https://islamansiklopedisi.org.tr/semerkant-rasathanesi
XV. yüzyıl başta olmak üzere modern dönem öncesinde kurulmuş en önemli astronomi müesseselerinden biri olan Semerkant Rasathânesi, Timurlu Devleti’nin kurucusu Timur’un (1370-1405) torunu ve ondan sonra devletin başına geçen Şâhruh’un (1405-1447) oğlu Uluğ Bey tarafından henüz Mâverâünnehir yöneticisi olduğu dönemde kurulmuştur. İnşasının başlangıç ve bitiş tarihleri söz konusu olduğunda kaynaklar farklı bilgiler sunmaktadır. İlki için 823-824 (1420-1421) yılları öne çıkarken inşasının ne zaman tamamlandığıyla alâkalı 824 (1421) ve 830 (1427) yılları öne sürülür. Bu hususta net bir tarih vermek mümkün gözükmese de 1420’li yılların ilk yarısında inşaatın tamamlandığını kabul etmek mâkul durmaktadır. Rasathâneden bazı kalıntılar günümüze ulaşmış olup 1908 yılında J. L. Vjatkin’in çalışmaları sayesinde gün yüzüne çıkarılabilmiştir. Söz konusu kalıntıların ve ilgili tarihî kaynakların verdiği bilgilere göre, rasathâne yaklaşık 21 m. yüksekliğinde kayalık bir tepe üstüne, bugün Kûhek tepesi denilen ve günümüz Semerkant’ına yakın olan bir mevkide yapılmıştı. Silindir şeklinde bir yapıya sahip olan rasathâne binası üç katlı olup yaklaşık 30 m. yüksekliğe ve 23 m. yarı çapa sahipti. Rasathâne kompleksi içerisinde bir bahçenin ve konaklama binalarının olduğu aktarılmaktadır. İnşaatı kısa bir süre önce başlamış olan Semerkant Medresesi’nde kullanılan malzemelerin rasathâneyi yaparken de kullanıldığı anlaşılmaktadır. 40 m. civarı yarı çap büyüklüğüne sahip bir “meridyen yayı” rasathâne kompleksinin en önemli bileşeni olarak kabul edilebilir. Gözlem ve ölçüm için başka aletler de yapılmış olup büyükçe bir usturlap, halkalı küreler ve azimut yarım halkası bunlardan bazılarıdır. Gök cisimleriyle ilişkili çizimlerin, gök hareketlerine dair modellerin, iklimlere ayrılmış ve dağları, denizleri, çölleri gösteren yerküre resimlerinin rasathânede bulunduğu belirtilir. Gözlem için kullanılan ve meridyen yayına nisbetle daha küçük olan astronomi aletlerinin yerleştirilmesi için çatı yüzeyinin düz tasarlandığı, rasathâne inşaatına ve ölçüm işinde kullanılacak aletlerin yapım süreçlerine bizzat katkıda bulunmuş, dönemin seçkin astronom ve matematikçisi Kâşî (ö. 832/1429) tarafından aktarılmaktadır. Bunlara ek olarak bir gözlem kuyusunun da Uluğ Bey tarafından inşa ettirildiği aktarılır.
Semerkant Rasathânesi, İslâm rasathâne ve gözlem astronomisi geleneklerine ait birikimi ve bunların sorunsallaştırdığı konuları tevarüs etmiştir. Bu açıdan rasathânenin ortaya çıkışını ve faaliyet göstermesini, İslâm astronomi tarihinin iç dinamikleri içerisinde gelişen meselelerin yanı sıra İslâm astronomlarının çok önem atfettikleri astronomik gözlemde kesinlik arayışı çerçevesinde anlamlandırmak mümkündür. XIII. yüzyılda İlhanlı Hükümdarı Hülâgû’nun (1256-1265) himayesinde Nasîrüddîn-i Tûsî’nin (ö. 672/1274) kurduğu Merâga Rasathânesi ve orada yapılan gözlemler neticesinde hazırlanan Zîc-i İlḫânî, Semerkant’taki faaliyetlere yakın bir tarihsel tecrübe olarak değerlendirilebilir. Dolayısıyla Semerkant-Merâga birikimleri arasındaki irtibat İslâm rasathâne geleneğinin sürekliliği açısından özellikle vurgulanmaya değerdir. Kâşî’nin Semerkant’ta bulunduğu sırada babasına yazdığı mektuplar, rasathânenin kurulduğu bağlam hakkında bazı değerlendirmelerde bulunmamıza imkân sağlamaktadır. Öncelikle Uluğ Bey’in matematik bilimlerine yönelik, rasathânenin kurulmasından epey önce başlamış olan ve ömrünün sonuna değin devam ettireceği aktif ilgisi söz konusudur. Kadızâde-i Rûmî’nin (ö. 844/1440’tan sonra), Çağmînî’nin (ö. 618/1221 [?]) el-Mülaḫḫaṣ fi’l-heyʾe adlı eserine 814 (1412) yılında yazdığı şerhle Muhammed b. Eşref es-Semerkandî’nin (ö. 702/1303) Eşkâlü’t-teʾsîs başlıklı geometri eserine 815 (1412) yılında yazdığı şerhi Uluğ Bey’e ithaf etmiş olması bu çerçevede anlamlandırılabilir, zira bu eserler kaleme alındığında Uluğ Bey henüz on yedi yaşlarındaydı. O, çeşitli ilimlerde eğitim almış olmakla birlikte bilhassa Kadızâde-i Rûmî’den okuduğu matematik bilimlerine yönelik birikimini etkin bir biçimde kullanabilmiştir. Örneğin, Nasîrüddîn-i Tûsî tarafından kaleme alınan et-Teẕkire fî ʿilmi’l-heyʾe ile Kutbüddîn-i Şîrâzî’nin (ö. 710/1311) eseri et-Tuḥfetü’ş-Şâhiyye fi’l-heyʾe gibi İslâm astronomi tarihinin en önemli eserleri arasında sayılan metinleri okutabiliyordu. Dahası, matematik bilimlerinin okutulduğu medrese derslerine düzenli olarak katılıyor, bu disiplinlerdeki yetkinliğinin bir sonucu olarak hocalara ve öğrencilere nitelikli sorular sorarak canlı bir müzakere ortamı oluşturabiliyordu. Semerkant Rasathânesi’nin inşa edilmesini ve faaliyetlerini uzun yıllar sürdürebilmesini anlamlandırabileceğimiz bir diğer etken, rasathânenin inşa edilmesinden önce ve sonra, dönemin câri ilimlerinde mahir çok sayıda âlim, müneccim, hesap uzmanı ve talebenin Semerkant şehrinde oluşu ve bunların bir kısmının rasathâneyle ilişkili olmalarıdır. Rasathânenin yapıldığı dönemde Semerkant’ta Uluğ Bey’in desteğini alan binlerce öğrenci bulunuyordu. Uluğ Bey’in bu hassasiyeti, Semerkant’ı kendisine başkent kılıp pek çok âlimi bu şehre getiren dedesi Timur’un yaklaşımıyla karşılaştırılabilir. Ayrıca Semerkant’ın o dönemde ekonomik ve politik anlamda sahip olduğu avantajlar da bu canlı ilmî ortamı besleyen unsurlar arasındaydı. Dikkat çekici bir muhit içerisinde kurulduğunu anladığımız rasathâneye Uluğ Bey’in yaptığı katkı sadece hâmilik düzeyinde kalmamıştır. O, rasathânenin bizzat başında bulunarak gözlem faaliyetlerinin etkin bir üyesi konumunda olmuştur. Rasathânedeki gözlem faaliyetinin otuz yılı aştığı kabul edilmektedir. Bir diğer deyişle Uluğ Bey’in ölümünden sonra dahi bir süre kullanımda kalabilmiştir. Rasathâneyi ortaya çıkaran etkenleri anlama noktasında işaret edilebilecek bir diğer önemli husus, Uluğ Bey’in yetiştiği zaman dilimi içerisinde Timurlu Devleti’nin sahip olduğu ekonomik ve politik güç ile istikrardır. Herat’ta devletin başında uzun yıllar kalmış olan babası Şâhruh’un Mâverâünnehir’de Uluğ Bey’e bahşettiği yönetim imtiyazı, onun ilmî anlamda uzun vadeli girişimlere öncülük edebilmesinde büyük bir rol oynamıştır.
Rasathâne projesi çerçevesinde Semerkant’a davet edilmiş olan Kâşî, Uluğ Bey’in çocukken Merâga Rasathânesi kalıntılarını gördüğünü, burayla ilgili detayları etrafındaki astronomlara sorduğunu belirtir. İnşaat öncesinde rasathâne için bazı ön hazırlıklar yapılmış olmakla birlikte Kâşî’nin gelişiyle birlikte rasathânenin inşası ve faaliyete geçmesi yönündeki çalışmalar daha da hızlanmıştır. Nitekim Kâşî’nin Semerkant’a geldiğinde Uluğ Bey’e sunduğu eserinin Zîc-i Ḫâḳānî der Tekmîl-i Zîc-i İlḫânî olması, Uluğ Bey’in astronomik gözlemler yapılarak yeni bir zîc hazırlanması yönündeki motivasyonunun bir işareti olarak görülebilir. Bu bağlamda Uluğ Bey’in gözlem faaliyetlerine rasathâne inşaatının tamamlanmasından evvel başlamış olması ihtimal dahilindedir. Uluğ Bey’in uzun süre faaliyette kalacak bir rasathâne kurma motivasyonuyla, sabit yıldızların koordinatlarıyla ilgili Abdurrahman es-Sûfî’nin (ö. 376/986) Kitâbü Ṣuveri’l-kevâkibi’s̱-s̱âbite başlıklı eserinde aktardığı verilerle Semerkant’ta Uluğ Bey riyâsetinde başlayan gözlemler neticesinde elde edilenler arasındaki ihtilâf önemli bir etkendir. Sabit yıldızların enlem ve boylamlarının tesbitine yönelik Zîc-i Uluġ Bey’de yer alan bölümde bu durum zikredilmektedir. Semerkant’tan gözlemlenemeyen yirmi yedi yıldız haricindekilerin gözlemleri Uluğ Bey’in himayesinde gerçekleştirilmiştir. Uluğ Bey’in Kitâbü Ṣuveri’l-kevâkibi’s̱-s̱âbite’ye yönelik ilgisinin bir sonucu olarak eserin nâdide bir nüshası Uluğ Bey’in kütüphanesinde yer almıştır.
Rasathâne bünyesinde astronom, müneccim ve alet yapımcısı gibi roller üstlenmiş çok sayıda kişi çalışmıştır. Uluğ Bey, Zîc-i Uluġ Bey’in mukaddimesinde, katkılarından ötürü şu üç astronomu ismen zikretmektedir: Kâşî, Kadızâde-i Rûmî ve Ali Kuşçu. Rasathânede faaliyetlerde bulunmuş bir başka kişi olan astronom Muînüddîn-i Kâşî, tıpkı Kâşî gibi Kâşân’dan gelip rasathâne projesine katılmıştır. Muînüddin’in oğlu olan Mansûr Kâşî’nin de rasathâne çalışanlarından biri olduğu aktarılır. Kadızâde-i Rûmî’nin oğlu Hasan Çelebi’nin yine rasathânede çalışmış isimlerden olduğu ifade edilmektedir. Astronomi aletlerinde uzman olduğunu anladığımız Celâleddin el-Usturlâbî de rasathâneyle ilişkili isimler arasında zikredilmektedir. Kâşî’nin zikrettiği isimler arasında, alet yapımı konusundaki mahareti bilinen İbrâhim adlı bir ustayla rasathâne inşaatında yer almış olan İsmâil isimli bir usta da bulunmaktadır.
Semerkant Rasathânesi’nde yapılan uzun vadeli gözlemler neticesinde Batlamyus’un sabit yıldızlar için verdiği değerler revize edilmiş, gezegenlerin episikl ve eksantrik yarı çap değerleri yeniden hesaplanmıştır. Ekliptik eğimi 23֯ 30' 17", Semerkant’ın enlemiyse 39֯ 37' 33" olarak tesbit edilmiştir. Buna ek olarak buradaki gözlem faaliyetlerinin en önemli çıktısı Zîc-i Uluġ Bey olmuştur. Zîc-i Cedîd-i Sulṭânî, Zîc-i Gürgânî, Zîc-i Cedîd-i Gürgânî, Zîc-i Ḫâḳānî gibi adlarla da bilinen bu eser, astronomi, matematik ve astroloji alanlarında bilgiler vermenin yanı sıra gök cisimlerinin konumlarıyla alâkalı parametrelerden müteşekkil çok sayıda tablo içermektedir. Parametreler, Semerkant Rasathânesi’nde yapılmış gözlemlerden elde edilmiş verilerle hazırlanmıştır. XVI. yüzyılın en önemli âlim ve ansiklopedi yazarlarından olan Taşköprizâde’ye (ö. 968/1561) göre, dönemi itibariyle bu zîc, kendi türü içerisinde en iyisi ve doğruya en yakın olanıdır (eş-Şeḳāʾiḳu’n-nuʿmâniyye, I, 160). Zîc-i Uluġ Bey’in 841 (1437) yılında tamamlandığı genel olarak kabul edilse de Uluğ Bey’in ölümüne değin zîc üzerinde çalıştığı düşünülmektedir (bk. ZÎC-i ULUĞ BEY).
Semerkant Rasathânesi başta olmak üzere, Uluğ Bey döneminde matematik bilimleri bağlamında gelişen birikim erken modern dönem İslâm coğrafyasında kayda değer bir etki alanı oluşturmuştur. XIX. yüzyıl öncesinin üç büyük İslâm imparatorluğu olan Osmanlı, Safevî ve Bâbür devletlerinde yürütülen astronomi çalışmaları Semerkant geleneğinin izlerini taşımıştır. Ders kitabı olarak okutulan eserler yanında teorik, uygulamalı ve gözlemsel astronomi sahalarında yaygın kabul görmüş pek çok kitaba bakıldığında, bunların ya Semerkant okulu mensuplarınca yazıldığı ya da burada ortaya konmuş birikime dayanarak daha sonraki dönemlerde hazırlanmış eserler olduğu görülmektedir. Kurumsal anlamda ifade edecek olursak, 1575 yılında Osmanlı Sultanı III. Murad’ın himayesiyle Takıyyüddin er-Râsıd tarafından İstanbul Tophane sırtlarında kurulan rasathâne, Semerkant birikiminden ciddi oranda beslenmiş, Semerkant birikiminin eksik bıraktığı düşünülen hususları ikmal etme gayretini benimsemiştir. XVIII. yüzyıl Hindistan’ında Sawai Jai Singh II’nin (ö. 1743) kurdurduğu rasathâneler de Semerkant Rasathânesi’nin oluşturduğu etkinin bir başka örneğidir. Zîc-i Uluġ Bey, geniş bir coğrafyada kabul görmüş ve çeşitli dillere tercüme edilmiştir. Örneğin, Yahyâ b. Ali er-Rifâî tarafından Arapça’ya, Abdurrahman b. Osman tarafından Türkçe’ye ve Şah Fethullah Şîrâzî tarafından XVI. yüzyılda Urduca’ya çevrilmiştir. XVI ve XVII. yüzyıllarda eserin Sanskritçe ve Latince tercümeleri de yapılmıştır. Ayrıca Ali Kuşçu (ö. 879/1474), Mîrîm Çelebi (ö. 931/1525), Bircendî (ö. 934/1527-28 [?]) başta olmak üzere dönemlerinin seçkin astronomları Zîc-i Uluġ Bey üzerine şerhler yazmışlar ya da zîci temel alan çalışmalar ortaya koymuşlardır. Örneğin Şemseddin es-Sûfî el-Mısrî Teshîlü Zîci Uluġ Bey adıyla Zîc’in Kahire enlemine göre yeniden hesaplanmış bir versiyonunu hazırlamıştır. Osmanlı âlimi ve tabibi olan Abbas Vesim Efendi’nin (ö. 1175/1761-62) esere yazdığı Nehcü’l-bulûğ fî şerhi Zîci Uluğ adlı Türkçe şerh, Zîc-i Uluġ Bey’in XVIII. yüzyılda da İstanbul’da dikkate değer eserler arasında yer almaya devam ettiğine işaret etmektedir.
Semerkant birikiminin etkisini erken modern dönem Avrupa’sında da görmek mümkündür. Zîc-i Uluġ Bey, farklı Avrupa dillerine tercüme edilmiştir. 1650 dolaylarında Oxford profesörü John Greaves, Zîc’in bazı kısımlarını Latince’ye çevirmiştir. Louis Pierre Eugene Amélie Sédillot (ö. 1875), Zîc’in tablolardan önce yer alan uzun giriş bölümünün tahkikli metnini neşretmiş ve Fransızca tercüme ve açıklamalı şerhini Prolégomènes des tables astronomiques d’Oloug-Beg başlığıyla okuyucuyla buluşturmuştur. Almanca, İngilizce, Özbekçe, Rusça ve Türkçe başta olmak eserin çeşitli dillerde kısmî ya da tam tercümesini modern dönemde yapılmış çalışmalarda bulmak mümkündür. Sonuç itibariyle, Semerkant Rasathânesi çerçevesinde ortaya konmuş birikimin hem tercümeler yoluyla hem de eserlerin dolaşımda olması neticesinde Hint ve Çin bilim muhitlerine de ulaştığı ve bu etkileşimin daha detaylı çalışmaları hak ettiği belirtilmelidir.
BİBLİYOGRAFYA
Uluğ Bey’in Astronomi Cetvelleri: Zîc-i Uluğ Bey (trc. Mustafa Kaçar – Atilla Bir), I-II, Ankara 2012.
Taşköprizâde Ahmed Efendi, eş-Şeḳāʾiḳu’n-nuʿmâniyye, Beyrut 1405/1985, I, 160.
L. P. E. A. Sédillot, Prolégomènes des tables astronomiques d’Oloug-Beg, I-II, Paris 1847-53.
Sâlih Zeki, Âsâr-ı Bâkıye, İstanbul 1329, I.
Ulugh Beg’s Catalogue of Stars (nşr. E. Ball Knobel), Washington 1917.
Aydın Sayılı, The Observatory in Islam, Ankara 1960, tür.yer.
a.mlf., Uluğ Bey ve Semerkanddeki İlim Faaliyeti Hakkında Gıyasüddin-i Kâşî’nin Mektubu, Ankara 1991.
V. V. Barthold, Four Studies on the History of Central Asia (trc. V. Minorsky – T. Minorsky), Leiden 1963.
Lütfi Göker, Uluğ Bey Rasathanesi ve Medresesi, İstanbul 1995.
E. S. Kennedy, On the Contents and Significance of the Khāqānī Zīj by Jamshīd Ghiyāth al-Dīn al-Kāshī, Frankfurt am Main 1998.
a.mlf., “A Letter of Jamshīd al-Kāshī to His Father: Scientific Research and Personalities at a Fifteenth Century Court”, Orientalia, XXIX/2 (1960), s. 191-213.
Boris A. Rosenfeld – Ekmeleddin İhsanoğlu, Mathematicians, Astronomers and Other Scholars of Islamic Civilization and Their Works (7th-19th c.), Istanbul 2003, s. 86, 277-279, 282, 301, 333, 341, 717.
Susan N. Johnson-Roehr, “Observatories of Sawai Jai Singh II”, Handbook of Archaeoastronomy and Ethnoastronomy (ed. Clive L. N. Ruggles), New York 2014, s. 2017-2028.
Hasan Umut, Theoretical Astronomy in the Early Modern Ottoman Empire: ʿAlī al-Qūshjī’s al-Risāla al-Fatḥiyya (doktora tezi, 2019), McGill University.
Mohammad Bagheri, “A Newly Found Letter of Al-Kāshī on Scientific Life in Samarkand”, Historia Mathematica, sy. 24 (1997), s. 241-256.
İhsan Fazlıoğlu, “Osmanlı Felsefe-Biliminin Arkaplanı: Semerkand Matematik-Astronomi Okulu”, Dîvân: İlmî Araştırmalar, sy. 14 (2003), s. 1-66.
Salim Aydüz, “Uluğ Bey Zîci’nin Osmanlı Astronomi Çalışmalarındaki Yeri ve Önemi”, Bilig: Türk Dünyası Sosyal Bilimler Dergisi, sy. 25, Ankara 2003, s. 139-172.
Pouyan Rezvani – Hamid-Reza Giahi Yazdi, “A Revision of Prof. Sayili’s Account About the Samarqand Observatory and School Based on some Old Persian Texts”, Dört Öge, III/5 (2014), s. 29-32.
a.mlf.ler, “Chronology of the Events of the Samarqand ‘Observatory and School’ Based on some Old Persian Texts: A Revision”, Suhayl: International Journal for the History of the Exact and Natural Sciences in Islamic Civilisation, XIV (2015), sy. 145-165.
a.mlf.ler, “Raṣadḫâne-i Semerḳand”, Dânişnâme-i Cihân-ı İslâm, Tahran 1394 hş./2015, XX, 46-49.
Georg Zotti – S. Mohammad Mozaffari, “New Light on the Main Instrument of the Samarqand Observatory”, Journal for the History of Astronomy, LI/3 (2020), s. 255-271.
Yavuz Unat – Salim Aydüz, “Observatories”, The Oxford Encyclopedia of Philosophy, Science, and Technology in Islam (ed. İbrahim Kalın), New York 2014, II, 91-96.