SECÂVENDÎ, Muhammed b. Muhammed

محمّد بن محمّد السجاوندي
Müellif:
SECÂVENDÎ, Muhammed b. Muhammed
Müellif: AHMET ÖZEL
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2009
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 17.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/secavendi-muhammed-b-muhammed
AHMET ÖZEL, "SECÂVENDÎ, Muhammed b. Muhammed", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/secavendi-muhammed-b-muhammed (17.11.2019).
Kopyalama metni
Hayatına dair yeterli bilgi yoktur. Eski ve yeni biyografi kaynakları yanında el-Ensâb, el-Lübâb ve Muʿcemü’l-büldân gibi yaygın eserler onun hakkında bilgi vermemekte, Ziriklî de lugat ve coğrafya kitaplarında Secâvend’e dair bir şey bulamadığını belirtmektedir. Bu zatın nisbet edildiği Secâvend, Sekâvend’in (Segâvend) Arapça şeklidir (Dihhudâ, VIII, 12069, 12080). İbn Havkal, Horasan bölgesi hakkında bilgi verirken Belh ile Gazne arasında yer alan Bâmiyân ve Sekâvend’i de sayar (Ṣûretü’l-arż, s. 428, 447). Dihhûda bir yerde Beyhakī’den naklen Sekâvend’in Gazne civarında, bir başka yerde Sîstan’a (Sicistan/Sekestan) yakın bir köy, Muîn ise Bâmiyân’a bağlı şehirlerden olduğunu (Ferheng-i Fârsî, V, 775) belirtir. Sîstan’ın da Güney Horasan’da bulunduğu göz önüne alınırsa müelliflerin Secâvend’in konumunu ona yakın şehirlerden biriyle irtibatlandırdığı anlaşılır. Farsça ilk coğrafya kitabı sayılan Ḥudûdü’l-ʿâlem’de (s. 104) Sekâvend’in bir dağ eteğinde küçük bir şehir olduğu ve sağlam bir kalesinin bulunduğu kaydedilir. Tarihçi Beyhakī de gördüğü bu kaleden söz eder.

Abdülkādir el-Kureşî, Secâvendî’nin öğrencileri arasında kendisinden ferâize dair eserini okuyan ve nakleden Hamîdüddin Muhammed b. Ali b. Muhammed en-Nevkadî el-Faradî’yi zikreder. Secâvendî ve Nevkadî’nin vefat tarihlerini vermeyen Kureşî, Nevkadî’nin öğrencisi Ömer b. Ahmed el-Kâhuştüvânî’nin 673’te (1274) öldüğünü (el-Cevâhirü’l-muḍıyye, II, 632; ayrıca bk. Leknevî, s. 147), kendisinin de Secâvendî’nin eserini, Kâhuştüvânî’nin öğrencisi Ebü’l-Alâ Şemseddin Mahmûd b. Ebû Bekir el-Kelâbâzî’den okuyan hocası Kutbüddin el-Halebî’den rivayet ettiğini belirtir (el-Cevâhirü’l-muḍıyye, III, 332). İbn Kutluboğa da vefat tarihini zikretmez. Brockelmann VI. (XII.) yüzyılın sonlarında tanınmış bir âlim, Serkîs ise VII. (XIII.) yüzyıl ulemâsından olduğunu kaydeder. Bağdatlı İsmâil Paşa 600 (1204) yılı civarında öldüğünü, Rudi Paret ve muhtemelen ona dayanarak Ömer Rızâ Kehhâle 596 (1200) yılı civarında hayatta olduğunu belirtir. İsmâil Paşa onun 700’de (1301) öldüğüne dair zayıf bir rivayeti de kaydeder. Ancak öğrencisinin öğrencisi olan Kâhuştüvânî’nin vefat tarihi göz önüne alınırsa İsmâil Paşa’nın verdiği ilk tarihin daha isabetli olduğu söylenebilir. Buna göre Muhammed Ali Müderris’in V. (XI.) yüzyıl ulemâsından olduğuna, Ebü’l-Kāsım Kurbânî’nin 470 (1077) yıllarında öldüğüne dair verdikleri bilgiler de gerçeği yansıtmaktan uzaktır. Ayrıca İsmâil Paşa ile Kehhâle, onu Kur’ân-ı Kerîm’deki durak işaretlerini ilk defa koymuş olan tefsir ve kıraat âlimi Muhammed b. Tayfûr es-Secâvendî ile (ö. 560/1165) karıştırarak bazı eserlerini kendisine nisbet ederler. Bu karışıklık birçok kütüphane kaydında da görülmektedir.

