ÖZKAN, İsmail Hakkı

ÖZKAN, İsmail Hakkı
Müellif: GÖNÜL PAÇACI TUNÇAY
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2016
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 22.02.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/ozkan-ismail-hakki
GÖNÜL PAÇACI TUNÇAY, "ÖZKAN, İsmail Hakkı", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/ozkan-ismail-hakki (22.02.2020).
Kopyalama metni
15 Nisan 1941 tarihinde İstanbul’da doğdu. Babası Aziz Bey, annesi Zehra Hanım’dır. İlk öğreniminin ardından ortaokulu ve liseyi Özel Işık Lisesi’nde okudu. Yüksek öğrenimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü’nde son sınıfa kadar sürdürdüyse de tamamlayamadı. 1960-1967 yıllarında devam ettiği İstanbul Belediye Konservatuvarı Türk Müziği Nazariyatı Bölümü’nden mezun oldu. Askerliğini 1968-1970 arasında İstanbul’da yaptı. 1968’de mezun olduğu konservatuvarda hocalık görevine başladı. Bu arada Türk müziği piyano icracısı olarak bir dönem Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu televizyonunda, Münir Nurettin Selçuk’un yönettiği İstanbul Belediye Konservatuvarı İcra Heyeti konserlerinde yer aldı. 1986’da İstanbul Üniversitesi’ne bağlanarak Devlet Konservatuvarı’na dönüştürülen İstanbul Belediye Konservatuvarı bünyesinde yarı zamanlı olarak sürdürdüğü Türk Müziği Bölümü’ndeki hocalığı emekliye ayrıldığı 2007 yılına kadar devam etti. 23 Eylül 2010 tarihinde vefat etti, ertesi gün kalabalık bir cemaatin katılımıyla Ümraniye’de Ihlamurkuyu Mezarlığı’na defnedildi.

Müziğe evlerine piyano dersi vermeye gelen Madam Kavafyan ile ilkokul yaşlarında başlayan Özkan, annesinin ısrarıyla yöneldiği Batı müziğiyle ilgilenmemiş, büyük bir merakla Türk müziğine bağlanmıştır. Dayısı neyzen ve gazeteci Ahmet Doğan Özeke’nin anılarında belirttiğine göre daha sekiz yaşında iken Beyazıt Çadırcılar caddesinde ney satan Osman Dede vasıtasıyla ney sazını tanımış, ardından kısa bir süre Erdoğan Köroğlu’ndan ve İçerenköy’de Hasan Dede’den ders almış, ancak asıl hocası, Yenikapı Mevlevîhânesi’nin son şeyhi Abdülkadir Baykara’nın büyük oğlu Gavsi Baykara olmuştur. Ondan klasik tekke tarzı ney üflemeyi öğrenmiş, klasik edebiyat bilgisini geliştirmiş, divan edebiyatının hemen her formunda aruzla şiir yazma, tarih düşürme vb. konularda belli bir seviyeye ulaşmıştır. İstanbul Belediye Konservatuvarı’ndaki öğrencilik yıllarında Şefik Gürmeriç, Nevzat Atlığ, Halil Bedii Yönetken, Şive Ölmez, Muazzam Sepetçioğlu, Melahat Pars, Süheylâ Altmışdört gibi hocalardan faydalanmış, ayrıca Kemal ve Naîme Batanay çiftinden tambur çalmayı öğrenmiştir.

Mûsikide ciddi, seviyeli ve tâvizsiz duruşuyla tanınan Özkan, icracılığı ve bestekârlığı ileri düzeyde bir müzisyen olmasına rağmen zamanla teorik alandaki hocalığı öne çıkmıştır. Hamparsum notasını ve aruz veznini kendi kendine öğrenip geliştirmiş, müzikte ilgi duyduğu derin nazarî konuları, uzun yıllar üzerinde çalıştığı Türk Mûsikîsi Nazariyatı ve Usûlleri Kudüm Velveleleri adlı eserinde ele almıştır (İstanbul 1984). Günümüzde yaygın biçimde faydalanılan, hassasiyetle hazırlanmış hacimli ve ayrıntılı olan bu eser Türk müzik nazariyatının zor meselelerini kolaylıkla öğreten yönüyle de dikkat çekmektedir. Türk mûsikisi nazariyatına ve tarihine dair genel bir girişle başlayan, temel solfej bilgilerinden Türk müziğindeki beste biçimlerine kadar pek çok konunun ele alındığı kitapta 154 makam eser örneği verilerek anlatılmıştır. Ayrıca bütün usuller, velveleli şekilleri ve kudümde vuruluş biçimleriyle yine örnekler verilerek izah edilmiştir.

