MUHAMMED KUTUB

محمّد قطب
Müellif:
MUHAMMED KUTUB
Müellif: HİLAL GÖRGÜN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 24.08.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/muhammed-kutub
HİLAL GÖRGÜN, "MUHAMMED KUTUB", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/muhammed-kutub (24.08.2019).
Kopyalama metni
26 Nisan 1919 tarihinde Asyût vilâyetine bağlı Mûşâ köyünde doğdu. Babası Kutub İbrâhim eş-Şâzelî’dir, annesi Fâtıma Osman bir ulemâ ailesine mensuptur; ünlü ilim ve fikir adamı Seyyid Kutub’un küçük kardeşidir. Muhammed Kutub, hayatı üzerinde en çok etki bırakan kişilerden birinin ağabeyi Seyyid Kutub olduğunu söylemiştir. Ağabeyi ile Kahire’ye giderek ilk ve orta öğrenimini burada yaptı. 1940’ta Mısır (Kahire) Üniversitesi İngiliz Filolojisi Bölümü’nden mezun oldu. 1941’de Yüksek Öğretmen Okulu’ndan psikoloji ve eğitim diploması aldı. Öğrenciliği sırasında edebiyata ilgi duydu ve ağabeyi vasıtasıyla başta Abbas Mahmûd el-Akkād olmak üzere birçok edebiyatçı ve düşünürle tanıştı, Freud ve Darwin gibi Batılı yazarları okudu. Kendisi gençlik döneminde Freud hayranı olduğunu, fakat sonraları okumaları sonucu bu hayranlığının geçtiğini belirtir (İslâm Düşüncesinde Sanat, s. 5-6).

Muhammed Kutub öğrenimini tamamladıktan sonra dört yıl İngilizce öğretmenliği yaptı. Ardından bir süre Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye’de çalıştı, Maarif Bakanlığı’nda mütercimlik yapmaya başladı. Daha sonra Mısır Yüksek Öğrenim Bakanlığı bünyesindeki Kültür İşleri Bölümü’ne tayin edildi. Ardından “1000 kitap” projesinin başına geçti ve çok sayıda kitabın basılmasını sağladı. Bu dönemde Batı’da insanın kökeni ve psikolojisi hakkında Darwin ve Freud’un başını çektiği materyalist fikir akımlarını ayrıntılı biçimde inceledi, bunları eleştiren el-İnsân beyne’l-mâddiyye ve’l-İslâm adlı bir eser yazdı. 1940’lı yılların sonunda İhvân-ı Müslimîn hareketiyle tanışmakla birlikte Seyyid Kutub’un aksine teşkilâta girmedi. 1952 askerî darbesinin ardından ve sonrasında meydana gelen gelişmeler bütün Mısırlılar gibi Kutub kardeşler için de bir dönüm noktası oldu. Muhammed Kutub bu dönemin önemli şahitleri arasındadır. Cemal Abdünnâsır ile Seyyid Kutub arasında bazan tartışma, bazan da fikir alışverişi tarzında geçen konuşmalara muttali oldu, başlangıçta müttefik olan Hür Subaylar ile İhvân-ı Müslimîn’in daha sonra nasıl fikir ayrılığına düştüklerini yakından gördü.

Ekim 1954’te Cemal Abdünnâsır’a karşı girişilen başarısız bir suikast üzerine Seyyid Kutub dahil pek çok İhvân-ı Müslimîn mensubuyla birlikte Muhammed Kutub da tutuklandı. Kendisi sonraları Seyyid Kutub’un kardeşi olduğu için tutuklandığını ifade etmiştir. Kendisi birkaç ay içerisinde serbest kalırken ağabeyi hapiste kaldı. Bu olaylar onun fikir hayatında önemli değişikliklere yol açtı. Kendi ifadesine göre o güne kadar hayatında edebiyat ve şiir önemli bir yer işgal ederken bundan sonra İhvân-ı Müslimîn hareketine katıldı ve İslâm karşıtı faaliyetlerle mücadele etmeye karar verdi. Yaklaşık on yıllık bir süre içinde ona yakın kitap yazdı; bu kitapların birçoğu İhvân-ı Müslimîn mensuplarının el kitabı haline geldi. Hapiste bulunan Seyyid Kutub’un gözden geçirerek yeniden kaleme almaya başladığı Fî Ẓılâli’l-Ḳurʾân adlı tefsirinin müsveddelerini yayınevi sahibi Hâc Vehbe ile birlikte neşre hazırladı. On beş yıla mahkûm olan Seyyid Kutub, Irak Devlet Başkanı Abdüsselâm Ârif’in girişimiyle Mayıs 1964’te serbest bırakıldı. Muhammed Kutub 30 Temmuz 1965’te bu defa Tanzim 1965 adlı gizli bir örgüt kurduğu suçlamasıyla tevkif edildi; ardından Seyyid Kutub, kız kardeşleri ve yeğenleri tutuklandı. Uzun süren yargılama sonucunda Seyyid Kutub üç arkadaşıyla birlikte idam cezasına mahkûm edildi ve cezası 29 Ağustos 1966’da infaz edildi. Muhammed Kutub ise 1971’e kadar hapiste kaldı (Kutub ailesi hakkında bilgi için bk. Câbir Rızk, s. 140 vd.). Muhammed Kutub, daha sonra kendisinin ve ağabeyinin tutuklanmasının asıl sebebinin Câhiliyyetü’l-ḳarni’l-ʿişrîn ve Meʿâlim fi’ṭ-ṭarîḳ adlı eserlerinin Batı’da radikal bulunarak eleştirilmesi olduğunu belirtip bunun da arkasında istihbarat örgütlerinin bulunabileceğini ifade etmiştir (a.g.e., s. 36).

Enver Sedat’ın serbest bıraktığı İhvân-ı Müslimîn mensuplarıyla beraber Muhammed Kutub da 17 Ekim 1971’de hapisten çıktıktan sonra Suudi Arabistan’a gitti. Mekke’de Kral Abdülazîz Üniversitesi Şeriat Fakültesi’nde ders vermeye başladı. 1973’te evlendi. Hayatının bundan sonraki dönemini öğretim ve eser telifiyle geçirdi. 1960’ların başında kaleme aldığı Menhecü’t-terbiyyeti’l-İslâmiyye adlı eserinden dolayı 1988’de Uluslararası Kral Faysal İslâmî Araştırmalar ödülüne lâyık görüldü. Başta Arap ülkeleri olmak üzere Doğu’da ve Batı’da birçok ilmî toplantıya katıldı, çeşitli üniversitelerde misafir hoca olarak ders verdi. Suudi Arabistan’da güncel siyasetten uzak kalmakla birlikte Batılı bazı yazarlarca 1970’li yıllarda Vehhâbîlik ile İhvân-ı Müslimîn ideolojisinin birleşmesi sonucu ortaya çıkan Sahvî hareketin ideolojik mimarı olarak gösterildi ve “Sahve şeyhi” diye anıldı (Lacroix, Awakening Islam, s. 52, 53; Zemenü’ṣ-ṣaḥve, s. 76). 1996’da üniversitedeki görevi sona erince kalan hayatını kitaplarını yazmakla geçirdi. 4 Nisan 2014’te Cidde’de tedavi gördüğü hastahanede vefat etti. Mescid-i Harâm’da büyük bir kalabalığın katılımıyla kılınan cenaze namazının ardından Cennetü’l-muallâ’da defnedildi.

Görüşleri. Muhammed Kutub Ebü’l-A‘lâ el-Mevdûdî, Ebü’l-Hasan en-Nedvî ve Seyyid Kutub’un ideolojilerini devam ettirmiş, fikirlerini büyük ölçüde Batı sömürgeciliğine ve bu sömürge sisteminin İslâm coğrafyasında bıraktığı etkiye karşı tepki üzerine kurmuştur. Hemen bütün eserlerinde Batılı fikirlere karşı sempati duyduğunu, siyasî yapılarını dışarıdan gelen sistemler üzerine kurduğunu düşündüğü müslümanların eleştirisi görülür. Bunun dışında İslâm inanç esaslarının yeniden yorumlanması, Kur’an’ın anlaşılması, tarih metodolojisi, sanat, psikoloji ve eğitim gibi pek çok alanda eserler kaleme almıştır.

Muhammed Kutub, İslâm’ı “ilâhî bir hayat düzeni ve programı” olarak ele alır; bunun dışındaki her sistemi “tâgūtî” diye niteler. Bu konudaki fikirlerini ilk eserlerinden Câhiliyyetü ḳarni’l-ʿışrîn’de etraflıca ele alır. Ona göre Câhiliye, sadece İslâm öncesi Arabistan halkıyla ilgili olmayıp bütün zamanlarda câhilî toplumlar ortaya çıkar; bunların ortak özelliği Allah’a kulluktan uzaklaşmaktır. Akîde ve şeriat ayrılmaz bir bütün olup aynı kaynaktan gelen tek bir amaçta birleşen iki yönlü bir hakikattir (Câhiliyyetü’l-ḳarni’l-ʿışrîn, s. 42-46). Câhiliye’nin hem bütün devirlerde ortak olan özellikleri hem de her döneme mahsus farklı görüntüleri vardır. Ona göre insanlığı Allah’tan uzaklaştıran ve kötülüklere aracı yapılan bilimsel-teknolojik ilerleme; sosyoloji, psikoloji, ekonomi gibi beşerî ilimlerde geliştirilen yeni teoriler; bilimlerdeki gelişmeler neticesinde insanoğlunun yaratıcı karşısında kibre kapılıp tanrılık taslaması; modern ilerleme-kalkınma zihniyeti ve kadının hürriyetine dair fikirler çağdaş câhiliyenin başlıca sapkınlıklarıdır. Bu yeni câhiliyede en büyük fitne ilimden ve maddî kuvvetten kaynaklanmaktadır (a.g.e., s. 46-49, 52 vd.).

Mefâhim yenbeġī en tüṣaḥḥaḥ adlı eserinde günümüz müslümanlarının inanç ve yaşantılarını eleştiren Kutub itikad ve ibadet ayırımına şiddetle karşı çıkar. Ona göre kelime-i tevhid itikad tevhidi, ibadet tevhidi ve hâkimiyet tevhidinden oluşur; kısaca inanç ibadet ve hukuk alanlarını kapsar (a.g.e., s. 170). Muhammed Kutub ayrıca modern insanın zamanı birbiriyle ilişkisi olmayan çalışma, ibadet ve dinlenme vakti olarak üçe ayırmasını eleştirir. Zira alanı ve konusu değişse de insanın faaliyetlerinin hepsi ibadet kapsamına girer (a.g.e., s. 202 vd.). Kutub câhiliyenin üç temel unsurunun “itikad şirki, ibadet şirki, ittibâ şirki” (Allah’ın hükümleri yerine beşerî kanunlara uyma, başka yasama faaliyetinde bulunma) olduğunu söyler. Bu bakımdan demokrasi dahil İslâm’a ters düşen bütün siyasî sistemler câhilîdir (el-ʿAlmâniyyûn ve’l-İslâm, s. 65 vd.).

Kutub’a göre tarih sadece olayların aktarılması değil aynı zamanda yorumlanması ve değerlendirilmesidir. Bu bakımdan tarih her toplum gibi İslâm toplumu için de önemli bir eğitim dinamiğidir. Yorumu ve değerlendirmesi yapılmayan tarih bir gayesi olmayan kıssaların derlemesinden ibarettir. Batılılar’ın liberal ve materyalist olmak üzere iki câhilî tarih yorumuna sahip olduğunu söyleyen Kutub, ikisinin de tarihi maddî olarak yorumladığını ifade eder. Günümüzde müslümanlar açısından tarihin İslâmî yorumunun yapılması bir zorunluluktur. İslâmî tarih yorumunu diğer ikisinden ayıran en önemli nokta insanın yeryüzünde Allah’ın halifesi olduğunu kabul etmesidir. Bu yaklaşımda toplumlar, maddî ve ilmî başarılarına göre ilerlemiş-geri kalmış, siyasî ve askerî başarılarına göre kuvvetli-zayıf şeklinde ayrıştırılmaz; sadece mümin-kâfir ayırımı yapılır (Ḥavle’t-tefsîri’l-İslâmî li’t-târîḫ, s. 5-23). Mümin toplumların bu dünyada güçlü ve hâkim duruma gelmesi gerekir; bunun ilk şartı ise Allah’a hiçbir şeyi ortak koşmamak, ihlâsla O’na yönelmek ve sâlih amel işlemektir (a.g.e., s. 85-124). Ancak Muhammed Kutub’un tarih anlayışında bazı çelişkiler görülmektedir. Meselâ bir taraftan müslümanların dinlerinde ve tarihlerinde Batılılar’daki gibi bir tahrif bulunmadığını savunurken (İslâm İnancı, s. 197 vd.) diğer taraftan neredeyse bütün İslâm tarihini bir “inhirâf tarihi” şeklinde görme eğilimindedir (Vâḳıʿunâ el-muʿâṣır, s. 105 vd.; Hel naḥnü müslimûn, s. 101 vd.). Böylece Muhammed Abduh’tan beri hemen bütün modernist ve Selefî düşünürlerin içine düştüğü çıkmaza Kutub da düşmüştür. Kutub, Emevîler’le başlattığı bu inhirâf hattına Endülüs Emevîleri ve Abbâsîler’le birlikte Osmanlı dönemini de katar. Ona göre Türkler fütuhat bakımından sahâbe ve tâbiînin devamı niteliğinde başarılara ulaşmış, İstanbul’u fethetmiş, müslümanların birliğini sağlayıp onları Haçlı seferlerinden korumuşlarsa da inhiraf hattına düşmekten kurtulamamışlardır. Kutub’un Osmanlı’daki eyalet sistemini, canlı tasavvufî hayatı ve ictihadın tıkanması meselesini klasik oryantalist söylemlerin etkisinde kalarak eleştirdiği görülür (bk. a.g.e., s. 141-148).

Tasavvufu sahih İslâm’dan sapma diye niteleyen Muhammed Kutub’a göre aslında tasavvuf, Abbâsîler döneminde toplumda ortaya çıkan yozlaşmaya karşı o günün temiz insanlarının tepkilerini göstermek ve sapmalardan korunmak için başvurdukları bir yoldur. Fakat sonraları tasavvuf yahudi, hıristiyan, Mecûsî ve Hindu kaynaklı düşüncelerin tesiriyle İslâm’ın aslından uzaklaşan bir eğilim haline dönüşmüştür. Tasavvufta yer alan nefis terbiyesi ve sürekli âhireti göz önünde bulundurma gibi unsurlar İslâm’a uygun olmakla birlikte dünya hayatının tamamen terkedilmesi İslâmî değildir. Bu bakımdan Kutub, tasavvufun aslında gerçek hayatla yüzleşmek ve onunla mücadele etmek yerine özel bir âleme kaçış çabası olduğunu, mutasavvıfların cihad, kazâ-kader, tevekkül gibi İslâm’ın temel kavramlarını yanlış yorumladıklarını ileri sürer (a.g.e., s. 129, 132 vd.). Bütün bu eleştirilerinin yanı sıra Kutub, tasavvuf tarihinde gerek şeyh gerekse mürid olarak İslâm’a uygun hareket eden şahsiyetler bulunduğunu, fakat bunların çok küçük bir azınlığı oluşturduğunu ifade eder (a.g.e., s. 139).

