SAİD EMRE

Müellif:
SAİD EMRE
Müellif: MUSTAFA ALKAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2008
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 23.01.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/said-emre
MUSTAFA ALKAN, "SAİD EMRE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/said-emre (23.01.2020).
Kopyalama metni
Hayatı hakkında bilgiler geniş ölçüde Menâkıb-ı Hacı Bektâş-ı Velî’ye dayanmaktadır. Menâkıb’a göre asıl adı Molla Sâdeddin olan Said Emre, Hacı Bektâş-ı Velî ile Yûnus Emre’nin yaşadığı dönemde, yani XIII. yüzyılın sonu ile XIV. yüzyılın başında yaşamış, aslen Aksaraylı bir âlimdir. Hacı Bektâş-ı Velî’yi tanımadan önce, Aksaray’da 400 talebeye ders okutur, her yıl bu talebelerinden bazılarıyla Kayseri’de bir ereni ziyarete giderdi. Bu seyahatlerden birinde tanıdığı Hacı Bektâş-ı Velî’ye önce karşı çıkmışsa da daha sonra kerametlerinden etkilenip ona intisap etmiş ve on sekiz yıl hizmetinde kalmıştır. Bu dönemde Hacı Bektâş-ı Velî’nin Maḳālât’ını da Türkçe’ye tercüme etmiştir (s. 55-63). Manzum Vilâyetnâme’de bu bilgilere ek olarak onun Hacı Bektâş-ı Velî tarafından İç-il (İçel) bölgesine gönderildiği kaydedilmektedir. Bir beytinden de (Zihî hil‘at zihî devlet zihî atâ zihî rahmet / Saîd eydür yüz bin minnet Hacım bana benem dedi) onun Hacı Bektaş’ın ölümünden sonra halifesi Hacım Sultan’a intisap ettiği anlaşılmaktadır. Said Emre, bu dönemde Hacım Sultan’ın faaliyetlerini sürdürdüğü Batı Anadolu’ya, özellikle Karahisar, Sandıklı, Susuz, Uşak, Şeyhlü ve Seyitgazi’yi içine alan ve o devirde Germiyan ili denilen bölgeye gitmiş olmalıdır. Nitekim onun hayatının bu dönemini Germiyan bölgesinde geçirmiş olduğunu arşiv belgeleri desteklemektedir. Hacım Sultan’ın Uşak’taki zâviyesinin yaklaşık 100 km. batısında, bugün Manisa’nın Kula ilçesine bağlı Sarnıç köyünde Said Emre adına bir zâviye açılmış olduğu belgelere yansımıştır. Ancak bu zâviyenin vakıf senedi bulunamadığından kuruluş tarihi ve fizikî özellikleri tesbit edilememiştir. Arşiv belgelerinde Said Emre’nin adının XV. yüzyıl sonundan itibaren geçmiş olması zâviyenin bölgenin fethi sürecinde kurulmuş olduğunu düşündürmektedir. XVI. yüzyıldan itibaren bu zâviyeye ait görev tevcîhat beratları ile muhasebe kayıtlarının tutulduğu ve Osmanlı Devleti’nin sonuna kadar varlığını sürdüğü görülmektedir. Nitekim ilki II. Bayezid devrinde (1481-1512) tutulan Kütahya Mufassal Tahrîr Defteri’ne, 30 dönümlük bir arazinin Said’in evlâtlarının tasarrufunda olduğu kaydedilmiş, 1755 yılına ait bir hurufat defteri kaydına göre bu arazi, Said Emre Zâviyesi Vakfı’na dönüşmüş, vakfın gelirleri de gelip geçene yemek yedirmek şartıyla Said’in evlâtlarının tasarrufuna bırakılmıştır. Zâviyenin 1864 yılından itibaren üç hisseli olarak yönetilmeye başladığı ve bu hisselerden birinin 1893 yılında evlâtlardan Mustafa Halîfe’ye geçtiği kayıtlara yansımıştır. 1909 yılı Evkāf-ı Hümâyun Nezâreti bütçesi mazbatasında vakfın 1383 kuruş, 20 para geliri olduğu kayıtlıdır. Zâviyeden günümüze sadece Said Emre’ye ait olduğuna inanılan bir mezar intikal etmiştir. Bu mezar etrafında yörede bazı menkıbeler anlatılmaktadır. Manzum Vilâyetnâme’de geçen bir rivayete göre Said Emre, Hacı Bektâş-ı Velî’nin emriyle gittiği İç-il’e yerleşmiş ve orada vefat etmiş, mezarı Karamanoğulları’ndan biri tarafından ihya edilip ziyaretgâh haline getirilmiştir. Bugün Mersin’in Mut ilçesine bağlı Hacısait köyünde ona ait olduğu iddia edilen bir mezar bulunmaktadır. Ancak çeşitli arşiv belgeleri onun mezarının Kula’nın Sarnıç köyünde olduğu görüşünü desteklemektedir (bk. Alkan, sy. 38 [2006], s. 32-34).

Said Emre’nin Maḳālât’ta ve Menâkıb-ı Hacı Bektâş-ı Velî’de birkaç şiiriyle Yûnus Emre’nin doksan sekiz adet şiirini ihtiva eden Hellmut Ritter’e ait cönkte on beş şiiri bulunmaktadır. Bu şiirleri Abdülbaki Gölpınarlı Yûnus Emre ve Tasavvuf adlı kitabında yayımlamıştır (s. 280-294). Menâkıb’da onun “muteber bir divanı” olduğundan bahsedilmektedir. Yûnus Emre’nin en yakın takipçisi olan Said Emre’nin Yûnus’un şiirlerine nazîreler yazdığı, bazı şiirlerinin onun şiirleriyle karıştırıldığı görülmektedir. Menâkıb-ı Hacı Bektâş-ı Velî’de Said Emre’nin Hacı Bektâş’ın Maḳālât’ını tercüme ettiği söylenmekteyse de (s. 62) elde mevcut Maḳālât tercümesi nüshalarının (bu nüshalar için bk. Maḳālât, neşredenin girişi, s. XLVI-XLVIII) ona ait olduğu kesin değildir.

BİBLİYOGRAFYA
BA, TD, nr. 45, s. 199- 200; nr. 49, s. 554; nr. 387, s. 270; nr. 398, s. 15; nr. 438, s. 124; BA, Evkaf, nr. 530, s. 4; TK, TD, nr. 48, s. 42a; nr. 128, s. 779; TK, Evkaf Defteri, nr. 560, s. 181b-190b; VGMA, Hurûfât Defteri, nr. 1110, s. 94/1, 2; nr. 1119, s. 216; nr. 1121, s. 21; nr. 1128, s. 123; nr. 1139, s. 174; nr. 1157, s. 82; Manisa Şer‘iyye Sicilleri, Millî Kütüphane, nr. 376, s. 192; “H. 721/M. 1321, Germiyanoğlu Yakup Bey İbn Mehmed Bey Vakfiyesi”, Mücedded Anadolu Defteri, VGMA, nr. 592, s. 139/116; Evkāf-ı Hümâyun Nezâretinin 327 Senesi Bütçesine Merbût Esbâb-ı Mûcebe Mazbatası, İstanbul 1327, s. 187, 225-226; Hacı Bektâş-ı Velî, Maḳālât (nşr. Esad Coşan), İstanbul, ts. (Seha Neşriyat), neşredenin girişi, s. XLVI-XLVIII; Menakıb-ı Hacı Bektâş-ı Velî: Vilâyetnâme (haz. Abdülbâki Gölpınarlı), İstanbul 1958, s. 55-64; ayrıca bk. hazırlayanın açıklamaları, s. 124-125; M. Fuad Köprülü, Türk Edebiyatı Tarihi (haz. Orhan F. Köprülü - Nermin Pekin), İstanbul 1981, s. 347-348; a.mlf., “Said Emre”, HM, sy. 42 (1927); Abdülbâki Gölpınarlı, Yunus Emre ve Tasavvuf, İstanbul 1961, s. 204-207, 280-294; Mustafa Alkan, “Germiyan İlinde Bir Sûfi: Said Emre (Zâviyesi, Mezarı, Şiirleri ve Menkıbeleri)”, Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Velî Araştırma Dergisi, sy. 38, Ankara 2006, s. 25- 47.
Bu madde ilk olarak 2008 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 35. cildinde, 555-556 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.