MISRÎ, Hüseyin Mücîb

حسين مجيب المصري
Müellif:
MISRÎ, Hüseyin Mücîb
Müellif: MUSTAFA UZUN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 09.12.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/misri-huseyin-mucib
MUSTAFA UZUN, "MISRÎ, Hüseyin Mücîb", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/misri-huseyin-mucib (09.12.2019).
Kopyalama metni
19 Şubat 1916’da Mısır’ın üst düzey bürokrat ve aristokratlarının yetiştiği köklü bir ailenin çocuğu olarak Kahire’de doğdu. Babası Kahire Üniversitesi’nin Dârülulûm Fakültesi dekanlarından Ali Hüsnü Bey, annesi eski nâzırlardan Mehmed Sâkıb Paşa’nın kızı Fatma Hanım’dır. Dedesi Sâkıb Paşa’nın Şobra semtindeki konağında Avusturyalı bir mürebbiyenin gözetiminde yetişen Hüseyin Mücîb çok erken yaşta Fransızca öğrendi. Çocukluğundan itibaren şiirle ilgilendi. İlköğretim sırasında Ahmed Şevkī, Mustafa Sâdık er-Râfiî ve Cibrân Halîl Cibrân’ın eserlerini okumaya başladı. Bu arada özel hocalardan eğitim aldı. On dört yaşına geldiğinde İbnü’l-Fârız, İbn Zeydûn ve Mütenebbî gibi Arap şairlerinin birçok şiirini ezberlemişti. On beş yaşında iken taşındıkları Zemâlik’teki Sa‘diyye Sâneviyyesi’ne devam ettiği yıllarda Fransızca şiir yazabiliyordu. “Solgun Bir Gül” adlı ilk Arapça şiiri mektebin dergisinde yayımlandı (1931). Bu okulu bitirdikten sonra Edebiyat Fakültesi’nin Arapça ve Doğu Dilleri Bölümü’ne girdi (1935). Fakülte yıllarında iyi bir öğrenim görmesinin yanı sıra Farsça, Türkçe, İngilizce, İtalyanca ve Almanca öğrendi. Aynişems Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde Türkçe ve Farsça asistanlığına tayin edildi. Doktora konusu olan Fuzûlî hakkında araştırmalar yapmak ve kütüphanelerde incelemelerde bulunmak üzere 1951’de gittiği İstanbul’da bir yıl kaldı. Dönüşünde Arap dünyasında Türk edebiyatı hakkında ilk derli toplu eser olan Târîḫu’l-edebi’t-Türkî’yi neşretti (Kahire 1951). 1955’te tamamladığı teziyle bu alanda doktora yapan ilk Arap araştırmacı oldu. Ardından fakültede bir Türkoloji bölümü açtı. Muhammed Hasan ez-Zeyyâd ve çok sonraki yıllarda Mısır’da Nobel edebiyat ödülü alan Necîb Mahfûz gibi isimlerle dostluk kurdu. 1944’te Mısır Başbakanı Şerîf Paşa ailesinden bir hanımla evlendi. Dikkat çekici çalışmaları ve yayımları sayesinde kısa zamanda profesörlüğe yükseldi, bölüm başkanlığına ve fakülte dekanlığına tayin edildi. Kahire, Aynişems, Ezher, Hilvan ve Kahire’deki Amerikan üniversitelerinde ders verdi. Amerika’nın çeşitli üniversitelerinde, İngiltere, Kuzey Afrika, Ürdün, Suudi Arabistan, Küveyt, İran, Azerbaycan dahil yirmi bir üniversitede çalıştı, birçok talebe yetiştirdi. Bu faaliyetleri dolayısıyla “amîdü dirâsâti’l-âdâbi’ş-Şarkıyye” lakabıyla anıldı. 12 Aralık 2004’te Kahire’de vefat etti ve dedesinin adıyla anılan Sâkıb Paşa Mezarlığı’na defnedildi.

Mısrî’nin Türkçe ve Farsça’ya dair çalışmaları kendi ülkesinin dışında daha çok yankı bulmuş ve orada birçok defa ödüllendirilmiştir. Muhammed İkbal’in doğumunun 100. yılında (1977) kendisine Pakistan’da İkbal madalyası verilmiş, 1987’de Devlet Başkanı Ziyâülhak tarafından yüksek başarı mükâfatıyla onurlandırılmıştır. 1985 Ağustosunda Devlet Enformasyon Müdürlüğü’nce Türkiye’ye davet edilmiş, İstanbul ve Ankara’daki üniversitelerde yapılan toplantılarda Türkçe şiirlerini sunmuştur. Türk kültürüne yaptığı hizmetlerden dolayı 1995 yılında Marmara Üniversitesi tarafından kendisine fahrî doktora pâyesi verilmiştir. Karaçi’de bulunan İmam Ahmed Rızâ Araştırma Merkezi 1999’da onu altın şeref madalyası ile ödüllendirmiş, Mısır Kültür Bakanlığı tarafından 2003 yılında İslâm edebiyatı üstün başarı ödülüne lâyık görülmüş, aynı yıl Modern Edebiyat Birliği de Mısrî’ye fahrî doktora unvanı vermiştir. Hakkında Mısır’da yüksek lisans ve doktora, Pakistan’da ise bir doktora tezi (bk. bibl.) hazırlanmıştır.

Hüseyin Mücîb’in üzerinde durulması gereken önemli bir yanı da şairliğidir. Küçük yaşlarından beri önce Arap şiiri, daha sonra Türk ve Fars şiirlerinin etkisiyle yazdığı kasidelerini 1945’lerden itibaren dergilerde yayımlamıştır. Doktorasını tamamladıktan sonra aruz vezniyle kaleme aldığı şiirleri divanlar halinde neşretmiş, bunları sadece sanat endişesiyle değil aynı zamanda etkilendiği Türk ve Fars şairleri gibi ruh-madde, hayat-ölüm, aşk-âşık-mâşuk gibi düşünceleri öne çıkararak yazmıştır. Hayatı bir kavga ve çatışma alanı olmaktan ziyade hoşgörü, dostluk, kardeşlik, sevgi ve uzlaşma alanı olarak görmüş, şiirlerini klasik Fars ve Türk şairleri gibi hikmetler, darbımeseller, hayaller ve âhenk temalarıyla süslemiştir. Ayrıca Arap şiirine ilk defa Türk ve Fars şiirinin özelliklerinden redifi aktarmış, mesnevi tarzını kullanmış, terkibibend ve terciibend nazım şekillerini Arap edebiyatına dahil etmiştir. Türk ve Fars edebiyatlarında önemli bir yeri olan mevlid, ramazâniyye, na‘t, nefes ve mi‘racla ilgili şiir türlerini Arap şiirine kazandırmıştır. Fars ve Türk tasavvuf şiirinin etkisi altında kalan Mısrî, bu tarzda sembolik ve lirik şiirler nazmetmiştir. Ancak kendisinin de belirttiği gibi Türkçe şiirleri Arapça şiirleri kadar başarılı değildir.

Mukayeseli edebiyat alanında önemli çalışmalar yapan Mısrî, Arap, Türk ve Fars dili ve edebiyatına dair gerçekleştirdiği çalışmalarla Arap ve İslâm dünyasında ihmal edilmiş olan bu konuda bilhassa üç edebiyatın birbirinden beslendiğini göstermiştir. Arap edebiyatında bulunmayan tür, şekil ve özellikleri ortaya koyarak her üç edebiyatın aynı kadim kök üzerinde gelişen kuvvetli dallara benzediğini örnekleriyle göstermiş ve bunu İslâm edebiyatı olarak adlandırmıştır. Onun mukayeseli çalışmalarında dikkat çeken bir yönü de müslüman toplumların halk edebiyatı alanlarında da eser vermiş olmasıdır. Ramazan ayı, Selmân-ı Fârisî ve Ebû Eyyûb el-Ensârî, Kerbelâ, Kudüs, kadın, çiftçilik gibi ortak konularda yazdığı eserlerde İslâm halk edebiyatı ve İslâm folklorunun da aynı kaynaktan beslendiğini söylemiştir. Mısrî Arap gazete ve dergilerinde makale ve şiirleri yayımlanan velûd bir yazardır. İlmî yazılarını yirmi yedi yıl süreyle üyeliğini yaptığı Mecelletü Mecmaʿi’l-luġati’l-ʿArabiyye dergisi ve çalıştığı üniversitelerin ilmî dergilerinde yayımlamıştır. Bunun dışında Mısır’da çıkan el-Livâʾü’l-cedîd ve Minberü’ş-şarḳ, Suudi Arabistan’da çıkan Ḳāfiletü’z-zeyt, Lübnan’da çıkan el-Edîb ve Suriye’de çıkan el-Vürûd gibi yirmi beşe yakın dergide yazıları neşredilmiştir.

Eserleri. Telif. 1. Fârisiyyât ve Türkiyyât (Kahire 1948). Yazar bu ilk eserini halkın Fars ve Türk edebiyatlarını tanıyabilmesi için sade bir dille kaleme almış, şiir örneklerine fazla yer vermeden geniş kitlelerin ilgisini çekecek edebî konulara öncelik tanımıştır. 2. Min Edebi’l-Fürs ve’t-Türk (Kahire 1950). Eserde Fars ve Türk tarihi, sanatı, mimarisi ve edebiyatından örnekler verilerek ilk mukayeseli edebiyat çalışması ortaya konmuştur. 3. Târîḫu’l-edebi’t-Türkî (Kahire 1951, 2000). Burada Türkler, Türk edebiyatının doğuşu, gelişmesi, klasik ve modern dönemlerin önemli şairleriyle eserleri üzerinde durulmuş, son bölüm halk edebiyatına ayrılmıştır. Mısrî bu kitabını Sâdık Neşet’le birlikte Farsça’ya tercüme etmiştir. 4. Şemʿa ve ferâşe (Kahire 1955). Şairin Arapça ilk şiir kitabıdır. 5. Verde ve bülbül (Kahire 1958). Türk ve Fars edebiyatlarının izlerini taşıyan şiirlerinin yer aldığı eserin mukaddimesinde Mısrî şiir ve şairde bulunması gereken özellikler hakkında bilgi vermektedir. 6. Fi’l-Edebi’l-ʿArabî ve’t-Türkî (Kahire 1962). Bu kapsamlı eserde her iki edebiyatta şiir türleri, ortak alanlar olan Leylâ ve Mecnûn, tasavvufî unsurlar, mevlid metinleri, tabiatın şiire yansıması gibi konularla şair hükümdarlar ele alınmıştır. 7. Ḥüsnün ve ʿaşḳ (Hüsn ü aşk, Kahire 1963). Şairin Arapça üçüncü şiir kitabıdır. 8. Hemse ve nemse (Kahire 1964). Arapça şiirlerinin toplandığı dördüncü kitabıdır. 9. Ramażân fi’ş-şiʿri’l-ʿArabî ve’l-Fârisî ve’t-Türkî (Kahire 1965). 