NİZÂMÜLMÜLK ÂSAFCÂH

نظام الملك آصف جاه
NİZÂMÜLMÜLK ÂSAFCÂH
Müellif: IQTIDAR HUSAIN SIDDIQUI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2007
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 25.08.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/nizamulmulk-asafcah
IQTIDAR HUSAIN SIDDIQUI, "NİZÂMÜLMÜLK ÂSAFCÂH", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/nizamulmulk-asafcah (25.08.2019).
Kopyalama metni
14 Rebîülâhir 1082’de (20 Ağustos 1671) Hindistan’da muhtemelen Agra’da doğdu. Türkistan’dan Hindistan’a göç etmiş, Hz. Ebû Bekir’in soyundan geldiğini iddia eden bir aileye mensuptur. Adı Mîr Kamerüddin olup bu ad ve Kılıç Han unvanı kendisine Evrengzîb tarafından, Âsafcâh unvanı da Nâsırüddin Muhammed Şah tarafından verilmiştir. Dedesi Hâce Abîd hac dönüşü Dekken Valisi Evrengzîb’in hizmetine girdi ve onun tahta geçmesinden sonra önemli görevler üstlendi. 1080’de (1669) Buhara’dan Hindistan’a gelip Evrengzîb’in hizmetine giren babası Şehâbeddin 1094’te (1683) Gāziddin Fîrûz Ceng unvanını aldı.

Nizâmülmülk on yedi yaşında devlet hizmetine girerek mansabdâr oldu. 1684’ten itibaren babasıyla birlikte seferlere katıldı. 1114’te (1702) Bîcâpûr bölgesi valiliğine getirildi. Evrengzîb’in vefatının (1118/1707) ardından taht iddiasında bulunan oğulları arasında tarafsız kaldı. I. Bahadır Şah döneminde Eved eyaleti (Sûbe) valisi ve Leknev fevcdârı olan Nizâmülmülk, İranlı Zülfikar Ali Han’ın Bahadır Şah üzerinde nüfuz sahibi olmasından birkaç ay sonra görevlerinden istifa edip Delhi’de sakin bir hayat sürmeye başladı. Bahadır Şah’ın 1124’te (1712) vefatının ardından oğlu Cihandar Şah tarafından mansabdâr tayin edildi. Şehzade Ferruhsiyer amcası Cihandar Şah’a karşı ayaklandığında Türkistan asıllı askerlerle birlikte Ferruhsiyer’in üzerine gönderilmek istendiyse de o bu görevi kabul etmedi. 1124’te (1713) Cihandar Şah’ı mağlûp ederek Bâbürlü tahtına geçen Ferruhsiyer kendisine yardım eden Bâre Seyyidleri’nden Abdullah Han’ı Kutbülmülk unvanıyla vezir, Hüseyin Ali Han’ı Emîrülümerâ unvanıyla Mîr Bahşı (ordu kumandanı), Seyyidler’le iyi ilişkileri olan Âsafcâh’ı da kendisine karşı başlatılan harekâta katılmadığı için Nizâmülmülk Bahadır unvanıyla altı vilâyetten (Handeş, Berar, Evrengâbâd, Bîder, Haydarâbâd [Gülkünde], Bîcâpûr) oluşan Dekken eyaletine vali tayin etti. 1125’te (1713) Delhi’den ayrılan ve Evrengzîb gibi Evrengâbâd’ı kendisine merkez seçen Nizâmülmülk bu görevi sırasında gerçekleştirdiği idarî, malî, askerî ve içtimaî düzenlemelerle halkın sevgisini kazandı. Bölgede güçlü bir varlığa sahip olan Maratalar’ın etkinliğini ortadan kaldırarak eyaletin güvenliğini sağladı. Nizâmülmülk’ün kısa zamanda gösterdiği bu başarı hükümet merkezine hâkim bulunan Seyyidler’i kuşkulandırdı. Emîrülümerâ Hüseyin Ali Han 1127’de (1715) Dekken eyaleti valiliğini üzerine alarak Nizâmülmülk’ü Delhi’ye çağırdı. Nizâmülmülk, Delhi’de Ferruhsiyer Şah’ın güvenini kazanıp kendi isteğiyle bu defa Muradâbâd valiliğine getirildi. Ferruhsiyer, Seyyidler’le ilişkisi bozulunca imparatorluk içindeki Türk asilzadelerinin lideri olan Nizâmülmülk’ün yardımıyla Seyyidler’in nüfuzunu kırmak istedi ve kendisine vezirlik makamını vaad etti. Nizâmülmülk, Seyyidler’e karşı olmakla birlikte Ferruhsiyer’e güvenmediği için teklifi kabul etmedi; bunun üzerine görevinden alındı. Birkaç ay sonra Vezir Abdullah Han kardeşi Dekken Valisi Hüseyin Ali Han’ı Delhi’ye çağırarak Ferruhsiyer’e karşı mücadeleye girişti. Marata ordusuyla Delhi’ye gelen Hüseyin Ali Şah 1131’de (1719) Ferruhsiyer’i tahttan indirip öldürttü. Seyyidler tarafından tahta geçirilen iki veliaht dirayetli çıkmayınca Cihan Şah’ın üçüncü oğlu Rûşen-Ahter Nâsırüddin Muhammed Şah, Padişah (Bâdşâh) Gazi unvanıyla tahta geçirildi.

Türk asilzadeleri tarafından çok sevilen Nizâmülmülk’ün Delhi’deki varlığını tehlikeli gören Emîrülümerâ Hüseyin Ali Han, Mâlvâ valiliğini teklif ederek onu Delhi’den göndermek istedi. Nizâmülmülk hiçbir şekilde azledilmemesi şartıyla bu teklifi kabul edip Mâlvâ’ya hareket etti (Rebîülâhir 1131 / Mart 1719). Kısa zamanda güçlü kimseleri etrafına toplayarak Seyyidler’in Delhi’deki hâkimiyetini kırmak için sultanı teşvik etmeye başladı. Durumu öğrenen Seyyidler Nizâmülmülk’e Agra, Allahâbâd, Mültan veya Burhânpûr valiliklerinden birini teklif edip onu Mâlvâ’dan uzaklaştırmayı düşündüler. Buna karşılık Nizâmülmülk, Seyyidler’in anlaşmayı bozduğu gerekçesiyle Dekken’e yürüdü (Cemâziyelâhir 1132 / Nisan 1720). Önce Handeş’i ele geçiren Nizâmülmülk’ün başarıları bölgedeki diğer askerlerin de onun tarafına geçmesini sağladı. Burhânpûr ve Berâr yöneticileri de ona katıldı. Bunun üzerine Bâre Seyyidleri, Nizâmülmülk’ü ortadan kaldırmak için askerî harekâta giriştiler. Dilâver Han’ın bu amaçla yola çıktığını öğrenen Nizâmülmülk, kendisine karşı güçlerin birleşmesini önlemek için onu Mâlvâ yakınlarında karşılayarak mağlûp etti. Bu zafer Nizâmülmülk’ün nüfuzunu daha da arttırdı. Ardından Seyyidler zaman kazanmak amacıyla kendisine Dekken valiliğini teklif ettiler. Ancak Dekken’den ayrılmak istemeyen Vali Alem Ali Han, Bâlâpûr yakınlarında Nizâmülmülk’ün ordusuyla karşılaşıp mağlûp oldu (Şevval 1132 / Ağustos 1720). Nizâmülmülk’ün başarılarından cesaret alan Delhi’deki Türk asıllı kumandanlar Seyyidler’e karşı bir harekete girişip Hüseyin Ali Han’ı öldürdüler. Kardeşinin öldürüldüğünü öğrenen Kutbülmülk Abdullah Han Bâbürlü tahtına Refîu’ş-şân’ın oğlu Veliaht İbrâhim’i geçirerek Türk asıllı kumandanlara karşı harekât başlattıysa da yenilgiye uğradı ve bir süre hapsedildikten sonra Delhi’de zehirletilerek öldürüldü. Seyyidler’in Bâbürlü idaresi üzerindeki etkinliğine son verilmesinin ardından Bâbürlü hükümdarı durumu kontrol altına almaya çalıştı. Hindular’ın desteğini kazanmak için cizye kaldırıldı. Nizâmülmülk vezir tayin edildi (5 Cemâziyelevvel 1134 / 21 Şubat 1722). Nizâmülmülk’ün vezirliğe getirilmesi devlet yönetiminde istikrar sağladı. Bu durumdan rahatsız olan çevreler vezirle sultanın arasını açmaya çalıştılar. Nizâmülmülk gelişmelerden sorumlu tuttuğu Haydar Kulı Han’ın saraydan uzaklaştırılmasını istedi. Haydar Kulı Han Gucerât’a vali olarak gönderildi. Ancak burada bağımsız gibi davranmaya başladı. Bunun üzerine harekete geçen Nizâmülmülk, Delhi’ye kaçan Haydar Kulı Han’ın yerine amcası Ahmed Han’ı vali yaptıktan sonra Mâlvâ’da sıkıntı çıkaran Dost Muhammed Han meselesini halletmek üzere Mâlvâ’ya yöneldi. Nizâmülmülk’ün kısa zamanda Gucerât ve Mâlvâ’yı kontrol altına alması sultanı tedirgin etti ve Dekken valiliğini ondan almak istedi. Vezirlik görevinden istifa eden Nizâmülmülk ailesiyle birlikte Dekken’e gitmek üzere Delhi’den ayrılıp Zilkade 1136’da (Ağustos 1724) Evrengâbâd’a geldi. Dekken vilâyetinde Nizâmülmülk’ten sonra asayiş bozulmuş, Maratalar yer yer hâkimiyeti ele geçirmişti. Vali Mübâriz Han, Nizâmülmülk’ün bölgeye gelmesini engellemek istedi. 22 Muharrem 1137’de (11 Ekim 1724) Mübâriz Han ve Nizâmülmülk’ün askerleri arasında Evrengâbâd’a 80 mil uzaklıkta Şekerhira denilen yerde yapılan savaşta Mübâriz Han mağlûp olup öldürüldü. Bu zaferin ardından Nizâmülmülk’ün Dekken’de bağımsızlığını ilân etmesiyle Haydarâbâd Nizamlığı (Âsafcâhîler) kurulmuş oldu (1724). Nizâmülmülk bağımsız hareket etmekle birlikte herhangi bir sultanlık unvanını kullanmadığı gibi kendi adına hutbe okutmadı ve para bastırmadı. Bâbürlü Sultanı Nâsırüddin Muhammed Şah’ı hükümdar olarak tanıdı. Sultan da fiilî durumu kabul etmek zorunda kaldı ve Âsafcâh unvanıyla Dekken valiliğini Nizâmülmülk’e verdiğini ilân etti (1137/1725).

Marata lideri Baji Rao’nun Zilkade 1149’da (Mart 1737) Delhi önlerine kadar gelerek şehri tehdit etmesi üzerine Bâbürlü sultanı, Nizâmülmülk’ten Mâlvâ ve Gucerât bölgesinde Maratalar’ı durdurmak için yardım istemek durumunda kaldı ve kendisine Mâlvâ valiliğiyle vekîl-i mutlak görevlerini verdi. Nizâmülmülk yakınlarının itirazlarına rağmen Delhi’ye gitmeye karar verdi. Dekken valiliğini oğlu Nâsır Ceng’e bırakıp bölgeden ayrılan Nizâmülmülk Rebîülevvel 1150’de (Temmuz 1737) Delhi’ye ulaştı ve vekîl-i mutlak unvanıyla göreve başladı. Oğlu Gāziddin Han da Agra ve Mâlvâ valiliğine getirildi. Ardından Mâlvâ’da Maratalar üzerine sefere çıkan Nizâmülmülk Bopal’de savunma savaşına girişti. Ancak uzun süren mücadele sırasında Delhi’den destek gelmeyince Narmada ile Çambal ırmakları arasındaki bölge ile Mâlvâ’yı Baji Rao’ya bıraktı ve Delhi’ye döndü.

1151 (1739) yılında Avşarlı Hükümdarı Nâdir Şah, Lahor’u ele geçirerek Delhi’ye yöneldiğinde Sultan Muhammed Şah Nizâmülmülk’ün tavsiyesiyle kumandayı bizzat üstlendi. Ancak diğer kumandanların sultanı yanlış yönlendirdiğini ve Nâdir Şah karşısında direnilemeyeceğini gören Nizâmülmülk savaşa doğrudan müdahale etmedi. Nâdir Şah, Bâbürlü orduları karşısında kazandığı başarılardan sonra Delhi’ye yürümeyip ganimet karşılığında geri çekilebileceğini belirtip görüşme yapmak üzere Nizâmülmülk’ü davet etti. Nizâmülmülk, Nâdir Şah ile görüşerek anlaşma sağladı. Ancak daha sonra Nizâmülmülk’ün mîrbahşılığa da tayin edilmesini hazmedemeyen Emîrülümerâ Burhânülmülk’ün kışkırtmasıyla Nâdir Şah Delhi üzerine yürüyerek şehri yağma etti, binlerce insanı öldürdü. Babürlü sarayının günümüzde Topkapı Sarayı Müzesi’nde korunan Taht-ı Tâvûs ile halen İngiliz kraliyet ailesinde bulunan “kûh-i nûr” elması ve pek çok mücevherine el konuldu. Nâdir Şah’ın Delhi’den ayrılmasından sonra Nizâmülmülk de Dekken’e dönmek üzere Cemâziyelevvel 1153’te (Ağustos 1740) Delhi’den ayrıldı. Ancak Dekken’de yerine vali olarak bıraktığı oğlu Nâsır Ceng kendisine isyan etti, meydana gelen savaşta Nizâmülmülk oğlunu yenilgiye uğrattı (1154/1741). 4 Cemâziyelâhir 1161’de (2 Haziran 1748) vefat eden Nizâmülmülk, Hindistan’da yetişen büyük kumandan ve devlet adamlarından biri olarak kabul edilir.

BİBLİYOGRAFYA
Mîr M. Ahsen Îcâd (Meânî Han), Târîḫ-i Fütûḥât-ı Âsafî (Şâhnâme-i Dekken), Haydarâbâd-Dekken, State Library, nr. 1493, vr. 116a-117a, 380a-386a, 426a-427a; Mîr Fethullah, Târîḫ-i Fetḥiyye, Haydarâbâd-Dekken, State Library, vr. 48a, 54a, 95a, 97a; M. Bahş Âşub, Târîḫ-i Şehâdet-i Ferrûḫsiyer ve Cülûs-i Muḥammed Şâh, British Library, nr. 832, vr. 38a, 115a, 263a-266a, 268a-270a, 294a-295a, 313a-314a; M. Kāsım Evrengâbâdî, Aḥvâl-i Ḫavâḳīn, British Library, Add., nr. 26, 244, vr. 156a, 165a, 169a, 179a, 194a, 200b; Şîvdâs Leknevî, Şâhnâme-i Münevver Kelâm, British Library, Or., nr. 26, vr. 18b, 29a, 30a, 36a, 39b, 45a; Ebü’l-Kāsım Mîr Âlem, Ḥadîḳatü’l-ʿâlem, Haydarâbâd 1310, s. 139-173; Şah Nevâz Han, Meʾâs̱irü’l-ümerâʾ, Kalküta 1881, II, 713-715; Gulâm Hüseyin Han Tabâtabâî, Siyerü’l-müteʾaḫḫirîn (nşr. Hakîm Abdülmecîd), Kalküta 1833, II, 432, 477, 480-482, 487; M. Hâşim Hâfî Han, Münteḫabü’l-Lübâb (nşr. K. D. Ahmed – W. Haig), Kalküta 1874, II, 275-282, 728-748, 827-886, 921-946; Murâd Ali Tâli‘, Niẓâmülmülk Âṣafcâh-ı Evvel, Haydarâbâd 1944; Yusuf Hikmet Bayur, Hindistan Tarihi, Ankara 1947, II, 385-412; H. N. Sinha, Rise of Peshwas, Allahabad 1954; Zahiruddin Malik, The Reign of Muhammad Shah (1719-1748), New York 1977; M. A. Nayeem, Mughal Administration of Deccan under Nizamul Mulk Asaf Jah, Bombay 1985; a.mlf., “Political Status of Nizamu’l-mulk Asaf Jah I in the Deccan (1713-1748 AD)”, Encyclopaedic Survey of Islamic Culture (ed. Mohammed Taher), New Delhi 2003, VI, 81-91; Yusuf Husain, “Nizamu’l-Mulk’s Vizierate”, a.e., VI, 92-124; a.mlf., The First Nizām: The Life and Times of Nizamu’l-Mulk ...saf Jāh I, London, ts. (Asia Publishing House); J. F. Richards, The New Cambridge History of India: The Mughal Empire, Cambridge 1994, s. 265-281; “Nizam-ul-Mulk Asaf Jah”, Encyclopaedia of Muslim Biography India, Pakistan, Bangladesh (ed. N. Kr. Singh), New Delhi 2001, IV, 325-348; “Niẓām al-Mulk”, EI2 (İng.), VIII, 73; Azmi Özcan, “Haydarâbâd Nizamlığı”, DİA, XVII, 32-33.
Bu madde ilk olarak 2007 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 33. cildinde, 196-198 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.