Eserleri. 1. el-Ferâʾiżü’s-Sirâciyye*. İslâm miras hukuku alanında bilhassa doğu İslâm dünyasında en çok tanınan ve üzerinde çalışma yapılan bu eserde Hanefî mezhebi esas alınmakla birlikte diğer mezheplerin görüşlerine de yer verilmesi sebebiyle değişik muhitlerde kabul görmüştür. Türkiye kütüphanelerinde yüzlerce yazma nüshası bulunan el-Ferâʾiżü’s-Sirâciyye birçok defa basılmış (Kalküta 1260; İstanbul 1272, 1320, 1325; Kanpûr 1285, 1295, 1311; Kahire 1303; Lahor 1304, 1307, 1312, 1313, 1317; nşr. Mehmed Masum Vanlıoğlu, İstanbul 1420/1999), üzerinde şerh, hâşiye, ihtisar, nazım çalışmaları yapılmış ve çeşitli dillere tercüme edilmiştir. 2. el-Fetâva’s-Sirâciyye (Kalküta 1244; Leknev 1310). 3. et-Tecnîs fi’l-ḥisâb (et-Tecnîs fi’l-mesâʾili’l-ḥisâbiyye) (Süleymaniye Ktp., Şehid Ali Paşa, nr. 1989, vr. 44a-50a). Kâtib Çelebi, cebir ve mukabeleye giriş niteliğindeki bu eseri Mes‘ûd b. Mu‘temir el-Meşhedî’nin 824 yılı Ramazanında (Eylül 1421) Semerkant’ta şerhettiğini belirtir (Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 353). Celâleddin Hümâî bu zatın İmâd Nizâmî-i Meşhedî diye tanınan Mes‘ûd b. Mu‘tez (ayrıca bk. Brockelmann, GAL Suppl., I, 850; Ömer Rıza Kehhâle, III, 851), eski cebir ve mukabele kitaplarının en iyilerinden biri olan şerhin adının da Minhâcü meʿâni’t-Tecnîs olduğunu, müellif zamanında yazılan bir nüshasının kendisinde bulunduğunu söyler (Ḫayyâmînâme, I, 70; Ebü’l-Kāsım Kurbânî, s. 201, 463). Kâtib Çelebi ve ona dayanan Ebü’l-Kāsım Kurbânî, Takıyyüddin er-Râsıd’ın bu esere bir şerh yazdığını kaydederse de (Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 852; Zindegînâme, s. 201, 261) Sirâceddin Muhammed b. Ömer el-Halebî’ye (ö. 850/1446) ait şerhin bir nüshasının (Süleymaniye Ktp., Ayasofya, nr. 2750/1; bu şerhin diğer bir nüshası için bk. Nuruosmaniye Ktp., nr. 2982/1) Takıyyüddin er-Râsıd tarafından istinsah edilmesi buna yol açmış olmalıdır. Bunun gibi İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ndeki (nr. 613/2, vr. 59a-153b) bir nüshanın unvan sayfasına Takıyyüddin er-Râsıd’ın adı yazılmış, ancak yapılan araştırmada bu şerhin Fenârîzâde Alâeddin Ali Çelebi’ye ait olduğu anlaşılmıştır (İhsanoğlu v.dğr., I, 86-87). Meşhur Osmanlı âlimi Molla Fenârî’nin torunu olan Alâeddin Ali Çelebi’nin Osmanlı medrese mensuplarınca kullanılan bu metni misallerle zenginleştirip açıklayan şerhinin diğer bazı nüshaları da vardır (Beyazıt Devlet Ktp., Veliyyüddin Efendi, nr. 3226/1, vr. 90a-119a; TSMK, III. Ahmed, nr. 3154). 4. Risâle fi’l-ḥisâb. 5. Mesâʾil s̱emâniye fi’l-ḥisâb. 6. Risâletü’l-cebr ve’l-muḳābele. Süleymaniye Kütüphanesi’nde (Esad Efendi, nr. 3162) kayıtlı Kitâb fi’l-Cebr ve’l-muḳābele’nin (Şeşen, II, 75-76) bu eserle aynı olması muhtemeldir. 7. Uṣûl yüsteʿânü bihâ fî mesâʾili’l-cebr ve’l-muḳābele. 8. Şerḥu misâḥati şebîhi’l-muʿayyin. Çeşitli kütüphane kataloglarında yer alan bu son eserlerin et-Tecnîs’in farklı adları, bölümleri veya hepsinden ayrı birer çalışma mı olduğu hususu araştırmaya muhtaçtır (bu eserlerin yazma nüshaları için bk. İhsanoğlu – Rosenfeld, s. 193-194). İbnü’l-Hümâm’ın Secâvendî’ye nisbet edip iktibasta bulunduğu Kitâbü Ḳısmeti’t-terikât için de (Fetḥu’l-ḳadîr, I, 522) aynı durum söz konusudur.

