MUHAMMED ALİ ŞAH

محمّد علي شاه
MUHAMMED ALİ ŞAH
Müellif: OSMAN GAZİ ÖZGÜDENLİ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2005
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 15.08.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/muhammed-ali-sah
OSMAN GAZİ ÖZGÜDENLİ, "MUHAMMED ALİ ŞAH", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/muhammed-ali-sah (15.08.2020).
Kopyalama metni
21 Haziran 1872’de Tebriz’de doğdu; Muzafferüddin Şah’ın oğludur. On yaşında iken “İ‘tidâdü’s-saltana” unvanını aldı; yirmi yaşında Azerbaycan eyaleti askerî birliklerinin kumandanlığına getirildi. Muzafferüddin Şah 1896 yılında hükümdarlığa gelince onu veliaht tayin etti ve Azerbaycan’ın idaresiyle görevlendirdi. 1905’te babası Avrupa seyahatine çıktığında saltanat vekili olarak Tahran’da bulundu; bu sırada Meşrutiyet yanlısı reformcularla görüşmeler yaptı.

9 Ocak 1907 tarihinde Muzafferüddin Şah’ın vefatı üzerine ortamın karışık ve hazinenin boş olduğu bir dönemde İran tahtına çıkan Muhammed Ali Şah o günden itibaren ülkeyi sarsacak olan ciddi meselelerle yüz yüze geldi. Bir yandan monarşinin güç kaybetmesine karşı şiddetle direnirken bir yandan da İran üzerinde gittikçe hararetlenen Rus-İngiliz siyasî rekabetiyle uğraşarak Rusya’nın tarafını tuttu. 31 Ağustos 1907’de imzalanan antlaşmayla başşehir Tahran ve İsfahan dahil İran’ın kuzeyi Rusya’nın, güneyi İngiltere’nin nüfuzu altına girdi. Onun veliahtlığı sırasında reformcularla görüşmesine rağmen tahta çıkar çıkmaz meşrutiyete karşı cephe alması, Muzafferüddin Şah’ın son aylarında bazı siyasî haklar elde etmeyi başaran kimseler tarafından güvenilmez bulunmasına sebep oldu. O günlerde meydana gelen siyasî hadiseler, bu arada daha fazla reform isteyen bazı gizli grup ve derneklerin takip edilmesi, şah ile bir yıl önce babasının açtığı ilk meclisin (Meclis-i Şûrâ-yı Millî) ve onun hazırladığı anayasayı (Nizâmnâme-yi Hukūk-i Millet) destekleyenlerin arasını açtı; bu sırada bazı gazete ve dergiler kapatıldı. 1908 yılı Haziran ayında Tahran’da sıkıyönetim ilân edildi ve kumandanlığına bir Rus albayı getirildi. Bu durum hükümetin, Rusya’nın bütün ülkeyi kontrolü altına almasına izin vereceği yönünde şüphelerin doğmasına yol açtı. Muhammed Ali Şah 23 Haziran 1908’de meclise top ateşi açtırdı; ertesi gün aralarında Cemâleddin İsfahânî ve Mirza Cihangir Han gibi ünlü simaların bulunduğu muhalefetin önde gelen bazı temsilcileri ve milliyetçi liderler tutuklandı veya öldürüldü. Şah dört gün sonra da meclisi feshederek anayasayı askıya aldı. Ancak bunlar sadece muhalefete güç kazandırdı. Başta Tebriz olmak üzere İsfahan, Reşt ve Meşhed’de başlayan karışıklıklar kısa sürede bütün ülkeye yayıldı; ayaklanmaları bastırmak için gönderilen kuvvetler de bir sonuç alamadı. Bu arada durumdan faydalanan Bahtiyârîler İsfahan’ı ele geçirdi. Neticede muhalif güçler, hükümet kuvvetlerine karşı Kerec yakınlarındaki Bâdâmek’te kazandıkları zaferin ardından 12 Temmuz 1909’da Tahran’a girdi. Muhammed Ali Şah Ruslar’ın sefâret binasına sığınarak canını kurtarabildi; daha sonra da küçük yaştaki oğlu Ahmed Mirza lehine tahttan ferâgat ettirildi (16 Temmuz 1909) ve Ruslar’ın diplomatik girişimleriyle Odesa’ya sürgüne gönderildi (9 Eylül 1909).

Muhammed Ali Şah, İran’a tekrar dönebilmek için Kasım 1910’da taraftarlarıyla Viyana’da yaptığı görüşmelerin ardından hazırladığı ve Ruslar’ın da desteklediği güçlü bir ordu ile Hazar denizi üzerinden Esterâbâd yakınlarına geldi; daha önce anlaştığı taraftarları da Kürdistan’da isyan başlattılar. Hükümetin gönderdiği orduyla 5 Eylül 1911 tarihinde Verâmin yakınlarında karşılaşan Muhammed Ali’nin kuvvetleri bozguna uğradı. Önde gelen adamları öldürülen eski şah kaçtığı Esterâbâd’dan bir gemiyle Rusya’ya geri gitmek zorunda kaldı (Şubat 1912); bu başarısız teşebbüs onun saltanat ümitlerini de sona erdirdi. İhtiraslı ve mücadeleci kişiliğine rağmen tahtını koruyabilmek için gerekli sağduyu ve siyasî zekâdan yoksun olan Muhammed Ali Şah 5 Nisan 1925 tarihinde İtalya’nın San Remo şehrinde öldü; naaşı sonradan babasının da mezarının bulunduğu Kerbelâ’ya nakledildi.

BİBLİYOGRAFYA
E. G. Browne, The Persian Revolution of 1905-1909, Cambridge 1910, s. 133-323; Abbas İkbâl, Târîḫ-i Mufaṣṣal-ı Îrân, Tahran 1346 hş., s. 852-858; Firuz Kazemzadeh, Rusian and Britain in Persia: 1864-1914, Nev Haven 1968, s. 448-628; N. Keddie, “Iran under the Later Qajars, 1848-1922”, CHIr., VII, 204-206; Rahîm Reîsniyâ – Abdülhüseyin Nâhîd, Dü Mübâriz-i Cünbüş-i Meşrûṭa, Tahran 1349/1970, tür.yer.; Ferîdûn Âdemiyyet, İdeoloji-yi Nehḍat-i Meşrûṭiyyet-i Îrân, Tahran 2535/1976, s. 143-487; Hüseyin Baykara, İran İnkılâbı ve Azatlık Hareketi, İstanbul 1978, s. 67-122; Ḫâṭırât-ı Seyyid ʿAlî Muḥammed Devletâbâdî, Tahran 1362, s. 22-167; P. Sykes, Târîḫ-i Îrân (trc. M. Takī Fahr-i Dâî-yi Gîlânî), Tahran 1366, II, 546-594; M. Cevâd Meşkûr, Târîḫ-i Îrân^-zemîn, Tahran 1366 hş., s. 365-372; Mehdî Ensârî, Şeyḫ Fażlullāh-i Nûrî ve Meşrûṭiyyet, Tahran 1369, s. 71-156, 210-228; Ahmed-i Kesrevî, Târîḫ-i Meşrûṭâ-yı Îrân, Tahran 1370, s. 332-567, 577-900; Mehdî Melikzâde, Târîḫ-i İnḳılâb ve Meşrûṭiyyet-i Îrân, Tahran 1371/1992, I-VII, tür.yer.; Abdullah Müstevfî, Şerḥ-i Zindegânî-yi men yâ Târîḫ-i İctimâʿî ve İdârî-yi Devre-yi Ḳācâriyye, Tahran 1371/1992, s. 170-287; R. M. Burrell, “Muḥammad ʿAlī S̲h̲āh Ḳād̲j̲ār”, EI2 (İng.), VII, 431-432; İsmail Safa Üstün, “İran”, DİA, XXII, 402; Faruk Sümer, “Kaçarlar”, a.e., XXIV, 52.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2005 yılında İstanbul'da basılan 30. cildinde, 502-503 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER