullah el-Ömerî de Mihyâr’dan etkilenmiş, şiirlerinden alıntılar yapmıştır. Toplam 20.000 kadar beyitten ve 500 kasideden oluşan Dîvânü Mihyâr ed-Deylemî ilk defa İstanbul’da basılmış (1306), daha sonra Ahmed Nesîm (I-IV, Kahire 1344-1350) ve Abdülmuttalib el-Hillî (Bağdad 1332, 1350) tarafından yayımlanmıştır.

Mihyâr ed-Deylemî’nin hayatına ve şiirlerine dair akademik çalışmalar yapılmıştır. Ali Ali el-Fellâl’in Mihyâr ed-Deylemî ve şiʿruh adlı çalışması (Kahire 1948), I. Fuâd Arap Dil Kurumu’ndan edebiyat dalında birincilik ödülü kazanmıştır. İsâm Abd Ali’nin Mihyâr ed-Deylemî ḥayâtühû ve şiʿruh (Bağdad 1976), İsmâil Hüseyin’in Mihyâr ed-Deylemî baḥs̱ ve naḳd ve taḥlîl (Kahire, ts.), Muhammed Ali Mûsâ’nın Mihyâr ed-Deylemî (Beyrut 1961), Hasan Seyyid Hıdır el-Garabâvî’nin el-Medḥ ve’l-iftiḫâr fî şiʿri Mihyâr ed-Deylemî (Kahire 1411/1991), David Samuel Margoliouth’un “The Poems of Mihyâr the Dailemite” (Oriental Studies, London 1933, s. 286-292) adlı eserleri de burada zikredilebilir. Ayrıca müellifi meçhul el-Muḫtâr min ġazeli Mihyâr isimli bir kitabın yazma nüshası mevcuttur (Sezgin, II, 566). Şevkī Dayf’ın Târîḫu’l-fikri’l-ʿArabî’sinde (Kahire 1928) Grek felsefesinden etkilenen Arap düşünce ve felsefesi temsilcileri arasında Mihyâr ed-Deylemî’nin düşüncelerine de yer verilmiştir.

BİBLİYOGRAFYA
Hatîb, Târîḫu Baġdâd, XIII, 276; İbnü’l-Cevzî, el-Muntaẓam (Atâ), XV, 260-261; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, IX, 456; İbn Hallikân, Vefeyât, V, 359-363; İbn Fazlullah el-Ömerî, Mesâlik, XV, 293-312; İbn Kesîr, el-Bidâye, Beyrut 1401/1981, XII, 41; İbn Tağrîberdî, en-Nücûmü’z-zâhire, Kahire 1929, V, 26 vd.; İbnü’l-İmâd, Şeẕerâtü’z-zeheb, Beyrut 1410/1989, V, 144-146; Browne, LHP, II, 113; Brockelmann, GAL Suppl., I, 132; Ali Ali el-Fellâl, Mihyâr ed-Deylemî ve şiʿruh, Kahire 1948; Sezgin, GAS, II, 566-567; IX, 301; Şevkī Dayf, Târîḫu’l-edeb, V, 375-378; a.mlf., el-Fen ve meẕâhibüh, Kahire 1976, s. 355-375; Aʿyânü’ş-Şîʿa, X, 170-172; Abdülhüseyin Ahmed el-Emînî, el-Ġadîr fi’l-Kitâb ve’s-Sünne, Tahran 1366 hş., IV, 238-261; Ch. Pellat, “Mihyār”, EI2 (İng.), VII, 24-25.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2005 yılında İstanbul'da basılan 30. cildinde, 44-45 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER