MUHAMMED DEMİRTAŞÎ

MUHAMMED DEMİRTAŞÎ
Müellif: MUHAMMED es-SEYYİD el-CELYEND
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2005
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 18.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/muhammed-demirtasi
MUHAMMED es-SEYYİD el-CELYEND, "MUHAMMED DEMİRTAŞÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/muhammed-demirtasi (18.11.2019).
Kopyalama metni
Hayatı hakkında Osmanlı ve Arap kaynaklarında farklı bilgiler bulunmaktadır. Lemezât müellifi Hulvî’nin verdiği, Bursalı Mehmed Tâhir, Sâdık Vicdânî ve Hüseyin Vassâf tarafından tekrarlanan bilgilere göre asıl adı Abdurrahman b. Ece Beg olup Kütahya’nın Demirtaş köyünde doğdu. Memleketinde başladığı öğrenimine Mısır’da devam etti. Uzunca bir süre kadılık yaptı, Memlük divanında önemli görevlerde bulundu ve Sultan Kayıtbay’ın yakınları arasında yer aldı. Divandaki görevini sürdürürken tasavvufa yönelip Şâzelî şeyhi Ahmed b. Ukbe’nin sohbetlerine katılmaya başladığı dönemde Halvetiyye tarikatının Rûşeniyye kolunun pîri Dede Ömer Rûşenî’nin Mısır’a irşad göreviyle gönderdiği halifesi Şeyh Hüseyin Ayıntâbî’ye intisap etti. Onun vefatının ardından Tebriz’e giderek seyrüsülûkünü Dede Ömer Rûşenî’nin yanında tamamladıktan sonra Kahire’ye dönüp irşad faaliyetine başladı.

Hakkında daha geniş bilgilerin yer aldığı Arap kaynaklarında ise künyesi Ebû Abdullah Muhammed Şemseddin el-Muhammedî ed-Demirtaş veya Muhammed b. Emîr Demirtaş el-Muhammedî, doğum tarihi de 857 (1453) olarak kaydedilmektedir (Sehâvî, neşredenlerin dipnotu, s. 15-16). Bazı eserlerde, Memlük divanında önemli görevlerde bulunan babasının aracılığıyla Sultan Kayıtbay döneminde devlet hizmetine girerek sultanın yakınları arasında yer aldığı kaydedilmekte, diğer bazılarında ise İran’ın Tebriz şehrinde doğduğu, tahsilini burada tamamladıktan sonra babasıyla birlikte Sultan el-Melikü’z-Zâhir veya Sultan Kayıtbay devrinde devlet hizmetine girdiği belirtilmektedir (Suâd Mâhir Muhammed, V, 68). Onun Tebrizli bir Nakşibendî şeyhinin oğlu olduğunu, on beş yaşlarında kaçırılarak Mısır’a götürüldüğünü ve sultanın memlükleri arasına dahil edildiğini ileri sürenler de vardır (Zâhid Kevserî, s. 9).

Sultan Kayıtbay zamanında “emîr-i mie” makamına kadar yükseldiği belirtilen Demirtaşî’nin bu lakabı onun aslen Türk ve Anadolu kökenli olabileceğini düşündürmektedir.

Muhammed Demirtaşî 884 (1480) yılında Sultan Kayıtbay’la birlikte hacca gitmiş, iki yıl sonra yıldırım düşmesiyle minaresi yanan ve hasar gören Mescid-i Nebevî’yi onarmakla görevlendirilen mimar ve ustalarla birlikte inşaata nezaret etmesi için sultan tarafından Medine’ye gönderilmiş, orada bulunduğu iki yıl boyunca Hz. Peygamber’e gösterdiği aşk ve muhabbetten dolayı Demirtaşî lakabına ilâveten Muhammedî olarak da anılmıştır. Sultanın, 888 (1483) yılı sonunda onarımı tamamlanan Mescid-i Nebevî’nin inşâsı sırasında gösterdiği üstün gayret sebebiyle Muhammed Demirtaşî’yi Kahire’de Emîr Yeşbek Camii’ne imam tayin ettiği, 889’da (1484) hacca giderken cuma namazını bu camide kıldığı ve onun okuduğu hutbeyi beğenerek kendisine yüklü miktarda bağışta bulunduğu, onun da bu bağışla bir zâviye açıp irşad faaliyetine başladığı kaydedilmektedir.

Muhammed Demirtaşî’nin çağdaşı Şâ‘rânî, memleketine ve resmî görevlerine dair bilgilere yer vermeyip doğrudan onun tasavvufî şahsiyetine temas eder ve Ahmed b. Ukbe’nin dervişi olduğunu, onun vefatı üzerine Tebriz’e giderek Dede Ömer Rûşenî’ye intisap ettiğini, Mısır’a dönüp Sultan Kayıtbay’ın izniyle zâviye açtığını, zâviyenin geniş arazisinde hurma yetiştirip elinin emeğiyle geçindiğini ve Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin görüşlerine büyük değer verdiğini söyler.

Mısır’ın Osmanlılar’ın eline geçmesinin ardından 929 (1523) yılında vefat eden Muhammed Demirtaşî uzun yıllar irşad faaliyetini sürdürdüğü zâviyesine defnedildi. Daha sonra buraya onun adına bir cami inşa edilmiş, kabri Osmanlılar döneminde Mısır’da yapılan ilk mimari eserlerden olan bu caminin içinde kalmıştır. Ridâniye Savaşı sırasında şehid olan Hadım Sinan Paşa’nın türbesi de buradadır. Günümüzde Aynişems Üniversitesi Tıp Fakültesi Demirtaş Hastahanesi’nin yakınında bulunan cami ve zâviye hakkında Doris Behrens-Abouseif geniş bir inceleme yazısı yayımlamıştır (bk. bibl.).

Muhammed Demirtaşî’ye nisbet edilen Demirtaşiyye tarikatı Halvetiyye tarikatının Mısır’da kurulan ilk şubesi olup bugün Mısır’da faaliyetlerini resmen sürdürmekte, merkez zâviyesinde her yıl şâban ayında üç gün süren Muhammed Demirtaşî’yi anma törenleri (mevlid) düzenlenmektedir. Muhammed Demirtaşî’den sonra oğlu ve halifesi Muhammed Ebû Abdürrahîm tarafından devam ettirilen tarikatın âdâb ve erkânı Şeyh Ali el-Beyyûmî’nin Risâletü’s-sülûk’ünde (Harîrîzâde, II, vr. 28a-36b) geniş olarak anlatılmıştır. Zâhid Kevserî, Nibrâsü’l-mühtedî fî ictilâʾi enbâʾi’l ʿârifi billâh Demirdâş el-Muḥammedî adlı bir monografi kaleme almıştır (Kahire 1364). Muhammed Sircânî’nin Risâletü’ẕ-ẕehebiyye fî terâcimi ricâli’s-sâdâti’l-Ḫalvetiyyeti’d-Demirdâşiyye (Kahire 1312) ve Muhammed Lebîb el-Halebî’nin Füyûżâtü’n-nûrâniyye fî muḥyâ eṭ-ṭarîkati’d-Demirdâşiyye (Kahire 1370) adlı eserleri tarikatın tarihi ve âdâbı hakkında iki önemli kaynaktır.

Bursalı Mehmed Tâhir, Muhammed Demirtaşî’nin Cemʿu’l-esrâr ve keşfü’l-estâr adlı bir eserini Manisa’da Şeyh Sinan Kütüphanesi’nde gördüğünü söylüyorsa da (Osmanlı Müellifleri, I, 70) böyle bir esere ulaşılamamıştır. Harîrîzâde’nin Teveccühât-ı Esmâ adıyla Demirtaşî’ye ait olarak iktibas ettiği esmâ-i seb‘a ve tarikatın evradına dair eser (Tibyân, II, vr. 36a-43a) onun Risâle fî maʿrifeti ḥaḳāʾiḳi’s-sebʿa’sından ibarettir (Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 3537; Şehid Ali Paşa, nr. 1334). Bu risâle Tefsîrü Sebʿi’l-mes̱ânî (İÜ Ktp., AY, nr. 3919) veya Risâle fî maʿrifeti’l-ḫalâʾiḳ ve’l-meʿanî min ḳavlihî ve leḳad aʿṭaynâke sebʿan mine’l-mes̱ânî şeklinde de kaydedilmektedir (Bannerth, WZKM, LXII [1969], s. 117)

BİBLİYOGRAFYA
İbn İyâs, Bedâʾiu’z-zühûr, III, 182, 188; Şa‘rânî, eṭ-Ṭabaḳāt, II, 133; Sehâvî, Tuḥfetü’l-aḥbâb ve buġyetü’ṭ-ṭullâb (nşr. Mahmûd Rebî‘-Hasan Kāsım), Kahire 1356/1937, s. 15-16; , s. 314-315; Gazzî, el-Kevâkibü’s-sâʾire, I, 192-193; Hulvî, Lemezât-ı Hulviyye (haz. M. Serhan Tayşi), İstanbul 1993, s. 517-518; Zebîdî, ʿİḳd, s. 58; a.mlf., İtḥâfü’l-aṣfiyâʾ, s. 197; Harîrîzâde, Tibyân, II, vr. 27a-43a; Osmanlı Müellifleri, I, 70; Tomar-Halvetiyye, s. 46; Hüseyin Vassâf, Sefîne, III, 126; Zâhid Kevserî, Nibrâsü’l-mühtedî fî ictilâʾi enbâʾi’l-ʿârifi billâh Demirdâş el-Muḥammedî, Kahire 1364; Nebhânî, Kerâmâtü’l-evliyâʾ, II, 69-70; Ebü’l-Feyz el-Menûfî, Cemheretü’l-evliyâʾ, Kahire 1387/1967, I, 263; M. Gilsenan, Saint and Sufi in Modern Egypt: An Essay in the Sociology of Religion, Oxford 1973, s. 161-163; F. de Jong, Turuq and Turuq-Linkend Institutions in Nineteenth Century Egypt, Leiden 1978, s. 25, 37, 89, 121; Suâd Mâhir Muhammed, Mesâcidü Mıṣr ve evliyâʾühe’ṣ-ṣâliḥûn, Kahire 1404/1983, V, 67-71; E. Bannerth, “La khalwatiyya en Egypte”, MIDEO, sy. 8 (1966), s. 3-7; a.mlf., “Über den Stifter und Sonderbrauch der Demirdāšiyya-Sufis in Kairo”, WZKM, LXII (1969), s. 116-132; Doris Behrens-Abouseif, “An Unlisted Monument of the Fifteenth Century: The Dome of Zawiyat al-Damirdāš”, AIsl., XVIII (1982), s. 105-121; a.mlf. – L. Fernandes, “Sufi Architecture in Early Ottoman Cairo”, a.e., XX (1984), s. 107-108.
Bu madde ilk olarak 2005 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 30. cildinde, 517-518 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.