ŞÂTIBE

الشاطبة
Müellif:
ŞÂTIBE
Müellif: LÜTFİ ŞEYBAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2010
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 21.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/satibe
LÜTFİ ŞEYBAN, "ŞÂTIBE", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/satibe (21.10.2019).
Kopyalama metni
Belensiye’nin (Valencia) 55 km. güneyinde denize yakın konumda ve denizden 169 m. yükseklikte yer alan Şâtıbe’nin (Jativa, Xativa) adına Roma dönemine ait belgelerde Saetabis şeklinde rastlanır. Bernisa dağının (1850 m.) eteğinde kurulmuştur. Endülüs’ün İslâm tarihi boyunca burada üretilen ve şatbî denilen kâğıdıyla ünlü, özellikle bu kâğıdın pazarlandığı bir ticaret merkeziydi. Kurulduğu yerin savunma özellikleri ve stratejik konumu da Endülüs’ün siyasî tarihinde etkili olmasını sağlamıştır. İlk zamanlarda Tedmür (Tudmir) bölgesine bağlıyken IV. (X.) yüzyılın ikinci yarısından itibaren Belensiye’ye bağlanmış ve İslâm dönemi boyunca durumu genellikle Belensiye ile aynı olmuştur. O zamanki nüfusu bugünkünden (2008 yılında 29.000 nüfus) daha fazlaydı.

Fetih yıllarında buraya iskân edilen Araplar ve Berberîler, Endülüs Emevî Devleti’nin sonlarına kadar yerli hıristiyan halkla bir arada huzur içerisinde yaşadı. Muhtemelen Şâtıbe’nin bulunduğu bölgede kayda değer bir siyasî gelişme görülmediğinden kaynaklarda mülûkü’t-tavâif dönemine kadar şehrin tarihiyle ilgili bilgilere pek rastlanmaz. Bilindiği kadarıyla IV. (X.) yüzyılın ilk çeyreğinde Şukar ile (Jucar, Alcira) birlikte Şentemeriyetüşşark’ın (Santa Maria de Oriente) Berberî yöneticisi Âmir b. Ebû Cevşen’in elindeydi. Daha sonra Belensiye bünyesinde önce Meâfirîler’den (Müfevvizîler) Âmirîler’in âzatlıları Mübârek ve Muzaffer el-Âmirî’nin, ardından Âmirîler’den Hâcib İbn Ebû Âmir el-Mansûr’un torunu Abdülazîz b. Abdurrahman’ın emirliği içerisinde (1021-1060) adı geçmeye başladı.

Şâtıbe, Endülüs Emevî Devleti’nin yıkılışından sonra İber yarımadasındaki (Cezîretülendelüs) güç mücadelesinde önem kazandı. Kurtuba’dan (Cordoba) çıkarılan Âmirîler, meşrû politik güç oluşturmak amacıyla Şâtıbe’yi emirliklerinin merkezi yaptılar. İçlerinden birini III. Abdurrahman’ın torunu sıfatıyla ve Murtazâ unvanıyla halife ilân ettiler. Ancak Emevî Devleti’nin ihyasını hedefleyen bu hareket uzun ömürlü olmadı. Hâcib el-Mansûr’un torunu Abdülazîz b. Abdurrahman dedesi gibi Mansûr unvanıyla emîr ilân edildi, böylece Abdülazîz, Şâtıbe’yi de içine alan Belensiye’de bağımsız bir emirlik kurmuş oldu (411/1021). Buna rağmen karışıklık sona ermedi ve 433 (1041) yılında Abdülazîz’e karşı Şâtıbe’de isyan çıktı. Dâniye Emîri Mücâhid el-Âmirî’nin bölgeyi egemenliği altına alma düşüncesiyle desteklediği isyanı Abdülazîz az bir toprak kaybıyla bastırdıysa da halefi Abdülmelik pek çok sorunla yüzyüze geldi ve neticede Tuleytula’da (Toledo) hüküm süren Zünnûnî Emîri Yahyâ b. İsmâil el-Me’mûn tarafından tahtından indirilerek Şâtıbe ile Belensiye’nin yönetimine el konuldu. Me’mûn’un ölümü üzerine Sarakusta (Zaragoza) Hûdî Emîri Muktedir’in yönetimine geçti. Şâtıbe ise Me’mûn’un Lâride (Lerida), Turtûşe (Tortosa) ve Dâniye (Denia) emîri olan oğlu Münzir’de kaldı.

V. (XI.) yüzyılın sonlarında Endülüs’ü imparatorluklarının bir eyaleti haline getiren Kuzey Afrikalı Murâbıtlar ile Endülüs emirlikleri ve İspanyol krallıkları arasında Şâtıbe-Belensiye bölgesinde birçok çarpışma meydana geldi. 485’te (1092) Muhammed b. Yûsuf b. Tâşfîn kumandasındaki Murâbıt ordusu İbn Münkız’ın elinde bulunan Şâtıbe’ye girdi. Ardından Murâbıtlar, Belensiye’yi işgal eden hıristiyan Sîd ile (El Cid Rodrigo Diaz de Vivar) ilgilenmek zorunda kaldılar. Sîd, Belensiye’den diğer Doğu Endülüs şehirleri üzerine saldırılar düzenlerken Şâtıbe’yi savunan bir Murâbıt ordusunu yendi. Yeni Murâbıt kumandanı Ali İbnü’l-Hâc, Sîd’e karşı Belensiye’ye yapılan saldırıları Şâtıbe’den yönetti. Ardından, Endülüs valisi olan İbrâhim b. Yûsuf b. Tâşfîn, Doğu Endülüs’ün savunmasını sağlamak amacıyla 510 (1117) yılında buraya yerleşti. Bölgede otuz yıl kadar süren bir istikrar döneminden sonra bütün Endülüs’te Murâbıtlar’a karşı isyanlar başladı. Murâbıtlar’ın Doğu Endülüs valisi Abdullah b. Muhammed b. Gāniye, Şâtıbe’ye sığındı. 540’ta (1145) Belensiyeliler valiye isyan ederek İbn Merdenîş’in otoritesine tâbi oldular. O yıllarda Murâbıtlar da Endülüs ve Kuzey Afrika’daki hâkimiyetlerini Muvahhidler’e terketmek zorunda kaldılar. İbn Merdenîş komşu hıristiyan kralların himayesine girip Muvahhidler’e karşı koydu ve Doğu Endülüs’ü hâkimiyeti altına aldı; 567’de (1172) ölünceye kadar yirmi yılı aşkın bir süre şehri elinde tuttu.

Muvahhidler döneminde bütün Endülüs’te olduğu gibi bölgede de yeniden istikrar sağlandı. Fakat büyük İkāb (Las Navas de Tolosa) yenilgisinden (609/1212) sonra devletin birliği ve gücü parçalanarak çözüldü. O sıralarda Belensiye, Dâniye, Şâtıbe ve Şentemeriye’nin hâkimi olan Halife Abdülmü’min’in torunu Seyyid Ebû Zeyd, Mürsiye’de kendini halife ilân eden Ebû Muhammed Abdullah el-Âdil’e karşı Merakeş’teki Muvahhid halifesinin yanında yer aldı. Ardından, Muvahhidler’in çekilmek zorunda kalmaları üzerine Endülüs’ü hâkimiyeti altına almaya başlayan Seyfüddevle Muhammed b. Yûsuf b. Hûd’u emîr olarak tanıdı. 636 (1238) yılında Aragon Kralı I. Jaume (Jacques), Belensiye’yi işgal etti; 644’te (1246) daha önce kuşattığı Şâtıbe’ye son saldırısını yaptı ve şehri bir eman anlaşmasıyla teslim aldı. İki yıl sonra Endülüs’ün artık neredeyse tamamen kaybedilme noktasına geldiğini gören müslümanların çoğunun Kuzey Afrika’ya (Fas civarı) göç etmesiyle yerlerine hıristiyan halk yerleştirildi. Kalanlar zorla vaftiz ettirildi ve camileri kiliseye çevrildi (bk. MÜDECCENLER).

Şâtıbe’de bilimsel-kültürel hayat V. (XI.) yüzyıldan itibaren gelişme göstermeye başlamış, özellikle VI. (XII.) yüzyılda burası İslâmî ilimlerin gelişmesinde altın çağın yaşandığı belli başlı merkezlerden biri haline gelmiştir. Şâtıbe’de doğan veya orada ikamet edenler Şâtıbî nisbesiyle anılır. Bunlar arasında İbn Hazm, Kāsım b. Fîrruh, Muhammed b. Süleyman ve İbrâhim b. Mûsâ’nın adları zikredilebilir. İbn Abdülber en-Nemerî de ömrünün son on yılını burada geçirmiştir. Bugün Şâtıbe’de çoğu Muvahhidler dönemine ait çeşitli İslâmî eserler bulunmaktadır. Bunların başlıcalarını ilk yapılış tarihi Romalılar’a veya Vizigotlar’a kadar giden iç kale (Hısnülkebîr) ile şehir sur ve burçlarının kalıntıları oluşturur. Şehirde ayrıca eski özelliğini belirgin şekilde yansıtan bir semt bulunmaktadır. Şâtıbe Müzesi’nde küçük buluntulardan başka sütun başlıkları ve hamam havuzu gibi eserler yer almaktadır.

BİBLİYOGRAFYA
Şerîf el-İdrîsî, Nüzhetü’l-müştâḳ, Beyrut 1409/1989, I, 536 vd., 556, 569, 574, 581; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil, X, 189; XI, 34; Abdülvâhid el-Merrâküşî, el-Muʿcib fî telḫîṣi aḫbâri’l-Maġrib (nşr. M. Saîd Iryân), Kahire 1383/1963, s. 278, 342 vd.; İbn Hallikân, Vefeyât, II, 492; VII, 131; İbn İzârî, el-Beyânü’l-muġrib, III, 31-45; İbn Ebû Zer‘, el-Enîsü’l-muṭrib (nşr. C. J. Tornberg), Rabat 1973, s. 156; İbnü’l-Hatîb, Târîḫu İsbâniyyeti’l-İslâmiyye: Aʿmâlü’l-aʿlâm (nşr. E. Lévi-Provençal), Beyrut 1956, s. 257-258; Himyerî, er-Ravżü’l-miʿṭâr (nşr. İhsan Abbas), Beyrut 1984, s. 393, 539, 604; Makkarî, Nefḥu’ṭ-ṭîb, bk. İndeks; J. F. O’Callaghan, A History of Medieval Spain, Ithaca 1975, s. 509 vd.; Abdülazîz Sâlim, Şâṭıbe el-ḥıṣnü’l-emâmî li-şarḳı’l-Endelüs fi’l-ʿaṣri’l-İslâmî, İskenderiye 1995; M. Abdullah İnân, Devletü’l-İslâm fi’l-Endelüs, Kahire 1997, IV, 369-371; a.mlf., el-Âs̱ârü’l-Endelüsiyyetü’l-bâḳıye, Kahire 1997, s. 139-144; Lütfi Şeyban, Reconquista: Endülüs’te Müslüman-Hristiyan İlişkileri, İstanbul 2003; J. Vallvé, “La Industria en al-Andalus”, al-Qantara, I, Madrid 1980, s. 209-238; E. Lévi-Provençal, “Şâtibe”, İA, XI, 351-352; Manuela Marin, “al-S̲h̲aṭiba”, EI2 (İng.), IX, 362-364; Maribel Fierro, “al-S̲h̲ātibī”, a.e., IX, 364-365; Abdülkerim Özaydın, “Âmirîler”, DİA, III, 72-73; İbrâhim Harekât, “Belensiye”, a.e., V, 404-405; a.mlf., “Gāniye (Benî Gāniye)”, a.e., XIII, 354-355.
Bu madde ilk olarak 2010 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 38. cildinde, 371-372 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.