REY - TDV İslâm Ansiklopedisi

REY

الري
REY
Müellif: OSMAN GAZİ ÖZGÜDENLİ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2008
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 21.09.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/rey--iran
OSMAN GAZİ ÖZGÜDENLİ, "REY", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/rey--iran (21.09.2020).
Kopyalama metni
Tahran’ın 7-8 km. güney-güneydoğusunda Elburz dağlarının kuzeyindeki ovaya doğru uzanan küçük bir çıkıntı üzerinde kurulmuştur. Orta Asya’yı Anadolu’ya bağlayan tarihî İpek yolu üstünde bulunması, ayrıca kuzeydeki Mâzenderan bölgesinden gelen birçok yolun burada birleştikten sonra ülkenin başka taraflarına yönelmesi şehrin önemini ortaya koyar. Adı Avesta’da ve eski Pers kitâbelerinde Raghā-Ragā şeklinde kaydedilen şehir Persler devrinde Media (Cibâl) eyaletinin en önemli yerleşim yerlerinden biriydi. Rey, son Sâsânî hükümdarı III. Yezdicerd’in Nihâvend savaşında (21/642) yenilgiye uğramasından iki ay sonra Urve b. Zeyd et-Tâî kumandasındaki İslâm orduları tarafından barış yoluyla ele geçirildi. Halkın bir süre sonra anlaşmayı bozması üzerine şehir Karaza b. Kâ‘b tarafından yeniden ele geçirildi (23/644). Fethin ardından şehirde ortaya çıkan isyanı Kûfe Valisi Sa‘d b. Ebû Vakkās bastırmış (25/646), Arap hâkimiyeti diğer birçok İran şehrinde olduğu gibi Rey’de de yavaş yavaş yerleşmiştir.

Abbâsî Halifesi Mehdî-Billâh veliahtlığı döneminde Horasan valiliği yaptığı sırada (758-768) Rey’de ikamet etti. Bu dönemde şehir Muhammediyye adıyla yeniden inşa edildi ve sikkelerde bu adla anıldı. Şehrin etrafı bir hendekle çevrildi, yeni hükümet binaları ve büyük bir cami yapıldı. Mehdî-Billâh’ın oğlu Hârûnürreşîd Rey’de doğdu. Rey, Abbâsî hilâfetinin III. (IX.) yüzyılın ikinci yarısından itibaren iyice zayıflamasından sonra mahallî hükümdarlıkların rekabet alanı haline geldi. Bu dönemde Taberistan’a hâkim olan Zeydîler’in önce Tâhirîler, daha sonra Abbâsîler’le giriştikleri çatışmaların ortasında kaldı. Halife Mu‘tazıd-Billâh, Rey’i kontrol altında tutmak amacıyla valiliğine oğlu Müktefî-Billâh’ı tayin etti (281/894). Şehir 289’da (902) Sâmânîler’den İsmâil b. Ahmed’in ve 304’te (916) Sâcoğulları’nın hâkimiyetine girdi. Bunu Deylemliler ile tekrar Sâmânîler’in kısa süren hâkimiyetleri takip etti. Ardından Büveyhîler yaklaşık bir asır boyunca Rey’de hâkimiyetlerini sürdürdüler.

Ticarî faaliyetlerin yoğunlaşması sonucu Rey IV. (X.) yüzyılda büyük bir gelişme gösterdi. Şehrin bu dönemde güneybatıda Bağdat istikametine açılan Bâtâkarh, kuzeybatıda Kazvin’e açılan Balîsân, kuzeydoğuda Taberistan’a açılan Kûhek, doğuda Horasan’a açılan Hişâm ve güneyde Kum’a açılan Sîn olmak üzere beş büyük kapısı vardı. Makdisî’ye göre 1 fersah (6 km.), İstahrî’ye göre ise 1,5 fersah eninde ve boyunda bir alana yayılmıştı. Aynı yüzyıla ait bir başka coğrafya kitabında Rey’in doğu İslâm şehirleri arasında Bağdat’tan sonra geldiği kaydedilmektedir (Coġrâfîyâ, vr. 280a-b). Rey Darphânesi’ndeki yoğun sikke basım faaliyetleri de şehrin ulaştığı ekonomik gücü göstermektedir.

Rey diğer İslâm şehirleri gibi iç kale, asıl şehir ve dış mahalleler olmak üzere üç kısımdan oluşuyordu. Halkın önemli bir kısmı IV. (X.) yüzyılda dış mahallelere taşınmıştı. Şehrin önemli pazarları da burada kuruluyordu. Bu pazarların en büyüğü yakından geçen bir akarsudan dolayı Rûde adıyla anılan, içerisinde kervansarayların da bulunduğu umumi pazardı. Tekstil ve seramikte önemli bir yeri olan şehirde üretilen ticarî mallar arasında ipekli dokuma ile cilâlı porselen tabaklar dikkat çekmekteydi. İpek Bağdat ve Azerbaycan’a gönderiliyordu. Pamuk, nar ve üzüm Rey ve çevresinde yetiştirilen önemli ürünlerdir. Bu dönemde Rey halkının büyük bir kısmı Hanefî ve Şâfiî mezhebine mensuptu; şehrin ulucamisinde bir gün Hanefî, bir gün Şâfiî imam namaz kıldırıyordu (Makdisî, s. 391).

Gazneli Mahmud, Büveyhîler’in iyice güç kaybettiği bir dönemde Rey üzerine yürüdü ve ciddi bir direnişle karşılaşmadan şehri ele geçirdi (420/1029). Rey hâkimi Mecdüddevle oğlu Ebû Dülef ile birlikte hapsedilmek üzere Hindistan’a gönderildi. Şehir Gazneli hâkimiyeti sırasında bir süre Şehzade Mesud tarafından yönetildi. 425 (1034) yılında Türkmenler şehri ele geçirerek yağmaladılar (Muhammed b. Hüseyin el-Beyhakī, s. 705-709; İbnü’l-Esîr, IX, 294-295). Rey, Gazneli hâkimiyeti sırasında bazı karışıklıklara sahne oldu; felsefe ve astrolojiye dair kitaplar yakıldı, Karmatîler ve Mu‘tezile mensupları takibata uğradı.

Dandanakan Savaşı’ndan kısa bir süre sonra Rey İbrâhim Yinal kumandasındaki Selçuklu kuvvetleri tarafından zaptedildi (434/1042). Ardından Rey’e gelen Tuğrul Bey şehri Selçuklu Devleti’nin merkezi yaptı ve büyük bir imar faaliyeti başlattı. Büveyhî sarayını tamir ettirip buraya yerleşti. Tuğrul Bey 8 Ramazan 455’te (4 Eylül 1063) Rey yakınlarındaki yazlık sarayında vefat etti. Çağrı Bey’in oğlu Süleyman Bey, Tuğrul Bey’in vasiyeti uyarınca 16 Ramazan 455’te (12 Eylül 1063) Rey’e gelerek Selçuklu tahtına oturdu. Ancak şehir kısa bir süre sonra Selçuklu hânedanından Kutalmış’ın tehdidine mâruz kaldı ise de Alparslan tarafından bertaraf edildi. Alparslan 30 Muharrem 456 (23 Ocak 1064) tarihinde Rey’e gelip Selçuklu tahtına oturdu (İbnü’l-Esîr, X, 48-49). Şehir Sultan Melikşah devrinin başlarına kadar Selçuklu Devleti’ne başkentlik yaptı, daha sonra İsfahan başşehir oldu. Melikşah’ın vefatının ardından ortaya çıkan taht kavgaları sırasında Şehzade Berkyaruk İsfahan’da sultan ilân edildi. Ancak Terken Hatun ve kardeşi Mahmud’un şehre yaklaşmaları üzerine Rey’e götürüldü, burada şehrin reisi Ebû Müslim ve Emir Erkuş gibi kumandanlar tarafından sultan ilân edildi (485/1092). Şehir taht mücadeleleri sırasında birçok defa el değiştirdi.

Rey, VI. (XII.) yüzyılın başlarında Elburz dağlarında üstlenen İsmâilî faaliyetlerinden etkilendi. Aynı yüzyılın ikinci yarısından itibaren diğer birçok Selçuklu şehri gibi şiddetli mezhep kavgalarına sahne oldu. Bu dönemde Şâfiî, Hanefî ve Şiîler arasında çıkan anlaşmazlıklar şehre büyük zarar verdi. 582’de (1186) Şiîler’le Sünnîler arasında meydana gelen çatışmalarda çok sayıda insan hayatını kaybetti ve şehir harabeye döndü. VII. (XIII.) yüzyılın başlarında Rey’den geçen Yâkūt el-Hamevî mezhep kavgalarının ağır bilançosunu vermektedir (Muʿcemü’l-büldân, II/1, s. 893-894). VI. (XII.) yüzyılın ikinci yarısında Rey Darphânesi’ndeki sikke basımı faaliyetlerinin durma noktasına gelmesi de (Zambaur, s. 129) Yâkūt el-Hamevî’nin şehirde hayatın çöküşüyle ilgili gözlemlerini doğrular niteliktedir.

Son Irak Selçuklu hükümdarı II. Tuğrul’un 590’da (1194) Rey yakınlarında Hârizmşah Alâeddin Tekiş tarafından yenilgiye uğratılarak katledilmesinin ardından şehir Hârizmşahlar’ın hâkimiyetine girdi. VI. (XII.) yüzyılın sonlarında iyice çöküşe geçen Rey 617 (1220) ve 621’de (1224) Moğollar tarafından tahrip edilerek halkı öldürüldü. Katliamlardan kurtulabilenler şehrin güneydoğusundaki Verâmin’e göç ettiler. Gāzân Han zamanında (1295-1304) Rey yakınlarındaki Taberek Kalesi tamir edildi, ancak şehri yeniden canlandırmak mümkün olmadı. İlhanlı Devleti’nin yıkılmasının ardından Rey ve çevresi Toga Timur’un hâkimiyetine girdi. Bölge 786 (1384) yılında Timur’un egemenliğine geçti. Timurlu Hükümdarı Şâhruh 850’de (1447) Rey yakınlarında vefat etti. Şehir bu dönemde tamamen harabe durumundaydı. Safevîler devrinden itibaren İran’da Şîa’nın güç kazanmasıyla birlikte dinî-mezhebî öneme sahip olan Şah Abdülazîm ve Bîbî Şehrbânû türbelerinin civarında yeni bir yerleşim yeri kuruldu. Burası, Tahran’ın Kaçarlar devrinde başşehir olup genişlemesinin ardından şehrin dış mahallelerinden biri haline geldi ve 1990’lı yılların sonlarında inşa edilen Tahran metrosu ile başşehre bağlandı. Selçuklu Sultanı Tuğrul Bey’in türbesi olduğuna inanılan Burc-i Tuğrul Beg ile (Günbed-i Tuğrul Beg) Şah Abdülazîm ve Bîbî Şehrbânû türbeleri, ayrıca Taberek Kalesi’nin harabeleri eski Rey şehrinden günümüze ulaşan en önemli âbidelerdir. Rey şehrine nisbetle Râzî nisbesiyle anılan birçok âlim yetişmiştir. Ebû Bekir er-Râzî, Ahmed b. Muhammed er-Râzî, Ebü’l-Fazl er-Râzî, Fahreddin er-Râzî, Muhammed b. Ebû Bekir er-Râzî, Kutbüddin er-Râzî bunlar arasında sayılabilir. Hasan Sabbâh da Reyli olup bazı kaynaklarda Râzî nisbesiyle anılır.

BİBLİYOGRAFYA
Belâzürî, Fütûh (Fayda), s. 454-460, 462, 487, 635; Coġrâfîyâ, Staatsbibliothek zu Berlin, Ms. Orient. Oct. Fol. nr. 3177, vr. 269a, 280a-b, 298a-299a; Ya‘kūbî, Kitâbü’l-Büldân (Âyetî), s. 37, 43, 46, 49, 51-53, 63, 76, 80, 83; Makdisî, Aḥsenü’t-teḳāsîm, s. 390-392; Gerdîzî, Zeynü’l-aḫbâr (nşr. Abdülhay Habîbî), Tahran 1366 hş., s. 175, 350, 527; Muhammed b. Hüseyin el-Beyhakī, Târîḫ (nşr. Ali Ekber Feyyâz), Meşhed 1350 hş., s. 12, 16-32, 44-48, 54, 77, 91-102, 108-109, 161-176, 343-345, 530-536, 700-709, 901-902; Sem‘ânî, el-Ensâb (nşr. M. Emîn Demec), Beyrut 1400/1980, VI, 41-43; Râvendî, Râḥatü’ṣ-ṣudûr (nşr. Muhammed İkbâl - Müctebâ Mînovî), Tahran 1364 hş., bk. İndeks; Yâkūt, Muʿcemü’l-büldân (nşr. Fuat Sezgin), Frankfurt 1994, II/1, s. 892-901; IV/1, s. 430-431; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil (trc. Abdülkerim Özaydın), IX-XI, İstanbul 1991, tür.yer.; Bündârî, Zübdetü’n-Nusra (Burslan), bk. İndeks; Zekeriyyâ b. Muhammed el-Kazvînî, Âs̱ârü’l-bilâd (nşr. F. Wüstenfeld), Göttingen 1848 → (ed. Fuat Sezgin), Frankfurt 1994, s. 250-256; Cüveynî, Târîh-i Cihângüşâ (Öztürk), bk. İndeks; Reşîdüddin Fazlullāh-ı Hemedânî, Câmiʿu’t-tevârîḫ (nşr. Muhammed Rûşen - Mustafa Mûsevî), Tahran 1373 hş., I, 348-351, 401-402, 407, 434, 470, 510, 555-556; II, 987, 993, 1022, 1079, 1131-1138, 1233-1238, 1276-1277; Müstevfî, Nüzhetü’l-ḳulûb (Strange), s. 47, 52-56, 141, 173, 194, 198, 220-222, 281; G. le Strange, The Lands of the Eastern Caliphate, Cambridge 1905, s. 214-218; George C. Miles, The Numismatic History of Rayy, New York 1938, tür.yer.; Hüseyin Kerîmân, Rey-i Bûstân, Tahran 1345-49 hş., a.mlf., “Naẓarî be-Maḳāle-yi ‘Rey’”, Yâdnâme-i Îrânî-yi Minorskî (nşr. Müctebâ Mînovî - Îrec Efşâr), Tahran 1348 hş., s. 119-127; E. von Zambaur, Die Münzprägungen des Islams, Wiesbaden 1968, s. 129-131, 225-228; Sultan Berkyaruk Devri Selçuklu Tarihi (485-498/1092-1104), İstanbul 2001, s. 43, 45-50, 54-59, 67-68, 73, 77-80, 88; P. Schwarz, Iran im Mittelalter nach den arabischen Geographen (ed. Fuat Sezgin), Frankfurt 1993, s. 740-809; V. V. Barthold, Teẕkire-yi Coġrâfyâ-yi Târîḫî-yi Îrân (trc. Hamza Serdâdver), Tahran 1372 hş., s. 147-154; Pervâne Nîktab‘, “Rey der Zamân-i Ṭaberî”, Yâdnâme-yi Ṭaberî (nşr. Muhammed Kāsımzâde), Tahran 1369 hş., s. 515-527; Abbas Kadiyânî, Târîḫ-i Rey, Tahran 1379 hş., s. 16-21, 88-92, 100; V. Minorsky, “Rey”, İA, IX, 721-724; a.mlf., “Tahran”, a.e., XI, 660, 665; a.mlf. – [C. E. Bosworth], “al-Rayy”, EI2 (İng.), VIII, 471-473.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2008 yılında İstanbul'da basılan 35. cildinde, 40-41 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER