MUHAMMED MUSTAFA HİLMİ - TDV İslâm Ansiklopedisi

MUHAMMED MUSTAFA HİLMİ

محمّد مصطفى حلمي
MUHAMMED MUSTAFA HİLMİ
Müellif: HATİCE BOYNUKALIN ŞENKARDEŞLER
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 19.09.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/muhammed-mustafa-hilmi
HATİCE BOYNUKALIN ŞENKARDEŞLER, "MUHAMMED MUSTAFA HİLMİ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/muhammed-mustafa-hilmi (19.09.2020).
Kopyalama metni
14 Ekim 1904 tarihinde Kahire’de doğdu. Babası Mustafa Hilmi şehrin ileri gelen zenginlerindendi. Lise öğrenciliği yıllarında en-Nîlü’l-Mıṣrî, Afâf, Mecmaʿu’d-dürer gibi gazete ve dergilerde edebî konularda makaleleri yayımlandı. Liseyi bitirdikten sonra görme duyusunu kaybetti, bu yüzden hayatı büyük zorluklar içerisinde geçti. İki yıl devam eden tedavi sürecinde ara verdiği yüksek öğrenimini tamamlamak için girdiği Fuâd el-Evvel (Kahire) Üniversitesi’nin Edebiyat Fakültesi Felsefe İlimleri Bölümü’nden 1929’da mezun oldu. Üniversitedeki hocaları arasında felsefe profesörü André Lalande ile felsefe tarihi hocası Emile Bréhier’nin yanı sıra Tâhâ Hüseyin, Mustafa Abdürrâzık ve Mansûr Fehmî gibi dönemin ileri gelen ilim adamları bulunmaktadır. 1932’de Lalande ve Bréhier’nin danışmanlığında Naẓariyyetü’l-cevher ʿinde Dîkart ve İsbinoza adıyla yüksek lisans tezi hazırladı. 1937’de doktora öğrencisi iken aynı fakültede asistan olarak göreve başladı; Mustafa Abdürrâzık yönetiminde İbnü’l-Fârıż ve’l-ḥubbü’l-ilâhî isimli doktora tezini 1940’ta tamamladı. 1948’de yardımcı doçent oldu. Kendi üniversitesi yanında İskenderiye Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde de ders verdi. 1954’te felsefe kürsüsünde profesörlük kadrosuna başvurdu. Gerekli yeterliğe sahip olduğu üniversite bilim kurulu tarafından açıklanmakla birlikte 1964’te bu kadroya tayin edilmeden yaş haddi sebebiyle emekliye sevkedildi (Mv.AU, VII, 141). Muhammed Hilmi, 1964-1968 yıllarında Bingazi’deki Libya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe ve Sosyoloji Anabilim Dalı’nda görev yaptı. Burada bilim-felsefe ilişkisi, Yunan ve Doğu felsefesi alanlarında ders verdi. Sonraki yıllarda pek çoğu Mısır bürokrasisi ve üniversitelerin önemli kademelerinde görev alacak olan Ebü’l-Vefâ et-Teftâzânî, Ahmed Mahmûd Subhî, Fevkıyye Hüseyin gibi bilim adamları yetiştirdi. Ayrıca Mecmau’l-lugati’l-Arabiyye’de uzman olarak çalıştı. el-Mevsûʿatü’l-ʿArabiyyetü’l-müyessere’nin ilim heyetinde yer aldı. Ağır hastalığına rağmen gazete ve dergilerde makaleler yazdı. 6 Şubat 1969 tarihinde Kahire’de vefat etti.

Muhammed Mustafa Hilmi, Mustafa Abdürrâzık’ın kurduğu, İslâm felsefesi ve tasavvufu alanında çalışmalar yapan el-Medresetü’l-İslâmiyyetü’l-hadîse’nin en önemli simalarındandır. Yıllarca talebelik ettiği Mustafa Abdürrâzık, Fuâd el-Evvel Üniversitesi’nde kendisinden önce felsefe dalında ders veren ve tamamı şarkiyatçılardan oluşan kadrodan farklı bir yol izleyerek yeni bir çığır açmış, İslâm felsefe tarihini özgün bir çerçeve içerisinde sunmaya çalışmış, İslâm felsefesinin orijinal bir temeli olduğunu söylemiştir. Muhammed Hilmi de İslâm felsefesinin temellerini ana kaynaklarından araştırma konusunda hocasının yolundan gitmiştir. Sonuçta İslâm felsefesi, tasavvuf ve kelâm gibi bilim dallarında ortak noktası İslâm düşüncesinin orijinalliğini gün yüzüne çıkarmak olan değerli eserler ortaya konmuştur. İslâm felsefesi ve tasavvufunun özgünlüğünü savunan Muhammed Hilmi şarkiyatçıların İslâm medeniyetinin Grek düşüncesinin taşıyıcısı olduğu, tasavvuf öğretilerinin de aslı itibariyle Hıristiyanlık ve Hint dinleri gibi dış kültürlerden alındığı yolundaki iddialarını reddetmiştir. Ona göre müslümanların tarih boyunca gösterdiği başarılar İslâm düşüncesinin kendine has bakış açısının ürünü olup İslâm toplumlarını diğer toplumlardan ayıran özellik de onun bu felsefî özü ve özgünlüğüdür.

Felsefe tarihi ve felsefe bilimine dair geniş bir yelpazede eser veren Muhammed Hilmi bilhassa tasavvuf konularına ve mutasavvıfların hayatına ilgi duymuş, daha çok bu alanda çalışmalar yapmıştır. Bu mahiyetteki en önemli eseri olan el-Ḥayâtü’r-rûḥiyye fi’l-İslâm tasavvuf tarihi üzerine yazılmış ilk Arapça eser olma özelliği taşır. Muhammed Hilmi, İslâm’da ruhî hayatın tohumlarının Hz. Muhammed tarafından peygamberlikten önce atıldığını, onun Hira mağarasındaki inziva zamanlarında kendini nefsin tezkiyesine ulaştıracak bütün aşamalardan geçtiğini, bu durumun peygamberlikle birlikte zirve noktasına vardığını, onun tarafından atılan tohumun kendisinden sonra ashabı tarafından yeşertildiğini söyler. Ashaptan sonraki devirlerde bu yolun takipçileri sûfî veya mutasavvıf diye anılmıştır. Mutasavvıflar, kavramsal içeriğini peygamber ve ilk müslüman nesillerin belirlediği olguları riyâzet, zühd, keşf vb. kelimelerle terimleştirerek tasavvuf terminolojisini oluşturmuşlardır. Dış etki iddiası doğru olmakla birlikte bu tür etkiler tasavvufun kurucu unsuru değildir; aksine zamanla tasavvufa eklenen yabancı unsurlar İslâmî kökenlere sahip bu öğretinin saflığını bozmuştur. Tasavvufu yalnızca ilmî araştırma konusu yapılacak akademik bir uğraş olarak ele almayıp onu bir hayat felsefesi olarak benimseyen Muhammed Hilmi tasavvufun müslümanların ruh dünyasına katkılarını vurgulamış, çağımızda materyalist felsefenin müslümanların düşünceleri üzerindeki istilâsının önüne geçmenin de ancak tasavvufu ihya ile mümkün olduğunu dile getirmiştir.

Eserleri. Telif: el-Ḥayâtü’r-rûḥiyye fi’l-İslâm (Kahire 1365/1945, 1971, 1982; Beyrut 2011); İbnü’l-Fârıż ve’l-ḥubbü’l-ilâhî (Kahire 1365/1945, 1960, 1971, 1985, müellifin doktora tezi); İbnü’l-Fârıż: Sulṭânü’l-ʿâşıḳīn (Kahire 1963); el-Ḥubbü’l-ilâhî fi’t-taṣavvufi’l-İslâmî (Kahire 1960); el-Felsefe ve’l-ʿilm (Kahire 1936); et-Temhîd li-dirâseti’l-felsefeti’ş-Şarḳıyye (Kahire 1937, 1938, son iki eser müellifin üniversitedeki ders notlarından oluşur). Neşir: Hamîdüddin el-Kirmânî, Râḥatü’l-ʿaḳl (Kahire 1953, M. Kâmil Hüseyin ile birlikte); Ali b. Fazlullah el-Cîlânî, Tevfîḳu’t-taṭbîḳ fî is̱bâti enne’ş-şeyḫa’r-reʾîs mine’l-İmâmiyye’l-İs̱nâ ʿaşeriyye (Kahire 1373/1954); Kādî Abdülcebbâr, el-Muġnî (IV. cilt, Kahire 1963, Ebü’l-Vefâ et-Teftâzânî ile birlikte).

Muhammed Hilmi gazete ve dergilerde çok sayıda makale yazmış olup bazıları şunlardır: “Ḥakîmü’l-işrâḳ ve ḥayâtühü’r-rûḥiyye” (Mecelletü Külliyyeti’l-âdâb, XII/2 [Kahire 1950]); “el-Ḫaṣâʾiṣü’n-nefsiyye li’r-riyâẓât ve’l-eẕvâḳi’ṣ-ṣûfiyye” (Mecelletü ʿilmi’n-nefs, Şubat 1371/1951); “Âs̱ârü’s-Sühreverdî el-Maḳtûl: Taṣnîfâtühâ ve ḫaṣâʾiṣühe’t-taṣavvufiyye ve’l-felsefiyye” (Mecelletü Külliyyeti’l-âdâb, XIII/1 [Kahire 1951], s. 145-177); “el-Ḫaṣâʾiṣü’l-aḫlâḳıyye li’r-riyâẓât ve’l-eẕvâḳi’ṣ-ṣûfiyye” (Mecelletü Maʿhedi’d-dirâsâti’l-İslâmiyye, I/1 [Kahire 1958], s. 193-224); “Künûz fî rumûz” (el-Kitâbü’t-Teẕkârî: Muḥyiddîn b. ʿArabî fi’ẕ-ẕikre’l-miʾeviyyeti’s̱-s̱âmine li-mîlâdih, nşr. İbrâhim Beyyûmî Medkûr, Kahire 1389/1969, s. 37-66).

BİBLİYOGRAFYA

Muhammed Mustafa Hilmi, el-Ḥubbü’l-ilâhî fi’t-taṣavvufi’l-İslâmî, Kahire 1960, tür.yer.; a.mlf., İbnü’l-Fârıż ve’l-ḥubbü’l-ilâhî, Kahire 1960, tür.yer.; a.mlf., el-Ḥayâtü’r-rûḥiyye fi’l-İslâm, Beyrut 2013, tür.yer.; Ali Sâmî en-Neşşâr, Neşʾetü’l-fikri’l-felsefî fi’l-İslâm, Kahire 1977, s. 23-24; el-Felsefe fi’l-vaṭani’l-ʿArabî fî miʾeti ʿâm, Beyrut 2002, s. 29; Mustafa Abdürrâzık, Temhîd li-târîḫi’l-felsefeti’l-İslâmiyye, Kahire 1432-33/2011-2012, Muhammed Hilmi Abdülvehhâb’ın takdimi, s. 29-31; Ebü’l-Vefâ et-Teftâzânî, “Muḥammed Muṣṭafâ Ḥilmî ve Dirâsâtü’t-taṣavvufi’l-İslâmî”, el-Fikrü’l-muʿâṣır, sy. 52, Kahire 1969, s. 16-23; Muhammed Hilmi Abdülvehhâb, “Muḥammed Muṣṭafâ Ḥilmî ve cühûdühü’l-ʿilmiyye”, eş-Şarḳu’l-evsaṭ, sy. 12292, Riyad 24.07.2012; Mustafa en-Neşşâr, “Ḥilmî, Muḥammed Muṣṭafâ”, Mv.AU, VII, 140-147.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2016 yılında İstanbul'da basılan EK-2. cildinde, 311-312 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER