SARASİNLER

Müellif:
SARASİNLER
Müellif: CENGİZ TOMAR
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2009
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 15.12.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/sarasinler
CENGİZ TOMAR, "SARASİNLER", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/sarasinler (15.12.2019).
Kopyalama metni
Grekçe ve Latince kaynaklarda Araplar’ı, İslâm’ın gelişinden sonra da müslüman Araplar’ı tanımlamak için kullanılan Arabioi, Taienos, Ismailitai ve Hagarenoi gibi kelimelerin en kapsamlısı ve yaygını olan Grekçe Sarakenos / Latince Saracenus (Sar[r]azin, Sar[r]acin, Sar[r]acene) kelimesinin etimolojisi ve anlamı hakkında değişik fikirler ileri sürülmüştür. Bunlar arasında en çok kabul göreni, kökeni kesin biçimde tesbit edilemeyen Grekçe kelimenin Sarakene veya Saraka yer adlarından yahut Savârika Arap kabile adından gelebileceği tezleridir (tartışmalar için bk. Shahîd, Rome and the Arabs, s. 129-141). Sarasin kelimesine ilk defa, I. yüzyılda yaşayan Anazarboslu (Anavarza) hekim Dioskorides Pedanios’un Hyles Iatrikes (ilâç bilgisi) adlı kitabında Nabatîler’in hâkim olduğu Ürdün’ün güneyindeki Petra’da yetişen bir ağaçtan “sarasin ağacı” şeklinde bahsetmesi suretiyle rastlanmaktadır (İA, X, 203). Yaşlı Plinius’un (ö. 79) Nabatîler’e komşu kabileler arasında saydığı Araceni topluluğunun da Sarasinler (Saraceni) olduğu kabul edilmektedir (a.g.e., a.y.). Coğrafyacı Batlamyus yine Petra bölgesinde Sarakene adlı bir yerleşim birimini zikrederken daha geç bir dönemde yaşamakla birlikte kendinden önceki müelliflerden geniş alıntılar yapan Bizanslı Stephanus da (VI. yüzyıl) Nabatî toprakları civarında bulunan Saraka bölgesindeki Sarakenoi denilen bir halkı anmaktadır (a.g.e., a.y.). Yaşlı Plinius’un Arabistan halkı için kullandığı Scenitai (çadır halkı, göçebeler) kelimesi de semantik açıdan Sarasin ismini çağrıştırmaktadır (Beckett, s. 84). İslâm öncesi dönemde “bedevî” veya “barbar” mânasında aşağılayıcı bir terim olan Scenitai’nin Bizans devrinde Palmyra’da (Tedmür) yerleşik düzende yaşayan Araplar’ı kapsamına aldığı bilinmekte ve Arap yarımadasının dışında Roma sınırlarında yaşayan Araplar’ın da bu adla anıldığı sanılmaktadır (Shahîd, Byzantium and the Arabs in the Fourth Century, s. 279).

IV. yüzyıldan itibaren Sarasin kelimesinin Hz. İbrâhim’in eşi Sâre’nin adından geldiği iddiasının ileri sürüldüğü görülmektedir. İddianın sahibi muhtemelen 420’de ölen Jerome’dur (a.g.e., s. 280) ve Sînâ ile Suriye’nin doğusundaki çöllerde yaşayan Araplar’ı tanıtmak için kullandığı kelimeyi muhtemelen çağdaşı keşiş Cassian’dan almıştır (Beckett, s. 92-93). IV. yüzyılda yaşayan Ammianus Marcellinus ve Eusebius gibi başka Romalı yazarlar da Jerome’u izleyerek Sarasin kelimesinin Hz. İsmâil’in soyundan gelenlerin kullandığı bir isim olduğunu ve bunun, onların Hz. İsmâil’in annesi Hâcer’in câriye geçmişi sebebiyle aşağılandıkları için soylarını Hz. İbrâhim’in eşi Sâre’ye bağlamak istemelerinden kaynaklandığını ileri sürmüşlerdir (Shahîd, Byzantium and the Arabs in the Fifth Century, s. 156, 167). Sarasin isminin önceleri sadece Kuzey Arabistan’da yaşayan bedevîlere verildiği ve IV. yüzyıldan itibaren bütün Araplar’ı içerdiği anlaşılmaktadır (a.g.e., s. 334). Prokopius ve Sozomenos gibi V. yüzyıl müellifleri de bütün Araplar’a Sarasin demişlerdir (İA, X, 204). Sevillalı Isidore (ö. 636) Romalı yazarların görüşlerini tekrarlayarak Sarasin kelimesinin Sâre’den geldiğini ve Hz. İsmâil’in soyuna mensup kişilere önceleri Ismaelitarum, daha sonra Sarasin denildiğini söylemiştir (Tolan, s. 10).

13 (634) yılında müslümanlar tarafından tehdit edilen Kudüs’te cemaatine seslenen Patrik Sophronios, Tanrı’nın günahlarından dolayı hıristiyanları cezalandırmak maksadıyla gönderdiği Sarasinler’i “Allahsız barbarlar” olarak tavsif etmekteydi (a.g.e., s. 42). Onun gibi düşünen diğer din adamlarına göre de Sarasinler şeytanların yardımcılarıydı ve hatta ondan daha kötüydü (a.g.e., s. 43). Kuzey Umbrialı rahip Bede’nin (ö. 735), Kuzey Afrikalı Berberîler’in İslâm’a girmesinin ve Endülüs’ün müslümanlar tarafından ele geçirilmesinin ardından Sarasin tehlikesine dikkat çekerken Sarasin tabiriyle artık sadece bedevîleri değil Kudüs ve Dımaşk’ın hâkimi yerleşik müslüman Araplar’ı da kastediyordu ve ondan sonra bu tabir hıristiyan olmayan her topluluk için kullanılmaya başlanmıştır (Daniel, The Arabs and Medieval Europe, s. 51). İslâm’a reddiye yazan ilk hıristiyan teologlarından Yuhannâ ed-Dımaşkī (ö. 749 [?]), bir müslümanla bir hıristiyan arasında geçen hayalî tartışmayı konu aldığı eserine Disputatio Saraceni et Christiani adını vermiştir. VII-VIII. yüzyıl Bizans tarihinin başlıca iki kaynağını oluşturan Theophanes ve Nikephoros’un kitaplarında diğer isimlerle birlikte Sarakenoi hem müslüman hem gayri müslim Araplar için kullanılmaktadır (Avcı, s. 20, 132).

Avrupa’da kaleme alınan eserlerde Haçlı seferlerini haklı göstermek için Sarasin imajından yararlanılmıştır. Clunyli Peter’in XII. yüzyılın ortalarında İslâm’a karşı Hıristiyanlığı savunmak için yazdığı iki kitabın başlıkları Suma totius haeresis Saracenorum ve Contra sectam siue haeresim Saracenorum idi. Haçlılar’ın Sarasinler hakkındaki fikirleri o dönemde yazılan ve “şanson” denilen manzum menâkıbnâmelere de yansımıştır. I. Haçlı Seferi’ni anlatan Chanson d’Antioch’un adı bilinmeyen yazarına göre hıristiyanların pagan Sarasinler’e karşı yapacakları deniz aşırı seferlere daha önce Hz. Îsâ tarafından işaret edilmişti. Charlemagne ve şövalyelerini övmek amacıyla kaleme alınan Fransız epik şiirlerinden Chansons de Geste’de ve Chanson de Roland’da da Sarasinler’in putperest olduğu ifade edilmektedir (Tolan, s. 122-123). Sarasinler paganlıkla özdeşleştirilmiş ve hıristiyan yazarlar anakronizme düşerek zaman içerisinde “putperest” anlamı kazanan Sarasin adını İslâm öncesi dönemde yaşamış putperestler için de kullanmıştır. Öte yandan XV. yüzyıl başlarına ait Latince-Fransızca bir sözlükte Saracenus ve paganus kelimelerinin birbirinin karşılığı olarak yazıldığı görülmektedir (a.g.e., s. 128).

Osmanlı Devleti’nin Bizans topraklarını fethetmesi ve Avrupa’da yayılmaya başlaması ile birlikte XV. yüzyıldan itibaren Doğu Avrupa’da müslümanlar için Sarasin yerine Türk, Endülüs’te de “reconquesta”nın (fethedilen toprakları geri alma) ardından Moro tabiri yaygınlık kazanmıştır (bk. MORİSKOLAR). Bununla beraber Sarasin daha sonraki yıllarda da kullanılmaya devam etmiş, Thomas Newton A Notable Historie of the Saracens (London 1575), Johann Theodor de Bry Acta Mechmeti I Saracenorum Principis (Frankfurt 1595), Simon Ockley The History of the Saracens (I-II, Cambridge 1708-1718), Stanley Lane-Poole The Art of Saracens in Egypt (London 1886), E. W. Brooks “On the Chronology of the Conquest of Egypt by the Saracens” (BZ, IV [1895], s. 435-444), L. A. Mayer Saracenic Heraldry (Oxford 1933), J. D. Latham - W. F. Peterson (trc.) Saracen Archery (London 1970), Seyyid Emîr Ali, A Short History of the Saracens (Kalküta 1898), Thomas S. Parker Romans and Saracens: A History of the Arabian Frontier (Philadelphia 1986) ve D. Nicole Saladin and the Saracens: Armies of the Middle East 1100-1300 (London 1986) adlı çalışmalarında bu kelimeyi genel anlamda müslüman yerine kullanmışlardır.

BİBLİYOGRAFYA
Niketas Khoniates’in Historia’sı (1180-1195): Komnenos Hanedanı’nın Sonu ve II. Isaakios Angelos Devri (trc. Işın Demirkent), İstanbul 2006, s. 33-36, 49, 54, 55, 117, 118, 123, 255, 258; Niketas Khoniates’in Historia’sı (1195-1206): İstanbul’un Haçlılar Tarafından Zaptı ve Yağmalanması (trc. Işın Demirkent), İstanbul 2004, s. 122-123; Mikhail Psellos’un Khronographia’sı (trc. Işın Demirkent), İstanbul 2006, s. 33-36, ayrıca bk. İndeks; A. Komnena, Alexiad: Malazgirt’in Sonrası (trc. Bilge Umar), İstanbul 1996, s. 137, 162, 163, 303, 355, 403-404, 428, 446, 454; R. W. Southern, Western Views of Islam in the Middle Ages, Cambridge 1962, s. 16-18; N. Daniel, Heroes and Saracens, Edinburgh 1984; a.mlf., The Arabs and Medieval Europe, London-New York 1986, s. 49-54, 244-246, 270, 306; Irfan Shahîd, Rome and the Arabs, Washington 1984, s. 129-141; a.mlf., Byzantium and the Arabs in the Fourth Century, Washington 1984, s. 126-127, 279-281, 328, 332, 334, 366, 380, 469, 508, 562-563; a.mlf., Byzantium and the Arabs in the Fifth Century, Washington 1989, s. 80, 104, 155-156, 167, 208, 334, 463, 543; a.mlf. - C. E. Bosworth, “Saracens”, EI2 (İng.), IX, 27-28; The Arab Influence in Medieval Europe (ed. D. A. Agius - R. Hitchcock), Reading 1994, s. 87, ayrıca bk. İndeks; J. V. Tolan, Saracens: Islam in the Medieval European Imagination, New York 2002; K. S. Beckett, Anglo-Saxon Perceptions of the Islamic World, Cambridge 2003, s. 19-20, 40-41, 45, 69, 80, 82, 84, 90, 92-95, 107-109, 119, 122-123, 126-129, 134-135, 181, 184-185, 192-193, 195-207, 209, 212, 215, 223-243; Casim Avcı, İslâm-Bizans İlişkileri, İstanbul 2003, s. 20, 132; J. H. Mordtmann, “Sarasinler”, İA, X, 203-204.

Cengiz Tomar
Bu madde ilk olarak 2009 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 36. cildinde, 116-117 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.