MU‘TEZ-BİLLÂH

المعتزّ بالله
Müellif:
MU‘TEZ-BİLLÂH
Müellif: ALİ AKTAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2006
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 13.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/mutez-billah
ALİ AKTAN, "MU‘TEZ-BİLLÂH", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/mutez-billah (13.11.2019).
Kopyalama metni
233’te (847) doğdu. Babası Halife Mütevekkil-Alellah, annesi Kabîha adlı bir câriyedir. İki yaşında iken kardeşleri Müntasır ve Müeyyed’in arasında ikinci veliahtlığa tayin edildi. Ancak büyüdükçe babasının Mu‘tezz’e duyduğu yakınlık artmaya başladı ve iktidarının sonlarına doğru onu, Türkler’e karşı bir denge unsuru olarak Araplar’dan ve diğer milletlerden oluşturduğu Megāribe denilen bir askerî birliğin başına getirdi.

Müntasır, babasının Mu‘tez lehine dönmesi üzerine Türkler’le iş birliği yapmaya ve hilâfeti zorla ele geçirmeye karar verdi. Nihayet başlarında Boğa es-Sagīr ve Bâgir et-Türkî’nin bulunduğu bazı emîrler Halife Mütevekkil’i geceleyin sarayında öldürerek tahta Müntasır’ı çıkardılar (247/861). Ancak altı ay sonra Müntasır da şüpheli bir şekilde ölünce bu defa Mütevekkil’in çocuklarından birini halife yapmak istemeyen emîrler Müntasır’ın yeğeni Ahmed’i Müstaîn-Billâh lakabıyla halife ilân ettiler (248/862).

Müstaîn, Boğa es-Sagīr ve onun gibi güçlü bir Türk kumandanı olan Vasîf ile iş birliği yaparak Bâgir et-Türkî’yi tutuklatınca Bâgir’in adamları sarayı kuşattılar, ancak Bâgir’in katlini önleyemediler. Olaylar gittikçe çığırından çıktı ve Halife Müstaîn, Vasîf ve Boğa ile birlikte Sâmerrâ’dan gizlice ayrılarak Bağdat’a gitti (5 Muharrem 251 / 6 Şubat 865). Türkler ise kendileri için kurulmuş olan Sâmerrâ şehrinin terkedilmesini istemiyorlardı. Bu sebeple Bağdat’a giden Müstaîn’e karşı yine aileden birini hilâfete getirmeye karar verdiler ve o sırada göz hapsinde tutulan Mu‘tezz’i halife ilân ettiler. Müstaîn bu durumu kabul etmeyince biri Bağdat’ta, diğeri Sâmerrâ’da iki halife ortaya çıkmış oldu. Mu‘tez, Tâhirîler’den Muhammed b. Abdullah’a bir mektup yazarak ondan kendisine biat etmesini istedi, ancak başlangıçta olumlu bir cevap alamadı. Horasan’da yarı bağımsız olarak hüküm süren Tâhirîler, Halife Me’mûn’dan itibaren devletin önemli kademelerinde görev alıyorlardı ve bu görevlendirmelerde Türkler’in nüfuzunu kırma düşüncesinin etkisi bulunuyordu. Bir süre sonra kuvvet dengesi Mu‘tez’den yana değişmeye başlayınca Muhammed b. Abdullah ona biat etti; o da kendisini -henüz eline geçmemiş olan- Bağdat’ın muhafızlığına tayin etti. Bu sırada halifeliği zorla ele geçirmeye karar vererek kardeşi Ebû Ahmed idaresinde kalabalık bir orduyu da Bağdat’a gönderdi (23 Muharrem 251 / 24 Şubat 865). Mu‘tezz’e bağlı birlikler Bağdat’ı uzun süre kuşatma altında tutunca şehirde erzak sıkıntısı baş gösterdi. Daha önce Bağdat’a gelmiş olan devlet erkânı ve Abbâsî ailesi mensupları Mu‘tez tarafına geçmeye başladılar. Sonunda Muhammed b. Abdullah ile Ebû Ahmed görüşüp Müstaîn’in halifelikten azline karar verdiler. Bunun üzerine Müstaîn halifeliği Mu‘tezz’e devretmeye razı oldu. Bağdat’ta 4 Muharrem 252 Cuma günü (25 Ocak 866) hutbe Mu‘tez adına okundu ve bütün ordu yetkililerinden biat alındı. Müstaîn isteği doğrultusunda önce Vâsıt’a gönderildiyse de çok geçmeden yeni halifenin emriyle orada öldürüldü (252/866).

Mu‘tez halife olduktan sonra kardeşleri Müeyyed ve Ebû Ahmed’i hapse attırdı. Ardından Müeyyed’i veliahtlıktan azletti ve bir gün sonra da yattığı hapishanede onun ölüsü bulundu. Mu‘tez halifeliği Türkler’in yardımıyla ele geçirmiş olmasına rağmen onlara ve özellikle kendisi için tehlike gördüğü Vasîf ve Boğa es-Sagīr’e güvenmiyordu. Nihayet 253’te (867) Vasîf’i, 254’te de (868) Boğa es-Sagīr’i katlettirmek suretiyle bu iki önemli gaileden kurtuldu. Ancak onların katledilmesi halife üzerindeki Türk baskısını azaltmaya yetmediği gibi Türkler arasında onun aleyhine genel bir hoşnutsuzluk meydana getirdi. Nitekim bir süre sonra maaşlarını zamanında alamayan Türk askerleri Megāribe ile de anlaşarak isyan ettiler ve ele geçirdikleri Mu‘tezz’e işkence yaparak onu halifelikten çekilmek zorunda bıraktılar (27 Receb 255 / 11 Temmuz 869), ardından da zindana attılar. Mu‘tez altı gün sonra öldü ve Müntasır-Billâh için yaptırılan Kubbetü’s-suleybiyye’ye defnedildi. Yerine Vâsiḳ-Billâh’ın oğlu Mühtedî-Billâh halife ilân edildi (2 Şâban 255/16 Temmuz 869).

Mu‘tez döneminde cereyan eden başlıca olaylar şunlardır: Deylemliler Rey’e saldırdılar ve halka büyük zarar verdiler. Receb 252’de (Temmuz-Ağustos 866) Türkler’le Megāribe arasında çatışma çıktı. Megāribe ilk anda Türkler’i saraydan uzaklaştırmayı başardıysa da çok geçmeden Türkler, olaylardan sorumlu tuttukları Muhammed b. Râşid ve Nasr b. Sa‘d’ı bir baskınla ele geçirip öldürdüler. Böylece Megāribe avantajlı durumunu kaybederek yine eskisi gibi ikinci planda kaldı. Mûsâ b. Boğa el-Kebîr’in kumandasındaki birlikler, Cibâl bölgesinde bulunan Dülefîler’i Hemedan yakınlarında ve Kerec yolunda yenerek merkezleri Kerec’i ele geçirdiler (Receb 253 / Temmuz 867). Ya‘kūb b. Leys es-Saffâr, Sîstan’da Saffârîler Devleti’nin temelerini attı (253/867). 254’te (868) vekil sıfatıyla Mısır’a vali tayin edilen Ahmed b. Tolun burada zamanla Abbâsî halifeliğine ancak ismen bağlı kalan Tolunoğulları hânedanını kurdu. Basra bölgesinde Zencîler’in çıkardığı karışıklıkları Ali evlâdından İsmâil b. Yûsuf’un Hicaz’da, Hasan b. Zeyd b. Muhammed’in Taberistan’da başlattığı isyanlar takip etti. Mu‘tez zamanında Hâricîler de etkinliklerini arttırdılar; bunlardan Müsâvir b. Abdülhamîd, Musul ve çevresinde yağmalarda bulunarak güç kazandı. Mu‘tez devri Abbâsî tarihinde Türkler’in etkilerini en fazla hissettirdikleri, aynı zamanda karşıtlarının yavaş yavaş toparlanmaya başladığı bir dönem olarak dikkat çekmektedir. Mu‘tez adına kesilmiş sikkelerden altı tanesi İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde bulunmaktadır.

BİBLİYOGRAFYA
Ya‘kūbî, Târîḫ, II, 593, 595, 603, 610-616; Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), bk. İndeks; İbnü’l-İmrânî, el-İnbâʾ fî târîḫi’l-ḫulefâʾ (nşr. Kāsım es-Sâmerrâî), Leiden 1973, s. 128-132; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, bk. İndeks; Nüveyrî, Nihâyetü’l-ereb, XXIII, 308-320; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XII, 532-535; Süyûtî, Târîḫu’l-ḫulefâʾ (nşr. M. Muhyiddin Abdülhamîd), Kahire 1371/1952, s. 359-360; Hudarî, Muḥâḍarât: ʿAbbâsiyye, s. 272-289; Artuk, İslâmî Sikkeler Kataloğu, I, 104-106; Hakkı Dursun Yıldız, İslâmiyet ve Türkler, İstanbul 1980, s. 116-125; Cebrâil Süleyman Cebbûr, el-Mülûkü’ş-şuʿarâʾ, Beyrut 1401/1981, s. 139-140; Hasan İbrâhim, İslâm Tarihi, III, 347-348; H. Kennedy, The Prophet and the Age of the Caliphates, London 1986, s. 173-174; Yûsuf el-Iş, Târîḫu ʿaṣri’l-ḫilâfeti’l-ʿAbbâsiyye, Beyrut 1990, s. 118-119; G. le Strange, Baghdad during the Abbasid Caliphate (ed. Fuat Sezgin), Frankfurt 1993, s. 171, 247, 311-313; C. Melchert, “Religious Policies of the Caliphs”, Islamic Law and Society, III/3, Leiden 1996, s. 330-334; K. V. Zetterstéen, “Mûtez”, İA, VIII, 756; C. E. Bosworth, “al-Muʿtazz Bi’llāh”, EI2 (İng.), VII, 793-794.

Ali Aktan
Bu madde ilk olarak 2006 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 31. cildinde, 390-391 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.