SAFFÂRÎLER

الصفّاريّون
Müellif:
SAFFÂRÎLER
Müellif: ERDOĞAN MERÇİL
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2008
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 09.12.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/saffariler
ERDOĞAN MERÇİL, "SAFFÂRÎLER", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/saffariler (09.12.2019).
Kopyalama metni
Hânedanın kurucusu Ya‘kūb b. Leys es-Saffâr, 247’de (861) Sîstan’a hâkim olduktan sonra doğuya doğru ilerleyerek hâkimiyet sahasını Gazne, Gerdiz ve Kabûl-Bâmiyân bölgesine kadar genişletti. Abbâsî Devleti’nin Kirman, Fars, Hûzistan ve Horasan’daki temsilcileriyle savaştı, Nîşâbur’u istilâ edip Tâhirîler’in buradaki idaresine son verdi (Şevval 259 / Ağustos 873). Bağdat’a 50 millik mesafedeki Deyrülâkūl’da Abbâsî kuvvetlerine karşı hayatında ilk defa yenilen Ya‘kūb (Receb 262 / Nisan 876), bu yenilginin intikamını almak için düzenleyeceği bir seferin hazırlıkları içindeyken öldü (14 Şevval 265 / 9 Haziran 879).

Ya‘kūb yerine kardeşi Amr’ın geçmesini vasiyet etti. Küçük kardeşi Ali’nin kabul etmemesine rağmen ordudan biat alarak hânedanın başına geçen Amr (265/879) emirliğinin hemen başında Abbâsî Halifesi Mu‘temid-Alellah’a itaatini bildirdi. Halife bundan memnun olup kendisine bazı vilâyetlerin idaresiyle Bağdat sâhibü’ş-şurtalığını verdi. Ayrıca Haremeyn’de bir temsilci bulundurmasına müsaade etti (266/879-80). Buna karşılık Amr her yıl Bağdat’a 20 milyon dirhem gönderecekti. Amr’ın tahta geçmesiyle daha önce Ya‘kūb’dan korkarak sinmiş olanlar isyan hazırlığına başladılar. Bunlardan Ahmed b. Abdullah el-Hucistânî, Tâhirîler’in hizmetindeyken Ya‘kūb Nîşâbur’u ele geçirdiği sırada onun hizmetine girmiş, daha sonra tekrar Tâhirîler’in safında yer almıştı. Onunla hesaplaşmak için Nîşâbur’a hareket eden Amr, Hucistânî ile giriştiği savaşta kardeşi Ali’nin çekimser kalması yüzünden mağlûp oldu (6 Zilhicce 266 / 18 Temmuz 880). Bir yıla yakın bir süre Taberistan ve Horasan’da çevreye akınlar yapan Hucistânî, Nîşâbur’da kendi adına hutbe okutarak bağımsızlığını ilân ettiyse de gulâmlarından ikisi tarafından öldürüldü (268/882).

Amr, Fars Valisi Muhammed b. Leys’in halifeye yıllık haracı göndermemesi üzerine kıymetli hediyelerle birlikte 4 milyon dirhem haracı Bağdat’a gönderdi. Halifenin kardeşi ve nâibi Muvaffak, Amr’ın bu hareketinden memnun kalarak onun emirliğini yeniden onayladı (270/883). Ancak şikâyet üzerine ertesi yıl emirlikten azledip yerine Muhammed b. Tâhir tayin edildi. Bu olayın ardından Amr ile Abbâsî kuvvetleri arasında çatışmalar sürerken Tolunoğulları’ndan Humâreveyh’in isyanı Muvaffak’ı Amr ile barış yapmaya zorladı. Kirman, Fars ve Horasan 10 milyon dirhem karşılığında Amr’a iktâ edildi (7 Safer 275 / 21 Haziran 888). Ayrıca Muvaffak, Amr’ın adının hutbede halifeyle beraber anılmasını emretti. Bir süre sonra Muvaffak’ın Amr’ın ismini hutbeden çıkarması yeni bir savaşa sebep oldu. Amr, Abbâsî ordusunu yenilgiye uğratarak Şîraz’a girdi (1 Muharrem 277 / 25 Nisan 890). Mu‘tazıd-Billâh halife olunca Amr’ı Horasan valisi tayin edip adının tekrar hutbelerde zikredilmesini emretti (279/892). Amr halifenin emriyle çıktığı seferde âsi Râfi‘ b. Herseme’yi mağlûp etti. Râfi‘in bertaraf edilmesi Amr’ın halife nezdindeki itibarını arttırdı ve Horasan’ın Ceyhun nehrine kadar olan kısmı tamamen onun hâkimiyetine verildi. İran’da hâkimiyetini kuvvetlendiren Amr b. Leys, Mâverâünnehir’in yönetiminin de kendisine verilmesini istemekteydi. Bunun üzerine halife Mâverâünnehir valisi ve Sâmânî Emîri İsmâil b. Ahmed’i azledip yerine Amr’ı tayin etti (23 Muharrem 285 / 19 Şubat 898). Bu durum Saffârîler ile Sâmânîler arasında savaşa yol açtı. İsmâil b. Ahmed, Amr’ı Belh yakınında mağlûp ve esir etti (15 Rebîülâhir 287 / 19 Nisan 900).

Amr’ın esir düşmesinin ardından Horasan’a Sâmânîler hâkim oldu. Bu dönemde Saffârî kumandanları Amr’ın torunlarından Tâhir b. Muhammed b. Amr’a biat ettiler (17 Cemâziyelevvel 287 / 20 Mayıs 900). Ancak Tâhir’in amcalarından Leys b. Ali b. Leys de Saffârî hânedanının başına geçmek istiyordu. Tâhir ve kardeşi Ya‘kūb dedeleri Amr b. Leys için Sâmânîler tarafından istenilen fidyeyi ödemediler. Amr Bağdat’a gönderildi ve orada öldürüldü (289/902). Müktefî-Billâh, Tâhir’in müracaatı üzerine aynı yıl Fars bölgesini ona verdi. Fars’taki bütün işlerin yönetimini Türk gulâmlarından Sebükerî’ye (Sübkerî) bırakıp vaktini eğlence ve avla geçiren Tâhir’in israfı yüzünden zengin Saffârî hazinesi boşaldı; öte yandan vergi toplanamaz oldu. Bu durum Sîstan’da büyük karışıklıklara yol açtı. Sonuçta Leys b. Ali Sîstan’a hâkim oldu. Sîstan’ı terketmek zorunda kalan Tâhir ve kardeşi Ya‘kūb, Sebükerî tarafından yakalanarak Bağdat’a halifenin yanına gönderildi (296/909). Leys b. Ali de Fars’a hâkim olmak ve Sebükerî’yi ele geçirmek arzusundaydı. Ancak bu arzusu onun sonunu hazırladı. Sebükerî’nin halifeden yardım istemesi üzerine Mûnis el-Muzaffer kumandasındaki Abbâsî ordusu Leys’in ordusunu yenilgiye uğrattı (Muharrem 297 / Ekim 909). Leys, kardeşi Muhammed ve oğlu İsmâil ile birlikte yakalanıp Bağdat’a gönderildi ve fil üzerinde dolaştırılarak teşhir edildi (İbn Hallikân, IV, 432).

Leys’in yerine Saffârî hânedanının başına kardeşi Muhammed b. Ali geçti. Bu sırada Sâmânîler Horasan’a hâkim olmuş, Sebükerî, Abbâsîler’e itaat arzettiği için Kirman ve Fars bölgeleri Saffârîler’in elinden çıkmış, Halife Muktedir-Billâh, Sîstan’ın idaresini Sâmânî Emîri Ahmed b. İsmâil’e bırakmış ve ondan Saffârî hânedanına son vermesini istemişti. Emîr Ahmed hemen bir Sâmânî ordusunu Sîstan’a gönderdi. Zerenc, Sâmânî ordusu tarafından ele geçirildi. Önce Muhammed, sonra da bu şehre kısa bir süre sahip olan Muaddel tutuklanarak Bağdat’a gönderildi. Böylece Saffârîler’in Leysîler denilen kolu sona erdi (Receb 298 / Mart 911).

Sîstan’ın Sâmânîler’in idaresine girmesinin ardından bölgede çıkan isyanlar sırasında Amr b. Leys’in torunlarından Ebû Hafs Amr kısa bir süre için tahta geçirildi (300/912-13). Fakat yönetim mahallî kumandanların elinde idi. Daha sonra Zerenc’deki ayyârlar, babası Amr b. Leys’in kızından torunu ile evli olan Ebû Ca‘fer Ahmed b. Muhammed b. Halef’i 311 (923) yılında iktidara getirdiler. Böylece Ebû Ca‘fer Ahmed tarafından Sîstan’da Saffârîler’in Halefîler olarak adlandırılan ikinci kolu kurulmuş oldu.

Ebû Ca‘fer Ahmed, emirliğinin ilk yıllarını doğu eyaletlerindeki âsileri itaat altına almakla geçirdi, daha sonra hâkimiyet alanını Büst ve Ruhhâc’a kadar genişletti. Muktedir-Billâh’ın bir ara halifelikten vazgeçmek zorunda kalması (317/929) Ebû Ca‘fer’i Kirman’da Saffârî hâkimiyetini yeniden sağlamak için cesaretlendirdi. Hatta bölgeden 1 milyon dirhem vergi toplandı. Ebû Ca‘fer, Büst’teki Türkler ile savaşmak için harekete geçerek bu şehri iki ay boyunca kuşattı. Ebû Ca‘fer’in Büst’teki temsilcisine karşı mücadele eden Karategin ve arkadaşları da ona itaat ettiler. Yaklaşık kırk yıl hüküm süren Ebû Ca‘fer, Rebîülevvel 352’de (Nisan 963) gulâmlarından biri tarafından içki meclisinde öldürüldü; yerine oğlu Ebû Ahmed Halef es-Saffâr geçti. Halef, Gazneli Mahmud’un amcası Buğracuk’un idaresindeki Bûşenc ve Kuhistan’a hâkim oldu. Oğlu Tâhir de Buğracuk’u tuzağa düşürerek öldürdü. Sultan Mahmud bu olay üzerine Sîstan’a bir sefer düzenledi. Halef’in 100.000 dinar ödemeyi ve hutbeyi Sultan Mahmud adına okutmayı kabul etmesi şartıyla barış sağlandı (390/1000). Halef’in oğlu Tâhir’i öldürmesiyle gelişen olaylar yüzünden bir süre sonra tekrar Sîstan’a yürüyen Sultan Mahmud onu ele geçirdi, hayatını bağışlayıp arzusu üzerine Cûzcân’a gönderdi. Böylece Saffârîler hânedanı sona erdi (393/1003). Sultan Mahmud’un arasının açık olduğu Karahanlı Nasr b. Ali ile mektuplaştığı öğrenilince Gerdiz Kalesi’ne gönderilen Halef (397/1007) ölümüne (Receb 399 / Mart 1009) kadar orada yaşadı. V. (XI.) yüzyılda Selçuklular zamanında Sîstan’da ortaya çıkan ve kaynaklarda Nimrûz melikleri olarak adlandırılan kolun Saffârîler ile bağlantısı tesbit edilememiştir.

Hânedanın kurucuları Ya‘kūb ve Amr kültür ve sanata büyük önem vermişlerdir. Özellikle Amr, Şîraz’da bugün Mescid-i Câmi‘ adıyla anılan bir ulucamiden başka birçok cami, ribât, köprü, saray, çarşı, su kanalları ve çölde işaret taşları yaptırmış, Tâhir hazineleri yeni saraylar kurmak için harcamıştır. Diğer Saffârî emîrleri de IV. (X.) yüzyıl coğrafyacıları tarafından zikredilen birçok köprü ve yapı inşa ettirmişlerdir. Saffârîler yeni Fars edebiyatının oluşmasında da önemli rol oynamışlardır. Tâhirîler’in ortadan kalkmasından sonra birçok şair Ya‘kūb’un himayesine girmiş, şair İbrâhim el-Mugaisî de Saffârîler’in himayesine mazhar olmuş ve sarayda kâtip olarak görev yapmıştır. Şöhreti Sîstan sınırlarını aşan Emîr Ebû Ca‘fer Ahmed’in çevresinde birçok âlim ve şair vardı. Bunlardan biri filozof ve mantık âlimi Ebû Süleyman es-Sicistânî’dir. Şair Rûdekî bir şiirle onu övmüş ve kendisine 10.000 dinar ihsan edilmiştir. Ebû Ca‘fer’in oğlu Halef es-Saffâr da âlim ve şairleri himaye ederdi. Bedîüzzaman el-Hemedânî, Ebü’l-Feth Ali b. Muhammed el-Büstî ve Ebû Mansûr es-Seâlibî onu öven şairler arasında yer alır. Halef’in ulemâya büyük meblağlar ödeyerek 100 ciltlik bir tefsir hazırlattığı rivayet edilir. Ebû Sâlik-i Gürgânî, Fîrûz-i Meşrikī, Bessâm-i Kürd-i Hâricî, Muhammed b. Muhallid-i Sigezî ve Muhammed b. Vasîf-i Sigezî de Saffârîler dönemi şairlerindendir.

BİBLİYOGRAFYA
Ya‘kūbî, Târîḫ, II, 495, 504; Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), bk. İndeks; Mes‘ûdî, Mürûcü’ẕ-ẕeheb (Abdülhamîd), IV, 200-205; Gerdîzî, Zeynü’l-aḫbâr (nşr. Abdülhay Habîbî), Tahran 1347 hş., s. 142-145; Târîḫ-i Sîstân (nşr. Bahâr), Tahran 1314 hş., s. 235-244, 247-260, 262, 268, 273-279, 285, 287-290; İbn İsfendiyâr, Târîḫ-i Ṭaberistân: An Abridged Translation of the History of Tabaristān (trc. E. G. Browne), Leiden-London 1905, s. 192-193; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, VII, 296-300, 326, 332, 370-371, 414, 416, 434, 457-459, 483, 500, 502, 509, 528, 546; a.e. (trc. Ahmed Ağırakça), İstanbul 1986, VII, 246-249, 272, 277, 310-311, 347, 349, 363, 382-383, 401, 404, 417-418, 430, 440, 456; İbn Hallikân, Vefeyât, VI, 402-432; V. V. Barthold, Turkestan down to the Mongol Invasion, London 1928, s. 219-221, 224-225; a.e.: Moğol İstilâsına Kadar Türkistan (haz. Hakkı Dursun Yıldız), Ankara 1990, s. 279-282, 286-287; a.mlf., “Saffârîler Tarihi Hakkında” (trc. Mehmet Altay Köymen), TTK Belleten, VII/26 (1943), s. 319-340; Abdülhüseyin Zerrinkûb, Târîḫ-i Îrân Baʿd ez İslâm, Tahran 1965, s. 643-648, 654-657; Abbas İkbâl-i Âştiyânî, Târîḫ-i Mufaṣṣal-ı Îrân (nşr. M. Debîr-i Siyâkī), Tahran 1346 hş., s. 200-207, 209, 211-213; C. E. Bosworth, “The Tahirids and Saffarids”, CHIr., IV, 116-117, 119-123, 126, 128-130, 132, 134; a.mlf., The History of the Saffarids of Sistan and the Maliks of Nimruz (247/861 to 949/1542-3), Costa Mesa 1994, s. 181-339; a.mlf., “Ṣaffārids”, EI2 (İng.), VIII, 795-798; Erdoğan Merçil, “Saffarîler”, Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi, İstanbul 1987, V, 417-449; a.mlf., “Simcurîler I: Simcur ed-Devâtî”, TD, sy. 32 (1979), s. 73-76; Saim Yılmaz, Mu’tazıd ve Müktefi Döneminde Abbâsîler, İstanbul 2006, s. 96-143; T. W. Haig, “Saffârîler”, İA, X, 59-60; Abdülkerim Özaydın, “Amr b. Leys”, DİA, III, 86-87; Recep Uslu, “Halef es-Saffâr”, a.e., XV, 238-239.

Erdoğan Merçil
Bu madde ilk olarak 2008 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 35. cildinde, 464-465 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.