OLCAYTU HAN

OLCAYTU HAN
Müellif: OSMAN GAZİ ÖZGÜDENLİ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2007
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 08.12.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/olcaytu-han
OSMAN GAZİ ÖZGÜDENLİ, "OLCAYTU HAN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/olcaytu-han (08.12.2019).
Kopyalama metni
12 Zilhicce 680’de (24 Mart 1282) doğdu. İlhanlı Hükümdarı Argun Han’ın oğludur. Budist bir baba ile Nestûrî-hıristiyan bir anneden doğan Olcaytu’ya çocukluğunda Olcay-buka, Mâtmûdâr, Harbende (eşek sürücüsü) adları verilmiş, 694 (1295) yılında ağabeyi Gāzân Han ile birlikte müslüman olunca Muhammed Hudâbende (Abdullah) ismini almış, Olcaytu Hudâbende veya Olcaytu Han diye tanınmıştır. Argun Han’ın ölümünden (690/1291) sonra yerine geçen kardeşi Geyhatu Han’ın öldürülmesinin ardından meydana gelen kargaşa ortamında Argun’un büyük oğlu Gāzân tahtı ele geçirmeyi başardı (694/1295). Olcaytu bu dönemde Horasan eyaletinin idaresi ve müdafaasıyla görevlendirildi (695/1296). Gāzân Han, Suriye’de Memlükler’le mücadele ederken Olcaytu da Horasan’ı Çağataylılar’a karşı dirayetle savundu. Onun bu başarısı yerine geçecek bir oğlu bulunmayan Gāzân’ı memnun etti. Gāzân, uzun süren hastalığı sırasında iktidarı kardeşine devredebilmek için bütün tedbirleri aldı ve durumu bir fermanla resmîleştirdi. Gāzân Han’ın vefatının ardından Olcaytu Horasan’dan Ûcân’a gelerek İlhanlı tahtına oturdu (15 Zilhicce 703 / 19 Temmuz 1304).

Olcaytu tahta çıktığında İlhanlı Devleti, Gāzân Han’ın başarılı icraatına rağmen önemli dış problemlerle karşı karşıya idi. Gāzân, 702 (1303) yılında Memlükler’e karşı uğradığı hezimete rağmen mücadeleyi sürdürmeyi düşünüyordu. Olcaytu ise barışı tercih etti ve Gāzân tarafından Tebriz’de hapsedilen Memlük elçilerini serbest bırakıp Mısır’a gönderdi. Ancak ülkede istikrarın sağlanması gereği ve Memlük Devleti’nden önemli sayıda mülteci akını daha sonraki yıllarda onu Memlükler üzerine yeni bir sefer yapmaya mecbur bıraktı. Fakat bu seferde sınırdaki Rahbe Kalesi’nin ele geçirilmesi dışında bir netice alınamadı (Şevval 712 / Şubat 1313). Bu sırada doğuda Horasan hâkimiyeti yüzünden Çağatay Hanı Kebek’in (Köpek) saldırısıyla karşılaşan Olcaytu güçlü bir orduyla Horasan’a yürüyüp Kebek’i Buhara’ya kadar sürdü. Ardından oğlu Ebû Said ile ona atabeg tayin ettiği Emîr Sevinç’i Horasan’ın yönetimiyle görevlendirerek geri döndü (713/1313). Kuzeyde Kafkas hâkimiyeti dolayısıyla Altın Orda ile olan rekabet Olcaytu’yu bu cephede ihtiyatlı olmaya sevketti. Doğuda Moğol büyük hanı, batıda papa ve hıristiyan dünyası ile diplomatik münasebetleri devam ettirdi. Avrupalı hükümdarlar onun hıristiyan olup kutsal toprakları kurtarmasını umuyorlardı. Olcaytu ayrıca iç problemlerle uğraşmak zorunda kaldı. Gāzân Han zamanında Herat’a güçlü bir şekilde yerleşen Kertler’den Fahreddin’in merkezle bağlarını gevşetmesi üzerine şehir Emîr Dânişmend Bahadır tarafından muhasara edildi. Ancak arzu edilen başarıyı sağlamak kolay olmadı. Anadolu’da Selçuklu hâkimiyetinin sona ermesinin ardından çıkan isyanlar Emîr Çoban’ın gayretleri neticesinde güçlükle bastırılabildi (715/1315). Olcaytu, Anadolu beyliklerine karşı Bizans İmparatorluğu’nu destekledi ve İmparator II. Andronikos Palaiologos’un kız kardeşi Maria ile (Tesbina Hatun) evlendi. Bu dönemde Olcaytu’nun yegâne önemli başarısı dağlık Gîlân bölgesinin zaptı oldu (Zilhicce 706 / Haziran 1307). Geçirdiği ağır bir rahatsızlığın ardından 27 Ramazan 716 (13 Aralık 1316) tarihinde Sultâniye’de vefat eden Olcaytu burada inşa ettirdiği, İslâm mimarisinin en görkemli anıtlarından biri olan türbeye defnedildi. Kaynaklarda zehirlendiği yönünde rivayetler mevcuttur. Veziri tarihçi Reşîdüddin Fazlullah, Ebû Said Bahadır Han zamanında onun ölümünden sorumlu tutularak katledilmiştir (718/1318). Olcaytu devrinde iç işleri nüfuzlu Vezir Reşîdüddin Fazlullah, Sa‘deddîn-i Sâvecî ve Tâceddin Ali Şah’ın, askerî işler Emîr Çoban’ın sorumluluğuna bırakıldı. Ekonomik alanda Gāzân Han tarafından güçlükle sağlanan İlhanlı para standartları korunamadı. Yine Gāzân’ın vasiyetine rağmen İlhanlı Devleti için büyük önem taşıyan reformlar devam ettirilemedi. Gāzân’ın başlattığı imar faaliyetleri Sultâniye şehrinin başkent olarak inşasıyla (1305-1313) sürdürülmeye çalışıldı.

İran’ın coğrafya ve topografyasıyla ilgilenen Olcaytu Han yolları ölçtürüp mesafe taşları diktirmiştir. Merâga’daki rasathânede onun desteğiyle başarılı çalışmalar yapılmış, Sultâniye’nin yanında ikinci başşehir olarak Bîsitûn dağının eteklerinde Sultanâbâd Çemçimâl adıyla bilinen şehir kurulmuş, Erzurum’daki Yâkutiye Medresesi onun adına inşa ettirilmiştir (710/1310). İsfahan Cuma Camii genişletilip onarılmış ve batı eyvanına büyük bir mihrap eklenmiştir. Netanz’da 1304-1316 yılları arasında inşa edilen cami, türbe ve hankahtan oluşan Şeyh Abdüssamed-i İsfahânî Külliyesi, İlhanlı mimarisinin güzel örneklerindendir. Olcaytu çeşitli İslâm sanatları ile de ilgilenmiş ve bu sanatların hâmisi olmuştur. Onun dönemine ait tezhipli mushaf bunun en güzel örneklerinden biridir.

Olcaytu Han önceleri Sünnî iken 709 (1309-10) yılında Şiî (İmâmiyye/İsnâaşeriyye) mezhebini benimsemiştir. Eflâkî, Olcaytu’nun Anadolu’da hutbelerde ilk üç halifenin adının zikredilmesini yasaklaması üzerine Sultan Veled’in, oğlu Ulu Ârif Çelebi’yi Sultâniye’ye göndererek kendisini Şiîlik’ten vazgeçirmek istediğini, ancak bu teşebbüsün önce Sultan Veled’in, ardından Olcaytu Han’ın vefatı yüzünden gerçekleşmediğini kaydeder (Menâḳıbü’l-ʿârifîn, II, 858 vd.). Dinî ve ilmî meselelerle yakından ilgilenen Olcaytu devrin büyük sûfîlerinden Kübrevî şeyhi Sadreddîn-i Hammûye, Safeviyye tarikatının pîri Safiyyüddîn-i Erdebîlî ve Kalenderî şeyhi Barak Baba, Şiî âlimi İbnü’l-Mutahhar el-Hillî ve Mekke Emîri Humeyde ile yakın temasta bulunmuştur. İlhanlı hükümdar modeli Gāzân Han zamanındaki geçiş döneminin ardından Olcaytu’nun şahsında Yakındoğu hükümdar tipine dönüşmüştür. Oğullarına verdiği Bistâm, Bayezid, Tayfûr, Ebû Said, Süleyman Şah, Ebü’l-Hayr gibi isimler Yakındoğu coğrafyasının dinî-siyasî şahsiyetlerinden ilham alınarak seçilmiştir.

Reşîdüddin Fazlullāh-ı Hemedânî Câmiʿu’t-tevârîḫ adlı eserini Gāzân Han’ın isteği üzerine yazmaya başlamış, ancak Gāzân’ın ölümünün ardından eseri Olcaytu’ya ithaf etmek isteyince Olcaytu bunu kabul etmeyip eseri yine Gāzân Han’a ithaf etmesini, kendisi için başka bir tarih kitabı yazmasını istemiş, bunun üzerine Reşîdüddin Câmiʿu’t-tevârîḫ’in II. cildini onun adına kaleme almıştır. Reşîdüddin’in Sultan Olcaytu ile dinî ve fikrî sahadaki görüşmelerini içeren Kitâbü’s-Sulṭâniyye (Risâletü’s-Sulṭâniyye-Fevâʾid-i Sulṭâniyye) ve yine Olcaytu ile ilgili Beyânü’l-ḥaḳāʾiḳ adlı eserleri mevcuttur. Çağdaşı Abdullah b. Ali el-Kâşânî Târîḫ-i Olcaytu adlı eserini Olcaytu devrine tahsis etmiştir. İbnü’l-Mutahhar el-Hillî üç eserini, Benâkitî de tarihini onun için kaleme almıştır. Siyasetnâme türündeki Risâle-i Aḫlâḳu’s-salṭana da Olcaytu adına yazılmış ve Nergisî tarafından Kānûnü’r-Reşâd adıyla Osmanlı Türkçesi’ne tercüme edilmiştir.

BİBLİYOGRAFYA
Reşîdüddin Fazlullāh-ı Hemedânî, Câmiʿu’t-tevârîḫ (nşr. Muhammed Rûşen – Mustafa Mûsevî), Tahran 1373 hş., II, tür.yer.; a.mlf., Sevâniḥu’l-efkâr (nşr. M. Takī Dânişpejûh), Tahran 1358 hş., tür.yer.; Aksarâyî, Müsâmeretü’l-aḫbâr, s. 292-315; Seyfî-i Herevî, Târîḫnâme-i Herât (nşr. M. Zübeyr es-Sıddîkī), Kalküta 1943, s. 439, 444, 455-457; Nâsırüddin Münşî-i Kirmânî, Simṭü’l-ʿulâ li-ḥażreti’l-ʿulyâ (nşr. Abbas İkbâl), Tahran 1362 hş., s. 85-102; Benâkitî, Târîḫ (nşr. Ca‘fer Şuâr), Tahran 1348 hş., s. 470-479; Vassâf, Târîḫ (nşr. M. İsfahânî), Tahran 1338 hş., s. 461-557, 610-619; Şebânkâreyî, Mecmaʿu’l-ensâb (nşr. Mîr Hâşim-i Muhaddis), Tahran 1363 hş., s. 268-274; Hamdullah Müstevfî, Târîḫ-i Güzîde (nşr. Abdülhüseyin-i Nevâî), Tahran 1364 hş., s. 606-611; Eflâkî, Menâḳıbü’l-ʿârifîn, II, 858 vd.; Hâfız-ı Ebrû, Ẕeyl-i Câmiʿu’t-tevârîḫ (nşr. Hânbâbâ Beyânî), Tahran 1317 hş., s. 1-71; Abdullah b. Ali Kâşânî, Târîḫ-i Olcaytu (nşr. Mehîn Hembelî), Tahran 1348 hş., tür.yer.; Ebû Bekir el-Kutbî el-Âharî, Târîḫ-i Şeyḫ Uveys (nşr. J. B. van Loon), ’s-Gravenhage 1954, s. 49-61; Mîrhând, Ravżatü’ṣ-ṣafâʾ, V, 443-464; Hândmîr, Ḥabîbü’s-siyer (nşr. M. Debîr-i Siyâkī), Tahran 1362 hş., III, 190-199; Browne, LHP, III, 46-51; M. van Berchem, “Une inscription du sultan mongol Uldjaitu”, Mélanges Hartwig Derenbourg, Paris 1909, s. 367-378; A. Mostaert – F. W. Cleaves, Les lettres de 1289 et 1305 des ilkhan Aryun et Öljeitü à Philippe le Bel, Cambridge 1962, tür.yer.; J. A. Boyle, “Dynastic and Political History of the Il-K̲h̲āns”, CHIr., V, 397-406; B. Spuler, Die Mongolen in Iran, Leiden 1985, s. 88-100; Fuâd Abdülmu‘tî es-Sayyâd, eş-Şarḳu’l-İslâmî fî ʿahdi’l-Îlḫâniyyîn: Üsretü Hülâkû Ḫân, Devha 1407/1987, s. 345-402; G. Herrmann, “Zum persischen Urkundenwesen in der Mongolenzeit: Erlasse von Emiren und Wesiren”, L’Iran face à la domination mongole (ed. D. Aigle), Téhéran 1997, s. 321-331; Osman Gazi Özkuzugüdenli, Gâzân Hân ve Reformları (doktora tezi, 2000), MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, tür.yer.; Yûsuf Râhîmlû, “Risâle-i Fevâʾid-i Olcaytu”, Neşriyye-i Dânişkede-i Edebiyyât u ʿUlûm-i İnsânî, XXV/106, Tebriz 1352 hş., s. 135-156; Ch. Melville, “The Itineraries of Sultan Öljeitü, 1304-16”, Iran, XXVIII, London 1990, s. 55-70; J. Pfeiffer, “Twelver Shî‘ism as State Religion in Mongol Iran: An Abortive Attempt, Recorded and Remembered”, Pera-Blätter, sy. 11, İstanbul 1997, s. 1-25; İlhan Erdem, “Olcaytu Han Devrinde Horasan’da İlhanlı-Çağataylı Mücadeleleri”, Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, sy. 3, Denizli 1997, s. 106-112; T. H., “Olcaytu”, İA, IX, 387-389; D. O. Morgan, “Öld̲j̲eytü”, EI2 (İng.), VIII, 168-169; Ramazan Şeşen, “Câmiu’t-tevârîh”, DİA, VII, 132-133; Abdülkadir Yuvalı, “İlhanlılar”, a.e., XXII, 103; A. Engin Beksaç – Ahmet Vefa Çobanoğlu, “İlhanlılar (Sanat)”, a.e., XXII, 106; Ebü’l-Fazl Hatîbî, “Olcaytu”, DMBİ, X, 447-450.
Bu madde ilk olarak 2007 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 33. cildinde, 345-347 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.