NESEFÎ, Ebü’l-Berekât

أبو البركات النسفي
Müellif:
NESEFÎ, Ebü’l-Berekât
Müellif: MURTEZA BEDİR
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2006
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 15.12.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/nesefi-ebul-berekat
MURTEZA BEDİR, "NESEFÎ, Ebü’l-Berekât", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/nesefi-ebul-berekat (15.12.2019).
Kopyalama metni
Buhara yakınlarındaki Nesef şehrinde doğdu (klasik kaynaklarda Nahşeb diye de anılan bu şehir daha sonra Karşı adını almıştır). Kaynaklarda hocaları hakkında verilen bazı bilgilerden hareketle (Kureşî, II, 598), 620 (1223) yılı civarında dünyaya geldiği tahmin edilmektedir. Hanefî fıkhının klasikleri sayılan el-Mebsûṭ, Uṣûlü’l-Pezdevî, el-Hidâye, Fetâvâ Ḳāḍîḫân ve el-Muḥîṭü’l-Burhânî gibi eserlerin üretildiği, yaklaşık üç asır boyunca (XI-XIV. yüzyıllar) mezhebin önemli bir ilim merkezi olan Buhara’da yetişti. Buhara, Moğol istilâsının sancılarını yaşadığından birkaç defa katliam ve yağmaya uğramış olsa da hâlâ İslâm şehirleri arasında nüfusuyla ve gelişmişliğiyle ön plana çıkmakta ve ilim merkezi olarak canlılığını korumaktaydı. Hocalarından Şemsüleimme el-Kerderî temel İslâm ilimlerinin hemen bütün dallarında değerli üstatlardan eğitim almış, ancak ilmî mesaisini yazılı eser bırakmak yerine öğrenci yetiştirmeye adamış bir âlimdi. Muhtemelen onun yetiştirdiği kişilerden ders alarak öğrenimini tamamlayan Nesefî özellikle Hamîdüddin ed-Darîr’den çok faydalandı ve hocasının ölümüne kadar onun yanından ayrılmadı. Kerderî’nin Hâherzâde lakabıyla tanınan yeğeni Bedreddin Muhammed b. Mahmûd el-Kerderî de Nesefî’nin hocalarındandır.

671 (1273) yılında iki rakip Moğol hanının yağma ve katliamına uğrayan Buhara şehri bazı tarihçilerin belirttiğine göre yedi yıl boyunca ıssız ve harabe halinde kalmıştı. Bu dönemde Nesefî’nin nisbî bir refah ve istikrarın bulunduğu Kirman’a gittiği ve oradaki Kutbiyye-Sultâniyye Medresesi’nde uzun süre ders verdiği görülmektedir. Nesefî’nin Kirman’da ne kadar kaldığı, oradan ne zaman ayrıldığı ve bu sırada tekrar Orta Asya’ya dönüp dönmediği bilinmemekte, ancak Mahmûd b. Süleyman el-Kefevî’nin düştüğü bir kayıttan onun 689 (1290) yılında hâlâ Kirman’daki medresede ders verdiği anlaşılmaktadır. Kaynaklar Nesefî’nin bundan sonraki hayatı hakkında bilgi ihtiva etmemekte, sadece 710’da (1310) Bağdat’a geldiğini, aynı yıl Bağdat’tan memleketine dönerken Hûzistan eyaletinin Îzec (bugünkü Mâlülemîr) şehrinde vefat ettiğini ve oraya defnedildiğini kaydetmektedir. Kureşî ölüm tarihini 701 (1301), Kâtib Çelebi 711 (1311) olarak verirse de kaynakların büyük çoğunluğu 710 (1310) yılında müttefiktir. Uzun yıllar medresede hocalık yapmasına rağmen kaynaklarda Nesefî’nin yetiştirdiği öğrencilerden sadece üçünün adı zikredilmektedir. Bunlardan Hüsâmüddin es-Siğnâkī genç yaşta Nesefî’den icâzet almış, Mecmaʿu’l-baḥreyn yazarı Muzafferüddin İbnü’s-Sââtî 683’te (1284) Kirman’da Nesefî’den Kenzü’d-deḳāʾiḳ’i okumuştur. Bir diğer öğrencisinin adı Sa‘dü’l-mille ve’d-dîn Mahmûd b. Ahmed olarak verilmektedir (Mahmûd b. Süleyman el-Kefevî, vr. 259a-260b).

Nesefî temel İslâm ilimlerinin hemen her dalında eser vermiş ve bunların bir kısmı Hanefî mezhebi çevrelerinde çok etkili olmuştur. Onun bu başarısının temelinde, olgunluk dönemini yaşayan İslâmî ilimlerin çeşitli dallarına ait bilgileri özellikle medrese öğrencileri için sistematik biçimde özetlemesi yatmaktadır. Nitekim el-Menâr’ı klasik sonrası Hanefî usul edebiyatının tartışmasız en etkili eseri olup hakkında 100’e yakın çalışma yapılmıştır. Bir diğer etkili eseri Kenzü’d-deḳāʾiḳ, Hanefî fıkıh doktrininin başarılı bir özeti olup mezhep geleneğinde otorite kabul edilen belli başlı eserlerden biridir. Kelâma dair el-ʿUmde ile Medârikü’t-tenzîl adlı tefsiri de klasik İslâmî bilgilerin doyurucu özetleri olarak ilim çevrelerinde yaygın kabul görmüştür. Ancak Nesefî’yi sadece bir derleyici ve klasik bilgilerin sistematik sunumunu yapan bir müellif olarak görmek eksik bir değerlendirme olur. Bilhassa en fazla meşgul olduğu fürû-i fıkıh alanında bazılarına göre ictihad, bazılarına göre temyiz yetkisine sahip bir hukukçu olduğu kabul edilmektedir (Leknevî, s. 101). Nitekim Hanefî hukuk doktrinine ilişkin şerh çalışmaları sonraki hukukçuların sık sık başvurduğu kaynaklar arasında yer almaktadır. Nesefî’nin bir diğer özelliği tasavvufî yönüdür; Kureşî ondan “zâhidlerden biriydi” diye söz eder (el-Cevâhirü’l-muḍıyye, II, 294). Eserlerinden bir kısmı tasavvufî yönünü yansıttığı gibi hocası Kerderî’nin mutasavvıf Fâryâbî’nin öğrencisi olması (a.g.e., III, 426) ve Nesefî’nin yetiştiği dönemde tasavvufun Orta Asya’da ve özellikle Buhara’da yaygın durumda bulunması onun da bu kaynaklardan beslendiğini gösteren işaretlerdir. Hadise dair bir çalışmasına rastlanmasa da bazı kaynaklar onun bir muhaddis olduğunu belirtir (Leknevî, s. 102).

Eserleri. A) Fürû-i Fıkıh. 1. el-Müstaṣfâ. Ebü’l-Kāsım Muhammed b. Yûsuf es-Semerkandî’nin el-Fıḳhü’n-nâfiʿ (en-Nâfiʿ) adlı kitabının şerhi olup Nesefî dîbâcede eserini, hocaları Kerderî ve Darîr’in derslerinde aldığı notlara daha önce yazılmış geniş eserlerden alınan bilgileri ekleyerek oluşturduğunu, ferâğ kaydında da “allâme” ifadesiyle Kerderî’yi, “şeyh” veya “üstat” tabiriyle Hamîdüddin ed-Darîr’i ve el-Mebsûṭ ifadesiyle Serahsî’nin meşhur eserini kastettiğini belirtmektedir. Bu kitabı günümüze ulaşmayan el-Müstevfâ adlı (Süleymaniye Ktp., Turhan Vâlide Sultan, nr. 156’da bu isimle kaydedilen eser el-Müstaṣfâ’nın bir başka nüshasıdır) daha geniş bir eserinden özetlediğini ve ona el-Müstaṣfâ mine’l-Müstevfâ adını verdiğini yine ferâğ kaydında belirttiği dikkate alınırsa bazı kaynaklarda eserin adının el-Menâfiʿ olarak verilmesinin (İbn Kutluboğa, s. 111; Temîmî, IV, 154) bir karıştırmadan kaynaklanmış olduğu söylenebilir. Kitabın birçok yazma nüshası günümüze ulaşmıştır (meselâ bk. Süleymaniye Ktp., Fâtih, nr. 1841, 1842; İstanbul Müftülüğü Ktp., nr. 391; İzmir Millî Ktp., nr. 601, 617). 2. el-Muṣaffâ. Necmeddin en-Nesefî’nin el-Manẓûmetü’n-Nesefiyye adıyla meşhur olan fıkhî ihtilâflara dair eserinin şerhidir. Müellifin belirttiğine göre çalışmasına el-Müstaṣfâ’yı bitirdikten sonra başlamış ve 20 Şâban 670’te (22 Mart 1272) yazımını tamamlamıştır. Kâtib Çelebi, bu eserin el-Manẓûme üzerine yine aynı müellif tarafından yazılan el-Müstaṣfâ adlı şerhin bir özeti olduğunu söylerse de (Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1867, krş. II, 1922) bu, kütüphane kayıtlarında yazarın iki eserinin adlarının birbirine karıştırılmasından kaynaklanan bir hata olmalıdır. Zira Nesefî her iki eserinin ismini el-Müstaṣfâ adıyla bizzat kendisi kaydetmiştir ve el-Manẓûme şerhi olup kütüphanelerde kayıtlı olanlar el-Muṣaffâ adlı eserin aynıdır. el-Muṣaffâ’nın kütüphanelerde pek çok nüshası vardır (meselâ bk. Süleymaniye Ktp., Cârullah Efendi, nr. 746; Damad İbrâhim Paşa, nr. 570, 571; Lâleli, nr. 1045). 3. el-Vâfî. Hanefî fürû doktrininin orta ölçekte bir özeti olup eserde Şâfiî ve Mâlikîler’in görüşlerine de yer verilmiş ve bu görüşlerin sahipleri sembollerle tanımlanmıştır (bazı nüshaları: İÜ Ktp., AY, nr. 1338; Beyazıt Devlet Ktp., nr. 2132; Süleymaniye Ktp., Fâtih, nr. 2207, 2208). 4. Kenzü’d-deḳāʾiḳ*. Hanefî doktrininin temel metinlerinden biri olup el-Vâfî’nin özetidir (eserin müstakil ve şerhleriyle birlikte birçok baskısı yapılmıştır). 5. el-Kâfî fî Şerḥi’l-Vâfî. Hem dîbâcede hem ferâğ kaydında belirtildiğine göre el-Hidâye’nin eksik ve muğlak bıraktığı yönleri tamamlamak amacıyla el-Câmiʿu’l-kebîr, ez-Ziyâdât, Naẓmü’l-ḫilâfiyât, el-Mebsûṭ (el-Aṣl) yanında bazı vâkıât ve fetâvâ kitaplarından yararlanılarak telif edilmiştir. 12 Ramazan 684 (11 Kasım 1285) tarihinde tamamlanan eserin çok tutulduğunun bir göstergesi kütüphanelerde yüzlerce nüshasının mevcut olmasıdır (meselâ bk. Süleymaniye Ktp., Fâtih, nr. 1849, 1850, 1852, 1853).

B) Usûl-i Fıkıh. 1. Menârü’l-envâr*. Nesefî, Hanefî fıkıh usulü tarihinde üzerinde en fazla çalışma yapılan bu metni Pezdevî ile Serahsî’nin eserinden özetlediğini ve tertibinde Pezdevî’nin tarzına bağlı kaldığını belirtir (kitabın çeşitli baskıları yapılmıştır: Delhi 1287; Bulak 1298; İstanbul 1315, 1326). 2. el-Münevvir fî Şerḥi’l-Menâr. Kaynaklarda belirtildiğine göre müellif el-Menâr üzerine biri kısa, biri uzun olmak üzere iki şerh kaleme almıştır. Brockelmann’ın kaydettiği tek nüsha yanında (GAL, II, 250) bu kısa şerhin Çorum Hasan Paşa İl Halk Kütüphanesi’nde kayıtlı bir nüshası daha vardır (nr. 1593). 3. Keşfü’l-esrâr fî Şerḥi Menâri’l-envâr. el-Menâr’ın geniş şerhi olan eser “musannifin şerhi” olarak yaygın kabul görmüş ve birçok defa yayımlanmıştır (Bulak 1316; Beyrut 1396). 4. Şerḥu’l-Münteḫab fî uṣûli’l-meẕheb. Ahsîkesî’nin fıkıh usulüne dair muhtasar eseri üzerine yapılan bu şerh, Salim Öğüt tarafından Mekke Ümmülkurâ Üniversitesi’nde doktora tezi olarak neşre hazırlandıktan sonra yayımlanmıştır (İstanbul 2003).

C) Diğer Eserleri. 1. el-ʿUmde. Ehl-i sünnet akaidinin bir özeti olup Necmeddin en-Nesefî’nin ʿAḳāʾid’inden büyük ölçüde etkilenmekle birlikte ondan biraz daha ayrıntılıdır. Medrese öğrencileri için giriş niteliğinde bir çalışma olan bu metni W. Cureton The Pillar of Creed adıyla İngilizce’ye çevirmiş ve Arapça’sıyla birlikte yayımlamıştır (London 1843). Ayrıca Temel Yeşilyurt tarafından tahkik edilerek Türkçe çevirisiyle birlikte basılmıştır (İslâm İnancının Ana Umdeleri [“el-Umde” Tercümesi], Malatya 2000). el-ʿUmde üzerine müellifin kendi şerhi yanında pek çok şerh ve bir nazım çalışması yapılmıştır (Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1168; Brockelmann, GAL, II, 253; Suppl., II, 268). 2. el-İʿtimâd fi’l-iʿtiḳād. el-ʿUmde’nin şerhi olup 26 Cemâziyelevvel 698 (1 Mart 1299) tarihinde tamamlanan eserin pek çok nüshası mevcuttur (meselâ bk. Beyazıt Devlet Ktp., nr. 2801; Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 2312, Cârullah Efendi, nr. 1164). Muhammed Yazıcı ve Temel Yeşilyurt eserle ilgili iki çalışma yapmıştır (bk. bibl.). 3. Medârikü’t-tenzîl ve ḥaḳāʾiḳu’t-teʾvîl*. Müellifin olgunluk döneminde yazıldığı anlaşılan eser defalarca basılmıştır (I-IV, Kahire 1287, 1300, 1304, 1309, 1321, 1326; I-VI, İstanbul 1317). Brockelmann bu eserler dışında bazı küçük risâleleri de Nesefî adına kaydetmiştir (GAL, II, 253; Suppl., II, 268): 1. el-Leʾâli’l-fâḫire fî ʿulûmi’l-âḫire. Hediyyetü’l-ʿârifîn’de de Nesefî’ye nisbet edilmektedir (II, 464). 2. Feżâʾilü’l-aʿmâl (Süleymaniye Ktp., Yazma Bağışlar, nr. 3976; Princeton Garret Collection, nr. 922). 3. Fâʾide mühimme li-defʿi külli nâzile mülimme. Bu risâle ile Ûşî’nin Bedʾü’l-emâlî adlı eserinin şerhi olarak Brockelmann’ın kaydettiği nüshanın (Suppl., I, 764) mahiyeti ve Nesefî’ye aidiyeti araştırılmaya muhtaçtır.

Brockelmann’ın Nesefî’ye nisbet ettiği el-Ḳunye fi’l-fıḳh (Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 1355; GAL, II, 252), Muhtâr ez-Zâhidî’nin Ḳunyetü’l-münye li-tetmîmi’l-ġunye adlı eseridir. Yine onun müellife izâfe ettiği Miʿyârü’n-naẓar ʿalâ meẕhebi Ebî Ḥanîfe fî âdâbi’l-baḥs̱ ve’l-uṣûl (Köprülü Ktp., nr. 530) Burhâneddin b. Abdülazîz en-Nesefî’nin eseri olup yazarın ismi kitabın dîbâcesinde verilmiştir (Şeşen, I, 264). Bazı kayıtlarda Süleymaniye Kütüphanesi’nde mevcut iki eserin (Fâtih, nr. 1363, Cârullah Efendi, nr. 527) Nesefî’nin İbnü’l-Hâcib’in el-Muḫtaṣar’ına yazdığı şerhin yazmaları olarak gösterilmesi (Yeşilyurt, s. 48) doğru değildir. Birinci eser Nesefî’nin Ahsîkesî’nin el-Münteḫab’ına yazdığı şerhtir; ikincisi ise aynı esere Nesefî’nin öğrencisi Siğnâkī’nin şerhidir.

BİBLİYOGRAFYA
Ebü’l-Berekât en-Nesefî, el-Müstaṣfâ, Süleymaniye Ktp., Fâtih, nr. 1841, 1842; a.mlf., el-Muṣaffâ, Köprülü Ktp., Fâzıl Ahmed Paşa, nr. 597; a.mlf., Şerḥu’l-Vâfî, Süleymaniye Ktp., Fâtih, nr. 1849, 1850; a.mlf., el-İʿtimâd fi’l-iʿtiḳād, Süleymaniye Ktp., Lâleli, nr. 2317; Kureşî, el-Cevâhirü’l-muḍıyye, II, 294-295, 598; III, 426; Takıyyüddin el-Fâsî, Târîḫu ʿulemâʾi Baġdâd: el-Münteḫabü’l-muḫtâr (nşr. Abbas el-Azzâvî), Beyrut 1420/2000, s. 53; İbn Kutluboğa, Tâcü’t-terâcim fî ṭabaḳāti’l-Ḥanefiyye, Bağdad 1962, s. 111; Mahmûd b. Süleyman el-Kefevî, Ketâʾibü aʿlâmi’l-aḫyâr min fuḳahâʾi meẕhebi’n-Nuʿmâni’l-muḫtâr, Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Paşa, nr. 1931, vr. 288a-289b; Reîsülküttâb, nr. 690, vr. 259a-260b; Temîmî, eṭ-Ṭabaḳātü’s-seniyye, IV, 154; Keşfü’ẓ-ẓunûn, II, 1168, 1867, 1922; Leknevî, el-Fevâʾidü’l-behiyye, Kahire 1324, s. 101-102; Philip K. Hitti v.dğr., Descriptive Catalog of Garret Collection of the Arabic Manuscripts in the Princeton University, Princeton 1938, s. 295 (nr. 922); H. Derenbourg, Les manuscrits arabes de l’Escurial, Paris 1941, II, 377-378; Brockelmann, GAL, I, 475; II, 250-253; Suppl., I, 644, 761, 764; II, 263-268; Hediyyetü’l-ʿârifîn, II, 464; Ramazan Şeşen v.dğr., Fihrisü maḫṭûṭâti Mektebeti Köprülü, İstanbul 1406/1986, I, 264; Ahmet Özel, Hanefi Fıkıh Âlimleri, Ankara 1990, s. 72-73; Muhammed Yazıcı, Ebü’l-Berekât en-Nesefî, Hayatı, Şahsiyeti ve el-İ‘timâd fi’l-i‘tikād Adlı Eseri (yüksek lisans tezi, 1992), Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü; Bukhara: An Oriental Gem (ed. Alisher Azizkhodjayef v.dğr.), Paris 1997, s. 44, 48; Abdullah Muhammed el-Habeşî, Câmiʿu’ş-şürûḥ ve’l-ḥavâşî, Ebûzabî 1425/2004, III, 211-212; Temel Yeşilyurt, Ebü’l-Berekât en-Nesefî ve İslâm Düşüncesindeki Yeri-Bir Kelâmcı Olarak Nesefî, Malatya 2000; W. Heffening, “al-Nasafī”, EI2 (İng.), VII, 969.
Bu madde ilk olarak 2006 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 32. cildinde, 567-568 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.