NÂBİGA el-CA‘DÎ - TDV İslâm Ansiklopedisi

NÂBİGA el-CA‘DÎ

النابغة الجعدي
Müellif:
NÂBİGA el-CA‘DÎ
Müellif: ZÜLFİKAR TÜCCAR
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2006
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 29.11.2021
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/nabiga-el-cadi
ZÜLFİKAR TÜCCAR, "NÂBİGA el-CA‘DÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/nabiga-el-cadi (29.11.2021).
Kopyalama metni
İsminin Abdullah, Hibbân veya Hassân olduğuna dair rivayetler de vardır. Necid’in güneyindeki Felec’de doğdu ve ömrünün önemli bir kısmını İslâm’dan önce yaşadı. Âmir b. Sa‘saa kabilesinin Benî Ca‘de koluna mensuptur. Muhârib adında bir oğlunun bulunması ve Leylâ diye bir kızının olmamasına rağmen Ebû Leylâ künyesini niçin aldığı bilinmemektedir. Benî Mecnûn’dan bir kadınla evlendi, ancak geçimsizlik yüzünden boşandı ve onu yergisine konu edindi (Cumahî, I, 129). Uzunca bir süre ara verdikten sonra İslâm döneminde yeniden şiire başlamasıyla dikkat çektiğinden kendisine “Nâbiga” (birden parlayan) lakabı verildi (Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, V, 4-5).

Nâbiga, 9 (630) yılında kabilesinden bir heyetin başkanı olarak Hz. Peygamber’in yanına gelip müslüman oldu ve onun huzurunda bir methiyesini (Râiyye) okudu. Methiyesinde, “Şeref ve asaletimiz bizi göklere yükseltti, ancak biz bunun da üstünde bir makam arzuluyoruz” dediğinde Resûlullah o makamın nerede olduğunu sordu, “cennette” cevabını alınca “inşallah” demesini istedikten sonra, “Çok güzel söyledin” diye takdirlerini ifade etti (a.g.e., V, 8-9). Nâbiga heyetle geri dönmeyip Medine’de kaldı. Hz. Ömer devrinde İran bölgesindeki bazı fetihlere katıldı. Hz. Ali ve Osman’la dostluk kurdu. Sıffîn Savaşı’nda Ali’nin yanında yer aldı. Muâviye b. Ebû Süfyân devrinde bir valiyle birlikte İsfahan’a gönderildi, orada gözlerini kaybetti. 65’te (685) vefat etti. Ölümüyle ilgili olarak 50 (670), 63 (683) ve 79 (698) yılları da verilmektedir. İslâm’dan önce Lahmî kralları III. Münzir, Amr b. Hind ve III. Nu‘mân b. Münzir devirlerine yetişen Nâbiga uzun yaşayanlardan (muammerûn) biriydi. Onun yaşıyla ilgili olarak 120-240 rakamları arasında değişen yedi farklı rivayet bulunmaktadır. Bir dizesinde 112 yaşında olduğunu belirtir; ayrıca Hz. Ömer’e 180 yaşında olduğunu söylediği kaydedilir (a.g.e., V, 6-7). Câhiliye devrinde içkiyi, kumarı ve putlara tapınmayı reddeden Nâbiga Allah’a hamdediyor, bu şuuru taşımayan kimsenin kendisine zulmetmiş olacağını belirtiyor, Hz. İbrâhim’in Hanîf dininden söz ederek oruç tutuyor, kötülüklerden sakınıyordu (a.g.e., V, 9; Abdülazîz Rebbâh, s. 132). Aynı zamanda uzun ömrünün kendisine kazandırdığı tecrübe ile bir hikmet adamı konumunda bulunan Nâbiga şiirlerinde kimseye muhtaç olmadan yaşamayı öğütlüyordu.

Gerek Câhiliye devrinde gerek İslâmî dönemde edep ve nezaket ölçüleri içinde tekellüften uzak eserler veren Nâbiga usta bir şairdi. Cumahî onu Ebû Züeyb el-Hüzelî, Şemmâh b. Dırâr ve Lebîd b. Rebîa gibi üçüncü tabaka şairleri arasında değerlendirmiştir (Fuḥûlü’ş-şuʿarâʾ, I, 123). Nâbiga’nın her iki kültürün etkisiyle nazmettiği şiirler önemli bir kaynaktır. Methiye, hiciv, fahriye, tasvir, hikemiyat, hâtırat, mersiye, gazel, eğlence-şarap tasviri, ayrıca İslâmî duygu ve düşüncelerini dile getirdiği İslâmiyat ve dindarlık ele aldığı başlıca konulardır. Lahmî Kralı Münzir b. Muharriḳ, Hz. Peygamber, Hz. Ali ve Abdullah b. Zübeyr için methiyeler yazmıştır (Abdülazîz Rebbâh, s. 61, 70, 192, 205). Muâviye’nin şairi Kâ‘b b. Cuayl, Evs b. Mağrâ, Leylâ el-Ahyeliyye, kendi eşi Sevvâr b. Evfâ b. Sebre el-Kuşeyrî ile olan hicivleşmelerinde iffetli ve saygılı davrandığı ve tabii bir şekilde şiir söylediği için mağlûp sayılmış, Sevvâr b. Evfâ için yazdığı hicviyede Kuşeyr ve Ukayl kabilelerinin çirkin taraflarını ortaya koyduğundan bu şiiri “el-Kasîdetü’l-fâzıha” (Lâmiyye) adıyla tanınmıştır (a.g.e., s. 100-101, 114-123, 201). Kendi yiğitliğiyle kabilesinin savaşlardaki kahramanlıklarını övdüğü fahriyelerinde Câhiliye taassubunun izleri görülür. At tasvirlerinde başarılı sayılan şairin savaş ve ordu tasvirleri de fazla yer tutar. Allah korkusu, iman ve İslâm nimeti, cihad ve şehâdet, kadere rızâ, sabır, teslimiyet, ümitsizliğe kapılmama, güzel ahlâk, alın teriyle çalışıp kazanarak fakirlik zilletinden kurtulma gibi konular şiirlerinde ele aldığı İslâmiyat’a ve hikemiyata dair başlıca temalardır.

Asmaî, İbnü’s-Sikkît (İbnü’n-Nedîm, s. 178) ve Ebû Bekir İbnü’l-Enbârî gibi âlimlerin derlediği divanı zamanımıza ulaşmamıştır. Mevcut divan Maria Nallino tarafından çeşitli kaynaklardan derlenerek meydana getirilmiş ve İtalyanca tercümesiyle birlikte yayımlanmıştır (Roma 1953). Abdülazîz Rebbâh bu neşri esas alıp çeşitli not ve indekslerle eseri Şiʿrü’n-Nâbiġa el-Caʿdî adıyla yeniden neşretmiştir (Dımaşk 1964; Katar 1971). Halîl İbrâhim Ebû Ziyâb ve Ahmed Hasan Besbah gibi araştırmacılar şairin hayatı ve şiirleriyle ilgili müstakil çalışmalar gerçekleştirmiştir (bk. bibl.). Anûd bint Sa‘d b. Abdullah en-Nâbiġa el-Caʿdî adıyla bir yüksek lisans tezi hazırlamış (1409/1989, Külliyyetü’l-âdâb li’l-benât, Demmâm), Kamer Ahmed Mustafa el-Kassâs da Şevâhidü’n-nüḥât min şiʿri’n-Nâbiġa el-Caʿdî ismiyle bir eser yayımlamıştır (baskı yeri yok, 1998).

BİBLİYOGRAFYA
Cumahî, Fuḥûlü’ş-şuʿarâʾ, I, 123-131; Ebû Hâtim es-Sicistânî, Kitâbü’l-Muʿammerîn, Kahire 1323/1905, s. 64-65; İbn Kuteybe, eş-Şiʿr ve’ş-şuʿarâʾ, I, 289-296; Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, el-Eġānî, V, 1-34; İbnü’n-Nedîm, el-Fihrist (Teceddüd), s. 178; İbn Seyyidünnâs, Mineḥu’l-midaḥ (nşr. İffet Visâl Hamza), Dımaşk 1407/1987, s. 233-238; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, III, 177-178; Abdülkādir el-Bağdâdî, Ḫizânetü’l-edeb, I, 512-515; Brockelmann, GAL Suppl., I, 92-93; Abdülazîz Rebbâh, Şiʿrü’n-Nâbiġa el-Caʿdî, Dımaşk 1964, tür.yer.; Sezgin, GAS, II, 245-247; IX, 274; Şevkī Dayf, Târîḫu’l-edeb, II, 100-105; Halîl İbrâhim Ebû Ziyâb, en-Nâbiġa el-Caʿdî: Ḥayâtühû ve şiʿrüh, Dımaşk-Beyrut 1407/1987, tür.yer.; Ahmed Hasan Besbah, en-Nâbiġa el-Caʿdî, Beyrut 1414/1994, tür.yer.; A. Arazi, “al-Nābig̲h̲a al-D̲j̲aʿdī”, EI2 (İng.), VII, 842-843.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2006 yılında İstanbul’da basılan 32. cildinde, 260-261 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER