MİRZAZÂDE MEHMED SAİD EFENDİ

Müellif:
MİRZAZÂDE MEHMED SAİD EFENDİ
Müellif: MEHMET İPŞİRLİ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2005
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 19.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/mirzazade-mehmed-said-efendi
MEHMET İPŞİRLİ, "MİRZAZÂDE MEHMED SAİD EFENDİ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/mirzazade-mehmed-said-efendi (19.10.2019).
Kopyalama metni
1122’de (1710) doğdu. Şeyhülislâm Mirzazâde Şeyh Mehmed Efendi’nin oğludur. Bazı kaynaklarda yanlışlıkla Batumlu Mirza Mustafa Efendi’nin oğlu olarak gösterilir (Danişmend, V, 143). 1133’te (1721) ailesinin nüfuzu sayesinde müderrislik ruusu aldı. Babası şeyhülislâm olunca (1143/1730) hâmise-i Süleymâniyye müderrisliğine yükseldi. Babasının yaklaşık sekiz ay sonra görevden çekilmesinin ardından beş yıl kadar bu rütbede bekledi. Daha sonra kadılığa geçti ve 1145’te (1732-33) İzmir kadısı, 1156’da (1743) bilâd-ı erbaadan Bursa kadısı oldu. Aynı yıl içinde Mekke kadılığı pâyesini aldı, 1161’de (1748) İstanbul kadılığına getirildi. Şâban 1171’de (Nisan 1758) Anadolu kazaskerliğine, Şevval 1173’te (Haziran 1760) ve Rebîülâhir 1177’de (Ekim 1763) iki defa Rumeli kazaskerliğine tayin edildi. Ayrıca 1175 Muharreminin başlarında (Ağustos 1761) nakîbüleşraflık görevini de üstlenmişti. Zilhicce 1178’de (Haziran 1765) bu vazifeden alındıysa da 1181 yılı Cemâziyelevvel sonlarında (Ekim 1767) ikinci defa nakîbüleşraflığa getirildi. Gerek nakîbüleşraflığı gerekse kazaskerliği döneminde seyyidlerin meseleleriyle ilgilendi, bilhassa sahte seyyidlerle uğraşarak sayılarını tesbite çalıştı. Kazasker olduğu sırada Eğin kökenli bazı İstanbul sarrafının Eğin nakîbüleşraf nâibini öldürmesi davası kazasker mahkemesine intikal edince konuyu araştırıp şeyhülislâmın fetvasını da alarak suçluların cezalandırılmasını sağladı (Şem‘dânîzâde, II/A, s. 68).

6 Zilkade 1183’te (3 Mart 1770) Pîrîzâde Osman Sâhib Efendi vefat edince onun yerine şeyhülislâmlığa tayin edildi. O sırada hasta olduğundan “ferve-i beyzâ” denilen şeyhülislâmlık kürkü kapıcılar kethüdâsıyla evine gönderildi (a.g.e., II/B, s. 25). Görevi sırasında ilmiye mesleğinin düzen ve itibarının korunmasına dikkat etti. Hatta Mora’da büyük yararlılık gösterip 1500 askerle birlikte hizmet eden Yenişehirli Müderris Osman Efendi’nin derecesinin iki mertebe yükseltilmesi teklifine karşı çıktı; gazâda bulunan ulemâya verilecek terfiin belli olduğunu, buna göre hareket edilmesi gerektiğini söyledi. Ancak padişah Osman Efendi’ye hizmetine karşılık vezirlik rütbesini verdi. Mehmed Said Efendi’nin dört yıl süren şeyhülislâmlığı sıhhî bakımdan rahatsızlıklarla geçti. Sonunda artan hastalığı sebebiyle bir süre izin alarak Üsküdar’da Sultantepe’deki konağına çekildi. Nikristen dolayı paşa kapısına, saraya ve padişah huzuruna gidemeyecek, hatta bayramlaşma merasimlerine bile katılamayacak hale geldi. Durumunu padişaha bildirerek görevden affını istedi ve 1 Cemâziyelâhir 1187’de (20 Ağustos 1773) istifa etti (a.g.e., II/B, s. 114). 18 Zilhicce 1188’de (19 Şubat 1775) vefat ederek Üsküdar Karacaahmet’te Tunusbağı aile kabristanında babasının yanına gömüldü. İlmiye mesleğinin itibarının korunması hususunda gayret sarfeden Mehmed Said Efendi, kaynaklarda ârif ve zarif bir kişi olarak tanıtılır ve özellikle ilmî rütbelerin muhafazası ve yükselmelerde usulüne uygun davranılması konusundaki hassasiyetine temas edilir.

BİBLİYOGRAFYA
Şem‘dânîzâde, Müri’t-tevârîh, II/A, s. 68, 74, 120; II/B, s. 24, 25, 37, 114; Devhatü’l-meşâyih, s. 103-104; Ahmed Rifat, Osmanlı Toplumunda Sâdât-ı Kirâm ve Nakibüleşrâflar: Devhatü’n-nukabâ (haz. Hasan Yüksel - M. Fatih Köksal), Sivas 1998, s. 102; Ayvansarâyî, Hadîkatü’l-cevâmi‘, II, 9-10; Sicill-i Osmânî, III, 31-32; İlmiyye Salnâmesi, s. 538-540; Uzunçarşılı, Saray Teşkilâtı, s. 51; a.mlf., Osmanlı Tarihi, IV/2, s. 493-494; Danişmend, Kronoloji2, V, 143; Öztuna, Devletler ve Hanedanlar, II, 782-783; Kāmûsü’l-a‘lâm, VI, 4510.

Mehmet İpşirli
Bu madde ilk olarak 2005 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 30. cildinde, 169-170 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.