MÜNŞEÂTÜ’s-SELÂTÎN

منشآت السلاطين
MÜNŞEÂTÜ’s-SELÂTÎN
Müellif: ABDÜLKADİR ÖZCAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2006
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 19.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/munseatus-selatin
ABDÜLKADİR ÖZCAN, "MÜNŞEÂTÜ’s-SELÂTÎN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/munseatus-selatin (19.10.2019).
Kopyalama metni
Uzun yıllar Osmanlı bürokrasisinde görev yapan ve önemli memuriyetlerde bulunan Feridun Ahmed Bey’in en dikkat çekici çalışması olan eser münşeat türünün alanındaki en büyük derlemesidir. Kitabın adı ebced hesabıyla telifinin sona erdiği 982 (1574) yılına tekabül eder. Müellif bu derlemeyi niçin yaptığını eserin başında uzun uzadıya anlatır. Öncelikle belâgat, inşâ ve kitâbetin öneminden, kalem sahiplerinin daima hükümdar iltifatlarına mazhar oluşundan söz edip saltanatın kılıçsız, kılıç ehlinin de kitapsız şekillenemeyeceğini söyler ve Süleyman peygamberin kâtibi Âsaf b. Berahyâ’yı örnek gösterir. Hz. Peygamber’in kitâbeti kılıçla karşılaştırdığını ve kalemi üstün tuttuğunu, kendisinin de muhtasaran topladığı resmî yazıları bir şükran olarak padişaha sunmak istediğini belirtir. Ona göre daha önceki reîsülküttâbların Dîvân-ı Hümâyun’dan çıkan ferman sûretlerini yazmada ihmal göstermeleri bu önemli yazıların zamanla unutulmasına yol açmış ve devlet işlerinde ciddi problemler ortaya çıkmıştır. Müellif, söz konusu karışıklıklara son vermek için kendi reîsülküttaplığı zamanında bir müsvedde defteri oluşturulduğunu ve padişah fermanlarının buraya kaydedildiğini söyler. Bununla beraber Osmanlı padişahlarının mektuplarının, bunlara gelen cevapların, fetihnâme ve zafernâmelerin Dîvân-ı Hümâyun ve nişancı kayıtlarında bulunmamasının da büyük kayıp olduğuna işaret eder. Zira, “Sultanların sözleri sözlerin sultanıdır”, dolayısıyla bu değerli yazıların unutulup gitmesine göz yummamak gerekir. Buna bağlı olarak münşîlerin çalışmaları da kaybolmakta, ayrıca her asrın hususi ifade tarzına göre eski ibarelerle yeni ıstılahların farklılığı bilinmemektedir. Müellif bu sebeple, gençliğinden beri topladığı Arapça, Farsça ve Türkçe resmî mektuplardan Osmanlı hânedanına ait olanları her padişah devrine göre derleyip tek cilt haline getirdiğini belirtir. Rüyasında II. Murad’dan II. Selim’e kadar Osmanlı padişahlarını toplu halde gördüğünü söyleyen müellif, özellikle Kanûnî Sultan Süleyman’ın teveccühlerine mazhariyetinden bahseder ve rüyasını bu hayırlı hizmetine yorar. İki ay sonra 3 Ramazan 981’de (27 Aralık 1573) nişancılık makamına terfi ettirilince mektup toplamayı sürdürür ve eserini tamamlayarak Sokullu Mehmed Paşa aracılığıyla III. Murad’a takdim eder. Fakat çağdaşı Selânikî Mustafa Efendi’nin kaydettiğine göre bu benzersiz eser pek itibar görmemiştir (Târih, I, 110). Bundan da Münşeât’ın padişah tarafından makbul tutulmadığı anlaşılmaktadır. Kendi ifadesine göre ise Sultan Murad iltifatlarını esirgememiş, 300 yıllık mektupların tedvini herkesi memnun etmiş, ancak hünerden nasipsiz bazı hasetçiler bunu beğenmeyip büyük meşakkatlerle toplanan mektuplar için, “Eski münşîlerin mektuplarını bulup tertip eylemede ne vardır?” demişlerdir.

Münşeât’ın baş tarafında Osmanlı Devleti’nde kullanılan vüzerâ, ümerâ, ulemâ vb.ne dair elkāb örneklerini veren müellif eserinin dîbâcesinden sonra Miftâh-ı Cennet adlı ahlâkî risâlesini derceder. Adı yine ebced hesabıyla telif tarihi olan 982 (1574) yılına tekabül eden ve rakiplerine cevap olarak yazıldığı anlaşılan bu küçük risâlede dedikodunun zararlarını ve kötü kişilerin sıfatlarını anlatarak kendisinin bu kişilerle karşılaştığını ve çok zarar gördüğünü, Dîvân-ı Hümâyun’da çalışırken birden ilham gelip Miftâh-ı Cennet’i yazdığını ifade eder. Sekiz bölüm halindeki risâlede Feridun Bey müminin vasıfları, sâlih ve muslihin halleri, sıddîk kişilerin hasletleri, ahde vefâ ve sır saklamanın önemi, nifak ve şikak erbabı, hasetçi ve müfsitler, iki yüzlü gıybetçiler ve yalancılarla mürâîler hakkında kısa açıklamalarda bulunur. Münşeâtü’s-selâtîn, Asr-ı saâdet’ten Hulefâ-yi Râşidîn’e kadar Hz. Peygamber’in gönderdiği mektuplardan birkaçının metniyle başlar. Ardından dört halifenin bazı mektuplarına ve bunlara gelen cevaplara yer verilip Osmanlı padişahlarına geçilir.

Selânikî tarafından 1880 belgeyi ihtiva ettiği belirtilen Münşeât’ın (a.g.e., a.y.) iki baskısı yapılmıştır. Birinci neşir kırk biri İslâmiyet’in başlangıç dönemiyle ilgili 735 belgeyi, ikincisi, Arapça ve Farsça belgelerin Türkçe tercümelerinin de verilmesiyle ayrıca 100’ü aşkın belgeyi ihtiva eder. Eserin bu son baskısı eklenen belgelerle iki büyük cilde ulaşmıştır (aş.bk.) (Osman Gazi dönemiyle ilgili mektuplar ikinci baskının I. cildinin 48-65, Orhan Gazi devrine ait olanlar 66-87, I. Murad dönemi yazışmaları 87-113, Yıldırım Bayezid dönemi 113-143, Çelebi Sultan Mehmed devri 145-166, II. Murad dönemi 166-220, Fâtih Sultan Mehmed devri 221-290, II. Bayezid dönemi 290-368, Yavuz Sultan Selim devri 368-500, Kanûnî Sultan Süleyman dönemi 500-535. sayfaları arasındadır. Bu dönem II. cildin 87. sayfasına kadar devam eder. II. Selim devri yazışmaları II. cildin 87-100. sayfalarındadır). Eserin sonuna III. Murad zamanında yazılmış, Mısır’da arazi tasarrufuyla ilgili uzunca bir yazı ilâve edilmiştir. Yavuz Sultan Selim devri içinde Haydar Çelebi tarafından tutulan İran ve Mısır seferlerinin rûznâmeleri, Kanûnî dönemi belgeleri içinde de bu padişahın seferlerinin rûznâmeleri vardır.

Münşeâtü’s-selâtîn’de yer alan ilk üç Osmanlı padişahı dönemi yazışmalarıyla ilgili şüpheler ilk defa Friedrich von Kraelitz-Graifenhorst tarafından ortaya atılmışsa da Kraeiltz-Graifenhorst bu devir belgelerinin sahteliği meselesinde temkinlidir. Ona göre Feridun Bey çeşitli defterhânelerden topladığı evrakı eski dil üzere aynen almayıp muhtemelen kendi zamanının diline uydurmuştur. Zira III. Murad dönemi gibi Osmanlı edebiyatının altın çağından sonra gelen dönemde Feridun Bey’in edebî mahfillere dahil olmaması düşünülemez. O devirde Osmanlılar’ın ilk dönemindeki Türkçe (Eski Anadolu Türkçesi) hakir görülmüştür. Edip ve şairler eserlerinde Arapça ve Farsça karışımı bir dil kullanmışlardır. Bu yüzden Feridun Bey de padişaha ithaf ettiği eserini asrının diline uydurmuş olmalıdır (TOEM, V/28 [1330], s. 242). Ardından Mükrimin Halil (Yinanç) bu yıllara ait belgelerin, XII. yüzyılda Hârizmşah Sultanı Alâeddin Tekiş zamanında divanda münşîlik yapan Muhammed b. Müeyyed el-Bağdâdî’nin et-Tevessül ile’t-teressül (Tahran 1315) adlı münşeat mecmuasındaki mektupların başlıkları ile kişi ve yer isimlerinin değiştirilerek XVI. yüzyıl üslûp ve ifadesiyle yazılmış olduğuna dair kuvvetli deliller ileri sürmüştür. Kitaptaki menşurların tarihlerine dikkat çeken Mükrimin Halil bunların muhtevalarının tarihî gerçeklere uymadığını ileri sürmüş ve Feridun Bey’in bu mektuplara Kanûnî Sultan Süleyman devrinin sanatlı üslûbuyla cevaplar uydurduğunu söylemiştir (bk. bibl.). Daha sonra A. A. Olesnicki, Kosova savaşlarıyla ilgili belgelerin de aynı nitelikte olabileceğini, Franz Babinger de Bulgaristan’da Osmanlı ilerleyişiyle alâkalı eserinde Sofya’nın zaptına dair belgelerin sahte olduğunu öne sürmüştür. Paul Wittek de Evrenos Bey hakkındaki beratın otantikliğine itiraz etmiştir. Kemal Edip Kürkçüoğlu ise Kanûnî’nin Bâlî Bey’e gönderdiği hatt-ı hümâyunun Münşeâtü’s-selâtîn’de (I, 87-89) I. Murad tarafından Gazi Evrenos Bey’e gönderilmiş gibi gösterildiğini belirtmiştir (DTCFD, VIII/3 [1950], s. 327). Son olarak ilk üç padişah dönemiyle ilgili araştırmasında Irène Beldiceanu, Münşeât’ın tamamı üzerinde derinlemesine bir inceleme yapılmadığını ve belgelerin asıllarının da elde bulunmadığını belirterek bütün mektupların sahte olmadığını, diğer münşeat mecmuaları incelenmeden bu meselenin çözümlenemeyeceğini ifade etmiştir (Resherches sur les actes, s. 43-50).

Çeşitli kütüphanelerde yazmaları bulunan eser Mecmûa-i Münşeâtü’s-selâtîn ve Feridun Bey Münşeâtı adlarıyla iki defa basılmıştır (I-II, İstanbul 1264-1265; İstanbul 1274-1275). İkinci baskısı ilk tab‘ından daha mükemmeldir. L. M. Langles, Paris nüshasına dayanıp seksen sekiz belgeyi yayımlamış, M. Wickerhauser de yine eserden bazı seçmeler yaparak kısmî bir neşirde bulunmuş (Viyana 1853), Halil Ethem Bey ise sadece Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferi bölümünü Almanca’ya çevirip “Deutsche Orient-Bücherei” dizisinde Tagebuch der ägyptischen Expedition des Sultans Selim I. aus Feriduns Sammlung der Staatschriften adıyla neşretmiştir (Weimar 1916).

BİBLİYOGRAFYA
BA, MD, nr. 7, s. 290, hk. 823; s. 291, hk. 826; s. 314, hk. 901; Feridun Bey, Münşeât, I-II; Selânikî, Târih (İpşirli), I, 110; Atâî, Zeyl-i Şekāik, s. 336-337; Sefînetü’r-rüesâ, s. 12 vd.; Hammer (Atâ Bey), I, 34; Osmanlı Müellifleri, II, 363-364; B. Djaković, “Sbornik na Feredun Bej”, Godišnik na Narodnata Biblioteka (Plovdiv 1922), Sofia 1924, s. 191-199; K. Holter, “Studien zu Ahmed Feridun’s Münšeat es-selatin”, Mitteilungen des österreichhischen Institus für Geschichtsforschung, Innsbruck 1939, XIV, 429-451; A. A. Olesnicki, “Dva turska falsifikata XVI stoljeça o kosovskom boju”, Sertu Hoffilleriana, Zagreb 1940, s. 495-527; Fr. Babinger, Beiträge zur Frühgeschichte der Türkenherschaft in Rumelien (14-15 Jahrhundert), Münich-Vienne 1944; Babinger (Üçok), s. 118-120; Karatay, Türkçe Yazmalar, I, 423-424; I. Beldiceanu-Steinherr, Recherches sur les actes des règnes des sultans Osman, Orhan et Murad I, Monachii 1967, s. 43-50 (tanıtımı için bk. BSOAS, XXXIV [1971], s. 153-155); Danişmend, Kronoloji2, III, 5-6; Agâh Sırrı Levend, Türk Edebiyatı Tarihi, Ankara 1973, s. 113; Abdülkadir Özcan, “Feridun Ahmed Bey: Hayatı, Eserleri ve Miftâh-ı Cennet’i”, Prof. Dr. Ramazan Şeşen’e Armağan, İstanbul 2005, s. 51-66; a.mlf., “Feridun Ahmed Bey”, DİA, XII, 396-397; Fr. von Kraelitz, “İlk Osmanlı Padişahlarının Isdar Etmiş Oldukları Bazı Beratlar”, TOEM, V/28 (1330), s. 242-243; Osman Ferid, “Evrenos Bey Hanedanına Aid Temlîknâme-i Hümâyun”, a.e., V/31 (1331), s. 432-438; Mükrimin Halil, “Feridun Bey Münşeâtı”, a.e., XI-XIII/62-77 (1337), s. 161-166; XIV/1 (1340), s. 37-46; XIV/2 (1340), s. 95-104; XIV/4 (1340), s. 216-226; H. Akay, “İlk Osmanlı Padişahlarına Ait Dört Berat”, Kaynak, sy. 95, Balıkesir 1940, s. 421-427; Kemal Edip Kürkçüoğlu, “Münşeâtü’s-selâtîn’e Dair Kısa bir Not”, DTCFD, VIII/3 (1950), s. 327; J. H. Mordtman, “Ferîdûn Bey”, İA, IV, 569-570; a.mlf. – [V. L. Ménage], “Ferīdūn Beg”, EI2 (Fr.), II, 901-902; “Münşeâtü’s-selâtîn”, TDEA, VI, 474-475.
Bu madde ilk olarak 2006 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 32. cildinde, 20-22 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.