PERVÂNE

پروانه
Müellif:
PERVÂNE
Müellif: MUHARREM KESİK
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2007
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 01.06.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/pervane
MUHARREM KESİK, "PERVÂNE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/pervane (01.06.2020).
Kopyalama metni
Sözlükte “ışık etrafında dönerek uçan küçük kelebek” anlamına gelen pervâne kelimesi terim olarak bazı belge türlerini ve bunları hazırlayan kişiyi ifade eder. Belgeleri düzenleyen makama pervânegî adı verilir. Nizâmülmülk’ün ifadelerinden pervâne tabirinin Büyük Selçuklular’da “önemli hüküm ve ferman” mânasında kullanıldığı anlaşılmaktadır (Siyâsetnâme, s. 111). Hârizmşahlar’da da bu terimin bulunduğu ve bunun Büyük Selçuklular’da olduğu gibi ferman ve tevki‘ kelimeleriyle eş anlamlı kabul edildiği görülmektedir (Muhammed b. Ahmed en-Nesevî, s. 69, 72). Anadolu Selçukluları’nda pervâne mülk, iktâ ve arazi işleriyle uğraşır, bunlarla ilgili tayin, temlik, tahrir işlerini yapar, menşur ve beratları hazırlar, defterleri tutar, tevcih edilen ihsanları dağıtırdı. Ayrıca sultan için istihbarat faaliyetlerini yürütürdü. Dîvân-ı A‘lâ’nın (Dîvân-ı Saltanat) üyelerinden olan pervâne protokolde vezir, nâib-i saltanat, atabeg ve beylerbeyinden sonra yer alırdı. Pervânelere sultan tarafından siyasî veya askerî bir görev verilebilirdi. IV. Kılıcarslan devrinde Muînüddin Süleyman Pervâne, Moğollar’a elçi olarak gönderilmiş, daha sonra Sinop’un fethinde ordu kumandanlığı görevini üstlenmişti. II. Keykubad’ın pervânesi olan Erzincanlı Emîr Tâceddin, Diyarbekir’in alınması için görevlendirilmişti. Anadolu Selçuklu Devleti’nde VII. (XIII.) yüzyıldan itibaren güçlü şahsiyetlerin bu görevi üstlendiği görülmektedir. Muînüddin Süleyman, Erzincanlı Emîr Tâceddin, Nizâmeddin Hurşid, Fahreddin Ebû Bekir Attâr bunlar arasında en tanınmışlarıdır. Devletin Moğol hâkimiyetine girdiği dönemde bu görevde bulunan Muînüddin Süleyman’ın pervâneler içinde ayrı bir yeri vardır. Pervâne denildiği zaman ilk akla gelen ve sultandan daha nüfuzlu bir şahsiyet olan Muînüddin Süleyman, Anadolu Selçuklu Devleti tarihinde bir döneme adını vermiştir. Ancak onun sahip olduğu nüfuz ve iktidar sadece pervânelik makamından değil şahsî kabiliyetinden de kaynaklanmaktadır. Pervâne tabiri muhtemelen Hârizmşahlar yoluyla İlhanlılar’a geçmiştir. İlhanlılar’da pervâne yanında “pervâne-i mutlak” (hükümdarın mutlak emri) tabiri kullanılmıştır. İlhanlılar’da hazineyle ilgili belgelere basılan küçük altın damgaya da pervâne denilirdi. Timurlu bürokrasisinde de pervâne (pervâneci) makamının bulunduğu, Hüseyin Baykara’nın Gıyâseddin Pîr Ahmed’in oğlu Mecdüddin Muhammed’i sıradan bir devlet memuru iken pervâne makamına tayin ettiği kaydedilmektedir. Karakoyunlular, Akkoyunlular ve Safevîler’de de aynı unvanı taşıyan görevliler olduğu bilinmektedir.

BİBLİYOGRAFYA
Nizâmülmülk, Siyâsetnâme (Köymen), s. 111; Muhammed b. Ahmed en-Nesevî, Sîret-i Celâleddîn-i Mingburnî (nşr. Müctebâ Mînovî), Tahran 1344 hş./1965, s. 69, 72; İbn Bîbî, el-Evâmirü’l-ʿAlâʾiyye, tür.yer.; a.e. (trc. Mürsel Öztürk), Ankara 1996, I-II, tür.yer.; Reşîdüddin Fazlullāh-ı Hemedânî, Câmiʿu’t-tevârîḫ (nşr. Abdülkerim Alioğlu Alizâde), Bakü 1957, s. 33, 462, 463, 501, 502, 505, 540, 539, 554; Aksarâyî, Müsâmeretü’l-ahbâr (trc. Mürsel Öztürk), Ankara 2000, s. 31, 33, 35, 67, 84, 110, 118, 168; Târîh-i Âl-i Selçuk (nşr. ve trc. Feridun Nafiz Uzluk), Ankara 1952, s. 58, trc. s. 37; Uzunçarşılı, Medhal, bk. İndeks; Spuler, İran Moğolları, s. 65, 84-85; Nejat Kaymaz, Pervâne Muînüddin Süleyman, Ankara 1970, s. 65-66; Hasan-ı Enverî, Istılâhât-ı Divânî Devre-yi Ġaznevî ve Selcûḳī, Tahran 2535 şş., s. 24-25, 192; Cl. Cahen, Osmanlılardan Önce Anadoluda Türkler (trc. Yıldız Moran), İstanbul 1984, s. 220-221, 333; Osman Turan, Türkiye Selçukluları Hakkında Resmî Vesikalar, Ankara 1988, s. 5, 31, 52, 148, 157-158; İsmail Aka, Timurlular, Ankara 1995, s. 138; G. Herrmann, “Parwānačī”, EI2 (İng.), VIII, 276-277; Dihhudâ, Luġatnâme (Muîn), IV, 4819.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2007 yılında İstanbul'da basılan 34. cildinde, 244 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER