OSMAN b. HUNEYF

عثمان بن حنيف
OSMAN b. HUNEYF
Müellif: MEHMET EFENDİOĞLU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2007
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 03.04.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/osman-b-huneyf
MEHMET EFENDİOĞLU, "OSMAN b. HUNEYF", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/osman-b-huneyf (03.04.2020).
Kopyalama metni
Medine’de yaşayan Evs kabilesinin Amr b. Avf oğulları boyuna mensuptur. Kendisinden önce müslüman olan kardeşi Sehl b. Huneyf’in davetiyle İslâm’a girdi. Bedir Gazvesi’ne katıldığı konusu ihtilâflı ise de ondan sonraki bütün gazvelere iştirak ettiği bilinmektedir. Hz. Ebû Bekir devrinde irtidad hareketlerine karşı yapılan savaşlarda üstün başarılar gösterdi. Hz. Ömer döneminde de önemli işler yaptı. Irak (Sevâd) bölgesi fethedilince vergi tahsil işine Sâsânîler devrinde olduğu gibi devam edilmişti. İslâmî esaslara uymayan bu usulü Hz. Ömer 16 (637) yılında değiştirmeye karar verdi. Bu işi gerçekleştirebilecek ehil kişi olarak Osman görüldü ve kendisi Irak’ta uygulanacak yeni vergi sisteminin esaslarını belirlemekle görevlendirilen komisyonun başına getirildi. Huzeyfe b. Yemân da onun yardımcısı oldu. Hz. Ömer’in bizzat ilgilenmesi ve yönlendirmesiyle aylar süren çalışmalar sonunda bölgedeki ziraata elverişli araziler ölçüldü ve nüfus sayımı yapılarak özellikle zimmîlerin sayısı tesbit edildi. Böylece âdil bir vergi tahsiline gidildi. Osman b. Huneyf’in başarılı çalışmaları sayesinde devlet gelirleri üç kat arttı. Ancak yeni vergi sistemiyle insanlara haksızlık yapılmış olabileceği endişesine kapılan Hz. Ömer vergi uygulaması hakkında soruşturma yaptırdı; uygulamadan vatandaşların da memnun olduğunu anlayınca Osman b. Huneyf’i Kûfe’ye sâhibü’l-harâc tayin etti. Hz. Ömer bu uygulamayı daha sonra yaygınlaştırdı, Basra Valisi Ebû Mûsâ el-Eş‘arî ile diğer valilerden vergi toplama işinde Osman b. Huneyf’in geliştirdiği usulü uygulamalarını istedi.

Osman b. Huneyf, Hz. Ömer’in vefatından sonra Medine’ye geldi ve Hz. Osman devrinde herhangi bir görev almayarak ilimle meşgul oldu. Bu dönemde ortaya çıkan fitnelerden ve karışıklıklardan uzak durdu. Hz. Ali hilâfete gelince onu Basra’ya vali tayin etti. Cemel Vak‘ası’nda taraflar arasındaki ihtilâfları gidermek için büyük gayret gösterdi ve şehri Hz. Ali adına savundu; fakat sonunda taraftarlarıyla birlikte teslim olmak zorunda kaldı. Cemel Vak‘ası’nın ardından Kûfe ve Basra bölgesi yeniden Hz. Ali’nin yönetimine girince Kûfe valiliğine getirildi. Ancak başşehir Medine’den Kûfe’ye nakledilince görevi onun de sona ermiş oldu. Osman b. Huneyf muhtemelen Muâviye b. Ebû Süfyân döneminin ilk yıllarında (41/661) Kûfe’de vefat etti. Sabırlı, cesur ve âdil bir kişi olduğu belirtilen Osman b. Huneyf, Resûl-i Ekrem’den bir hadis nakletmiş (Müsned, IV, 138), kendisinden kardeşinin oğlu Ebû Ümâme b. Sehl, Ubeydullah b. Abdullah b. Utbe, Umâre b. Huzeyme b. Sâbit, Nevfel b. Müsâhık ve Hâni’ b. Muâviye es-Sadefî rivayette bulunmuştur.

BİBLİYOGRAFYA
Müsned, IV, 138-139; Buhârî, “Feżâʾilü aṣḥâbi’n-nebî”, 8; a.mlf., et-Târîḫu’l-kebîr, VI, 209-210; İbn Mâce, “İḳāme”, 189; Tirmizî, “Daʿavât”, 119; İbnü’l-Kelbî, Cemhere (Nâcî), s. 630; Ebû Ubeyd Kāsım b. Sellâm, en-Neseb (nşr. Meryem M. Hayrüddir‘), Beyrut 1410/1989, s. 272; İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳāt, III, 255, 337; V, 48; VI, 8; Halîfe b. Hayyât, eṭ-Ṭabaḳāt (Ömerî), s. 86, 135; a.mlf., et-Târîḫ (Zekkâr), s. 106, 135, 136, 152; İbn Kuteybe, el-Maʿârif (Ukkâşe), s. 209; Fesevî, el-Maʿrife ve’t-târîḫ, I, 273; Belâzürî, Ensâb, I, 163; Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), bk. İndeks; İbn Kāni‘, Muʿcemü’ṣ-ṣaḥâbe (nşr. Ebû Abdurrahman Salâh b. Sâlim el-Musarrâtî), Medine 1418/1997; II, 257-258; İbn Hazm, Esmâʾü’ṣ-ṣaḥâbeti’r-ruvât (nşr. Seyyid Kesrevî Hasan), Beyrut 1412/1992, s. 474; İbn Abdülber, el-İstîʿâb (Bicâvî), III, 1033; İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-ġābe, III, 473; a.mlf., el-Kâmil, II, 519; III, 201, 204, 211-219, 225, 260; IV, 44; İbn Ebü’l-Hadîd, Şerḥu Nehci’l-belâġa (nşr. M. Ebü’l-Fazl İbrâhim), Kahire 1387/1967, XVI, 205-207; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, II, 320-322; a.mlf., Târîḫu’l-İslâm: sene 41-60, s. 80-81; İbn Kesîr, el-Bidâye, VI, 169, 170, 299; VII, 240, 242-244, 246; VIII, 84; İbn Hacer, el-İṣâbe (Bicâvî), IV, 449; a.mlf., Tehẕîbü’t-Tehẕîb, VII, 112-113.

Mehmet Efendioğlu
Bu madde ilk olarak 2007 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 33. cildinde, 469-470 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.