MUHAMMED b. MAHMÛD

محمّد بن محمود
Müellif:
MUHAMMED b. MAHMÛD
Müellif: FARUK SÜMER
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2005
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 15.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/muhammed-b-mahmud
FARUK SÜMER, "MUHAMMED b. MAHMÛD", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/muhammed-b-mahmud (15.11.2019).
Kopyalama metni
Rebîülâhir 522’de (Nisan 1128) doğdu. Sultan Mahmûd b. Muhammed Tapar’ın oğludur. Çocuk yaşta kardeşi Melikşah ile birlikte, atabeg unvanıyla bu iki kardeş adına Fars bölgesini yöneten ve onlara dayanarak Sultan Mes‘ûd b. Muhammed Tapar’a karşı isyanlar çıkaran Boz-aba’nın (Boz-apa) denetimine girdi. Boz-aba, 540’ta (1145) Sultan Mesud’a karşı Arrân ve bazı Azerbaycan yörelerinin hâkimi Çavlı Candar ile bir antlaşma yaptı. Buna göre Boz-aba, Çavlı istediği takdirde Melik Muhammed’i ona götürecekti. İki yıl sonra müttefikleri Emîr Abdurrahman b. Togayürek ile Emîr Abbas’ın öldürüldüğünü duyan Boz-aba, Muhammed ve Melikşah’ı, bir rivayete göre ise yalnız Muhammed’i İsfahan’da tahta oturttu. Ardından onlarla birlikte Hemedan üzerine yürüdü. Hemedan yakınlarındaki Karategin çayırında yapılan savaşta Boz-aba’nın Sultan Mesud’a yenilip öldürülmesi üzerine iki kardeş savaş meydanından uzaklaştı (542/1147). Bu olaydan sonra Sultan Mesud yeğeni Muhammed’i çağırarak kızıyla evlendirdi ve veliaht ilân edip Hûzistan’a tayin etti. Ertesi yıl Sultan Mesud’a itaatten ayrılmış olan Şemseddin İldeniz, Kaymaz, Korkut, Torumtay gibi emîrler Muhammed’i başlarına geçirip Bağdat’a geldiler. Ancak Halife Muktefî-Liemrillâh onlara şehrin kapılarını açmadı. Emîrler Sultan Mesud’un gelmekte olduğunu duyunca dağıldılar. Hûzistan’a dönen Muhammed’in bu yanlış hareketi veliahtlığı kardeşi Melikşah’a kaptırmasına sebep oldu. Sultan Mesud’un ölümü üzerine (1 Receb 547 / 2 Ekim 1152) Beylerbeyi Has Beg, Melikşah’ı Selçuklu tahtına çıkarınca Melikşah devlet işlerini ona bıraktı. İki yıl sonra Has Beg’in teklifiyle yerine kardeşi Muhammed’in geçirilmesine karar verildi. Hemedan Kalesi’ne kapatılan Melikşah (Şevval 547 / Ocak 1153) Hûzistan’a kaçtı ve tahtı ele geçirmek için hazırlanmaya başladı. Sultan Muhammed, Atabeg Ayaz’ı bir orduyla Hûzistan’a gönderip kardeşinin tahtı ele geçirme teşebbüsünü neticesiz bıraktı.

Muhammed’in Emîr İl Kavşut ve diğer bazı kumandan ve devlet adamlarının yönlendirmesiyle Has Beg’i öldürtmesi tepkiyle karşılandı. Bu yüzden Merâga emîri Ahmedîlîler’den Nusretüddin Has Beg ile Arrân ve Azerbaycan hâkimi Şemseddin İldeniz Muhammed’in hükümdarlığını tanımadılar. Şemseddin İldeniz ve diğer emîrler, Hemedan’a giderek amcası Sultan Sencer’in veliahdı olduğu halde bundan faydalanamayan Muhammed Tapar’ın oğlu Melik Süleyman Şah’ı tahta çıkardılar. Vezirliğine Sultan Mesud’un vezirini, emîr hâcibliğe de Alp Argun’u geçirmeye karar verdiler. Görevini kaybedeceğini öğrenen emîr hâcib Hârizmşah Yûsuf, Süleyman’a emîrlerin kendisini tutuklayacağını bildirdi. Süleyman da hazinedeki parayı alarak yakınlarıyla birlikte Hemedan’dan ayrıldı. Süleyman’ın sultanlığı yirmi yedi gün sürdü.

Bu sırada İsfahan’da bulunan Muhammed, Rey hâkimi İnanç’ın olup bitenleri kendisine haber vermesi üzerine Hemedan’a gidip tahta oturdu. Sultan Muhammed, Bağdat’a elçi göndererek Halife Muktefî-Liemrillâh’tan kendi adına hutbe okunmasını istedi. Fakat halife bu isteği şiddetle reddetti. Bir süre sonra dirlikleri halife tarafından zaptedilmiş olan emîrler Sultan Muhammed’e Bağdat’a sefer düzenlenmesi için baskı yapmaya başladılar. Sultan halifeye karşı böyle bir hareketi doğru bulmadıysa da emîrler onun sözlerini dinlemeyip harekete geçtiler. İki ordu Ba‘kūbâ yakınlarındaki Becimzâ’da karşılaştı (30 Receb 549 / 10 Ekim 1154). Savaş Abbâsî ordusunun zaferiyle sonuçlandı. Sultan Muhammed’in yardım için gönderdiği Merâga hâkimi Nusretüddin Has Beg Arslanapa kumandasındaki kuvvet yolda bozgun haberini alınca geri döndü.

Öte yandan Horasan ve Mâzenderan’a gidip kendisine destek arayan, ancak aradığı desteği bulamayan Süleyman Şah, İsfahan önüne gelip Câmedâr Reşîd’den şehri kendisine teslim etmesini istedi; fakat Reşîd, Sultan Muhammed’e hıyanet edemeyeceğini söyleyerek bunu reddetti. Emrindeki küçük kuvvetle bir şey yapamayacağını anlayıp Kâşân’a giden Süleyman Şah, Sultan Muhammed’in üzerine kuvvet gönderdiğini duyunca Hûzistan’a yöneldi, daha sonra Bağdat’a halifenin yanına gitti. Halife Muktefî-Liemrillâh, Süleyman Şah’ın Sultan Muhammed ile savaşması için 3000 kişilik bir yardım kuvveti hazırlattı ve onunla birlikte Bağdat’tan ayrıldı (Rebîülevvel 551 / Mayıs 1156). Hulvan’da Hûzistan meliki Melikşah da onlara katıldı. Arrân’a giderek Şemseddin İldeniz ile buluşan Süleyman Şah’ın etrafında çok sayıda asker toplandı. Bu gelişmeleri öğrenen Sultan Muhammed, Zengîler’den Musul hâkimi Kutbüddin Mevdûd b. İmâdüddin ile nâibi Zeynüddin Ali Küçük’e vaadlerde bulunarak kendisine yardım etmelerini istedi. Onların yardıma hazır olduklarını öğrenince Süleyman Şah ile savaşmak üzere harekete geçti. İki ordu Aras nehri kıyısında karşılaştı (Cemâziyelevvel 551 / Temmuz 1156). Bozguna uğrayan Süleyman Şah Bağdat’a dönerken yolda Ali Küçük tarafından tutuklanıp Musul Kalesi’ne hapsedildi.

