SERBEDÂRÎLER

السربداريّون
Müellif:
SERBEDÂRÎLER
Müellif: ERDOĞAN MERÇİL
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2009
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 01.06.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/serbedariler
ERDOĞAN MERÇİL, "SERBEDÂRÎLER", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/serbedariler (01.06.2020).
Kopyalama metni
Hânedan adını kurucusu Abdürrezzâk’ın, “Erkekçe başını darağacına vermek alçakça katledilmekten bin kere daha iyidir” şeklindeki ifadesinde geçen “serbedâr” (darağacı) sözünden almıştır. Bölgede saygı gören bir memurun oğlu olan Abdürrezzâk bir Moğol memurunu veya elçisini öldürdükten sonra Beyhak (Sebzevâr) bölgesindeki Baştın’da isyan etti (9 Şâban 737 / 13 Mart 1337). Bu sırada bölgenin hâkimi Togay (Toga) Timur’un İlhanlı veliahtlığı için harekete geçmesi Moğol reislerinin isyanı ihmal etmesine yol açtı. Yönetimden memnun olmayanlarla iş birliği yaparak Sebzevâr’ın kontrolünü ele geçirip (12 Safer 738 / 9 Eylül 1337) emîr unvanı alan Abdürrezzâk bir tartışma esnasında kardeşi Vecîhüddin Mes‘ûd tarafından öldürüldü (12 Zilhicce 738 / 1 Temmuz 1338). Kendisine katılan askerler, gençler ve ayyârlarla taraftarları gittikçe artan Mes‘ûd, Mâzenderanlı Şiî şeyhi Halîfe’nin müridi Şeyh Hasan-ı Cûrî ile ittifak yaparak daha da güçlendi. Mes‘ûd’un 741 (1340-41) yılında Nîşâbur’u ele geçirmesi Togay Timur’u tedbir almaya sevketti. Gürgân (Cürcân) nehri kenarında meydana gelen savaşta Togay Timur bozguna uğradı, kaçmaya teşebbüs eden veziri Alâeddin Muhammed yakalanarak öldürüldü (23 Şâban 742 / 1 Şubat 1342). Câcerm, Damgan, Simnân ile Togay Timur’un başşehri Gürgân’ı ele geçiren Serbedârîler ardından topraklarını Herat Kertleri aleyhinde genişletmeye çalıştılar. Kertler ve Serbedârîler arasında yapılan savaşta Hasan-ı Cûrî öldürüldü (13 Safer 743 / 18 Temmuz 1342). Mes‘ûd’un onu giderek artan itibarından endişe ettiği için öldürdüğü de söylenir. Başlangıçta Serbedârîler lehine gelişen savaşı Kert Emîri Muizzüddin Hüseyin kazandı. Mes‘ûd mağlubiyetin izlerini silmek için Rüstemdâr ve Mâzenderan bölgelerine başlattığı akın sırasında ani bir hücuma uğrayarak öldürüldü (745/1344). Bu esnada Câm’dan Damgan’a, Habişan’dan Türşiz’e geniş bir saha Serbedârîler’in hâkimiyeti altındaydı. Mes‘ûd’un ölümünden sonra iktidarı kumandanlardan Muhammed Aytimur ele geçirdi, ancak emirliği fazla uzun sürmedi ve Hasan-ı Cûrî’nin müridlerinden bir derviş grubunun tahrikiyle öldürüldü (Muharrem 747 / Mayıs 1346). Bu olayın ardından Serbedârîler’in başına kimin geçeceği konusunda kararsız bir dönem yaşandı. Perde arkasında duruma hâkim olan Hâce Şemseddin Ali’nin onayı ile önce Kelû (Kelvâ) İsfendiyâr, daha sonra Mes‘ûd’un kardeşi Şemseddin başa geçirildi, fakat ikisinin de iktidarı uzun sürmedi. Nihayet Hâce Şemseddin Ali hükümdar olmayı kabul etti (16 Şâban 748 / 21 Kasım 1347). Hâce Şemseddin Ali emîrliğin idarî yapısını güçlendirdi, ekonomik bir reform programı uyguladı. İlk bağımsız Serbedârî sikkesi onun zamanında basıldı (748/1348). Komşu devletlerle antlaşmalar yaptı. Başarılı bir devlet adamı olan Hâce Şemseddin Ali, vergi işlerindeki yolsuzluğu yüzünden cezalandırdığı Haydar b. Kassâb ile Mes‘ûd’un eski kumandanlarından Yahyâ Kerrâbî (Kerâvî) tarafından öldürüldü (752/1351).

Serbedârî tahtına oturan Yahyâ çevredeki devletlerle mücadeleye girişti. Ordusu veba salgını yüzünden zayıflayan Togay Timur ile önce istemeyerek bir barış yaptı, ardından onu karargâhında öldürttü (16 Zilkade 754 / 13 Aralık 1353). Togay Timur’un ölümüyle Cengiz Han soyundan gelenlerin bölgedeki saltanatı sona ermiş oldu. Yahyâ, daha sonra Herat melikine karşı oluşan ittifakta Doğu Horasan Moğol hâkimleriyle birlikte yer aldı. Yahyâ’nın çok geçmeden bir akrabası tarafından öldürülmesinin ardından bir kargaşa dönemi yaşandı. Neticede Haydar b. Kassâb ve Hasan Dâmegānî ön plana çıkıp kendi adaylarını başa geçirdiler. Bunlardan biri Mes‘ûd’un oğlu Lutfullah idi. Onun döneminde Esterâbâd’ın eski valisinin oğlu Emîr Velî, Serbedârî valisini şehirden kovdu, Haydar b. Kassâb tarafından gönderilen kuvvetleri mağlûp etti. 759’da (1358) Esterâbâd’da kendi adına para bastırdı. Hasan Dâmegānî tarafından gönderilen yardımcı birlikleri de hezimete uğrattı. Daha sonra Emîr Lutfullah ile Hasan Dâmegānî arasında bir anlaşmazlık çıktı. Hasan, Lutfullah’ı hapse atıp öldürttükten (Receb 762 / Mayıs 1361) sonra kendi adına hüküm sürmeye başladı. Bu dönemde Şeyh Hasan-ı Cûrî’nin müridlerinden Derviş Azîz Meşhed’de isyan etti, müridlerinin desteğiyle Tûs’u da ele geçirdi. Ancak ardından İsfahan’a sürüldü. Öte yandan Sebzevârlı bir asilzade olan Hâce Ali b. Müeyyed bu karışıklıklardan yararlanarak Damgan şehrini zaptetti ve Derviş Azîz ile birleşerek Sebzevâr’ı ele geçirdi. Bu arada askerler ayaklanıp Hasan Dâmegānî’yi öldürdüler (763/1362). Dindar bir Şiî olan Hâce Ali, saltanatının sonuna doğru İmâmiyye Şîası’na mensup, Şehîd-i Evvel diye tanınan Muhammed b. Mekkî el-Âmilî’yi bölgede İmâmiyye Şîası’nı yaygınlaştırma faaliyetlerine önderlik etmesi için Sebzevâr’a davet etti. Muhammed b. Mekkî bu daveti kabul etmedi, fakat Hâce Ali’ye yol göstermek amacıyla İmâmiyye fıkhına dair el-Lümʿatü’d-Dımaşḳıyye adlı bir eser yazıp gönderdi. Hâce Ali daha sonra aralarındaki anlaşmazlık yüzünden müttefiki Derviş Azîz’i öldürttü (764/1363). Derviş Azîz’in halefi Rükneddin, Muzafferîler’den Şâh-ı Şücâ‘ın sarayına kaçtı. Ardından onların desteğiyle Sebzevâr’ı ele geçirdi (778/1376-77). Ancak Hâce Ali, Emîr Velî’nin yardımıyla bu şehri geri aldı (781/1379). Timur 783’te (1381) Serbedârîler’in başşehri Sebzevâr üzerine yürüdüğünde Hâce Ali onun hizmetine girerek iktidarını sürdürmeyi başardı. Hâce Ali’nin 788 (1386) yılında öldürülmesiyle Serbedârî hânedanı sona ermiş oldu. Hâce Ali’nin cesedi Sebzevâr’a nakledilerek burada gömüldü. Serbedârî hâkimiyetindeki topraklar Timur’a hizmet eden birkaç lider arasında bölündü. Hâce Ali’nin bir akrabası olan Sultan Ali, Timur’un ölümü (807/1405) üzerine ayaklanarak hânedanı ihya etme teşebbüsünde bulunduysa da yakalanıp Herat’ta öldürüldü. Serbedârî emîrlerinden Yahyâ Kerrâbî, Tûs şehrinde su kanallarını yeniden inşa ettirmiş, Hâce Ali, Sebzevâr’da Mescid-i Câmi‘i onartmış, ayrıca büyük bir depo yaptırmıştır. Aynı aileye mensup Emîr Şâhî ise iyi bir şair olarak temayüz etmiştir. Devrin şairlerinden İbn Yemîn-i Tuğrâî, Serbedârîler’in himayesine mazhar olmuştur.

BİBLİYOGRAFYA
İbn Battûta, Seyahatnâme (trc. A. Sait Aykut), İstanbul 2004, I, 559-560; Devletşah, Teẕkire (nşr. Muhammed Abbâsî), Tahran 1337 hş., s. 253-254, 263-264, 309-313, 322, 448, 480-481; Mîrhând, Ravżatü’ṣ-ṣafâʾ, V, 596-625; Hândmîr, Ḥabîbü’s-siyer (nşr. M. Debîr-i Siyâkī), Tahran 1333 hş., III, 356-366; İkbâl-i Âştiyânî, Târîḫ-i Mufaṣṣal-ı Îrân (nşr. M. Debîr-i Siyâkī), Tahran 1346 hş., s. 601-607; Hüseyin Kulı Sütûde, Târîḫ-i Âl-i Muẓaffer, Tahran 1346 hş., I, 175, 188, 201, 215; J. M. Smith, The History of the Sarbadār Dynasty 1336-1381 A.D., Paris 1970; Madjid Farsiani, Sosyoloji Açısından Horasan Sarbadaran Hareketi (doktora tezi, 1978), İÜ Ed.Fak.; A. Bausani, “Religion under the Mongols”, CHIr., V, 546-547; H. R. Roemer, Persien auf dem Weg in die Neuzeit: Iranische Geschichte von 1350-1750, Beirut 1989, s. 33-56; a.mlf., “The Jalayirids, Muzaffarids and Sarbadārs”, CHIr., VI, 16-39; J. Aubin, “La fin de’l etat Sarbadār du Khorasan”, JA, CCLXII (1974), s. 95-112; Mehrân Efşârî, “İran Tarihinde Civanmert Topluluklar” (trc. Ertuğrul Ertekin), Âşinâ, sy. 21-22, Ankara 2005, s. 47-50; V. F. Büchner, “Serbedârîler”, İA, X, 509-512; C. P. Melville, “Sarbadārids”, EI2 (İng.), IX, 47-49.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2009 yılında İstanbul'da basılan 36. cildinde, 549-550 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER