MUHAMMED b. ABDULLAH b. TÂHİR - TDV İslâm Ansiklopedisi

MUHAMMED b. ABDULLAH b. TÂHİR

محمّد بن عبداللّه بن طاهر
Müellif:
MUHAMMED b. ABDULLAH b. TÂHİR
Müellif: HASAN KURT
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2019
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 28.10.2021
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/muhammed-b-abdullah-b-tahir
HASAN KURT, "MUHAMMED b. ABDULLAH b. TÂHİR", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/muhammed-b-abdullah-b-tahir (28.10.2021).
Kopyalama metni
209 (824) yılında doğdu. Tâhirîler’den Horasan Valisi Abdullah b. Tâhir’in oğludur. Abbâsî Halifesi Mu‘tasım-Billâh tarafından 224’te (839), Tâhirîler’in hâkimiyetini kabullenemediği için doğrudan hilâfet merkezine bağlanmak isteyen Taberistan Hükümdarı Mâzyâr b. Kārin’e elçi olarak gönderildi. Muhammed b. Abdullah 228 yılı Zilhicce ayında (Eylül 843) Irâk-ı Acem ve Taberistan valiliğine tayin edildi; nâibi sıfatıyla kardeşi Süleyman’ı Taberistan ve Cürcân’a yolladı. Tâhirîler’den Muhammed b. İshak b. İbrâhim’in ölümü üzerine de 22 Rebîülâhir 237’de (23 Ekim 851) vergi memurluğu, halifenin temsilciliği görevlerinin yanı sıra Bağdat sâhibüşşurtalığına (askerî vali), ayrıca Sevâd ve Fars valiliğine getirildi. Bağdat sâhibüşşurtalığı Muhammed b. Abdullah’ın yaptığı görevlerin en etkili ve uzun süreli olanıdır. Bu sırada devletin resmî din anlayışının yaygınlaştırılması için çalıştı, muhalefet edenleri cezalandırdı. Daha önce Sâmerrâ’da hâcibliğini üstlendiği Halife Mütevekkil-Alellah’ın emriyle Bağdat’ta dinî ihtilâflardan doğan iç karışıklıkları sona erdirmek için gayret gösterdi. Mutaassıp mezhep mensuplarıyla mücadele etti, Hz. Peygamber’in sünnetini ihyâ etmek için çabaladı. Bağdat sâhibü’ş-şurtası olarak yalnızca şehrin güvenliğiyle ilgilenmedi, ayrıca seferlere askerî destek sağladı. Nitekim 248’de (862) Halife Müntasır-Billâh, kendisinden Türk kumandan Vasîf komutasında Malatya ve çevresindeki Rumlar’a karşı yapılan gazâ için yardım etmesini ve halkı cihada teşvik etmesini istedi.

Muhammed b. Abdullah isyan eden Ali evlâdıyla (Tâlibîler) mücadelede önemli rol oynadı. Zeydî imamlarından Ebü’l-Hüseyin Yahyâ b. Ömer, Kûfe ve Sevâd bölgesinde 250’de (864) isyan etti, Kûfe’deki beytülmâle el koyup adamlarına dağıttı ve mahpusları salıverdi. Bunun üzerine Muhammed b. Abdullah, 13 Receb 250 (20 Ağustos 864) veya 27 Receb 249 (15 Eylül 863) tarihinde sevkettiği askerlerle Yahyâ’yı öldürüp isyanı bastırdı. Halife Müstaîn-Billâh, Kûfe’deki ayaklanmayı bastırmasının ödülü olarak Taberistan ile Deylem arasında kalan ve kendi mülkü olan araziyi Muhammed b. Abdullah’a verdi. Ancak Taberistan’ın Muhammed’e iktâ edilmesi bölge halkını rahatsız etti ve Hasan b. Zeyd b. Muhammed liderliğinde halk ayaklandı (Ramazan 250 / Ekim 864). Başlangıçta Taberistan’a tamamen hâkim olan Hasan b. Zeyd 251 (865) yılında yenilerek geri çekildi. Muhammed b. Abdullah, aynı yıl Kûfe’de isyan eden Zeydî Hüseyin b. Muhammed’i ve taraftarlarını kısa zamanda kontrol altına aldı. Bu olaylardan sonra Zeydîler’i yakından takip etti. Muhammed b. Abdullah aynı zamanda Hâricîler’le de mücadele etti, ancak bu hususta dikkate değer bir başarı gösteremedi. Hâricîler onun döneminde nüfuz alanlarını Hulvan, Celûla ve Musul’a kadar genişlettiler. Öte yandan Halife Müstaîn-Billâh döneminde Bağdat’ta çıkan ayaklanmaların bastırılmasında önemli rol oynadı. Bundan dolayı hac emîri tayin edildi. Ayrıca Bağdat’taki görevi yanında Mekke, Medine ile Irak ve çevresinin valiliği de onun idaresine verildi.

Sâmerrâ’da çıkan isyan ve karışıklıkları bastıramayan Halife Müstaîn-Billâh gizlice şehirden ayrılıp Bağdat’a hareket etti ve burada Muhammed b. Abdullah tarafından karşılandı. Müstaîn-Billâh’ın gelmesiyle Bağdat geçici de olsa yeniden başşehir oldu. Bu durum Sâmerrâ’daki Türk komutanlarının hoşuna gitmedi. Zira Sâmerrâ’nın terkedilmesi onların durumlarının sarsılmasına yol açacaktı. Türk kumandanlarının Sâmerrâ’ya dönmesini istedikleri Müstaîn-Billâh, Muhammed b. Abdullah’tan aldığı destekle bu ricalarını geri çevirdi. Müstaîn-Billâh’ın Bağdat’ta kalması Muhammed b. Abdullah için büyük önem taşımaktaydı. Çünkü hilâfet makamının arka planındaki gizli iktidar gücü kendi elinde olacak, Sâmerrâ’daki Türk komutanların aksine hilâfet üzerindeki etkinliği artacaktı. Bunun üzerine Türk kumandanları Müstaîn-Billâh’ı halife olarak tanımadıklarını açıkladılar. 11 Muharrem 251 (12 Şubat 865) tarihinde sarayda hapiste bulunan Mu‘tez-Billâh’ı serbest bırakıp halife ilân ettiler. Böylece biri Bağdat’ta, diğeri Sâmerrâ’da iki halife ortaya çıkmış oldu. Mu‘tez-Billâh, Muhammed b. Abdullah’tan kendisine biat etmesini istedi, ancak Muhammed hemen olumlu cevap vermedi. Sâmerrâ’daki gelişmeleri öğrendikten sonra da Sâmerrâ’ya yapılacak malî desteğin kesilmesi için bazı yöneticilerle yazışmalarda bulundu; onlardan gemilerin bu şehre girişini engellemelerini istedi. Müstaîn-Billâh valilere mektup yazarak vergilerini Sâmerrâ’ya değil Bağdat’a göndermelerini istedi. Muhammed b. Abdullah da şehrin etrafına hendekler kazdırıp savunma tedbirleri aldı. Neticede Muhammed b. Abdullah’ın hâkimiyetinde bulunan Bağdat ile Sâmerrâ’daki Türkler arasında çıkan iç savaş birçok insanın ölümüne yol açtı. Çatışmalarda yenilgiye uğrayan Muhammed b. Abdullah’ın ordusunda bölünmeler başladı (Cemâziyelâhir 251 / Temmuz 865).

Sâmerrâ ile sürüp giden iç çatışmalar Bağdat’ta ekonomik krize yol açtı. Bu da Muhammed b. Abdullah’a karşı tepkilerin artmasına, hatta sosyal patlamaya sebebiyet verdi. Durumu farkeden Muhammed b. Abdullah, daha önce biata yanaşmadığı Mu‘tez-Billâh’ın halifeliğini kabul etmek zorunda kaldı. Aslında Muhammed b. Abdullah’ın Müstaîn-Billâh’a samimiyetle hizmet eden bir kumandan olduğu, ancak Vezir İbn Hâkān’ın (Ubeydullah b. Yahyâ b. Hâkān) Müstaîn-Billâh aleyhinde ağır sözler sarfetmesi üzerine Müstaîn-Billâh’tan yüz çevirip hocası olduğu Mu‘tez-Billâh’ı desteklediği rivayet edilir. Mu‘tez-Billâh’ın Bağdat’a sevkettiği ordunun kumandanı olan kardeşi Ebû Ahmed Muvaffak el-Abbâsî şehri uzun süre kuşattıktan sonra Muhammed b. Abdullah ile anlaştı ve Müstaîn-Billâh’ın halifelikten hal‘ine karar verildi. Bunun üzerine Müstaîn-Billâh halifeliği Mu‘tez-Billâh’a devretti. 4 Muharrem 252 (25 Ocak 866) tarihinde hutbe Mu‘tez-Billâh adına okundu. Yeni halife tarafından da imzalanan anlaşmaya göre ordu için toplanacak malın üçte biri Muhammed b. Abdullah’a ve Bağdat ordusuna, üçte ikisi de Türkler’e ve diğer mevâlîye dağıtılacaktı. Fakat bir süre sonra Mu‘tez-Billâh, Muhammed b. Abdullah’ın askerlerinin maaşını kesti. Bu durum büyük karışıklıklara yol açtı. Buna rağmen Muhammed b. Abdullah, Mu‘tez-Billâh ile iş birliği yaparak Müstaîn-Billâh’ın öldürülmesinde rol oynadı.

Mu‘tez-Billâh döneminde de Bağdat’taki sâhibü’ş-şurta görevini sürdüren Muhammed b. Abdullah 14 Zilkade 253 (15 Kasım 867) tarihinde öldü, cenaze namazını oğlu Tâhir kıldırdı. Hastalığı şiddetlenince idarî yetkilerinin kardeşi Ubeydullah b. Abdullah’a bırakılmasını vasiyet eden Muhammed b. Abdullah çok güçlü bir kumandan ve nüfuzlu bir devlet adamı idi. Sığınacak bir yer arayanların sığınağı haline gelmişti. Nitekim devlet hazinesinden sorumlu Vezir Ebû Sâlih Abdullah b. Muhammed b. Yezdâd, Vasîf ve Boğa es-Sagīr’den çekindiği için Bağdat’a kaçmıştır. Bunun üzerine Müstaîn-Billâh yalnızca onun yerine yeni bir vezir tayin etmekle yetinmiştir. Muhammed b. Abdullah cömert, iyilik sever, edepli, istişareye önem veren uyumlu bir insandı. Halife Mu‘tez-Billâh, Türk asıllı komutanlara karşı kendisini koruyabilecek yegâne kişi olduğu için onun ölümüne çok üzülmüştür. Muhammed b. Abdullah aynı zamanda meşhur bir edip, şair ve âlimdir. Hadis rivayet etmiş, felsefe ve Arap grameriyle ilgilenmiştir. Müberred ve Sa‘leb gibi Arap dili ve edebiyatı âlimlerini himayesine almış, Müberred ile Sa‘leb’in tartışmalarını dinledikten sonra Müberred’i kendine, Sa‘leb’i de oğluna hoca tayin etmişti. Bazı beyit ve mektupları günümüze ulaşmıştır (Şâbüştî, s. 132; Safedî, III, 304-305; Ahmed Zekî Safvet, IV, 237-245, 399).

BİBLİYOGRAFYA :

Ya‘kūbî, Târîḫ, II, 488, 491, 497 vd.; Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), IX, 188-191, 200 vd., 210, 222-230, 241-244, 256 vd., 261-271, 277-284, 287-307, 309-345, 370 vd., 374-376, 378, 387; Mes‘ûdî, Mürûcü’ẕ-ẕeheb (Abdülhamîd), III, 115-117; IV, 145, 154, 162-164; Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, Meḳātilü’ṭ-Ṭâlibiyyîn (nşr. Seyyid Ahmed Sakr), Kahire 1949, s. 645; Şâbüştî, ed-Diyârât (nşr. K. Avvâd), Beyrut 1406/1986, s. 38, 87, 122-129, 132; İbn İsfendiyâr, Târîḫ-i Ṭaberistân: Abridged Translation of the History of Tabaristān (trc. E. G. Browne), Leiden-London 1905, s. 157, 161; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, VII, 59 vd., 65, 79, 85, 95-100, 117 vd., 121-130, 135-162, 167-170, 175 vd., 179 vd., 184, 188; İbnü’t-Tıktakā, el-Faḫrî, s. 240-241; Nüveyrî, Nihâyetü’l-ereb, XXII, 307-317; Safedî, el-Vâfî, III, 304-305; İbn Kesîr, el-Bidâye, XI, 5-7, 11; Zahîrüddîn-i Mar‘aşî, Târîḫ-i Ṭaberistân ve Rûyân ve Mâzenderân (nşr. B. Dorn), St. Petersburg 1850, s. 279; Guy le Strange, Baghdad during the Abbasid Caliphate, Oxford 1924, s. 118-119, 311-312; Ahmed Zekî Safvet, Cemheretü resâʾili’l-ʿArab fî uṣûri’l-ʿArabiyyeti’z-zâhire, Beyrut, ts. (el-Mektebetü’l-ilmiyye), IV, 237-245, 399; Hakkı Dursun Yıldız, İslâmiyet ve Türkler, İstanbul 1976, s. 116-121; R. Nelson Frye, Orta Çağın Başarısı Buhârâ (trc. Hasan Kurt), Ankara 2000, s. 141; Gülgûn Uyar, Ehl-i Beyt: İslâm Tarihinde Ali-Fâtıma Evlâdı, İstanbul 2008, s. 349, 358, 359-362, 364, 366, 369; K. V. Zetterstéen – [C. E. Bosworth], “Muḥammad b. ʿAbd Allāh”, EI2 (İng.), VII, 390; İsmail Durmuş, “Müberred”, DİA, XXXI, 432.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2019 yılında Ankara’da basılan (gözden geçirilmiş 3. basım) EK-2. cildinde, 290-291 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER