OSMAN b. EBÜ’l-ÂS - TDV İslâm Ansiklopedisi

OSMAN b. EBÜ’l-ÂS

عثمان بن أبي العاص
Müellif:
OSMAN b. EBÜ’l-ÂS
Müellif: ASRİ ÇUBUKCU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2007
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 25.07.2021
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/osman-b-ebul-as
ASRİ ÇUBUKCU, "OSMAN b. EBÜ’l-ÂS", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/osman-b-ebul-as (25.07.2021).
Kopyalama metni
Annesi Fâtıma bint Abdullah’ın Resûl-i Ekrem’in doğumunda bulunduğu kaydedilmektedir (İbn Abdülber, IV, 385). 9 (630) yılında Tâif’ten Medine’ye gelen altı kişilik bir heyetin en genç üyesiydi. Hz. Peygamber onları mescidde misafir etti. Heyetin Resûl-i Ekrem ile görüşmesi esnasında Osman develeri ve eşyaları bekliyordu. Görüşmeler bittikten sonra Osman müslüman oldu. Tâifliler’in öğle sıcağında istirahate çekildikleri sırada onun Resûlullah ile görüşüp müslüman olduğu, bazan Resûlullah’a, bazan sahâbîlere sorular sorarak müslümanlığı ve Kur’an’ı öğrenmeye çalıştığı, bu halinin Resûl-i Ekrem’in hoşuna gittiği, dinî bilgileri ve Kur’an’ı öğrenebilmesi için Hz. Peygamber’den kendisine dua etmesini istediği, Resûlullah’ın da, “Hiç kimse senin benden istediğini istemedi” diyerek ona dua ettiği rivayet edilmektedir. Heyet Tâif’e dönerken Resûl-i Ekrem zekâsı ve dine olan ilgisinden dolayı Osman’ı önce imam, ardından vali tayin etti. Cemaate imam olduğunda namazı fazla uzatmamasını söyledi. Tâif çevresindeki bâdiyelerin yönetiminde Mâlik b. Avf en-Nasrî ona yardımcı oldu. Osman, Hz. Peygamber’in vefatına kadar bu görevi yürüttü. Hz. Ebû Bekir’in hilâfetinde Tâif valiliğinde kaldı ve özellikle kendi kabilesi Sakīf’te baş gösteren dinden dönme temayüllerini önledi. Aynı maksatla Ezd kabilesinin Şenûe kolu üzerine gönderildi. Hz. Ömer zamanında iki yıl kadar aynı vazifede kaldı. 15 (636) yılında gazâ için izin istediği zaman halife, “Seni valilikten azletmiyorum; kimi istersen onu vekil bırak” diyerek izin verdi ve onu Bahreyn Uman valiliğine tayin etti. Osman, Tâif’te Ya‘lâ b. Abdullah’ı vekil bırakarak Bahreyn’e gitti ve kısa zamanda orayı yeniden İslâm’a bağladı. 19 (640) yılında kardeşi Hakem’i Irak sınırındaki Fars’a gönderdi. Daha sonra kendisi deniz yoluyla oraya gitti. Zira Hz. Ömer İran topraklarında yayılma izni vermiş, Osman’a bölgenin önemli şehri İstahr’a gitmesini emretmiş, Basra’da bulunan Ebû Mûsâ el-Eş‘arî’yi de ona yardımcı tayin etmişti. İki ordunun ardarda yaptığı seferlerle Şîraz, Berkâvân adası ve Tevvec fethedildi. Osman Tevvec’de bir mescid yaptırdı, şehri imar ederek İran seferleri için karargâh haline getirdi. Yazın oradan sefer yaptı ve kışı orada geçirdi. Hz. Osman’ın hilâfetinin ilk yılında yine onun ve Ebû Mûsâ el-Eş‘arî’nin gayretleriyle İstahr ve Cûr (Gôr) yeniden ele geçirildi. Kâzerûn, Nûbendecân, Şîraz, Errecân, Sînîz, Cennâ ve Cehremü gibi önemli şehirler fethedildi; halkları ile cizye karşılığında antlaşmalar yapıldı. 26 (646-47) ve 27’de (647-48) Rey, Erdeşir, Sâbûr gibi şehirler ele geçirildi ve Osman bu bölgenin valiliğine tayin edildi, 29 (650) yılında görevinden uzaklaştırıldı.

Hz. Osman, daha sonra onun Mescid-i Nebevî’ye ilâve edilen evini alarak kendisine Basra’da bir arsa verdi. Osman b. Ebü’l-Âs 29 (650) yılında burada bir ev yaptırdı ve hayatının geri kalan kısmını ilimle meşgul olarak burada geçirdi. III. (IX.) yüzyılın ortalarına kadar bilinen nesli Basra’da yaşamıştır. Şehirde nehir kıyısındaki bir yer Şattıosmânî diye anılır. Osman b. Ebü’l-Âs’ın tekrarlarıyla beraber elli kadar rivayeti hadis kaynaklarında yer almaktadır. Kendisinden Yezîd b. Hakem, Saîd b. Müseyyeb, Mûsâ b. Talha, Nâfi‘ b. Cübeyr b. Mut‘im, Ebü’l-Alâ b. Abdullah, Hasan-ı Basrî, Mutarrif b. Abdullah b. Şıhhîr gibi tâbiîler hadis rivayet etmiştir.

BİBLİYOGRAFYA
Müslim, “Ṣalât”, 186, “Selâm”, 67, 68; Ebû Dâvûd, “Cenâʾiz”, 50, “Ṣalât”, 12, 39, “İmâre”, 26, “Ṭıb”, 19; Tirmizî, “Ṣalât”, 41, “Ṣavm”, 54, “Ṭıb”, 29; Vâkıdî, el-Meġāzî, III, 963, 966, 968-970; İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳāt, V, 508-509; Belâzürî, Fütûhü’l-büldân (trc. Zâkir Kadirî Ugan), İstanbul 1956, II, 242-246, 251; Dîneverî, el-Aḫbârü’ṭ-ṭıvâl, s. 133, 139; Ya‘kūbî, Târîḫ, II, 76, 122, 134, 138; Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), bk. İndeks; İbn Abdülber, el-İstîʿâb, III, 91-92; IV, 385; Yâkūt, Muʿcemü’l-büldân (Cündî), bk. İndeks; İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-ġābe, III, 579-581; a.mlf., el-Kâmil, I, 459; II, 284, 374, 421, 449, 489, 508, 553; III, 21, 40-41, 77, 94, 100, 471; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, II, 374-375; İbn Kesîr, el-Bidâye, V, 31-32, VII, 76, 130, 152, 154; İbn Hacer, el-İṣâbe (Bicâvî), IV, 451-452; Nûreddin el-Halebî, İnsânü’l-ʿuyûn, Beyrut, ts. (Dârü’l-ma‘rife), III, 241-243; Şevkânî, Derrü’ṣ-ṣaḥâbe, Dımaşk 1984, s. 456-457; Sâdık Seccâdî, “İbn Ebi’l-ʿÂṣ-ı Şeḳafî”, DMBİ, II, 677-678.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2007 yılında İstanbul’da basılan 33. cildinde, 464 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER