Kullanıcılarımızın Dikkatine: 16.01.2019 tarihli bilgilendirme

MÜCÂHİD b. CEBR

مجاهد بن جبر
MÜCÂHİD b. CEBR
Müellif: MUHAMMED FATİH KESLER
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2006
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 20.02.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/mucahid-b-cebr
MUHAMMED FATİH KESLER, "MÜCÂHİD b. CEBR", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/mucahid-b-cebr (20.02.2019).
Kopyalama metni
21 (642) yılında Mekke’de doğdu. Kays b. Sâib’in kölesiydi. Kur’an’a dair ilk bilgileri Kays’tan aldı ve sahâbîlerin ileri gelenleriyle görüşme imkânı buldu. Başta tefsir olmak üzere hadis ve fıkıh gibi alanlarda Abdullah b. Mes‘ûd, Ali b. Ebû Tâlib, Sa‘d b. Ebû Vakkās, Ebû Hüreyre, Âişe, Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Zübeyr’den faydalandı; Abdullah b. Abbas’ın önünde Kur’an’ı otuz defa hatmetti ve onunla Kur’an’ı baştan sona kadar üç kere tefsir etti. İbn Abbas’ın ölümünden sonra Mekke tefsir ekolünün önemli bir öncüsü olarak onun yerine tefsir derslerini üstlendi. İkrime el-Berberî, Atâ b. Ebû Rebâh, Katâde b. Diâme, Amr b. Dînâr ve A‘meş kendisinden faydalandı. Kırâat-i seb‘a imamlarından Ebû Ma‘bed İbn Kesîr ile Ebû Amr b. A‘lâ ondan kıraat alanında istifade ettiler. Mücâhid b. Cebr aynı zamanda Kur’an’da anlatılan vak‘aları ve bu olayların geçtiği yerleri araştırdı; Hârût ve Mârût olayını incelemek için Bâbil’e, Berhût kuyusunu görmek için Hadramut’a kadar gitti (Ebû Nuaym, III, 228; Ahmed İsmâil Nevfel, s. 53-56). Hayatının büyük bölümünü Kur’an’ın anlaşılması için yaptığı çalışmalara ayırdı, halkın fetva mercii oldu. Mekke’deki tâbiîn müfessirlerinin en yaşlısı olarak seksen iki yaşında vefat etti.

Süfyân es-Sevrî, Mücâhid’in geniş tefsir birikimine sahip, güvenilir bir müfessir olduğunu söyler; Katâde b. Diâme, onu yaşadığı devirdeki insanlar arasında tefsiri en iyi bilen kişi diye zikreder. İmam Şâfiî ve Buhârî de Mücâhid’in tefsirine güvenmiş, kendisinden gelen görüş ve rivayetlere kitaplarında yer vermiştir. İbn Sa‘d ve İbn Hibbân onun hadis rivayetinde sika, şahsî hayatında müttaki, âlim ve fakih; Nevevî, Zehebî ve İbn Hacer el-Askalânî ise tefsirde öncü bir şahsiyet olduğunu belirtmişlerdir.

Abdullah b. Abbas’tan öğrendiği tefsiri yazıya geçiren Mücâhid kendi öğrencileri için de aynı metodu uygulamış ve yaptığı tefsiri onlara imlâ etmiştir. Bugün elde bulunan ve Mücâhid’e nisbet edilen tefsirin öğrencileri tarafından derlendiğine inanılmaktadır. Kendisinden tefsir rivayet eden âlimlerin en meşhurları Abdullah b. Ebû Necîh, A‘meş ve İbn Cüreyc’dir. Onun tefsirde metodu Kur’an’ı Kur’an’la ve ardından sünnetle tefsir etmek şeklindedir. Câhiliye şiirinden, esbâb-ı nüzûlden ve İsrâiliyat’tan çokça faydalanmış, ancak İsrâiliyat konusunda eleştirilmiştir. Bunun yanında tefsirinde akla geniş yer vermiş, bu konuda kendisini tenkit edenlere, “Ben tefsire dair görüşlerimi Peygamber’in onlarca sahâbîsinden öğrendim” diyerek cevap vermiştir. Mücâhid’in bazı âyetlerden fıkhî hükümler çıkardığı da görülmektedir. Meselâ cuma namazına dair, “Namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lutfundan -nasibinizi- arayın. Allah’ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz” meâlindeki âyetten (el-Cum‘a 62/10) zeval vaktinden cuma namazının bitişine kadar geçen sürede ticaret yapmanın ve çalışmanın meşrû olmadığı sonucunu çıkarmıştır. Âyetler arasındaki irtibat ve insicamı da yorum için bir karîne olarak değerlendiren Mücâhid’in bazan mecazi tefsir yaptığı da olmuştur. Nitekim Bakara sûresinin 81. âyetinde geçen “suçu onu kuşatırsa...” ifadesini, “İnsanın işlediği günahlar birikir, kalbini karartır ve gittikçe kalbin her tarafını kaplar” şeklinde açıklamıştır. Aynı şekilde Müddessir sûresinin 4. âyetindeki “Elbiseni temizle” cümlesini, “Yaptığın amelleri sâlih kişilerin amelleri gibi yap” diye yorumlamıştır. Öte yandan kaynaklarda Mücâhid’in bazan hatalı tefsirler yaptığı ve âdeta sırf re’y ile hareket ettiği ileri sürülmüştür. Meselâ Ra‘d sûresinin 43. âyetinde geçen, “yanında kitabın bilgisi bulunan” şahıstan kastedilenin Medine’de ihtida eden Abdullah b. Selâm olduğunu söylemiş, bunu duyan Saîd b. Cübeyr sûrenin Mekke’de nâzil olduğunu hatırlatarak Mücâhid’in yanıldığını belirtmiştir.

Mücâhid b. Cebr’e nisbetle yayımlanan iki tefsir Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye’de kayıtlı (nr. 2075) yazma nüshaya dayanmaktadır. Bunlardan ilkini gerçekleştiren Abdurrahman Sûretî mevcut yazmayı tahkik etmiş, ayrıca Taberî’nin tefsirinde ve diğer tefsirlerde bulunan bilgilerden Mücâhid’e nisbet edilenleri almış, nüshada tefsiri yer almayan bazı sûrelerin açıklamasını da bu şekilde oluşturmuştur (Tefsîru Mücâhid, Devha 1976; I-II, Beyrut, ts.). İkinci neşir M. Abdüsselâm Ebü’n-Nîl’e ait olup doktora tezi olarak hazırlanmıştır. Araştırmacı ilk yayının eksiklerini gidermeye çalışmış, yazmadaki bilgileri ilk neşirde olduğu gibi zenginleştirmiştir (Tefsîrü’l-İmâm Mücâhid b. Cebr, Nasr 1410/1989). İsmail Cerrahoğlu, bu neşirlerde kullanılan yazmadaki tefsir rivayetlerinin Mücâhid’e nisbetini zayıf görmekte, aynı şeyin ilk nâşir tarafından yapılan eklemeler için de söz konusu olduğunu belirtmektedir.

BİBLİYOGRAFYA
Mücâhid b. Cebr, Tefsîru Mücâhid (nşr. Abdurrahman Tâhir b. Muhammed es-Sûretî), Beyrut, ts. (el-Menşûrâtü’l-ilmiyye), neşredenin girişi, I, 24-61; İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳāt, V, 464-467; Taberî, Câmiʿu’l-beyân, I, 40, 148; XXX, 30, 101, 332, 350; Ebû Nuaym, Ḥilye, III, 228, 279-283; Hatîb el-Bağdâdî, Taḳyîdü’l-ʿilm (nşr. Yûsuf el-Iş), Dımaşk 1974, s. 105; Kurtûbî, el-Câmiʿ, I, 39; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, IV, 450-456; a.mlf., Teẕkiretü’l-ḥuffâẓ, I, 92; İbn Hacer, Tehẕîbü’t-Tehẕîb, V, 370-374; Süyûtî, el-İtḳān (Bugā), II, 1234; M. Hüseyin ez-Zehebî, et-Tefsîr ve’l-müfessirûn, Kahire 1381/1961, I, 104, 105; Ahmed İsmâil Nevfel, Mücâhid: el-Müfessir ve’t-tefsîr, Kahire 1411/1990, s. 53-56; İsmail Cerrahoğlu, “Tefsirde Mücâhid ve Ona İsnad Edilen Tefsir”, AÜİFD, XXIII (1978), s. 31-50.
Bu madde ilk olarak 2006 senesinde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 31. cildinde, 442-443 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
Kullanıcılarımızın Dikkatine
Önceki web sitemizin yayımlanmasına son verdiğimiz 1 Ocak 2019 tarihinden bu yana bazı kullanıcılarımızın yeni sitemizdeki İletişim Formu aracılığıyla ilettikleri talep, şikâyet ve öneriler hakkında bilgilendirme mesajıdır.
Duyuruyu okumak için tıklayınız.