10. Fi’l-Edebi’l-İslâmî: Fużûlî el-Baġdâdî emîrü’ş-şiʿri’t-Türkî el-ḳadîm (Kahire 1967). Fuzûlî’nin her yönüyle ele alındığı bu hacimli kitap müellifin doktora tezi olup Mısır’da Türkoloji sahasında yapılmış ilk tezdir. Yayımlandığında büyük ilgiyle karşılanan kitap Rusça’ya da çevrilmiştir. 11. Ṣılât beyne’l-ʿArab ve’l-Fürs ve’t-Türk (Kahire 1970). Eserinin ilk bölümünde Araplar’la Farslar, ikinci bölümünde Araplar’la Türkler ve üçüncü bölümünde Farslar’la Türkler arasındaki ilişkiler çeşitli yönlerden incelenmektedir. 12. Îrân ve Mıṣr ʿabre’t-târîḫ (Kahire 1972). 13. eṣ-Ṣaḥâbiyyü’l-celîl Selmân el-Fârisî ʿinde’l-ʿArab ve’l-Fürs ve’t-Türk (Kahire 1973). Eser Farsça’ya da çevrilmiştir. 14. Ebû Eyyûb el-Enṣârî ʿinde’l-ʿArab ve’t-Türk (Kahire 1974). 15. İḳbâl ve’l-ʿâlemü’l-ʿArabî (Kahire 1976). İngilizce olarak da yayımlanmıştır. 16. Ṣubḥ (Lahor 1977). Müellifin Farsça şiirlerinin toplandığı, aynı kafiye ve aynı vezinde Arapça tercümelerinin de yer aldığı eser, Mısır’la İran arasında uzun bir dönemden sonra diplomatik ilişkilerin yeniden başlaması hâtırasına yazılmıştır. 17. el-Muʿcemü’l-câmiʿ Urdî-ʿArabî (Karaçi 1978, Hasan el-A‘zamî ile birlikte). 18. İḳbâl ve’l-Ḳurʾân (Kahire 1978). İkbal’in eserleri ve fikirleri üzerinde Kur’ân-ı Kerîm’in etkisinin ele alındığı bu kitap Sâlih b. Şemseddin en-Nedvî tarafından Urduca’ya çevrilmiştir. 19. el-Edebü’t-Türkî (Kahire 1979). 20. Fi’l-Edebi’ş-şaʿbiyyi’l-İslâmi’l-muḳāren (Kahire 1980). Eserde müslüman milletlerin halk edebiyatı karşılaştırmalı olarak incelenmektedir.

Diğer Telif Eserleri: İḳbâl beyne’l-muṣliḥîne’l-İslâmiyyîn (Kahire 1980); Şevḳ ve ẕikrâ (Kahire 1981, Arapça şiirlerinin yer aldığı bir kitaptır); Verdetün zâbile / Solgun Bir Gül (Kahire 1984, mesnevi tarzında yazılan yirmi beş Arapça kasideyle bunların serbest Türkçe çevirilerinden meydana gelir. Eserde şiirin manzum olarak tercüme edilmesi gerektiğini söyleyen şair, edebî zevki daha iyi yansıtabilmek için sanatkârın bazı yerlerde serbest tercümeye başvurabileceğini de ifade eder); el-Muʿcemü’l-Fârisiyyü’l-ʿArabiyyü’l-câmiʿ (Kahire 1984); Es̱erü’l-Fürs li-ḥaḍârati’l-İslâm (Kahire 1984); Mıṣr fi’ş-şiʿri’t-Türkî ve’l-Fârisî ve’l-ʿArabî (Kahire 1985); Mevce ve ṣaḫra (Kahire 1986, müellifin Arapça divanıdır); Muʿcemü’d-devleti’l-ʿOs̱mâniyye (Kahire 1989, bu çalışmada Osmanlı literatüründe kullanılan deyim ve terimlerin yanında padişah ve meşhur kişilerin hayatına dair bilgi verilmiştir); el-Merʾe fi’ş-şiʿri’l-ʿArabî ve’l-Fârisî ve’t-Türkî (Kahire 1989); el-Üsṭûre beyne’l-edebi’l-ʿArabî ve’l-Fârisî ve’t-Türkî (Kahire 1991); Muʿcemü’s-Sulṭân Ḳābûs li’l-esmâʾi’l-ʿArabiyye (Kahire 1991, bir heyet tarafından hazırlanan ve Uman Devlet Başkanı Sultan Kābûs adına kaleme alınan eserde Arapça isimlerin etimolojisi üzerinde durulmaktadır); Es̱erü’l-muʿcemi’l-ʿArabî fî luġāti’ş-şuʿûbi’l-İslâmiyye (Kahire 1992, Arapça sözlük çalışmalarının Türkçe, Farsça ve Urduca sözlüklere etkisinin incelendiği eserde bu dillerin etkileşiminin ele alındığı uzun bir mukaddimenin ardından Arapça’dan Farsça, Türkçe ve Urduca’ya geçen kelimeler sıralanmıştır); el-Endelüs beyne Şevḳī ve İḳbâl (Halep 1994); el-Mescid beyne şuʿarâʾi’l-ʿArabiyye ve’l-Fârisiyye ve’t-Türkiyye ve’l-Urdiyye; el-Ḳuds beyne şuʿarâʾi’ş-şuʿûbi’l-İslâmiyye (Kahire); Kerbelâʾ beyne şuʿarâʾi’ş-şuʿûbi’l-İslâmiyye (Kahire 2000); Ġazavâtü’r-Resûl beyne şuʿarâʾi’ş-şuʿûbi’l-İslâmiyye (Kahire 2000); el-İsrâʾ ve’l-miʿrâc fi’ş-şiʿri’l-ʿArabî ve’l-Fârisî ve’t-Türkî (Kahire 2000); el-Fellâḥ fi’ş-şiʿri’l-ʿArabî ve’l-Fârisî ve’t-Türk (Kahire 2000); Beyne vâlid ve veledih fi’ş-şiʿri’l-ʿArabî ve’l-Fârisî ve’t-Türkî ve’l-Urdû (Kahire 2004, eserde Arap, Fars, Türk ve Urdu edebiyatlarında baba ile çocuk arasındaki ilişkinin şiirlere nasıl yansıdığı incelenmektedir).

Tercüme. 1. Fi’s-Semâʿ (Kahire 1973). Muhammed İkbal’in Câvidnâme adlı eserinden. 2. Hediyyetü’l-Ḥicâz (Kahire 1975). Muhammed İkbal’in Armaġān-ı Ḥicâz adlı divanından. 3. Ravżatü’l-esrâr (Kahire 1977). Yine Muhammed İkbal’in Gülşen-i Râz-ı Cedîd adlı divanının nazmen tercümesi ve tasavvufî unsurları bakımından değerlendirmesidir. 4. Meşriḳ Zemîn der Âyîne (Milano 1979). Necmeddin Bammat’ın L’orient dans un miroir adlı eserinden. 5. el-Edebü’l-Fârisiyyü’l-ḳadîm (Kahire 1980). Paul Horn’ın Geschichte der Persischen Litteratur adlı kitabının giriş ve değerlendirme notlarıyla birlikte çevirisidir. 6. el-Mevlidü’ş-şerîf (Kahire 1981). Süleyman Çelebi’nin Vesîletü’n-necât’ının tercümesi, şerhi ve diğer mevlidlerle karşılaştırılmasıdır. 7. Ma Verâʾe’ṭ-ṭabîʿa fî Îrân (Kahire 1987). Muhammed İkbal’in Six Lecture on the Reconstruction of Religious Thought in Islam adlı doktora tezinden (Lahore 1930, 1934). 8. el-Edebü’l-İslâmî fî şibhi’l-ḳārreti’l-Hindiyyeti’l-Bâkistâniyye (Kahire 1988). Graham Billy’nin Urdu Literature adlı eserinin bazı ilâve ve yorumlarla tercümesidir. 9. el-İslâm beyne med ve ceẕr (Kahire 1990). Hindistanlı şair Eltâf Hüseyin Hâlî’nin Müseddes-i Medd ü Ceẕr-i İslâm adlı manzum eserinden. 10. er-Riḥle ilâ Mıṣr ve’s-Sûdân ve’l-Ḥabeşe (nşr. Mâcide Mahlûf, Kahire 1427/2006). Evliya Çelebi’nin Mısır, Sudan ve Habeşistan seyahati notlarının tahkikli tercümesidir. Hüseyin Mücîb el-Mısrî, Mehmed Âkif’in “Çanakkale Şehidlerine” adlı şiirini de nazmen Arapça’ya tercüme etmiştir (metni için bk. İslâmî Edebiyat, sy. 8 [İstanbul 1990], s. 24-25). Yirmi kadar “mürâcaat”ı (redaksiyon) bulunan Mısrî’nin imzasını taşıyan eserlerin çoğu Kur’ân-ı Kerîm’in Almanca, İtalyanca, Fransızca gibi dillere tercümeleri ve sözlük çalışmaları hakkındadır.

BİBLİYOGRAFYA :

Hüseyin Mücîb el-Mısrî, Fi’l-Edebi’l-İslâmî: Fużûlî el-Baġdâdî emîrü’ş-şiʿri’t-Türkî el-ḳadîm, Kahire 1967, s. 7-10, 184-185; Vahîdüddin Bahâeddin, Şaḫṣiyyât mine’l-edebi’l-muʿâṣır, Halep 1970, s. 160-162; M. Abdülmün‘im Hafâcî, el-Ḥayâtü’l-edebiyye baʿde ẓuhûri’l-İslâm, Beyrut 1990, s. 164-168, 173-179; Nebîle İshak M. İbrâhim, el-İtticâhü’l-İslâmî fî edebi’d-duktûr Ḥüseyn Mücîb el-Mıṣrî (doktora tezi, 1423/2002), Karaçi Câmiatü’d-Dirâsâti’l-İslâmiyye; Mehmet Akkuş, “Prof. Dr. Hüseyin Mucîb Mısrî ve Vesîletü’n-Necât’ın Arapça Tercümesi”, Süleyman Çelebi ve Mevlid: Yazılışı, Yayılışı ve Etkileri (ed. Mustafa Kara – Bilal Kemikli), Bursa 2007, s. 396-405; Ahmet Kazım Ürün, “Prof. Dr. Hüseyin Mucib el-Mısri ve Türk Edebiyatına Katkısı”, Yedi İklim, V/37, İstanbul 1993, s. 74-76; Muhammed Habîb, “Ḥüseyn Mücîb el-Mıṣrî: Ḥivâr”, Cerîdetü’l-üsbûʿi’l-edebî, sy. 802, Şam 2002; İsmail Parlatır, “Kahire, Ayn Şems Üniversitesinde Türkoloji Çalışmaları”, TDl., LXXXIV/607 (2002), s. 296-299; İffet eş-Şarkāvî, “el-Üstâẕ ed-duktûr Ḥüseyn Mücîb el-Mıṣrî fî nedveti Aʿlâm fî Külliyyeti’l-âdâb”, Ḥavliyyâtü âdâbi ʿAynşems, XXXIII/Ocak-Şubat-Mart, Kahire 2005, s. 11-17; Salâh Tehânî, “Ve Raḥale ʿamîdü’l-edebi’l-İslâmiyyi’l-muḳāran”, el-Mişkât, sy. 47, Fas 2006, s. 30; Hâzim Mahfûz, “Râḥilü’l-ʿallâmeti’l-mevsûʿî Ḥüseyn Mücîb el-Mıṣrî dâʿiyetü’l-edebi’l-İslâmî fî Mıṣr ve’l-ʿâlemi’l-ʿArabî”, a.e., s. 38; Ömer İshakoğlu, “Karşılaştırmalı Edebiyatın Öncüsü Hüseyin Mucîb el-Mısrî”, ŞM, sy. 10 (2010), s. 5-22; Abdulmecit İslamoğlu, “Mısır Üniversitelerinde Türkoloji Çalışmaları”, Hitit Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Dergisi, XI/18, Çorum 2010, s. 146-148, 155 (maddenin yazımında Hüseyin Mücîb el-Mısrî’nin 1987’de Kahire’de Mustafa Uzun’a verdiği kendi el yazısı hayat hikâyesi ve o zamana kadar yayımlanan eserlerinin listesiyle çeşitli görüşmelerde aktardığı şifahî bilgilerden de faydalanılmıştır).
Bu madde ilk olarak 2016 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin EK-2. cildinde, 267-269 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.