NÂMÎ

النامي
NÂMÎ
Müellif: SÜLEYMAN TÜLÜCÜ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2006
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 13.08.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/nami
SÜLEYMAN TÜLÜCÜ, "NÂMÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/nami (13.08.2020).
Kopyalama metni
Tahminen 309 (921) yılında Tarsus yakınlarındaki Massîsa’da (Adana-Ceyhan arasındaki Misis, Yakapınar) doğdu. Çocukluk ve gençlik yılları burada geçti. Soyu Temîm kabilesinin kolu olan Dârim b. Mâlik’e dayanır. Kendisine “Nâmî” (yetişen, gelişen, artan) lakabının ne sebeple verildiği bilinmemektedir. Gençliğinde kasaplık yapan ve bu sebeple Serî er-Reffâ gibi rakiplerince hicvedilen Nâmî ilk öğrenimini Massîsa’da gördükten sonra tahsilini ilerletmek için Irak’a gitti. Ardından Halep’e geçerek Hamdânî Hükümdarı Seyfüddevle’nin saray şairi oldu ve onun için parlak methiyeler yazdı. Mütenebbî’nin gelişine kadar makamını koruyan Nâmî onun baş şair olmasıyla hasımları safında yer aldı, bu sebeple Mütenebbî’nin şiirlerinde yaptığı hatalara ve intihallere dair ilk eser yazanlardan biridir. Mütenebbî’nin 346 (957) yılında Halep’ten ayrılmasından sonra Hamdânî sarayı şairleri arasında rütbesi yeniden yükseldi. 399’da (1008) Halep’te vefat etti. Kaynaklarda ölüm tarihiyle ilgili olarak 370 (980), 371 (981) ve 400 (1009) yılları da zikredilir.

Arap dili ve edebiyatı alanında geniş bilgi sahibi olan Nâmî şiirde orijinal buluşları ile tanınıyor ve Seyfüddevle’nin saray şairleri arasında Mütenebbî’den sonra yer alıyordu. Ancak Mütenebbî ile Ebû Firâs el-Hamdânî’nin şöhreti onu gölgede bıraktığı için biyografi ve edebiyat eserlerinde lâyık olduğu yeri alamamıştır. Züheyr b. Ebû Sülmâ ve Mervân b. Ebû Hafsa gibi titiz şairlerden olan Nâmî, bir kasideyi yedi ayda veya daha fazla bir zaman içinde bu hususta eski ve yeni şairlerin söylediklerini inceledikten sonra ortaya koyuyordu (Safedî, VIII, 96-99). Genellikle medih, hiciv ve tasvir temalarındaki şiirleri cinas, tıbâk (tezat), kinaye ve tevriye sanatlarının güzel örnekleriyle süslüdür. Bazı şiirlerinde Mütenebbî’nin etkisi görülen Nâmî, Serî er-Reffâ tarafından kendi şiirlerini çalmakla itham edilmiştir (Dîvân, s. 45, 178). İbn Bâbek’in de Nâmî hakkında bir hicviyesi mevcuttur (Safedî, VIII, 99).

Eserleri. 1. Dîvân. Nâmî’nin şiirlerinin bir kısmını Ebû Ali Ahmed b. Ali el-Hâim rivayet etmiştir. Ebû Ahmed b. Hallâb el-Hali‘in derlediği ve 150 varak olduğu belirtilen divanı zamanımıza ulaşmamış, ancak Seâlibî onun divanından seçtiği 120 kadar beyte yer vermiştir (Yetîmetü’d-dehr, I, 241-248). Ali b. Muhammed eş-Şimşâtî (ö. 377/987’den sonra), Risâletü naḳdi şiʿri Ebî Naḍle ve şiʿri’n-Nâmî ve’l-ḥükmi beynehümâ adıyla bir eser yazmıştır. Sabîh Redîf bazı kaynaklardan derleyerek oluşturduğu divanı Şiʿrü’n-Nâmî adıyla neşretmiştir (Bağdad 1390/1970). Nâmî’nin bazı antolojilerde de şiirleri bulunmaktadır. 2. Kitâbü’l-Emâlî. Halep’teki ders halkalarında Arap dili ve edebiyatına dair tuttuğu notlardan meydana gelen eserde babası Muhammed el-Missîsî’den, ayrıca Ahfeş el-Asgar, İbn Dürüsteveyh, Ebû Bekir es-Sûlî ve İbrâhim el-Arûzî’den yapılmış rivayetler bulunur. Şair Bebbegā, Ebü’l-Hattâb İbn Avn el-Harîrî ve Ebû Bekir el-Hâlidî kendisinden rivayette bulunanlar arasında yer alır. 3. Kitâbü’l-Ḳavâfî (Yâkūt, I, 129), 4. Risâle fi’l-keşf ʿan ʿuyûbi’l-Mütenebbî. İbn Vekî‘ bu eserden bazı nakiller yapmıştır (el-Münṣıf, vr. 49a, 59b, 60a).

BİBLİYOGRAFYA
Nâmî, Şiʿrü’n-Nâmî (nşr. Sabîh Redîf), Bağdad 1390/1970, neşredenin girişi; Serî er-Reffâ, Dîvân, Beyrut 1411/1991, s. 45, 178; İbn Vekî‘, el-Münṣıf, Berlin Königlichen Bibliothek, nr. 7577, vr. 49a, 59b, 60a; Ebû Mansûr es-Seâlibî, Yetîmetü’d-dehr (nşr. M. Muhyiddin Abdülhamîd), Kahire 1375/1956, I, 241-248; Sem‘ânî, el-Ensâb (Bârûdî), V, 449-450; Yâkūt, Muʿcemü’l-üdebâʾ, Beyrut 1411/1991, I, 129; II, 391; IV, 148, 411; İbn Hallikân, Vefeyât, I, 125-127; Safedî, el-Vâfî, VIII, 96-99; Yûsuf el-Bedîî, eṣ-Ṣubḥu’l-münebbî ʿan ḥays̱iyyeti’l-Mütenebbî (nşr. Mustafa es-Sekkā v.dğr.), Kahire 1994, s. 80-81; İbnü’l-İmâd, Şeẕerât, III, 153-154; M. Canard, Sayf al-Daula, Algier 1934, s. 298-299; Brockelmann, GAL, I, 90; Suppl., I, 145; R. Blachère, Un poète arabe du IVe siècle de l’hégire (Xe siècle de J.-C.): Abou t-Tayyib al-Motanabbī, Paris 1935, s. 133, 142; Sezgin, GAS, II, 503-504; Ömer Ferruh, Târîḫu’l-edeb, II, 617-621; Aʿyânü’ş-Şîʿa, III, 107-109; İhsan Abbas, Târîḫu’n-naḳdi’l-edebî ʿinde’l-ʿArab, Amman 1986, s. 270-271; Hannâ el-Fâhûrî, el-Câmiʿ fî târîḫi’l-edebi’l-ʿArabî, Beyrut 1986, s. 873.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2006 yılında İstanbul'da basılan 32. cildinde, 380-381 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER