MÜSTAÎN-BİLLÂH

المستعين بالله
MÜSTAÎN-BİLLÂH
Müellif: ABDÜLKERİM ÖZAYDIN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2006
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 27.02.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/mustain-billah
ABDÜLKERİM ÖZAYDIN, "MÜSTAÎN-BİLLÂH", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/mustain-billah (27.02.2020).
Kopyalama metni
217’de (832) doğdu. Babası Halife Mu‘tasım-Billâh’ın oğlu Muhammed, annesi Slav asıllı bir câriyedir. Halife Müntasır-Billâh’ın 4 Rebîülâhir 248’te (7 Haziran 862) öldürülmesi üzerine başta Boğa el-Kebîr, Boğa es-Sagīr ve Otamış olmak üzere Türk kumandanları, Vezir Ahmed b. Hasîb ve diğer devlet adamları yeni halifeyi seçmek için toplandılar. Türk askerleri, Megāribe ve Üsrûşeneliler, toplantıya katılanların alacağı karara uyacaklarına ve seçecekleri halifeye biat edeceklerine yemin ettiler. Ancak daha önce Halife Mütevekkil-Alellah’ın öldürülmesi işine karıştıklarından kendilerinden intikam alır düşüncesiyle Mütevekkil’in çocuklarının halife seçilmesine razı olmayacaklarını bildirdiler. Görüşmeler sonunda Mu‘tasım-Billâh’ın torunu Ahmed b. Muhammed’in Müstaîn-Billâh lakabıyla halife ilân edilmesine karar verildi (6 Rebîülâhir 248 / 9 Haziran 862). Ertesi gün biat merasimi sırasında bazı gruplar, Müstaîn’in halifeliğine karşı çıkarak önceki halife Müntasır’ın kardeşi Mu‘tez-Billâh lehine tezahürat yaptılar, hatta Bâbülâmme’ye hücum edip yağmalamaya başladılar. Böylece öteden beri Türk askerlerinin iktidarı ellerinde tutmalarından rahatsız olan Bağdat halkı ilk defa Türkler’e karşı başlatılan bir eylemin içinde yer almış oluyordu. Boğa el-Kebîr olaya müdahale ederek birçok kişinin ölümüne sebep olan karışıklıklara son verdi. Halife de cülûs bahşişi dağıtıp olayları yatıştırdı. Mu‘tez-Billâh’ı ve kardeşi Müeyyed’i el-Cevsaku’l-Hâkānî’de hapsettirdi.

Müstaîn-Billâh hilâfet makamına geçince Otamış’ı Mısır ve Mağrib, Muhammed b. Tâhir’i Horasan, Muhammed b. Abdullah b. Tâhir’i Irak-Fars valiliğine tayin etti. Bir süre sonra Türkler’le Vezir Ahmed b. Hasîb’in arası açıldığından Otamış’ı vezir tayin etmek zorunda kaldı. Ahmed b. Hasîb bütün mallarına el konulup önce Girit adasına, ardından Kayrevan’a gönderildi. Bu olaydan sonra iktidar Otamış ile kâtibi Şücâ‘ b. Kāsım’ın eline geçti.

Türk askerlerinin nüfuzunun kırılmasını isteyen Bağdat halkı Abbâsî kuvvetlerinin Bizans karşısında yenilmesini bahane ederek halifeye isyan etti. Halkın, Şâkiriyye denilen ücretli askerlerin ve diğer grupların katıldığı isyan sırasında mahkûmlar serbest bırakıldı (Safer 249 / Nisan 863). Ardından Sâmerrâ’da da Türk askerlerine karşı başlatılan eylem Boğa es-Sagīr, Otamış ve Vasîf’e bağlı kuvvetler tarafından bastırıldı. Kısa bir süre sonra Boğa es-Sagīr ve Vasîf’e bağlı bazı Türkler, malî ve siyasî durumlarının kötüleştiğini iddia ederek Vezir Otamış ve kâtibine karşı ayaklandılar, her ikisini de katledip evlerini yağmaladılar (15 Rebîülâhir 249 / 7 Haziran 863). Halife olup bitenler karşısında ciddi bir tepki gösteremedi. Otamış’ın yerine Ahmed b. Sâlih b. Şîrzâd’ı vezir tayin etti ve nüfuzlu kumandanlardan Bâgir et-Türkî’yi başkumandanlığa getirmek istedi. Ancak bu durum Boğa es-Sagīr ile Vasîf’i endişelendirdi. Boğa es-Sagīr ile Vasîf’in kendisine karşı bir eylem gerçekleştireceğini haber alan Bâgir et-Türkî adamlarıyla görüşerek halifenin ve bu iki kumandanın katledilmesini kararlaştırdı. Bunu duyan Halife Müstaîn-Billâh, Boğa es-Sagīr ve Vasîf ile anlaşıp Bâgir et-Türkî’yi hapsetti. Bu sırada Bâgir’in askerleri ve mevâlî ayaklanıp el-Cevsaku’l-Hâkānî’yi bastı. Tehlikenin giderek büyümesi üzerine Bâgir hapishanede öldürüldü, fakat bu olay karışıklıkları daha da arttırdı. Boğa es-Sagīr ile Vasîf isyanı bastırmak için Megāribe ve Şâkiriyye’ye mensup bir grup askeri Bâgir et-Türkî’nin adamlarına karşı sevkettiyse de isyan bastırılamadı. Halife, Vasîf ve Boğa es-Sagīr ile birlikte Sâmerrâ’yı gizlice terkedip Bağdat’a hareket etmek zorunda kaldı. Müstaîn-Billâh, Bağdat’ta Vali Muhammed b. Abdullah b. Tâhir tarafından karşılandı (5 Muharrem 251 / 6 Şubat 865). Sâmerrâ’daki bazı kumandan ve devlet adamları da Bağdat’a gitmeye başladılar. Bu gelişmelerden rahatsız olan Türk askerleri, Ferganalılar ve diğer mevâlî Müstaîn-Billâh’a elçi gönderip hatalarını itiraf ettiler, geri dönmesini istediler ve kendisine bundan sonra sadakatle hizmet edeceklerini bildirdiler. Fakat halife onların tekliflerini kabul etmedi. Bunun üzerine Türk askerleri, siyasî otoritelerinin sarsılmasından endişe edip Müstaîn-Billâh’ın yerine Mu‘tez-Billâh’ı halife yapmaya karar verdiler ve onu el-Cevsaku’l-Hâkānî’deki hapishaneden çıkarıp halife ilân ettiler (11 Muharrem 251 / 12 Şubat 865). Vilâyetlere mektup göndererek Müstaîn-Billâh’ın hal‘edildiğini ve yerine Mu‘tez-Billâh’ın geçtiğini bildirdiler.

Böylece aynı anda biri Bağdat’ta, diğeri Sâmerrâ’da olmak üzere iki Abbâsî halifesi ortaya çıkmış oldu. Mu‘tez-Billâh, bu ikiliğe son vermek için Bağdat Valisi Muhammed b. Abdullah b. Tâhir’e haber gönderip onu kendi saflarına çağırdıysa da teklifi kabul görmedi. Ancak Boğa el-Kebîr’in Humus’ta bulunan oğlu Mûsâ, Mu‘tez-Billâh tarafına geçince dengeler değişti. Bu gelişmeden cesaret alan Mu‘tez-Billâh kardeşi Ebû Ahmed’i büyük bir orduyla Bağdat’a gönderdi (23 Muharrem 251 / 24 Şubat 865). Bağdat uzun süre muhasara edildi. Muhasaradan dolayı perişan olan halk validen Mu‘tez-Billâh’ın saflarına katılmasını, Müstaîn-Billâh’tan da halifelikten çekilmesini istedi. Ebû Ahmed ile görüşen Vali Muhammed b. Abdullah, Mu‘tez-Billâh’a biat etmeye razı oldu ve Müstaîn-Billâh’ın halifelikten hal‘edilmesi kararına katıldığını bildirdi (4 Muharrem 252 / 25 Ocak 866).

Müstaîn-Billâh bu karar üzerine kendisine 50.000 dinar para ayrılması, 30.000 dinarlık bir yerin iktâ edilmesi ve Mekke’ye gidinceye kadar Vâsıt’ta ikametine izin verilmesi şartıyla hilâfetten çekildi ve Mu‘tez-Billâh resmen halife ilân edildi. Halkı el-Mescidü’l-câmi‘de toplayan Kadı İbn Ebü’ş-Şevârib Hasan b. Muhammed yeni halife için biat aldı. Müstaîn-Billâh’ı da oraya getirtti ve ona hilâfetten kendi isteğiyle ayrılıp ayrılmadığını sordu. O da kendi arzusuyla ayrıldığını söyleyip Mu‘tez-Billâh’a biat etti. Müstaîn-Billâh, hilâfet alâmetlerinden olan asâ ve bürdeyi görevlilere teslim ettikten sonra ailesiyle birlikte Vâsıt’a hareket etti (3 Muharrem 252 / 24 Ocak 866). Tolunoğulları hânedanının kurucusu Ahmed b. Tolun da ona nezaret etmekle görevlendirildi. Müstaîn-Billâh 3 veya 6 Şevval 252’de (17 veya 20 Ekim 866) Mu‘tezz’in görevlendirdiği hâcib Saîd b. Sâlih tarafından Sâmerrâ’da öldürüldü. Müstaîn, Ebü’l-Abbas es-Seffâh ve Ebû Ca‘fer el-Mansûr’dan sonra babası halife olmadığı halde hilâfet makamına geçen ilk şahıstır. Mütevekkil-Alellah ve Müntasır-Billâh’ın başına gelenleri iyi bildiği için Türk kumandanların icraatına müdahale etmekten çekinmiş ve onların her isteğini yerine getirmiştir. Çok cömert olduğu, kendinden önceki halifelerin biriktirdiği altın, mücevherat, silâh ve diğer değerli eşyayı bütün uyarılara rağmen dağıttığı kaydedilmektedir.

Müstaîn-Billâh’ın halifelik dönemi karışıklıklar içinde geçmesine rağmen Bizans’a karşı yaz seferleri sürdürüldü. Halife 249 (863) yılında Ca‘fer el-Hayyât ile Ömer b. Abdullah el-Akta‘ı Bizans’a karşı sefere memur etti. Ömer Anadolu içlerine kadar ilerledi. Türk kumandanı Bilgecûr 250 yılı yazında (864 yazı) Anadolu’ya hareket etti. Bilgecûr ertesi yıl daha büyük bir orduyla Anadolu seferine çıktı. Aksaray-Niğde arasında bulunan Matmûre’yi alıp çok sayıda esir ve bol miktarda ganimetle geri döndü.

Ali evlâdının başlattığı isyanlar da Müstaîn-Billâh’ı meşgul eden önemli olaylar arasında yer alır. Tâlibiyyîn’den Yahyâ b. Ömer el-Hüseynî 250’de (864) Kûfe’de beytülmâli ele geçirip mahkûmları serbest bıraktı. Müstaîn sevkettiği ordularla bu isyanı bastırdı ve Yahyâ b. Ömer öldürüldü. Aynı yılın ramazan ayında (Ekim 864) Hasan el-Alevî Taberistan’da ayaklandı. Abbâsî kuvvetleri Hasan el-Alevî’yi mağlûp ederek 300’den fazla taraftarını katletti. Ancak Taberistan halkının coşkuyla desteklediği Hasan el-Alevî mücadeleye devam edip Taberistan’a hâkim olmayı başardı (254/868). Muhammed b. Ca‘fer el-Hüseynî’nin Rey şehrinde başlattığı isyan Horasan Valisi Muhammed b. Tâhir tarafından bastırıldı ve Muhammed b. Ca‘fer esir alındı (251/865). Yine Ali evlâdından olan Hüseyin b. Muhammed 251 yılı sonlarında (865 sonları) Kûfe’de isyan etti. Kûfeliler ve Benî Esed kabilesi tarafından da desteklenen bu isyan Halife Müstaîn-Billâh’ın gönderdiği Müzâhim b. Hâkān kumandasındaki kuvvetlerce bastırıldı (253/867). Hüseyin b. Ahmed el-Kevkebî 251 Rebîülevvelinde (Nisan 865) Kazvin ve Zencan’ı ele geçirdi. Bu isyan Boğa el-Kebîr’in oğlu Mûsâ tarafından bertaraf edildi. Aynı yıl İsmâil b. Yûsuf el-Hasenî el-Alevî Mekke’de ayaklandı ve Mekke halkı bu yüzden büyük sıkıntılarla karşılaştı, isyanı Ebü’s-Sâc bastırdı (252/866).

BİBLİYOGRAFYA
Ya‘kūbî, Târîḫ, II, 494-499; Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), IX, 254-363, 396, 442, 446-447; Mes‘ûdî, Mürûcü’ẕ-ẕeheb (Abdülhamîd), IV, 144-165; İbnü’l-İmrânî, el-İnbâʾ fî târîḫi’l-ḫulefâʾ (nşr. Kāsım es-Sâmerrâî), Leiden 1973, s. 123-127; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, bk. İndeks; İbnü’t-Tıktakā, el-Faḫrî, s. 240-242; Nüveyrî, Nihâyetü’l-ereb, XXII, 301 vd.; Belevî, Sîretü Aḥmed b. Ṭolûn (nşr. M. Kürd Ali), Kahire, ts. (Mektebetü’s-sekāfeti’d-dîniyye), s. 36-42; G. le Strange, Baghdad during the Abbasid Caliphate, Oxford 1924, bk. İndeks; Hudarî, Muḥâḍarât: ʿAbbâsiyye, s. 272-281; Hakkı Dursun Yıldız, İslâmiyet ve Türkler, İstanbul 1976, s. 113-120, 125-139, 140, 155, 156, 175, 178, 183-185; H. Kennedy, The Prophet and the Age of the Caliphates, London 1986, s. 173-175; Hasan Yaşaroğlu, Taberistan Zeydîleri (doktora tezi, 1998), MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 68 vd.; Gülgûn Uyar, Ehl-i Beyt: İslâm Tarihinde Ali-Fâtıma Evlâdı, İstanbul 2004, s. 319-329; C. Melchert, “Religious Policies of the Caliphs”, Islamic Law and Society, III/3, Leiden 1996, s. 330-333; K. V. Zetterstéen, “Müstaîn”, İA, VIII, 826; a.mlf. – [C. E. Bosworth], “al-Mustaʿīn”, EI2 (İng.), VII, 722-723.
Bu madde ilk olarak 2006 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 32. cildinde, 112-113 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.