MİRDÂS b. ÜDEYYE

مرداس بن أديّة
Müellif:
MİRDÂS b. ÜDEYYE
Müellif: İLYAS ÜZÜM
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2005
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 21.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/mirdas-b-udeyye
İLYAS ÜZÜM, "MİRDÂS b. ÜDEYYE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/mirdas-b-udeyye (21.11.2019).
Kopyalama metni
Kaynaklarda daha çok künyesi Ebû Bilâl ile anılır. Üdeyye annesi yahut büyük annesinin ismidir. Baba tarafından Temîm kabilesinin Rebîa el-Vüstâ diye de bilinen ve Hâricî hareketine çok sayıda lider veren Rebîa b. Hanzale b. Mâlik b. Zeyd koluna mensuptur. Hakkındaki ilk bilgiler, kardeşi Urve ile birlikte Hz. Ali’nin Muâviye ile yaptığı Sıffîn Savaşı’nda onun yanında yer alması, taraflar arasında mütareke yapılıp mesele hakemlere bırakılınca bu çözüme şiddetle karşı çıkarak Hâricî gruplarıyla birlikte Nehrevan’a gitmesinden ibarettir (Belâzürî, V, 188-189; Şemmâhî, s. 64). Kendisi hakkında kısmen geniş sayılan bilgiler ise Emevîler’in Basra valisi Ubeydullah ile giriştiği mücadelelerle ilgilidir. Nehrevan’da Hz. Ali’nin Hâricîler’e karşı başlattığı ve galip geldiği savaş sonunda (38/658) az sayıda kişiyle birlikte kurtulmayı başaran Mirdâs mutedil bir tutum içinde hayatını sürdürmeye çalıştı. Kaynaklar, onun önceki düşüncelerini devam ettirmekle birlikte diğer bazı Hâricî grupları gibi kendilerinden olmayan kimselerin inançlarını sorgulamak ve siyasî mânada katil hareketlerine başvurmak (isti‘râz) gibi bir tavır içine girmediğini, kadınların savaşlara katılmasına karşı olduğunu, uzun süre fiilî isyan hareketlerinden uzak kaldığını, daha çok Hâricîler’in bulunduğu yerlere hicret etmemek ve muhaliflerle savaşmamak doğrultusunda bir hayat yaşadığını belirtmektedir.

Sıffîn ve Nehrevan savaşlarının ardından Basra’da ikamet eden Mirdâs, Vali Ziyâd b. Ebîh’in görevi sırasında (665-673) Hâricîler’e yönelik sert ve katı uygulamalarına rağmen ılımlı tutumunu değiştirmedi, doğrudan bir ayaklanma başlatmadı ve böyle bir faaliyet içinde yer almadı. Ziyâd’ın ölümünden iki yıl sonra Basra’ya vali olarak gönderilen oğlu Ubeydullah’ın sertlik konusunda babasını geçmesi, çeşitli bahanelerle Hâricîler’i hapse attırması, zaman zaman işkenceye başvurması Mirdâs’ı hayli rahatsız etmeye başlamıştı. Çok geçmeden Hâricîler’in önemli liderlerinden kardeşi Urve’nin de içinde bulunduğu bir grubun öldürülmesiyle (Urve’nin Mirdâs’tan sonra öldürüldüğüne dair rivayetler de vardır) Hâricîler Mirdâs’ın etrafında toplandılar. Ayrıca Vali Ubeydullah, Temîm kabilesine mensup, dindarlığı ve güzelliğiyle bilinen Belcâ isminde Hâricî bir hanımla evlenmek istemiş, durumdan haberdar olan Mirdâs, Belcâ ile görüşerek valinin bir zorba olduğunu, dilerse takıyye yapabileceğini söylemiş, ancak kadın böyle bir şeye asla yanaşmayacağını ifade etmişti. Sonunda Belcâ’ya zorla sahip olan vali direnmesi karşısında onu ellerini ve ayaklarını kesmek suretiyle öldürtmüştü. Ardından Mirdâs da Ubeydullah b. Ziyâd tarafından hapsedildi. Onun konuşmalarına ve ibadetine hayran kalan hapishane görevlisi gece evine gitmesine izin veriyordu. Bir süre sonra İbn Ziyâd’ın, hapsettiği Hâricîler’i öldüreceğine dair yeminini duyan Mirdâs, sözünden dönen bir insan olarak Allah’ın huzuruna çıkmak istemediğini belirterek hapishaneye gidip teslim oldu. Ertesi gün çok sayıda Hâricî’nin öldürülmesine rağmen hapishane görevlisinin aracılığı ile ölümden kurtuldu (Nüveyrî, XX, 286-287).

