MÛSÂ KÂZIM KÜLLİYESİ

MÛSÂ KÂZIM KÜLLİYESİ
Müellif: ABDÜSSELAM ULUÇAM
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2006
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 08.12.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/musa-kazim-kulliyesi
ABDÜSSELAM ULUÇAM, "MÛSÂ KÂZIM KÜLLİYESİ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/musa-kazim-kulliyesi (08.12.2019).
Kopyalama metni
Bağdat’ın batı yakasında bulunan ve Kâzımeyn adıyla anılan külliye, Mûsâ el-Kâzım ile (ö. 183/799) torunu Muhammed el-Cevâd’ın (ö. 220/835) mezarları etrafında gelişmiş ve semte adını vermiştir. 183 (779) yılında Halife Hârûnürreşîd’in yaptırdığı kerpiç mezarın üzerine 490’da (1097) Selçuklu Veziri Mecdülmülk Ebü’l-Fazl Es‘ad bir türbe inşa ettirmiş, etrafına odalarla iki minareli bir cami eklenmiştir. Halife Nâsır-Lidînillâh (1180-1225) sahnın etrafına revaklar yaptırdığı gibi türbedeki lahitleri abanoz ağacıyla kaplatmıştır. Şah İsmâil 914 (1508) yılında Bağdat’ı ele geçirince yıktırdığı Selçuklu yapıları yerine 926’da (1520) iki kubbeli yeni bir türbe inşa edilmiştir. Kanûnî Sultan Süleyman 1534’te Bağdat’ı aldığında Safevî imarından kalan eksikleri tamamlatmıştır. II. Selim 978 (1570) yılında türbenin bitişiğine büyük bir cami ile kuzeybatısına bir minare ilâve ettirmiş, 1796’da Kaçar Hükümdarı Ağa Muhammed Şah yapının kubbelerini ve minarelerin külâhlarını altınla kaplatmıştır. Külliye 1880’de Ferik Selim Paşa, 1882-1884’te Kaçar Hükümdarı Feth Ali Şah’ın torunu İ‘timâtüddevle Ferhad Mirza, 1904’te Sultan II. Abdülhamid, 1977-1978 ve 1982 yıllarında Irak Evkaf Bakanlığı’nca tamir ettirilmiştir (çeşitli dönemlerde yapılan imar faaliyetleri için ayrıca bk. Ca‘fer el-Halîlî, IX, 158 vd.).

Mûsâ Kâzım Külliyesi, ortasında türbe ve caminin yer aldığı geniş bir avlunun etrafında sıralanan medrese, imaret, imam-şeyh odaları ve kütüphanelerin yer aldığı iki katlı revaklı hücrelerden oluşmaktadır. Kale görünümündeki külliyenin dış duvarları tuğladan yapılmış ve üzeri mermerle kaplanmıştır. Külliyenin kuzeyde yer alan iki kapısından başka aynı mimari özelliklere sahip üç taçkapı dıştan sade olmasına karşılık iç tarafta kuşatma kemerine kadar yükselen kademeli süsleme nişleriyle teşkilâtlandırılmıştır. Üst kemer alınlıklarında bütün cepheyi dolanan âyet kitâbeleri mevcuttur. Taçkapıların iki yanından merdivenlerle üst kata çıkılmaktadır.

Külliyenin ortasında bulunan ve kuzeyden cami ile birleşen türbe diğer üç yönden revaklarla sarılmıştır. Revakların üstünü örten tavanla türbe dış duvarları baştan sona kıymetli renkli taşlar, kalem işi, çini, sedef kakma ve altın kaplamalarla bezenmiştir. Süslemeler renk ve kompozisyonlarıyla saray cephelerini hatırlatır. Revakların dış yüzlerindeki çiniler arasında II. Abdülhamid’in 1322 (1904) tarihli tuğraları bulunmaktadır. Türbede sandukanın yer aldığı dikdörtgen mekânın etrafı duvar-pâye sistemi ve mukarnaslı tromplara yaslanan kubbelerle örtülmüştür. Bütün mekân içten 4 m. yüksekliğe kadar mermer, yukarı kısımlar kristal camla kaplıdır. Kubbelerin aralarında birer atlamak suretiyle aydınlatma fenerleri açılmıştır. Mûsâ el-Kâzım ile torunu Muhammed el-Cevâd’a ait tek sanduka, yüksek kasnaklı pandantif geçişli kubbelerle örtülü iki kare mekânın tam ortasındadır. Selçuklu döneminde yapılan sanduka ise Bağdat’ta Irak Müzesi’ne kaldırılmıştır.

Cami. Avlunun kuzey duvarı ile türbeye bitişik olarak yapılan cami 40 × 56 m. ölçülerinde dikdörtgen planlıdır. Avlunun doğu ve batısı ile türbe dış revaklarından dört kapıyla girilen harim kubbeli mihrap önü mekânını “U” şeklinde saran içte on iki, dışta on altı pâyeden oluşan iki dizi ile orta mekânın iki yanında mihraba dik üç, kuzeyde ise paralel üç nefe ayrılmıştır. Kıble duvarına bitişik dördü yarım, diğerleri kalın sekiz pâye üzerine oturan kubbeye mukarnaslı tromplarla geçilmektedir. Harimin diğer kısımlarını örten kırk beş küçük kubbe ise prizmatik pandantiflidir. Kuzey duvarında dışa taşkın beş kenarlı bir bölüm mevcuttur. Duvarlar ve kubbe kasnaklarında açılan pencerelerle yeterince aydınlanan iç mekânın önünde bulunan mihrap, ortası türbeye bakan bir pencere şekline getirilmiş sivri kemerli geniş bir niş içinde yer almaktadır. Son tamirde tamamen değiştirilen mihrapta terrakota ve çinili süslemeler mevcuttur. Caminin ceviz ağacından yapılmış minberi de yenidir. Son tamirde büyük kubbe kasnağına çiçekli kûfî harflerle kalın bir kitâbe kuşağı yerleştirilmiştir. İç mekânda mihrap süslemeleri dışında tezyinata yer verilmemiş, tuğla dizileriyle tabii bir görünüm sağlanmıştır.

Türbenin köşelerinde yer alan silindirik dört minare duvar içlerinde kalan sekizgen kaidelere sahiptir. Bunlardan camiye bitişik olan kuzeydoğudakinin kapısında Sultan II. Selim’e ait 1570 tarihini veren beş beyitlik Türkçe kitâbe bulunmaktadır. İran işgali sırasında minare şerefelerinin üstü İran üslûbunda örtülmüş, petek ve külâhlar altınla kaplanmıştır. Cami ve revak seviyesinden daha yüksek tutulan türbe duvarlarının dört köşesinde sembolik dört küçük minare daha mevcuttur.

Türbe-cami avlusunu üç taraftan saran yapılar medrese, tekke, kütüphane ve Şiî ileri gelenlerinin ikamet ettiği odalardan meydana gelmektedir. Altta (önde) eyvan, arkada hücreler, üstte iklime uygun teras katları yer almaktadır. İki kat boyunca uzanan üç kapı arasına ve köşelere birer köşk oturtulmuştur. Eyvan kemerleri ve cepheler geometrik ve bitki motiflerinden oluşan zengin çinilerle süslenmiştir. Kemerlerin üstünde lâcivert zemin üzerine sarı renkli sülüs harflerle yazılmış kalın bir kitâbe kuşağı uzanmaktadır. Avlu etrafında sıralanan hücrelerden kuzeydoğu bölümünde helâ ve abdest alma mekânları mevcuttur. Güneydeki köşk hücrelerinden birinin üstünde kare kesitli bir saat kulesi vardır. Dış görünüşüyle İran sanatını hatırlatan Mûsâ Kâzım Külliyesi, bakımlı mekânı ve çoğu Şiî olan binlerce ziyaretçisiyle canlı bir dinî hayatın merkezi durumundadır.

BİBLİYOGRAFYA
F. Sarre – E. Herzfeld, Archaeologische Reise im Euphrat und Tigris Gebiet, Berlin 1912, II, 102; Mahmûd Şükrî el-Âlûsî, Târîḫu mesâcidi Baġdâd ve âs̱âruhâ, Bağdad 1346, s. 117-119; M. Hasan Âlü Yâsîn, Târîḫu’l-Meşhedi’l-Kâẓımî, Bağdad 1387; a.mlf., “el-Meşhedü’l-Kâẓımî fî ʿaṣri’l-ʿAbbâsî”, Sumer, XVIII, Bağdad 1962, s. 119-128; a.mlf., “el-Meşhedü’l-Kâẓımî min baʿdi’l-iḫtilâli’l-Moġolî ilâ nihâyeti’l-iḫtilâli’l-ʿOs̱mânî”, a.e., XIX (1963), s. 155-170; H. Hâlid A‘zamî, ez-Zeḫârifü’l-cidâriyye fî âs̱âri Baġdâd, Bağdad 1980, s. 42-43; Ca‘fer el-Halîlî, Mevsûʿatü’l-ʿatebâti’l-muḳaddese, Beyrut 1407/1987, IX, 158-244; Abdüsselâm Uluçam, Irak’taki Türk Mimarî Eserleri, Ankara 1989, s. 37; M. Streck, “Kâzımeyn”, İA, VI, 525-527; R. Strothmann, “Mûsâ Kâzım”, a.e., VIII, 667-668.
Bu madde ilk olarak 2006 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 31. cildinde, 222-224 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.