Sultan Muhammed, bu zaferin ardından halifeye elçi gönderip Bağdat ve Irak’ta adına hutbe okutmasını istedi. Halifenin isteği reddetmesi üzerine Bağdat’a yürünmesine karar verildi. 551 yılı Zilhicce ayında (Ocak-Şubat 1157) Irak’a giren sultan Bağdat’ı üç ay boyunca muhasara etti. Bunun üzerine halife ile veziri Ebü’l-Muzaffer İbn Hübeyre, muhasarayı kaldırmak için Arrân Valisi Şemseddin İldeniz’in Melikşah ve yanında bulunan Arslanşah b. Tuğrul ile birlikte Hemedan’a yürümesini sağladılar. Hemedan’a giren Melikşah, İldeniz ve Arslanşah’ın Sultan Muhammed’in yanındaki emîrlerin ailelerini tutuklayıp mallarına el koyduklarının öğrenilmesi Selçuklu ordusu arasında büyük bir tedirginlik meydana getirdi. Ailesi ve dirliği Hemedan’da olan askerler ordugâhı terketmeye başladılar. Neticede Sultan Muhammed Bağdat’tan ayrılmak zorunda kaldı; Hemedan’a dönerek İldeniz’in ülkesine sefer için hazırlık yapılmasını emretti. Ancak vereme yakalanması bu seferin yapılmasına engel oldu.

Sultan Muhammed, 553 (1158) yılında Kum ve Kâşân yöresinde yağmalarda bulunan kardeşi Melikşah’a haber göndererek yaptıklarına son verdiği takdirde kendisini veliaht tayin edeceğini bildirdi. Fakat Melikşah hareketlerini sürdürdü. Bunun üzerine sultan Melikşah’ı bölgeden uzaklaştırmak için Hemedan’dan ayrıldı. Durumu öğrenen Melikşah Bağdat’a doğru kaçtıysa da sultan onu takip edemedi. Muhammed b. Mahmûd Zilhicce 554’te (Aralık 1159) vefat etti. 30 Zilkade 554’te (13 Aralık 1159) öldüğü de rivayet edilir. Sultan Muhammed akıllı, vakur, iyi kalpli, doğru sözlü, âlim, âdil, dindar ve cömert bir hükümdardı. Halife Muktefî-Liemrillâh’ın onu “akıllı düşman” olarak tanımladığı söylenir. Muhammed’in ölümü üzerine Süleyman Şah’ın altı aylık hükümdarlığından sonra Irak Selçukluları tarihinde atabeglik devri başladı.

BİBLİYOGRAFYA
İbnü’l-Cevzî, el-Muntaẓam, X, 147, 156-158, 161, 164-166, 168-175, 181, 191; Râvendî, Râḥatü’ṣ-ṣudûr, s. 67, 85, 113, 169, 170, 203-205, 208, 234; a.e. (Ateş), bk. İndeks; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, bk. İndeks; Bündârî, Zübdetü’n-Nuṣra, s. 226-229, 231-255, 285-289; a.e. (Burslan), bk. İndeks; İbn Hallikân, Vefeyât, VI, 234; Reşîdüddin Fazlullāh-ı Hemedânî, Câmiʿu’t-tevârîḫ (nşr. Ahmed Ateş), Ankara 1960, s. 136-153; Müstevfî, Târîḫ-i Güzîde (Nevâî), s. 462, 464; G. le Strange, Baghdad during the Abbasid Caliphate, Oxford 1924, s. 328-330; Hüseyin Emîn, Târîḫu’l-ʿIrâḳ fi’l-ʿaṣri’s-Selcûḳī, Bağdad 1385/1965, s. 116, 421; C. L. Klausner, The Seljuk Vezirate: A Study of Civil Administration 1055-1194, Cambridge 1973, s. 32, 45, 65, 66, 86, 88, 95, 103, 109, 127; CHIr., V, 131-133; M. Th. Houtsma, “Muḥammed b. Maḥmûd”, İA, VIII, 480-481; C. E. Bosworth, “Muḥammad b. Maḥmūd b. Muḥammad b. Malikshāh”, EI2 (İng.), VII, 406-407.

Faruk Sümer
Bu madde ilk olarak 2005 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 30. cildinde, 552-553 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.