Tesiri. Muhammed Kutub, örnek aldığı düşünürler gibi Batılı eğitim görmüş nesillere İslâm’ı anlatmayı kendisine amaç edinmiş, bu çerçevede seçtiği üslûp da klasik ilmî gelenekten oldukça farklı bir görünüm arzetmiştir. Marx ve Freud gibi materyalizmin öncü düşünürlerini, kapitalizm ve sosyalizm gibi modern ideolojileri eleştirip İslâmî dünya görüşünden hareketle bunlara alternatif fikirler geliştirmeye çalışması Batılı ideolojilerden hoşnut olmayan genç nesiller üzerinde etkili olmuştur. Bu tavır, genel olarak İslâm medeniyetinin birikimini ihmal ettiği için tarihî derinlikten yoksun olmasına rağmen Arap dünyasında ve Türkiye’de -eserlerinden yapılan tercümelerin çokluğunun işaret ettiği gibi- reaksiyoner bir İslâmî bilincin oluşmasında dikkate değer katkılar sağlamıştır. Son yarım asırda İslâm dünyasında pek çok grubun ortaya çıkmasında en etkili şahısların başında Seyyid Kutub ve Muhammed Kutub gelmektedir. Onların bâtıl gördükleri geleneğe ve yerleşik inançlara karşı giriştikleri mücadele hem Mısır’da hem diğer İslâm ülkelerinde etkisini göstermiştir. Özellikle 1970’li yıllarda Türkiye’de dinî eser sayısının az olması Kutub kardeşlerin eserlerinin Türkçe’ye tercüme edilmesini daha da önemli kılmıştır. Bilhassa Amerika Birleşik Devletleri’ndeki 11 Eylül hadiselerinden sonra Muhammed Kutub, Batılı yazarların eleştiri oklarına hedef olmuştur. Bu yazılarda Muhammed Kutub, bazı radikal örgütlerin yöneticilerinin 1970’lerde hocası olduğu ve onları radikalizme sürüklediği gerekçesiyle eleştirilmiştir (Coll, s. 85, 155). Bunlardan etkilenen bazı Arap yazarlar da onu radikal (mutatarrıf) talebeler yetiştirmekle itham etmiştir.

Eserleri. Muhammed Kutub, İslâm düşüncesinin çeşitli yönleriyle ilgili çok sayıda kitap kaleme almış, dünyanın pek çok yerinde konferanslar vermiştir. Eserleri çeşitli dillere çevrilmiş ve çok sayıda baskısı yapılmıştır. Muhammed Kutub’un adına açılan internet sitelerinde bazı eserlerinin metinleri, sesli ve görüntülü konferansları, hazırlattığı tezlerin listeleri verilmektedir (http://mqutb.wordpress.com/category/uncategorized/, erişim: 30.04.2015; http://audio.islamweb.net/AUDIO/index.php?page=lecview&sid=216, erişim: 30.04.2015). Başlıca eserleri şunlardır: el-İnsân beyne’l-mâddiyye ve’l-İslâm (Kahire 1950; trc. Kemal Sandıkçı – M. Akif Aydın, İslâm ve Materyalizme Göre İnsan, İstanbul 1972); Şübühât ḥavle’l-İslâm (Kahire 1954; trc. Ali Özek, İslam’ın Etrafındaki Şüpheler, İstanbul 1965; İng. trc. Islam: The misunderstood religion, Kuwait 1964); Ḳabesât mine’r-Resûl (Kahire 1959; trc. Akif Nuri – Kemal Sandıkçı – Mehmet Süslü, Peygamberden İktibaslar, İstanbul 1972; M. Beşir Eryarsoy, Peygamber’den Parıltılar, İstanbul 2007); Maʿreketü’t-teḳālîd (Kahire 1959; trc. Erol Ayyıldız, Taklitlerin Çarpışması, İstanbul 1967, 1971; Ahmet Ağırakça, Gelenekler Çatışması, İstanbul 1985); Hel naḥnü müslimûn? (Kahire 1959; trc. Mustafa Mutlu, Biz Müslüman mıyız?, Ankara 1970; Süleyman Güzel, İstanbul 1992); Menhecü’t-terbiyeti’l-İslâmiyye (I-II, Kahire 1960). Eserin I. cildi nazarî, II. cildi tatbikî alana ayrılmıştır. İlk cilt Ali Özek tarafından İslâm Terbiye Metodu ve Ahlak Sistemi (İstanbul 1975), ilk cildin birinci bölümü Durmuş Ali Kayapınar tarafından İslam’da Eğitim Metodu (İstanbul, ts.) başlığıyla Türkçe’ye çevrilmiştir; Fi’n-Nefs ve’l-müctemaʿ (Kahire 1962; trc. Mehmet Süslü, İslam’da Fert ve Cemiyet, İstanbul 1979); et-Teṭavvur ve’s-sebât fi’l-ḥayâti’l-beşeriyye (Kahire 1963; trc. Salih Uçan, Tekâmül mü Soysuzlaşma mı?, I-II, İstanbul 1971-1972; Beşir Eryarsoy, Evrim ve Değişmezlik, İstanbul 2013); Câhiliyyetü’l-ḳarni’l-ʿişrîn (Kahire 1384/1964; trc. M. Hasan Beşer, Yirminci Asrın Cahiliyyeti, Ankara 1967; Ali Yakup Cenkçiler – Osman Öztürk, Yirminci Asrın Cahiliyeti, İstanbul 1967; Ahmet Ağırakça, Yirminci Asrın Cahiliyyeti, İstanbul 2007; Far. trc. Câhiliyet-i Ḳarn-i Bîstum, Tahran 1346 hş./1967); Dirâsât fi’n-nefsi’l-insâniyye (Kahire 1966; Beyrut 1974; trc. Akif Nuri, İslâm’a Göre İnsan Psikolojisi, I-II, İstanbul 1974; Bekir Karlığa, İnsan Psikolojisi Üzerine Etütler, İstanbul 1987); Menhecü’l-fenni’l-İslâmî (Beyrut-Kahire 1973; trc. Akif Nuri, İslam Düşüncesinde San’at, İstanbul 1979; tercümenin başında, Muhammed Kutub’un 1974 yılı Temmuz ayında Londra’yı ziyareti sırasında el-Ġurabâ dergisine verdiği, kendisi ve ağabeyi Seyyid Kutub’un hayatı ve düşüncelerine dair önemli bilgiler içeren bir mülâkat yer almaktadır [s. 5-16]); es̱-S̱eḳāfetü’l-İslâmiyye: el-Müstevâ er-râbiʿ (Mekke 1396; Câmiatü’l-Melik Abdülazîz Üniversitesi için ders kitabı olarak yazılmıştır); Vâḳıʿuna’l-muʿâṣır (Kahire 1977; Cidde 1986; trc. Salih Uçan, Çağdaş Konumumuz, İstanbul 1987; Salih Uçan – Vahdettin İnce, İstanbul 2013); Keyfe neḳraʾü’l-Ḳurʾân (Küveyt 1978; trc. Bekir Karlığa, Kur’ân’ı Nasıl Okuyalım, İstanbul 1983); Dirâsât Ḳurʾâniyye (Kahire 1982; trc. Akif Nuri, Kur’an Araştırmaları I: Mekkî Ayetler, İstanbul 1981; Mehmet Ün, Kur’ân Araştırmaları II: Medenî Ayetler, İstanbul 1984); Meẕâhîb fikriyye muʿâṣıra: ed-Dîmuḳrâṭiyye, eş-şuyûʿiyye, el-ʿalmâniyye, el-ʿaḳlaniyye, el-ḳavmiyye ve’l-vaṭaniyye, el-insâniyye, el-ilhâd (Beyrut-Kahire 1403/1983; trc. M. Beşir Eryarsoy, Çağdaş Fikir Akımları, I-III, İstanbul 1989); Mefâhim yenbeġī en tüṣaḥḥah (Kahire-Beyrut 1987; trc. Nurettin Yıldız, Düzeltilmesi Gereken Kavramlar, İstanbul 1988); Ḥavle’t-tefsîri’l-İslâmî li’t-târîḫ (Cidde 1408/1989; trc. Talip Özdeş, İslâmî Açıdan Tarihe Bakışımız, İstanbul 2007; M. Beşir Eryarsoy, İslâmî Tarih Yorumu, İstanbul 2013); eṣ-Ṣaḥvetü’l-İslâmiyye (Kahire 1411/1990); Ḥavle taṭbîḳı’ş-şerîʿa (Kahire 1991); Ruʾye İslâmiyye li-aḥvâli’l-ʿâlemi’l-muʿâṣır (Riyad 1411/1991; trc. M. Beşir Eryarsoy, Çağdaş Dünyaya İslâmî Bakış, İstanbul 2013); Keyfe nektüb et-târîḫa’l-İslâmî (Beyrut-Kahire 1412/1992); Lâ ilâhe illallāh: ʿAḳīde ve şerîʿa ve minhâcü ḥayât (Riyad 1413; Kahire 1993; trc. Süleyman Altay, Akide, Şeriat ve Hayat Yolu: Lâ İlâhe İllallah, İstanbul 1994; M. Lütfi Özbey, Kelime-i Tevhid: Lâ İlâhe İllallah: İnanç, Şeriat ve Hayat Metodları, Erzurum 1996; İshak Doğan, Lâ İlâhe İllallah, İstanbul 2011); Helumme naḫruc min ẓulümâti’t-Tîh (Riyad 1414/1993; trc. M. Beşir Eryarsoy, Tih’ten Çıkış, İstanbul 2000); el-ʿAlmâniyyûn ve’l-İslâm (Beyrut-Kahire 1414/1994; trc. M. Beşir Eryarsoy, Batıcı Söylemler ve İslâm, İstanbul 2000); Dürûs fî mihneti’l-Bosna ve’l-Hersek (Kahire 1994; trc. Hüseyin Aras, Bosna Hersek Katliamı, baskı yeri ve tarihi yok); Reḳāʾizü’l-îmân (Riyad 1417; Kahire 1422/2001; iman konularının ele alındığı eser, Muhammed Kutub’un Suudi Arabistan’daki liseler için hazırladığı ders kitaplarının geliştirilmiş hali olup Nurettin Yıldız tarafından yapılan tercümesi iki farklı başlık altında neşredilmiştir [Tevhid, İstanbul 1987; İslam İnancı, 2. bs., İstanbul 2005]); Ḥavle’t-teʾṣîl İslâmî li’l-ʿulûmi’l-ictimâʿiyye (Kahire 1998; trc. M. Beşir Eryarsoy, Sosyal Bilimlerin İslâmî Temelleri, İstanbul 2013); Ḳażıyyetü’t-tenvîr fi’l-ʿâlemi’l-İslâmî (Kahire 1420/1999; trc. M. Beşir Eryarsoy, İslâm Dünyasında Aydınlanma Sorunu, İstanbul 2011); el-Müsteşriḳūn ve’l-İslâm (Kahire 1999; trc. M. Beşir Eryarsoy, Oryantalistler ve İslâm, İstanbul 2014); el-Müslimûn ve’l-ʿavleme (Kahire 1421/2000; trc. M. Beşir Eryarsoy, Küreselleşme ve Müslümanlar, İstanbul 2013); Keyfe nedʿu’n-nâs (Kahire 2000; trc. M. Beşir Eryarsoy, Nasıl Davet Edelim?, İstanbul 2007); Lâ yeʾtûne bi-mis̱lih (Kahire 2002; trc. M. Beşir Eryarsoy, Benzerini Getiremezler: Kur’an Benzeri Getirilemez Mucizedir, İstanbul 2007); Min ḳaḍâya’l-fikri’l-İslâmiyyi’l-muʿâṣır (Kahire 2003); Muġāletât (Kahire 2006; trc. M. Beşir Eryarsoy, Tartışmalar, İstanbul 2013); Hâẕâ hüve’l-İslâm (Kahire 2008; trc. M. Beşir Eryarsoy, İslam Budur, İstanbul 2013).

BİBLİYOGRAFYA :

Câbir Rızk, Meẕâbiḥu’l-İḫvân fî sücûni Nâṣır, Kahire 1978, s. 36, 140 vd.; Muhammed Meczûb, ʿUlemâʾ ve müfekkirûn ʿaraftühüm, Riyad 1992, II, 275-293; Zeyneb Gazzâlî, Eyyâm min ḥayâtî, Kahire 1999, s. 175 vd.; Salâh Abdülfettâh el-Hâlidî, Seyyid Ḳuṭub el-edîbü’n-nâḳıd ve’d-dâʿiyetü’l-mücâhid ve’l-müfekkirü’l-müfessirü’r-râʾid, Dımaşk 1421/2000; S. Coll, Ghost Wars: The Secret History of the CIA, Afghanistan and Bin Laden from the Soviet Invasion to September 10, 2001, New York 2004, s. 85, 155; M. Wetson, Prophets and Princes: Saudi Arabia from Muhammad to the Present, Hoboken 2008, s. 265; S. Lacroix, Awakening Islam: The Politics of Religious Dissent in Contemporary Saudi Arabia (trc. G. Holoch), Cambridge 2011, s. 52, 53; a.mlf., Zemenü’ṣ-ṣaḥve: el-Ḥarekâtü’l-İslâmiyyetü’l-muʿâṣıra fi’s-Suʿûdiyye (trc. Abdülhak ez-Zemmûrî), Beyrut 2012, s. 76; Hilal Görgün, “Muhammed Kutub (1919-2014)”, İslâm Araştırmaları Dergisi, sy. 31 (2014), s. 189-195; Abdullah er-Reşîd, “Seyyidü medîneti’l-Ḥâkimiyye. Evrâḳu Muḥammed Ḳuṭub 1: Muḥammed Ḳuṭub el-lâʿibü’l-ḫafî fî tanẓîmi 1965”, eş-Şarḳu’l-evsaṭ, sy. 12955, 18 Receb 1435 / 18 Mayıs 2014; Yûsuf el-Kardâvî, “el-Ümmetü’l-müslime tüveddiʿu ʿallâmete’l-fikr ve’d-daʿve ve’t-terbiye Muḥammed Ḳuṭub”, http://iumsonline.org/ar/print.asp?contentID=7731 (30.04.2015); Safynaz Kazem, “Hagg Wahba: Reference Work”, al-Ahram, sy. 513, 21-27 December 2000, http://weekly.ahram.org.eg/2000/513/profile.htm (30.04.2015); Muhammed Süleyman, “Muḥammed Ḳuṭub nemûẕecen”, el-ʿAṣr, 17 Mayıs 2002, http://alasr.ws/articles/view/2332 (30.04.2015); Suûd Abdullah el-Kahtânî, “Hel naḥnü müslimûn”, er-Riyâḍ, 04.10.2004, http://www.alriyadh.com/13094 (30.04.2015); Muhammed b. Abdüllatîf Âl eş-Şeyh, “eṣ-Ṣaḥviyye ve’ṣ-ṣaḥviyyûn”, er-Riyâḍ, sy. 13875, 20 Haziran 2006, http://www.alriyadh.com/164760 (30.04.2015); Muhammed Kutub, “Kelimetü’l-Üstâẕ Muḥammed Ḳuṭub İbrâhîm Ḥasan Şâẕelî”, http://kfip.org/wp-content/uploads/2013/09/1988-1408H-Mohammad-Kotb-Shathly-English-by-Suhail.pdf (27.04.2015).
Bu madde ilk olarak 2016 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin EK-2. cildinde, 307-310 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.