Kendilerine yönelik baskı, tutuklama ve katil olayları karşısında büyük güçlükler içinde kalan Hâricîler, Mirdâs’a gelerek Ubeydullah b. Ziyâd’a karşı silâhlı mücadele konusunda ısrar ettilerse de Mirdâs haksızlıklarına rıza göstererek zalimler arasında yaşamanın doğru olmadığını, ancak kendilerine doğrudan kılıç çekenlerle savaşabileceğini söyledi, ardından otuz civarında taraftarı ile birlikte Basra’dan ayrıldı (60/679-80). Daha sonra katılanlarla beraber sayıları kırkı bulan grup Mirdâs’ın liderliğinde Ahvaz’a gitti. Burada İbn Ziyâd’ın bir kervanını durduran Mirdâs ihtiyaçları için malların bir bölümüne el koydu. Durumdan haberdar edilen Ubeydullah, Mirdâs’a karşı Eslem b. Zür‘a el-Kilâbî’yi gönderdi. Eslem 2000 kişilik bir kuvvetle harekete geçip Âsek denilen yerde Mirdâs’la karşılaştı, fakat bozguna uğramaktan kurtulamadı (Taberî, V, 471). Vali hemen Abbâd b. Ahdar kumandasında Müberred’e göre 4000 (el-Kâmil, III, 1179), Taberî’ye göre 3000 (Târîḫ, V, 471) kişilik yeni bir orduyu Mirdâs’ın üzerine sevketti. Abbâd, Fars bölgesinde Dârâbcird denilen yerde Mirdâs’a yetişti. Mirdâs, valinin zulüm ve zorbalıklarından bahsederek hem kendi adamlarını cesaretlendirdi hem de karşı tarafı etkilemeye çalıştı. Savaş devam ederken Mirdâs, Abbâd b. Ahdar’a namaz kılmak için çarpışmaya ara verilmesi teklifinde bulundu, o da bunu kabul ettiğini bildirdi. Ancak Abbâd’ın askerleri namazlarını acele ile kılarak yahut yarıda keserek âniden hücuma geçtiler ve namaz kılmakta olan Mirdâs’ın adamlarını kılıçtan geçirdiler. Bu arada katledilen Mirdâs’ın başı Ubeydullah b. Ziyâd’a götürüldü.

Kaynaklarda dürüst, cesur, takvâ sahibi, güzel konuşan bir kişi olarak tanıtılan Mirdâs’ın bazı şiirleri bulunmaktadır. Ölümünden sonra İmrân b. Hıttân ve Îsâ b. Fâtik gibi Hâricî şairleri kendisi için mersiyeler yazmıştır (Müberred, III, 1176-1182; Nâyif Mahmûd Ma‘rûf, s. 159-200). Mirdâs, kendisi gibi Nehrevan’dan kurtulan Mis‘ar b. Fedekî et-Temîmî tarafından kurulan Basra Hâricîliği’nin önemli bir şahsiyetidir. Eş‘arî, Malatî ve Şehristânî onun Hâricî fırkaları arasındaki yerine temas etmezken Bağdâdî, Mirdâs’ı Sufriyye’nin ilk imamı olarak gösterir. Ona göre Sufriyye, Ziyâd b. Asfar’a uymakla birlikte Abdullah b. Vehb er-Râsibî ve Hurkūs b. Züheyr’den sonra Mirdâs’ın imâmetini benimser (el-Farḳ, s. 91). İsferâyînî de Sufriyye’nin bütün kollarının Mirdâs’ı imam kabul ettiğini belirtir (et-Tebṣîr, s. 53).

BİBLİYOGRAFYA
Belâzürî, Ensâb (Zekkâr), V, 188-195; Müberred, el-Kâmil (nşr. M. Ahmed ed-Dâlî), Beyrut 1406/1986, III, 1172-1183; Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), V, 470-471; Bağdâdî, el-Farḳ (Abdülhamîd), s. 91-93; İsferâyînî, et-Tebṣîr (Hût), s. 53; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, IV, 94-95; Nüveyrî, Nihâyetü’l-ereb, XX, 285-287; Şemmâhî, Kitâbü’s-Siyer (nşr. Ahmed b. Suûd es-Seyâbî), Maskat 1407/1987, s. 61-65; J. Wellhausen, el-Ḫavâric ve’ş-Şîʿa (trc. Abdurrahman Bedevî), Küveyt 1978, s. 61-64; W. Montgomery Watt, İslâm Düşüncesinin Teşekkül Devri (trc. Ethem Ruhi Fığlalı), Ankara 1981, s. 31-32; Nâyif Mahmûd Ma‘rûf, Dîvânü’l-Ḫavâric, Beyrut 1403/1983, s. 159-200; Ethem Ruhi Fığlalı, İbâdiye’nin Doğuşu ve Görüşleri, Ankara 1983, s. 64, 71-74, 83-84, 95; G. Levi Della Vida, “Mirdās b. Udayya”, EI2 (İng.), VII, 123-124; Azmî M. S. es-Sâlihî – Mustafa Öz, “Hâricîler”, DİA, XVI, 175; Nehle el-Hımsî, “Ebû Bilâl el-Ḫâricî”, el-Mevsûʿatü’l-ʿArabiyye, Dımaşk 2002, V, 258-259.
Bu madde ilk olarak 2005 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 30. cildinde, 148-149 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.