ŞAH SULTAN KÜLLİYESİ - TDV İslâm Ansiklopedisi

ŞAH SULTAN KÜLLİYESİ

Müellif:
ŞAH SULTAN KÜLLİYESİ
Müellif: SEVGİ PARLAK
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2010
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 30.10.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/sah-sultan-kulliyesi
SEVGİ PARLAK, "ŞAH SULTAN KÜLLİYESİ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/sah-sultan-kulliyesi (30.10.2020).
Kopyalama metni

Eyüp ilçesinde Zal Mahmud Paşa Camii’nin yanındadır. Türbe, sıbyan mektebi, sebil, çeşme ve hazîreden meydana gelen külliye III. Mustafa’nın kızı ve III. Selim’in ablası olan Şah Sultan tarafından yaptırılmış ve 1215 (1800) yılında tamamlanmıştır. Mimarı İbrâhim Kâmil Ağa’dır. Külliyenin yerinde evvelce İskender Bey Mektebi bulunmaktaydı. Şah Sultan, kötü durumdaki mektebi ve bitişiğindeki Nâfiz Feyzullah Efendizâde Hamid Molla Efendi Konağı’nı yıktırmış ve yerine külliyeyi inşa ettirmiştir.

Külliyenin cephesi doğu yönünde cadde üzerinde yer alır. Solda her iki yanında birer küçük çeşmesi olan türbe, türbenin sağında avlu kapısı ve en sağda üzerinde sıbyan mektebi bulunan sebil yer alır. Avlu cephesinin en solundaki kesme taş örgülü, bir kapı ile dikdörtgen formlu, lokma demirli üç pencere açıklığına sahip bezemesiz bölüm dışında bütün cephe mermerdendir. Avlu kapısı yuvarlak kemerlidir. Kemer iki yanda, yüzeysel duvar pâyelerinin üstündeki kademeli profillerden meydana gelen başlıklara oturur. Kapının iki tarafından yüksek kaideler üzerindeki yalın başlıkları olan sütunçeler kapıya hareket kazandırır. Kapı üzerindeki altı satır halinde on iki beyitlik kitâbe Yesârîzâde Mustafa İzzet Efendi’nin hattıyla yazılmıştır. Daha yukarıda kapının üstünü dalgalı bir saçak örter. Kapı dekoratif bir kilit taşına sahip bir kemerle avluya açılır. Kemerin üzerinde, “Cennet annelerin ayakları altındadır” hadisi yazılıdır. Cadde yönünde kapının her iki yanında madenî şebekeli, profil silmeli ve dalgalı hatlı kemerleri olan ikişer pencere bulunmaktadır. Benzerlerine sebilin sağında ve türbenin solundaki çeşmenin yanında rastlanır. Pencerelerin araları sathî duvar pâyeleri ve profilli yatay silmelerle hareketlendirilmiştir. Türbenin her iki yanındaki küçük çeşmeler birbirinin aynıdır. Üst kısımlarında iki satırlık kitâbeleri, oval formlu küçük yalakları ve akant yapraklarıyla bezeli ayna taşları vardır.

Türbeye kuzey tarafından girilir. Önde bağımsız dört sütunla türbenin ana gövdesine bağlı dört yarım sütun üzerine oturan yuvarlak kemerli üç açıklığa sahip revak mevcuttur. Revakın yan yüzlerinden cadde tarafındaki, ortasında bir pencere bulunan mermer bir duvarla kapatılmıştır. Revakın orta kısmını pandantifli bir kubbe, iki yanını aynalı tonozlar örter. Revak sütunlarının araları kartuşlarla bezeli korkuluk levhalarıyla kapatılmıştır. Dışta köşeleri vurgulanmış ve dört yüzü dışbükey oval hatlarla yumuşatılmış, kare planla daire formunun kesişmesinden meydana gelen türbe içte 8 m. çapında yuvarlak planlıdır. Üstü kurşun kaplı ve doğrudan duvarlara oturan bir kubbeyle örtülüdür. Cephelerde altta on bir, üstte on iki pencere vardır; pencereler basık kemerlidir. Alt pencereler içten kapaklı, dıştan madenî şebekeli, oval olan üst pencereler ise içten renkli camlarla tezyinatlı, dıştan alçı peteklidir. Türbenin kapısı farklı iki renkte mermerle örülüdür ve yuvarlak kemerli giriş kapısının her iki yanındaki pencerelerden hemen sonra küçük boyutlu birer dolap nişi bulunmaktadır. Türbede yan cepheleri oluşturan karşılıklı üçer pencereden sonra büyük boyutlu iki dolap nişi daha vardır. Nişlerin tekabül ettiği köşeler gövde boyunca yükselmekte ve profilli askı kemerleriyle sonlanmaktadır. Askı kemerlerinin üzerinde bu köşeler kulecikler şeklinde nihayete ermektedir. Türbede Şah Sultan’ın annesi Mihrişah Kadın, Şah Sultan ve eşi Nişancı Seyyid Mustafa Paşa yatmaktadır. Yapı bezeme açısından oldukça zengindir. Giriş kapısının kemerinin üstündeki panoya celî sülüs hatla Ankebût sûresinin 57. âyeti yazılmıştır. Yazının üzerinde ortasında III. Selim’in tuğrası bulunan, “S”, “C” kıvrımlı silmelerle ve akant yaprağıyla zenginleştirilmiş bir taç kısmı yer alır. Kapının her iki yanında, dalgalı hatlı ve profilli kemerlere sahip pencerelerin üzerinde celî sülüs hatla iki parça halinde Zümer sûresinin 53. âyetinin bir bölümü, alt sıra pencerelerin üzerindeki geniş yazı kuşağında Zümer sûresinin 73-75. âyetleri yazılıdır. Kitâbeler İsmâil Zühdü Efendi’nindir. Üst sıra pencerelerinin üst köşelerindeki madalyonlarda ism-i celâl, ism-i nebî, dört halife, Hasan, Hüseyin, Zübeyr, Sa‘d, Saîd ve Talha isimleri yer alır. Türbe revakındaki kubbede ve aynalı tonozlarda, türbenin içinde kubbe yüzeyinde ve ana gövdede kalem işi bezemeler görülmektedir. Bezemede çiçek demeti, çelenk, şerit, şamdan, vazodan çıkan hurma ağaçları ve dallardan sarkan hurmalar motif olarak kullanılmıştır.

Barok üslûbunu yansıtan sebil oval planlı olup caddeye açılan üç cephesi üç bölüme ayrılmıştır. En altta yaklaşık 110 santimetreye kadar yükselen sathî duvar pâyecikleri ve profilli yatay silmelerle hareketlendirilmiş kaidesi yer alır. Silme ve duvar pâyecikleriyle yatay dikdörtgenler meydana gelen kaide kısmı ortalarında beyzî madalyonlara sahip, silmeleri akant yapraklarıyla zenginleştirilmiş kartuşlarla bezenmiştir. Etek kısmının üstünde madenî şebekeli üç pencere vardır. Altışar adet su verme açıklığı bulunan şebekelerden ortadaki ikisi yandakilerden farklıdır. XX. yüzyıl başlarına ait fotoğraflarda iki yandaki şebekelerin ortadakiyle aynı olduğu görülmekte ve bunların yenilendiği anlaşılmaktadır. “S” ve “C” kıvrımlı, dalgalı hatlı, asimetrik kemerli pencerelerin akant yaprağını hatırlatan dekoratif tepelikleri mevcuttur. Aralarında sathî duvar pâyecikleriyle sütunçeler bulunur. En üstte Sünbülzâde Vehbî Efendi’ye ait dört satırlık kitâbe yer alır. Sebili yarım daire formlu bir saçak örter. Saçağın altındaki kalem işi bezemeler günümüze ulaşmamıştır. Sebilin kapısı avluya açılmaktadır. Sebilin üstünde yer alan sıbyan mektebi açık ve kapalı olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Kare planlı olan kapalı birimin batı cephesi hariç bütün cephelerinde dört adet basık kemerli pencere vardır. Kapı, batı cephesinde üst kata çıkışı sağlayan merdivenin sahanlığına bağlanan koridora açılmakta, koridorun güneyinde dışa açılan galeri bölümü bulunmaktadır. Mektebin alt katında türbedara ve görevlilere ait iki oda mevcuttur. Odaların önünde revak kısmı yer alır. Batısındaki merdivenin altında üç adet abdest alma kurnası, merdivenin kuzeyinde üç tuvalet ve bir lavabo vardır. Ahşap tavanlı mektep kurşun kaplı kırma bir çatıyla örtülüdür. Caddeye bakan cephesinde bir kuşevi görülür. Avludaki yer cümle kapısının tam karşısındadır. Mermer çeşmenin cephesinde “mâşallah” yazısı, “h. 1215” tarihi ve III. Selim’in tuğrası vardır. Çeşme aynası akant yapraklarıyla bezelidir.


BİBLİYOGRAFYA

İzzet Kumbaracılar, İstanbul Sebilleri, İstanbul 1938, s. 47.

Yıldız Demiriz, Eyüp’de Türbeler, Ankara 1989, s. 77-79.

Hakkı Önkal, Osmanlı Hanedan Türbeleri, Ankara 1992, s. 246-251.

a.mlf., “Eyüp Mihrişah ve Şah Sultan Türbelerinin Kitabeleri Işığında Mihrişah Kadın Meselesi”, Tarihi, Kültürü ve Sanatıyla Eyüpsultan Sempozyumu V: Tebliğler, İstanbul 2002, s. 122-125.

Mehmet Nermi Haskan, Eyüp Tarihi, İstanbul 1993, I, 265-268; II, 27, 144, 157, 216-217, 220-221, 236.

Affan Egemen, İstanbul’un Çeşme ve Sebilleri, İstanbul 1993, s. 777-779.

Ömer Faruk Şerifoğlu, Su Güzeli: İstanbul Sebilleri, İstanbul 1995, s. 132-133.

Süleyman Berk, “Eyüpsultan’da Celi Sülüs Kuşak Yazılar”, Tarihi, Kültürü ve Sanatıyla Eyüpsultan Sempozyumu V: Tebliğler, İstanbul 2002, s. 109-110.

H. Örcün Barışta, “Eyüpsultan’da Kuşevleri”, a.e., s. 72-75.

a.mlf., “Osmanlı İmparatorluğu Geç Dönem Ağaç İşlerinin Eyüpsultan’dan Seçkin Örnekleri”, a.e. VII: Tebliğler, İstanbul 2003, s. 84-89.

Fahrettin Bozdağ, “Sıbyan Mektebleri ve Eyüp’teki Sıbyan Mektebleri”, a.e., VIII: Tebliğler, İstanbul 2004, s. 132-133.

Doğan Kuban, Osmanlı Mimarisi, İstanbul 2007, s. 548-550.

Behçet Ünsal, “İstanbul Türbeleri Üzerinde Stil Araştırması”, , sy. 16 (1982), s. 88.

Hale Tokay, “Şah Sultan Külliyesi”, , VII, 127.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2010 yılında İstanbul'da basılan 38. cildinde, 258-260 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER