SEM‘ÂNÎ, Ebü’l-Muzaffer

أبو المظفّر السمعاني
Müellif:
SEM‘ÂNÎ, Ebü’l-Muzaffer
Müellif: ABDULLAH AYGÜN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2009
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 10.04.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/semani-ebul-muzaffer
ABDULLAH AYGÜN, "SEM‘ÂNÎ, Ebü’l-Muzaffer", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/semani-ebul-muzaffer (10.04.2020).
Kopyalama metni
426 Zilhiccesinde (Ekim 1035) Merv’de (Merveşşâhicân) doğdu. Burada bulunan Benî Temîm kabilesinin Sem‘ân koluna ve bir ulemâ ailesine mensuptur. el-Ensâb müellifi Abdülkerîm b. Muhammed es-Sem‘ânî onun torunu olup her ikisi de İbnü’s-Sem‘ânî diye anılır. İlk eğitimini Hanefî fakihlerinden olan babasından, Ebû Gānim Ahmed b. Ali b. Hüseyin el-Kürâî ve İbn Ebû Heysem diye tanınan Muhammed b. Abdüssamed et-Türâbî’den aldı. 461’de (1068) gittiği Bağdat’ta fıkıh ve hadis dersleri aldı. Ebû İshak eş-Şîrâzî ve Ebû Nasr İbnü’s-Sabbâğ gibi Şâfiî âlimleriyle müzakerelerde bulundu. Ertesi yıl Bağdat’tan Hicaz’a giderken yolunu kesen bir grup bedevî tarafından esir alındı. Bir süre onların develerine çobanlık yaptı. Bedevîlerin ileri gelenlerinden birinin nikâhını kıyacak bir âlim aranınca Sem‘ânî’yi tanıyan bir esir onun Horasan’ın fakihi olduğunu söyledi. Bunun üzerine Mekke’ye götürüldü. Mekke’de altı yıl kalan Sem‘ânî, Ebü’l-Kāsım Sa‘d b. Ali ez-Zencânî ve başka âlimlerden ders aldı. Burada Hanefî mezhebinden Şâfiî mezhebine geçti. Bunda Bağdat ve Mekke’de ders aldığı Şâfiî hocalarının etkisi olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca kardeşine yazdığı bir mektupta Merv halkının itikadda kaderciliği benimsediğini, kendisinin mezhep değiştirerek Kaderiyye’yi terkettiğini söylemiştir. Merv’e döndüğünde (468/1075-76) Şâfiîliği benimsediğini açıklayan Sem‘ânî’ye kardeşi Ebü’l-Kāsım Ali ve ailesi şiddetle tepki gösterdi, halk tarafından kınandı. Merv’de oluşan huzursuzluk sebebiyle Tûs’a gitmek zorunda kaldı. Oradan Nîşâbur’a geçip medreselerde ders vermeye başladı, kısa zamanda bölgede şöhreti yayıldı. 479’da (1086) Merv’e dönüp Şâfiîler’e ait bir medresede talebe yetiştirmekle meşgul oldu. 23 Rebîülevvel 489 (21 Mart 1096) tarihinde burada vefat etti.

Fıkıh, hadis, tefsir, kelâm ve Arap edebiyatı alanlarında iyi bir eğitim alan Sem‘ânî otuz yaşına gelmeden önce Hanefî fakihi olarak temayüz etmiştir. Bundan dolayı Horasan müftüsü diye anılır. Meclisinde ilmî tartışmalara katıldığı İmâmü’l-Haremeyn el-Cüveynî onu övmüş ve, “Fıkıh elbise olsaydı Ebü’l-Muzaffer onun nakışı olurdu” demiştir. Sem‘ânî hayatı boyunca Mürcie, Kaderiyye, Mu‘tezile, Şîa gibi Ehl-i sünnet dışı mezheplerin görüşlerini eleştirmiş ve Selef akîdesini ortaya koymaya çalışmıştır. Bağdat ve Mekke’den başka Cürcân, İsfahan, Hemedan, Kazvin ve Nîşâbur’da önde gelen muhaddislerinden hadis almış, medrese hocalığı sırasında seksenden fazla mecliste hadis imlâ edip pek çok talebe yetiştirmiştir. Bunların arasında başta oğlu Ebû Bekir Muhammed ve Kıvâmüssünne olmak üzere Ebü’l-Kāsım İsmâil b. Muhammed et-Teymî el-İsfahânî, Sultan Sencer’in veziri Ebü’l-Meâlî Abdürrezzâk b. Abdullah et-Tûsî, Vezir Ebü’l-Kāsım Mahmûd b. Muzaffer el-Mervezî, Ebü’l-Feth Es‘ad b. Muhammed el-Mîhenî, sûfî Ebü’l-Kāsım Cüneyd b. Muhammed el-Kâyenî, Ebû Abdullah Hüseyin b. Ahmed el-Beyhakī, Ebû Hafs Ömer b. Muhammed es-Serahsî, Ebû İshak İbrâhim b. Ahmed b. Muhammed el-Mervezî ve Ebû Bekir Ahmed b. Muhammed el-Bûşencî anılabilir. Selef akîdesinin önemli temsilcilerinden olan Sem‘ânî istivâ, vech, yed gibi müteşâbihler konusunda kişiye düşen görevin bunlara iman etmek olduğunu, üzerlerinde düşünmenin gerekmediğini, bunlar hakkında soru sormanın bid‘at olduğunu söyler. Fakat tefsirinde bu âyetlerle ilgili farklı yorumlara yer verir. Namazla ilgili olan, “Allah imanınızı boşa çıkaracak değildir” âyetini (el-Bakara 2/143) delil göstererek amelin imandan ayrı olmadığını belirtir. “Gerçek müminler ancak o kimselerdir ki yanlarında Allah anılınca kalpleri ürperir, kendilerine O’nun âyetleri okununca bu onların imanlarını arttırır ve yalnız rablerine güvenip dayanırlar” âyetinden hareketle (el-Enfâl 8/2) imanın artıp eksileceğini ileri sürer.

Eserleri. 1. Tefsîrü’l-Ḳurʾân (Kitâbü’t-Tefsîr). Daha çok rivayet metoduna dayanan eserde kelâmî izahlara, Arap dili ve edebiyatı ile şiire geniş ölçüde yer verilmiştir. Sadece Bakara sûresinin tefsirinde 100 kadar şiirden istifade edilmiştir. Kaffâl eş-Şâşî, Ebû Bekir en-Nakkāş, Ebû Mansûr el-Ezherî, Ebû Ubeyd el-Herevî, İbn Kuteybe, Müberred, Taberî belli başlı kaynaklarıdır. Eserin en önemli özelliği âyetlerin açıklanmasında akaid ve kelâmla ilgili konulara genişçe değinilmesi, Mu‘tezile, Mürcie, Hâriciye, Şîa gibi mezheplerin görüşlerini dayandırdıkları âyetlerin aslında onların görüşlerine delil olamayacağının ortaya konmaya çalışılması ve kendilerine Ehl-i sünnet akîdesi doğrultusunda cevaplar verilmesidir. Bu bölümlerde Eş‘arî veya Mâtürîdî’den hiç bahsedilmemektedir. Bu arada toplumu ilgilendirmeyen nazarî konulara girilmemiş ve eserde sade bir dil kullanılmıştır. İsrâiliyat’a ve mevzû haberlere yer verilmesi eserin en önemli zaaf noktalarıdır. Sem‘ânî ile aynı bölgede ve ona yakın zamanda yaşamış olan Ferrâ el-Begavî Meʿâlimü’t-tenzîl adlı tefsirinde bu eserden önemli ölçüde faydalanmıştır. Çeşitli bölümleri Medine’de el-Câmiatü’l-İslâmiyye’de farklı araştırmacılarca doktora ve yüksek lisans tezi olarak neşre hazırlanan eser (1407) Ebû Temîm Yâsir b. İbrâhim ve Ebû Bilâl Ganîm b. Abbas tarafından yayımlanmıştır (I-VI, Riyad 1997). 2. Ḳavâṭıʿu’l-edille fi’l-uṣûl. Eserde müellif, usul ve usûl-i fıkıh kavramlarını izah ettikten sonra edille-i şer‘iyye hakkında geniş bilgi verir. Sübkî usulde buna benzer bir eser görmediğini söyler. Muhammed Hasan Heyto tarafından önce Mecelletü Maʿhedi’l-maḫṭûṭâti’l-ʿArabiyye’de (XXVI/1 [Küveyt 1402/1982], s. 209-288), ardından müstakil kitap olarak neşredilmiştir (Beyrut 1417/1996). Eser üzerinde Muhammed b. Hâfız el-Hakemî Muhammed b. Suûd Üniversitesi’nde doktora tezi hazırlamıştır (Riyad 1408/1988). 3. el-Iṣṭılâm fi’l-ḫilâf beyne’l-imâmeyn eş-Şâfiʿî ve Ebî Ḥanîfe. el-Muḫtaṣar adıyla da bilinen eser, Hanefî fakihi Ebû Zeyd ed-Debûsî’nin el-Esrâr adlı kitabına cevap olarak yazılmış olup ibadetlere dair bölümünü Nâyif b. Nâfi‘ el-Ömerî yayımlamıştır (Kahire 1412-1413/1992-1993). Sem‘ânî’nin kaynaklarda adı geçen diğer eserleri de şunlardır: el-Eḥâdîs̱ü’l-elfi’l-ḥisân (her birinden on tane olmak üzere toplam 100 şeyhten alınmış 1000 hasen hadisten oluşmaktadır), el-Emâlî fi’l-ḥadîs̱, Minhâcü Ehli’s-sünne, er-Red ʿale’l-Ḳaderiyye (hadisle ilgili olup yirmi ciltten fazla olduğu belirtilir), el-Burhân (hilâfiyata dair 1000 kadar meseleyi ele alır), el-İntiṣâr li-aṣḥâbi’l-ḥadîs̱, el-Evsâṭ (hilâfiyatla ilgilidir), Mesnedü’l-ḳader, eṭ-Ṭabaḳāt, Muʿcemü’ş-şüyûḫ.