BİBLİYOGRAFYA
İbn Havkal, Ṣûretü’l-arż (nşr. J. H. Kramers), Leiden 1967, s. 428, 447; Ḥudûdü’l-ʿâlem (nşr. Menûçihr-i Sütûde), Tahran 1403/1983, s. 104; Muhammed b. Hüseyin el-Beyhakī, Târîḫ (nşr. Ali Ekber Feyyâz), Meşhed 1350 hş., s. 163, 329, 333; Ebü’l-Fidâ, Taḳvîmü’l-büldân (nşr. J. T. Reinaud – M. G. de Slane), Paris 1840, s. 464; Kureşî, el-Cevâhirü’l-muḍıyye, II, 632-633; III, 272, 331-332; İbnü’l-Hümâm, Fetḥu’l-ḳadîr (Bulak), I, 522; İbn Kutluboğa, Tâcü’t-terâcim fî men ṣannefe mine’l-Ḥanefiyye (nşr. İbrâhim Sâlih), Beyrut 1412/1992, s. 196; Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 353, 852, 857; II, 1182, 1247-1250; Leknevî, el-Fevâʾidü’l-behiyye, s. 147; C. Zeydân, Târîḫu âdâbi’l-luġati’l-ʿArabiyye, Kahire 1911, III, 110; Serkîs, Muʿcem, I, 1007-1008; Brockelmann, GAL, I, 470-471; Suppl., I, 650-651, 850; Hediyyetü’l-ʿârifîn, II, 106; Celâleddin Hümâî, Ḫayyâmînâme, Tahran 1346 hş., I, 70; M. Ali Müderris, Reyḥânetü’l-edeb, Tebriz 1347 hş., II, 443; Yusuf Ziya Kavakcı, XI ve XII. Asırlarda Karahanlılar Devrinde Māvarā’ al-Nahr İslâm Hukukçuları, Ankara 1976, s. 137; Ramazan Şeşen, Nevâdirü’l-maḫṭûṭâti’l-ʿArabiyye fî mektebâti Türkiyâ, Beyrut 1400/1980, II, 75-76; Ziriklî, el-Aʿlâm (Fethullah), VII, 27; M. Muîn, Ferheng-i Fârsî, Tahran 1364 hş., V, 735, 775; Ebü’l-Kāsım Kurbânî, Zindegînâme-i Riyâżîdânân-ı Devre-i İslâmî, Tahran 1365 hş., s. 88, 201, 261, 463; Ahmet Özel, Hanefi Fıkıh Âlimleri, Ankara 1990, s. 58-59; Ömer Rızâ Kehhâle, Muʿcemü’l-müʾellifîn, Beyrut 1414/1993, III, 374, 652, 851; Cevat İzgi, Osmanlı Medreselerinde İlim, İstanbul 1997, I, 245-246; Ekmeleddin İhsanoğlu v.dğr., Osmanlı Matematik Literatürü Tarihi, İstanbul 1999, I, 42, 86-87; a.mlf. – B. A. Rosenfeld, Mathematicians, Astronomers and Other Scholars of Islamic Civilization and Their Works (7th-19th c.), Istanbul 2003, s. 193-194; Recep Cici, Osmanlı Dönemi İslam Hukuku Çalışmaları: Kuruluştan Fatih Devrinin Sonuna Kadar, Bursa 2001, s. 51, 117-118, 319; R. Paret, “Secâvendî”, İA, X, 302; R. Sellheim, “al-Sad̲j̲āwandī”, EI2 (İng.), VIII, 739-740; Dihhudâ, Luġatnâme (Muîn), VIII, 12069, 12080.
Bu madde ilk olarak 2009 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 36. cildinde, 266-268 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.