İsmail Hakkı Özkan, kitabının temel kaynakları olarak Hüseyin Sadeddin Arel ve Mehmet Suphi Ezgi’nin eserleriyle, bu nazariyatçıların sisteminden hareketle konservatuvardaki kendi nazariyat hocası Şefik Gürmeriç’in hazırladığı notları göstermektedir. Ancak zamanla bu bilgileri bir hayli geliştirerek bazı inceliklere de yer vermiş, eğitimcilik tecrübesiyle yeni tesbit ve ilâvelerde bulunarak eserini sürekli genişletmiştir. Bu eser üzerinden, nazarî görüşlerinin değişimi ve nazariyat açısından Arel-Ezgi sisteminden geleneksel yaklaşıma yavaş yavaş nasıl yöneldiği gözlenebilmektedir. Kitabın sekizinci baskısına ilâve edilen, temelini XVIII. yüzyıldan Abdülbâki Nâsır Dede, Uncuzâde Mehmed Emin Efendi ve Ali Nutkî Dede’ye dayandırarak Hamâmîzâde İsmâil Dede Efendi, Zekâi Dede, Rauf Yektâ Bey ve Gavsi Baykara kanalıyla kendisine ve ondan da öğrencilerine kadar uzanan meşk silsilesi onun klasik mûsikinin gerçek aktarım kanallarına duyduğu saygıyı göstermektedir. Yine sekizinci baskı için yazdığı önsözde yer alan “... özellikle beni gerçek ve ciddi Türk mûsikisi dünyasına uyandıran, mûsikimizin her dalında kendisinden çok büyük bilgiler aldığım merhum hocam, neyzen, kudümzen ve bestekâr Gavsi Baykara” sözleriyle bu sistem içerisinde kendini konumlandırmış olduğu mevkiye işaret eder. 10 Şubat 2001 tarihinde tertip ettiği “feyz-i yektâ” makamına bu adı vermesinin sebebinin bu makamı Rauf Yektâ Bey’in aziz ruhuna ithaf etmek olduğunu belirtmiş olması da yine bu ilişkiye verdiği önemi göstermektedir. Kendi hocasının hocası olması münasebetiyle Rauf Yektâ Bey’i meşk silsilesi bakımından kendi hocası olarak da saydığını ifade etmiştir. Rauf Yektâ Bey’in torunu ve Özkan’ın yakın dostu olan Yavuz Yektay’ın ifadesiyle “aynı zamanda onun torunu da sayılabilir.” Bu silsileyi bütün öğrencilerini kapsayacak şekilde devam ettirmesi ise hayatını adadığı alanın bilimsel tarafının sorumluluğunu öğrencilerine devretmek isteğiyle açıklanabilir.

Özkan’ın, Türk müziğinin yakın tarihindeki en önemli kurumunun ve bu kurumda modern müzikolojiyi kurup geliştiren silsilenin son temsilcisi olduğu rahatlıkla söylenebilir. Türk müziğinde makamların bu kadar çeşitlenme sebebinin, her türlü duyguyu ve duyguların kişiden kişiye değişebilen en ince nüanslarını ifade ihtiyacı olarak açıklanabileceğini belirtmiştir. Özkan müzik üzerine sürekli düşünen, felsefeye ve diğer estetik alanlara ilgi duyan, her zaman iç âlemindeki zenginleşmeye önem vermiş olan özel bir şahsiyettir. Feyz-i yektâ ve dilefzâ adlarını verdiği iki makam tertip etmiş, otuz beşi saz eseri ve birçoğu klasik fasıl formlarında olmak üzere beste, ağır semâi, yürük semâi, şarkı, türkü, ilâhi ve köçekçe tarzında, büyük bir kısmının güftesi de kendisine ait 187 eser bestelemiştir. İlk bestesi sözleri Bâkî’ye ait, “Gel ey sâkî bulunmaz böyle âlî dilgüşâ meclis” mısraıyla başlayan sûzinak şarkısıdır. Döneminde bazı dergilerde ve kitaplarda mûsikiye dair makaleler yazmakla birlikte sözü edilen kitabının dışında en geniş yazı serisini Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi için kaleme almıştır. Bu ansiklopediye Türk mûsikisi formları, makamları ve usulleri çerçevesinde yazdığı 120’nin üzerinde madde ile Türk mûsiki kültürüne büyük katkı sağlamıştır.

BİBLİYOGRAFYA

İsmail Hakkı Özkan, Türk Mûsikîsi Nazariyatı ve Usûlleri Kudüm Velveleleri, İstanbul 2010, tür.yer.; Ahmet Doğan Özeke, Bir Neyzenin Hatıraları: Neyzenler Kahvesi, İstanbul 2000, s. 26-27, 47; Gönül Paçacı, “İsmail Hakkı Özkan’a Dair”, Musikişinas, sy. 10, İstanbul 2008, s. 158-166; “İsmail Hakkı Özkan’ın Boğaziçi Üniversitesi’nde Yaptığı Konuşma” (bant çözümü), a.e., sy. 11 (2010), s. 98-122.
Bu madde ilk olarak 2016 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin EK-2. cildinde, 392-393 numaralı sayfalarda yer almıştır.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.