MÜVEYLİHÎ AİLESİ - TDV İslâm Ansiklopedisi

MÜVEYLİHÎ AİLESİ

Müellif:
MÜVEYLİHÎ AİLESİ
Müellif: YUSUF RAMIÇ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2006
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 05.08.2021
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/muveylihi-ailesi
YUSUF RAMIÇ, "MÜVEYLİHÎ AİLESİ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/muveylihi-ailesi (05.08.2021).
Kopyalama metni
Ailenin soyu bir yandan Hz. Hasan ve Hüseyin yoluyla Hz. Ali’ye, öte yandan Hz. Ebû Bekir’e dayandırılır. Müveylihî nisbeti Hicaz bölgesinin Kızıldeniz sahiline düşen, uzun zaman Mısır ve Osmanlı yönetiminde kalan Müveylih’le ilgilidir. 50 yılında (670) buraya göç eden ailenin fertleri beldenin idaresini daima ellerinde bulundurmuş, Yavuz Sultan Selim Mısır’ı zaptedince kendi adına beldeyi yönetmek üzere aile fertlerini vekil tayin etmiş, bu sebeple aile “üsretü’l-vekîl” olarak da anılmıştır. Ailenin on altıncı atası Muhammed Ebü’s-Sürûr, Müveylih’i düşman saldırılarından korumak ve oradan geçen hacıları barındırmak amacıyla bir kale yaptırdı. Onun torunu Seyyid Mustafa el-Müveylihî, 1180 (1766-67) yılında bir taraftan beldenin yönetimini elinde bulundururken diğer taraftan ipek ticareti yapıyordu. Seyyid Mustafa, 1189’da (1775) beldenin yönetimini oğlu Ahmed’e bırakarak Kahire’ye gitti ve bir ticarethane açtı. Aile bu tarihten itibaren Müveylih’te kalanlar ve Mısır’a göçenler olmak üzere ikiye bölündü. Mısır Valisi Mehmed Ali Paşa’nın 1226’da (1811) meydana gelen Vehhâbî isyanını bastırması sırasında maddî katkılarda bulunan Ahmed el-Müveylihî, saltanat vekili olarak Müveylih’in idaresini sürdürme yetkisini Osmanlı yönetiminden sağladı. Ayrıca oğlu İbrâhim’in, Mehmed Ali Paşa’nın kethüdâsı Habîb Efendi’nin sır kâtibi olması da Mısır yönetimiyle ailenin alâkasını güçlendirdi. Ahmed’in vefatından (1228/1813) sonra oğlu İbrâhim 1827’de Mehmed Ali Paşa tarafından tâcirler arasında ortaya çıkan davalara bakan meclise üye tayin edildi.

İbrâhim el-Müveylihî’nin, oğlu Abdülhâliḳ’tan torunu olan İbrâhim özel hocalardan Arap dili ve edebiyatı dersleri alarak kendini yetiştirdi. 1868’de dinî ve edebî eserler yayımlamak üzere Ârif Paşa ile Cem‘iyyetü’l-maârif’i kurdu ve Zebîdî’nin Tâcü’l-ʿarûs, Bedîüzzaman el-Hemedânî’nin Resâʾil, Makrîzî’nin es-Sülûk, Ebü’l-Haccâc el-Belevî’nin Kitâbü Elifbâʾ, İzzeddin İbnü’l-Esîr’in Üsdü’l-ġābe adlı eserlerini bastırdı. 1879’da Hidiv İsmâil Paşa Napoli’ye sürgüne gönderilince İbrâhim de onunla birlikte gitti; orada bir taraftan paşaya kâtiplik yaparken diğer taraftan el-Ḫilâfe ve el-İttiḥâd gazetelerini çıkardı. Arapça-Türkçe haftalık bir gazete olan el-Ḫilâfe’de hilâfetin Arap aslından geldiğini, haksız yere el değiştirip Osmanlılar’a geçtiğini, o gün için hilâfet merkezinin Mısır, sahiplerinin de Hidivîler’in olması gerektiğini iddia etti. Bunun üzerine Osmanlı yönetimi el-Ḫilâfe’nin yayımına son verdi. 1884’te Paris’e giden İbrâhim el-Müveylihî, Osmanlı sultanına ağır eleştiriler içeren el-İttiḥâd’ın dördüncü sayısını çıkarınca padişahın talebiyle Fransa’dan çıkarıldı ve Cemâleddîn-i Efgānî’nin daveti üzerine Londra’ya gitti. Londra’da el-ʿUrvetü’l-vüs̱ḳā ve Żiyâʾü’l-ḫâfiḳayn gazetelerinde Doğu’yu ve İslâm’ı hararetle savunan yazılar neşretti, ayrıca el-Enbâʾ ve ʿAynü Zübeyde gazetelerini yayımladı.

İbrâhim el-Müveylihî’nin İngiliz siyasetine yönelttiği eleştirilerden memnun kalan II. Abdülhamid, 1885’te kendisini İstanbul’a davet ederek Maarif Encümeni üyeliğine tayin etti. Burada kaldığı on yıl içinde İbrâhim Edhem Bey’in el-Hakāik gazetesinde Abdülhamid’in cuma namazı alaylarını tasvir eden yazılar kaleme aldı. Ancak 1895’te Mısır’a dönünce el-Muḳaṭṭam gazetesinde “Ehadü’l-fuzalâ” takma adıyla Osmanlı saray hayatını eleştiren yazılar yayımladı; bunları daha sonra “Edîb fâzıl mine’l-Mısriyyîn” imzası ve Mâ hünâlik adıyla bir kitap halinde neşretti. Kitap mâbeyinciler, casuslar, yaverler, başkâtipler, kızlar ağası, meşâyih ve cülûs kutlamaları gibi Osmanlı saray hayatı ile hilâfet konusunda ağır eleştirilere yer vermesi üzerine toplatıldı.

Mısır’da oğlu Seyyid Halil Bek ile arkadaşı Hamdi Yegen Bek adına el-Mişkât gazetesini çıkaran, ayrıca Sûḳu’l-ʿaṣr ve Ebû Zeyd gibi mizah gazeteleri yayımlayan İbrâhim el-Müveylihî’nin en uzun soluklu gazetesi Miṣbâḥu’ş-şarḳ’tır. 1898-1903 yılları arasında 266 sayısı çıkan haftalık siyasî, edebî ve dinî gazete amacını “emir bi’l-ma‘rûf nehiy ani’l-münker, ahlâkî çözülme, bid‘at ve hurafelerle mücadele, Ezher Üniversitesi’ni ıslah etme” şeklinde açıkladı. Müveylihî makalelerinde misyonerlere karşı İslâm’ı ve İslâm birliğini, İngiliz işgaline karşı Mısır ve Sudan’ı savundu, Doğu’nun ve Mısır’ın ıslahına dair önerilerde bulundu. Dinî ıslahat konusunda Muhammed Abduh’un safında yer alarak Ezher ulemâsının bu meseledeki tavırlarını eleştirdi. İngiliz işgaline karşı tutumunu ve İslâm birliği konusundaki görüşlerini Ḥadîs̱ü Mûsâ b. ʿİṣâm ev Mirʾâtü’l-ʿâlem adlı eserinde hikâye konusu olarak da işledi. İbrâhim b. Abdülhâliḳ 1906’da Kahire’de öldü.

Müveylihî ailesinin ikinci ünlü şahsı İbrâhim’in kardeşi Abdüsselâm el-Müveylihî’dir. Abdüsselâm, Hidiv İsmâil Paşa hükümetinin son dönemlerinde Mısır Parlamentosu’nun üyesi olarak İngiliz işgaline karşı tavır ortaya koydu, Mısır’ın kurtuluşu için ateşli konuşmalar yaptı. Nûbar Paşa’ya ve hükümet başkanı Riyâz Paşa’ya karşı 1879 yılında parlamentoda yaptığı konuşmalarda onları İngiliz ve Fransız sefirleriyle birlikte Mısır halkına karşı iki yüzlü davranmakla itham etti. Vatan ve millet uğruna yaptığı konuşmaları sebebiyle Times gazetesi kendisinden “Mısır’ın Mirabo’su” olarak söz etti. Abdüsselâm 1910 yılında Kahire’de vefat etti. Ailenin üçüncü önemli şahsı İbrâhim’in oğlu Muhammed el-Müveylihî’dir. Medresetü’l-Haranfeş, Medresetü’l-Encâl ve Ezher’deki öğreniminden başka Arap dili ve edebiyatı ile diğer dillere dair özel dersler alarak kendini yetiştiren Muhammed el-Müveylihî Fransızca, Türkçe, İtalyanca, İngilizce ve Latince biliyordu. 1881’den itibaren Hâkāniyye Vezâreti’nde iki yıl kadar görev yaptı, Kahire’nin kuzeyindeki Kalyûbiye ve Garbiye nahiyelerinde müdür yardımcısı, polis merkezinde memur olarak çalıştı; 1915 yılına kadar Evkaf İdaresi’nde müdürlük görevini yürüttü. İngiliz işgaline karşı Ahmed Urâbî Paşa’nın 1882’de başlattığı ayaklanmanın önemli temsilcilerinden olan Muhammed el-Müveylihî hareketin beyannâmesini hazırlayıp yayımladı. Bunun üzerine resmî görevine son verilince İtalya, Fransa ve İngiltere’den sonra İstanbul’a gitti, kütüphaneleri gezdi ve ardından Mısır’a döndü. el-Münebbih, el-Ḳāhire, Kevkebü’ş-şarḳ, el-Muḳaṭṭam, babasıyla birlikte kurduğu Miṣbâḥu’ş-şarḳ ile diğer bazı gazete ve dergilerde millî, edebî, siyasî ve içtimaî yazılar neşretti. Kahire Mecmau’l-ulûmi’l-lugaviyye el-Arabiyye’nin (el-Mecmau’l-ilmiyyü’l-lugavî) tesisi için gayret sarfetti ve 1892’de kuruluşundan sonra en faal üyelerinden biri oldu.

Muhammed el-Müveylihî makāme tarzında zarif bir inşâ üslûbuna sahip olan Ḥadîs̱ü ʿÎsâ b. Hişâm adlı eseriyle şöhret kazandı. Eserde, hayalî bir kişi olan Îsâ b. Hişâm ile yazar arasında geçen diyaloglar halinde işgalin ilk yıllarından XX. yüzyılın başlarına kadar bir asırlık süreç içinde Mısır’da cereyan eden sosyal olaylar dile getirildi. Kitapta müellifin, babası İbrâhim el-Müveylihî’nin Ḥadîs̱ü Mûsâ b. ʿİṣâm adlı eserinden gerek isim gerekse tarz olarak faydalandığı anlaşılmaktadır. Yûsuf es-Sibâî’nin Arżu’n-nifâḳ adlı eserinin de (Kahire 1949) Muhammed el-Müveylihî’nin Ḥadîs̱ü ʿÎsâ b. Hişâm ile yer yer paralellik arzettiği tesbit edilmiştir. ʿİlâcü’n-nefs ev resâʾil fi’l-aḫlâḳ da onun eserlerindendir. Muhammed 1930’da Kahire’de öldü. Müveylihî ailesinin modern Arap edebiyatında önemli tesirleri olmuş, Hâfız İbrâhim, Hifnî Nâsıf, Hüseyin Şefîk, Muhammed Lutfî Cum‘a, Muhammed Ömer, Abdülazîz el-Bişrî gibi edipleri etkilemiştir.

BİBLİYOGRAFYA
Muhammed el-Müveylihî, Ḥadîs̱ü ʿÎsâ b. Hişâm ev fetre mine’z-zemen, Kahire 1341/1923, s. 5-6; Filip dî Tarrâzî, Târîḫu’ṣ-ṣıḥâfeti’l-ʿArabiyye, Beyrut 1913, I, 78; II, 275-278; Abdülazîz el-Bişrî, el-Muḫtâr, Kahire 1935, I, tür.yer.; Selâhaddin Zihnî, Mıṣr beyne’l-iḥtilâl ve’s̱-s̱evre, Kahire 1939, tür.yer.; Brockelmann, GAL Suppl., III, 194; İbrâhim Abduh, Aʿlâmü’ṣ-ṣıḥâfeti’l-ʿArabiyye, Kahire 1944, s. 118-123; Ziriklî, el-Aʿlâm, I, 45; V, 305-306; M. Abdülmün‘im Hafâcî, Ḳıṣṣatü’l-edeb fî Mıṣr, Kahire 1956, V, tür.yer.; Kehhâle, Muʿcemü’l-müʾellifîn, I, 43; VIII, 205; Abdüllatîf Hamza, Edebü’l-maḳāleti’ṣ-ṣıḥâfiyye fî Mıṣr, Kahire 1959, III, tür.yer.; Yûsuf Râmiç, Üsretü’l-Müveyliḥî ve es̱eruhâ fi’l-edebi’l-ʿArabiyyi’l-ḥadîs̱, [baskı yeri ve tarihi yok] (Dârü’l-maârif); Sâmî Abdülazîz el-Kûmî, eṣ-Ṣıḥâfetü’l-İslâmiyye fî Mıṣr fi’l-ḳarni’t-tâsiʿ ʿaşer, Mansûre 1413/1992, s. 62-66; M. Ali Hedû, “Muḥammed el-Müveyliḥî”, Mevsûʿatü Beyti’l-ḥikme li-aʿlâmi’l-ʿArab, Bağdad 1420/2000, I, 526-527; H. Pérès, “Les origines d’un roman célèbre de la littérature arabe moderne: “Ḥadīṭ ʿĪsā Ibn Hishām” de Muḥammad al-Muwailiḥī”, BEO, X (1943-44), s. 1-18; R. Allen, “Muḥammad al-Muwayliḥī’s Coterie: The Context of Ḥadīth ʿĪsā Ibn Hishām”, Quaderni di Studi Arabi, XVIII, Venezia 2000, s. 51-60; a.mlf., “al-Muwayliḥī”, EI2 (İng.), VII, 813-815.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2006 yılında İstanbul’da basılan 32. cildinde, 231-232 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER