SIBTU’l-HAYYÂT

سبط الخيّاط
Müellif:
SIBTU’l-HAYYÂT
Müellif: TAYYAR ALTIKULAÇ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2009
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 15.11.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/sibtul-hayyat
TAYYAR ALTIKULAÇ, "SIBTU’l-HAYYÂT", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/sibtul-hayyat (15.11.2019).
Kopyalama metni
29 Şâban 464’te (21 Mayıs 1072) Bağdat’ta doğdu. Anne tarafından dedesi Şeyhülislâm Ebû Mansûr Muhammed b. Ahmed b. Ali el-Hayyât’a nisbetle Sıbtu’l-Hayyât diye meşhur oldu. Kendisinden büyük olan kardeşi kıraat âlimi Ebû Abdullah Hüseyin b. Ali de aynı lakapla anılmıştır. Abdullah ilimle uğraşan bir aile ortamında yetişti. Ebü’l-Hüseyin İbnü’n-Nâkūr, Ebû Mansûr Muhammed b. Muhammed el-Ukberî, Tırâd ez-Zeynebî ve Sâbit b. Bündâr’dan hadis dinledi. Başta dedesi Ebû Mansûr el-Hayyât olmak üzere Şerîf Abdülkāhir b. Abdüsselâm el-Mekkî el-Abbâsî, İbn Sivâr, Ebü’l-Hattâb İbnü’l-Cerrâh, Sâbit b. Bündâr, Yahyâ b. Ahmed es-Seyyibî gibi âlimlerden kıraat ilmi tahsil etti. 500 (1107) yılında Mekke’de Abdülhak b. Ebû Mervân es-Selcî’den Ebû Amr ed-Dânî’nin et-Teysîr adlı eserini okuduğuna göre (İbnü’l-Cezerî, Ġāyetü’n-Nihâye, I, 434) aynı yıl hac görevini ifa etmiş olmalıdır.

Sıbtu’l-Hayyât yetişme döneminden sonra kıraat, hadis ve nahiv dersleri verdi, telifle meşgul oldu. Abdülkerîm b. Muhammed es-Sem‘ânî eserlerindeki bazı görüşlerinden dolayı ağır bir dille eleştirildiğini, ancak duyduğuna göre bu görüşlerinden rücû ettiğini kaydetmiştir (Zehebî, Maʿrifetü’l-ḳurrâʾ, II, 962). 487 (1094) yılında başlayıp vefatına kadar sürdürdüğü İbn Cerde Mescidi’ndeki imamlığı sırasında kendisinden özellikle kıraat ilminde pek çok talebe istifade etti. Onun Irak’ta, “Benden veya dedemden ya da bizim öğrencilerimizden okumamış kıraat hocası yoktur desem herhalde doğru söylemiş olurum” şeklindeki ifadesi (Kemâleddin el-Enbârî, s. 402) döneminde bu ilmin tedrisindeki yerini göstermesi bakımından önemlidir. İbn Sükeyne diye tanınan Ebû Ahmed Abdülvehhâb b. Ali el-Bağdâdî, Muhammed b. Yûsuf el-Gaznevî, Muhammed b. Muhammed b. Hârûn el-Hillî, Ebü’l-Ferec İbnü’l-Cevzî, İbn Sa‘dûn el-Kurtubî ve Ebü’l-Yümn el-Kindî ondan bu ilimde faydalananlardan ve kendisinden hadis rivayet edenlerden bazılarıdır.

Kıraat ilmindeki üstünlüğü ve bu ilmi tedristeki şöhreti yanında Sıbtu’l-Hayyât güzel tilâvetiyle de tanınıyordu. Özellikle ramazan aylarında halk onun tilâvetini dinlemek için her gece İbn Cerde Mescidi’nde toplanıyordu. Ebü’l-Ferec İbnü’l-Cevzî, Sıbtu’l-Hayyât’ın sesinden daha tatlı ve güzel bir ses duymadığını belirtmiş, talebesi Ahmed b. Sâlih el-Cîlî de hayatı boyunca Fâtiha sûresini ondan daha güzel okuyan birini görmediğini ifade etmiştir. Zehebî ise Sıbt’ın geniş ilmî birikimine ve örnek kişiliğine işaret ettikten sonra yaşlılık yıllarında dahi çağdaşları arasında Kur’an tilâvetinde çok güzel bir sese sahip olduğuna dikkat çekmektedir. Sıbtu’l-Hayyât, 28 Rebîülâhir 541’de (7 Ekim 1146) Bağdat’ta İbn Cerde Mescidi’ndeki odasında vefat etti, Câmiu’l-Kasr’da kılınan cenaze namazının ardından Bâbüharb’de dedesinin yanına defnedildi. İbnü’l-Cevzî onun cenazesindeki gibi bir kalabalık görmediğini belirtmektedir.

Eserleri. 1. el-Mübhic fi’l-ḳırâʾâti’s-sebʿ el-mütemmeme bi-İbn Muḥayṣın ve’l-Aʿmeş ve Yaʿḳūb ve Ḫalef (el-Mübhic fi’l-ḳırâʾâti’s̱-s̱emân). İbnü’l-Cezerî’nin en-Neşr’inin kaynakları arasında (I, 83) yer alan ve çeşitli kütüphanelerde nüshaları bulunan eser, İstanbul’da Millet Kütüphanesi’ndeki nüshasına (Feyzullah Efendi, nr. 11) dayanılarak Seyyid Kesrevî Hasan’ın tahkikiyle neşredilmiştir (I-III, Beyrut 1427/2006; diğer nüshaları için bk. el-Fihrisü’ş-şâmil, s. 180). Müellif, eserin telifinde hocalarından Şerîf Abdülkāhir b. Abdüsselâm el-Mekkî’den öğrendiği kıraati esas almış (İbnü’l-Cezerî, Ġāyetü’n-Nihâye, I, 434), meşhur yedi kıraat imamının yanında Mekke kurrâsından İbn Muhaysın, Kûfe’den A‘meş ve meşhur on imamdan Halef b. Hişâm, Basra’dan yine meşhur on imamdan Ya‘kūb el-Hadramî’nin kıraatine yer vermiştir. Kısa bir mukaddimeden sonra eserde önce müellifi kıraat imamlarına bağlayan isnad zincirleri açıklanmış, ardından idgam, izhar, imâle, vakf, vasl gibi kıraat ve tecvid konuları işlenmiş, daha sonra Fâtiha sûresinden başlanarak Kur’an’ın sonuna kadar imamların ihtilâfları incelenmiştir. 2. el-İḫtiyâr fi’l-ḳırâʾâti’l-ʿaşr (el-İḫtiyâr fi’ḫtilâfi’l-ʿaşereti eʾimmeti’l-emṣâr). (Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye, Tal‘at, nr. 177/3; Köprülü Ktp., nr. 10, 219; İzmir Millî Ktp., nr. 663). 3. Tebṣıratü’l-mübtedî ve teẕkiretü’l-müntehî fi’l-ḳırâʾât. İbnü’l-Cezerî’nin en-Neşr’inin kaynakları arasında (I, 84) yer alan eserin bir nüshası Süleymaniye Kütüphanesi’nde (Lala İsmâil, nr. 4, vr. 54-57), diğer nüshaları Milano’da Ambrosiana (nr. 86 A) ve Madrid’de Junta (nr. 81) kütüphanelerinde kayıtlıdır. 4. el-Kifâye fi’l-ḳırâʾâti’s-sit. Yine İbnü’l-Cezerî’nin en-Neşr’inin kaynakları arasında (I, 84) yer alan eserin bir nüshası Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye’dedir (Tal‘at, nr. 177/2, 40 varak). Sıbtu’l-Hayyât’ın kaynaklarda adı geçen diğer eserleri de şunlardır: el-Îcâz fi’l-ḳırâʾâti’s-sebʿ, er-Ravża fi’l-ḳırâʾâti’s-sebʿ, el-Müʾeyyide fi’s-sebʿa, Ḳaṣîde fî ḳırâʾati Nâfiʿ, el-Mûḍıḥa fi’l-ʿaşra, el-Ḳaṣîdetü’l-müncide fi’l-ḳırâʾâti’l-ʿaşr, İrâdetü’ṭ-ṭâlib ve ifâdetü’l-vâhib (bir önceki kasidenin “ferşü’l-hurûf” bölümünü oluşturan eser İbnü’l-Cezerî’nin en-Neşr’inin kaynakları arasında [I, 84] yer almaktadır), eş-Şemsü’l-münîre.

BİBLİYOGRAFYA
Kemâleddin el-Enbârî, Nüzhetü’l-elibbâʾ (nşr. M. Ebü’l-Fazl İbrâhim), Kahire 1386/1967, s. 402-403; İbnü’l-Cevzî, el-Muntaẓam (Atâ), XVIII, 51-52; İbnü’l-Kıftî, İnbâhü’r-ruvât, II, 122-123; Zehebî, Maʿrifetü’l-ḳurrâʾ (Altıkulaç), II, 960-963; a.mlf., Târîḫu’l-İslâm: sene 541-550, s. 69-72; İbnü’l-Cezerî, Ġāyetü’n-Nihâye, I, 434-435; a.mlf., en-Neşr, I, 83-85; Keşfü’ẓ-ẓunûn, I, 52, 206, 338; II, 1344, 1499, 1582; Brockelmann, GAL Suppl., I, 723; Hediyyetü’l-ʿârifîn, I, 455; el-Fihrisü’ş-şâmil: ʿUlûmü’l-Ḳurʾân, maḫṭûṭâtü’l-ḳırâʾât (nşr. el-Mecmau’l-melekî), Amman 1987, I, 108; a.e., Amman 1994, s. 16, 36, 166, 180.

Tayyar Altıkulaç
Bu madde ilk olarak 2009 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 37. cildinde, 89-90 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.