BİBLİYOGRAFYA
Sem‘ânî, el-Ensâb (Bârûdî), III, 298-300; a.mlf., et-Taḥbîr fi’l-muʿcemi’l-kebîr (nşr. Münîre Nâcî Sâlim), Bağdad 1395/1975, I, 167, 222, 442, 537; II, 288, 449; ayrıca bk. İndeks; İbnü’l-Cevzî, el-Muntaẓam (nşr. İbrâhim Şemseddin), Beyrut 1993, XVII, 37 vd.; Abdülkerîm b. Muhammed er-Râfiî, et-Tedvîn fî aḫbâri Ḳazvîn (nşr. Azîzullah el-Utâridî), Beyrut 1408/1987, IV, 118 vd.; İbnü’l-Esîr, el-Lübâb, II, 138; İbrâhim b. Muhammed es-Sarîfînî, el-Münteḫab mine’s-Siyâḳ (nşr. M. Kâzım Mahmûdî), Kum 1403/1362 hş., s. 676-677; İbn Hallikân, Vefeyât, III, 211; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XIX, 114-115; a.mlf., Teẕkiretü’l-ḥuffâẓ, IV, 1227; Sübkî, Ṭabaḳāt (Tanâhî), V, 335-344; İsnevî, Ṭabaḳātü’ş-Şâfiʿiyye, Beyrut 1996, s. 215; Ebü’l-Fidâ İbn Kesîr, Ṭabaḳātü’l-fuḳahâʾi’ş-Şâfiʿiyyîn (nşr. Ahmed Ömer Hâşim - M. Zeynühüm M. Azeb), Kahire 1413/1993, II, 489 vd.; Kureşî, el-Cevâhirü’l-muḍıyye, II, 557; III, 206; İbn Tağrîberdî, en-Nücûmü’z-zâhire (nşr. M. Hasan Şemseddin), Beyrut 1413/1992, V, 158; Dâvûdî, Ṭabaḳātü’l-müfessirîn, II, 340; Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 449; Brockelmann, GAL Suppl., I, 731; Senâullah Bûtû, “el-İmâm Ebü’l-Muẓaffer es-Semʿânî: Ḥayâtühû ve ḫıdemâtühü’l-ʿilmiyye”, ed-Dirâsâtü’l-İslâmiyye, XXVII/2, İslâmâbâd 1992, s. 63-93; a.mlf., “Menhecü Ebi’l-Muẓaffer es-Semʿânî fî tefsîrih”, a.e., XXIX/2 (1994), s. 57-108.

Abdullah Aygün
Bu madde ilk olarak 2009 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 36. cildinde, 463-464 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.