SİGETVAR

Müellif:
SİGETVAR
Müellif: GÉZA DÁVID
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2009
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 16.12.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/sigetvar
GÉZA DÁVID, "SİGETVAR", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/sigetvar (16.12.2019).
Kopyalama metni
Macaristan’ın güneybatısında Hırvatistan sınırına yakın bir mevkide Almás çayı yanında ve bataklıkları içinde bulunan ve “ada kale” anlamına gelen Szigetvár, XVI ve XVII. yüzyıllarda Osmanlı sancak merkezi olup Türk kaynaklarında Sigetvar, bugün ise Zigetvar diye geçer. Şehrin adı ilk defa 1391 yılında kaleme alınan bir belgede Sziget (Zygeth) şeklinde Somogy idarî birimine bağlı yerleşim merkezleri arasında anılır. Zamanla 1449’a kadar kalesi yapılarak bir şehir statüsü kazanmış olmalıdır.

950’de (1543) Osmanlılar’ın Estergon (Esztergom) seferinden sonra Sigetvar, Macar serhat kaleleri içerisinde stratejik bir önem kazandı. Burada yerleşmiş olan askerler Osmanlı hâkimiyeti altındaki bölgelere sık sık akınlar düzenleyip halktan vergi toplamaya çalıştı. Kalenin bu stratejik konumunu iyi bilen Osmanlılar, hisarı ilk defa Budin Valisi Toygun Paşa kumandasında 962’de (1555) muhasara ettilerse de başarılı olamadılar. Bir yıl sonraki bir başka kuşatmadan da sonuç alamadılar.

Kanûnî Sultan Süleyman’ın Viyana’ya karşı yürütülmesi düşünülen son seferi sırasında 18 Muharrem 974’te (5 Ağustos 1566) Sigetvar’ın önlerine varıldı. Bu sırada şehir bir kale ile eski ve yeni kentten oluşan üç parça halindeydi ve bunlar birbirine köprülerle bağlanmıştı. Kale yine etrafı surla çevrili bu iki şehrin kuzeyinde bulunuyordu. Etrafında su dolu hendekler vardı. Kalenin kumandanı Güneybatı Macaristan’ın önde gelen asilzade ailesinden Kont Miklós Zrínyi’ydi. Bir ay süren kuşatmada her iki tarafta yüksek miktarda can kaybı oldu. Yoğun top ateşi ve hendeklerdeki suyun akıtılmasından sonra 13 Ağustos’ta eski şehir kısmı, 19 Ağustos’ta da yeni şehir bölümü alındı. Kalede direniş sürdü. Üç umumi hücumun ardından 5 Eylül’de açılan bir lağıma (tünel) yerleştirilen humbaranın ateşlenmesiyle kalenin altında müdafilerin sakladığı barut mahzeni ateş aldı ve ardarda patladı. Savunmanın çökmesi üzerine ümitsiz duruma düşen Zrínyi yanındaki askerlerle kaleden huruç hareketine giriştiyse de yaralı halde esir düştü. Başı kesilip Gyór (Yanıkkale, Raab) yakınlarında beklemekte olan Habsburg Kralı II. Maksimilyan’a gönderildi. Bu arada kaleye yapılan hücumdan biraz önce Kanûnî Sultan Süleyman burada vefat etti. İç organlarının Sigetvar’da gömüldüğü yolundaki iddialar geç tarihli kaynaklarda yer alır ve şüpheyle karşılanır. Olayların tanığı olan Feridun Bey, Sigetvar’ın fethiyle ilgili yazdığı eserinde bu konuda hiçbir şey söylemez. Buradaki gerçek yeri henüz saptanamayan Kanûnî Türbesi’nin ne zaman inşa edildiği bilinmemektedir. Kale alınınca süratle güçlendirildi ve içinde bir cami inşa edildi. İç ve dış kalenin etrafındaki hendek temizlendi, burç ve bedenleri tamir edildi. Hemen ardından 978’de (1570) bölgenin tahriri yapıldı. İcmal kayıtlarını ihtiva eden bu tahrirle ilgili bir defter bugüne ulaşmıştır (BA, TD, nr. 503).

Osmanlılar’ın eline geçen Sigetvar yeni bir sancak merkezi sıfatını kazandı ve ilk sancak beyi daha önce Peçuy (Pécs) alay beyiliği yapan İskender Bey oldu (BA, KK, nr. 74, s. 102; BA, MAD, nr. 563, s. 54; Peçuylu İbrâhim, I, 420). Adı geçen idarî birimde, 987 (1579) yılında Drava nehrinin kuzeyindeki bölgede önceden kısmen Peçuy ve Mohaç livâlarına ait olan Harşan (Nagyhar-sány), Şikloş (Siklós), Şelin (Sellye), Vaşkasenmarton (Vaskaszentmárton), Gırıjgal (Görösgal), Sigetvar, Bobofça (Babócsa), Berzençe (Berzence), Şegeş (Segesd) ve Kanije (Nagyk, Kanizsa) olmak üzere toplam on nahiye bulunuyordu. Doğudaki komşusu Mohaç-Sekçöy (Mohács-Szekcsó), kuzeydekiler ise Peçuy ve Kopan (Koppány) sancaklarıydı; batıda ve kuzeybatıda sınırları siyasî duruma göre değişmekteydi. Özellikle Kanije nahiyesindeki köy ve kasabaların çoğu bu dönemde henüz kesin biçimde Osmanlı kontrolü altına giremedi.

1594 Haziran ayında batıya doğru ilerleme politikası çerçevesinde burada daha önce beş defa sancak beyliği görevinde bulunan Tiryâkî Hasan, Sigetvar beylerbeyiliğine getirildi ve buraya Pojega (Pozsega), Peçuy, belki Kopan ve Mohaç livâları da bağlandı (BA, MD, nr. 73, s. 104, hk. 236; s. 412, hk. 905; KK, nr. 344, s. 362-363). İki yıl sonra bu paşalık kaldırılarak tekrar sancak oldu. 1600’den itibaren Sigetvar, beylerbeyi gelir kaynağını (has) ve ara sıra da ikamet yerini oluşturarak Kanije vilâyetinin bir parçası haline geldi. Bu sebeple XVII. yüzyılda Sigetvar’a sancak beyi düzenli biçimde tayin edilmedi.

Şehrin 1554’teki yoğun Macar nüfusu 1579’a kadar buradan tamamıyla ayrıldı. 1 Şâban 987 (23 Eylül 1579) tarihini taşıyan ve sancağın bugüne kadar gelen tek mufassal tahrir kaydını ihtiva eden defterde yalnız beş çingene ailesi anılır (München, Bayerische Staatsbibliothek, Cod. Turc, nr. 138, vr. 44b). Ayrıca şehrin dışında ayrı bir kasaba olarak gösterilen yerde Kanûnî Sultan Süleyman evkafı olduğu belirtilen on iki hücreli bir zâviyeye ait kayıtlar yer alır. Zâviyede bir şeyh ve hatip, iki müezzin, bir devirhan, bir kayyım vazife yapmaktaydı. İki müslüman mahallesinde (Mehmed Bayezid ve Veli Ali) elli bir erkek nüfustan ibaret müslüman kayıtlıydı ve bunların yirmi dokuzunun baba adı mühtedi olduklarını çağrıştıran “Abdullah” nisbesini taşımaktaydı. Kalede ise zamanla azalan Osmanlı muhafızları hizmet etmekteydi. XVII. yüzyılın ikinci yarısına kadar şehre hıristiyan aileleri tekrar yerleşti. Bunların çoğu büyük ihtimalle Sırp menşeliydi. 1675 tarihli bir şikâyet kaydında bunların iki cami arasında meyhâneler açıp müslümanları namaza gitmekten engellediği, ayrıca Çingeneler’e müzik çaldırarak gürültülü bir şekilde eğlendikleri belirtilir (Das osmanische “Registerbuch der Beschwerden”, vr. 63b, hk. 4). Sigetvar, uzun süren ablukadan ve Viyana’da yapılan görüşmelerden sonra 1689 Şubat ayında Habsburglar’a teslim oldu.

Şehirde yapılan Osmanlı eserlerinden Kanûnî Sultan Süleyman Camii kalenin içinde kesik minaresiyle bugüne ulaşmıştır (bk. KANÛNÎ SULTAN SÜLEYMAN CAMİİ). Sonradan kiliseye çevrilen, Ali Paşa Camii olarak tanınan ikinci ibadet yerinin bânisi şimdiye kadar bilinmemekteydi (DİA, II, 429). Birbirini teyit eden bazı verilerden bu kişinin kuşatma sırasında yeniçeri ağası, 1568’den beri kaptanpaşa görevini ifa eden ve 1571 İnebahtı Seferi’nde ölen, Sigetvar’da ise bir vakıf ve bir değirmen sahibi olan Müezzinzâde Ali Paşa olduğu anlaşılmaktadır (bk. ALİ PAŞA CAMİİ). Bu caminin yakınında kullanma amacı belli olmayan bir “Türk evi” daha vardır. Ayrıca kale surlarının bir kısmı Osmanlı döneminde yapıldı veya genişletildi.

Sigetvar’ı tasvir eden ve XVI. yüzyılda yapılan Türk minyatürleri gerçekçi olmalarıyla dikkat çeker. “Sigetvarnâme” vb. adlar altında muhasara ile ilgili birkaç tarih yazılmıştır. Bunlar içinde en meşhuru Nişancı Feridun Ahmed Bey’in kaleme aldığı, minyatürlerle süslü Nüzhetü’l-esrâri’l-ahbâr der Sefer-i Sigetvar’dır. Şehrin dışında Kaposvár yoluna düşen ve sultanın çadır yeri olarak bilinen mevkide 1994 yılında Kanûnî’nin büyük boy büstü dikilerek Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından açıldı, birkaç yıl sonra da yanına Miklós Zrínyi’nin benzer heykeli ilâve edildi. Nüfusu son zamanlarda azalma eğilimi gösteren ve 2001 yılında 11.353 kişiye düşen Sigetvar’da 1996’dan beri Türkiye Cumhuriyeti’nin fahrî konsolosluğu faaliyet göstermektedir.

BİBLİYOGRAFYA
Peçuylu İbrâhim, Târih, I, 420; Das osmanische “Registerbuch der Beschwerden” (Şikāyet Defteri) vom Jahre 1675 (ed. H. G. Majer), Wien 1984, vr. 63b, hk. 4; L. Bende, “Sziget ostroma 1566-ban”, Szigetvári emlékkönyv (ed. L. Rúzsás), Budapest 1966, s. 61-104; Münir Aktepe, “Szigetvar Livâsı Kanunnâmesi”, Kanunî Armağanı, Ankara 1970, s. 187-202; I. Sugár István, Szigetvár és viadala, Budapest 1976; Szabolcs Varga, “A vár és mezöváros története 1526 és 1566 között”, Szigetvár története (ed. S. Bósze v.dğr.), Szigetvár 2006, s. 45-91; Klára Hegyi, “A török végvár”, a.e., s. 93-108; Zsuzsa Barbarics, “Az oszmán uralom alóli felszabadulás”, a.e., s. 129-145; Géza Dávid, “Török közigazgatás a városban”, a.e., s. 109-127; a.mlf., “Die Bege von Szigetvár im 16. Jahrhundert”, WZKM, LXXXII (1992), s. 67-96; a.mlf., “Sigetwār”, EI2 (İng.), IX, 557; Hüseyin G. Yurdaydın, “Sigetvarnâmeler”, AÜİFD, I/2-3 (1952), s. 124-130; M. Tayyib Gökbilgin, “Kanuni Süleyman’ın 1566 Szigetvar Seferi Sebepleri ve Hazırlıkları”, TD, XVI/21 (1966), s. 1-14; N. Vatin, “Un türbe sans maître. Note sur la fondation et la destination du türbe de Soliman-le-Magnifique à Szigetvár”, Turcica, XXXVII, Paris 2005, s. 9-42.
Bu madde ilk olarak 2009 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 37. cildinde, 157-159 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.