SİMCÛRÎLER

آل سيمجور
Müellif:
SİMCÛRÎLER
Müellif: ERDOĞAN MERÇİL
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2009
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 10.12.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/simcuriler
ERDOĞAN MERÇİL, "SİMCÛRÎLER", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/simcuriler (10.12.2019).
Kopyalama metni
Ailenin kurucusu Ebû İmrân Simcûr ed-Devâtî, Sâmânî Emîri İsmâil b. Ahmed’in (892-907) gulâmı idi. Nisbesinden Sâmânî sarayında idarî görev yaptığı anlaşılmaktadır. 298’de (911) Sîstan’a hâkim olan Sâmânîler bölgenin yönetimini Simcûr’a bıraktılar. Birkaç ay sonra bölgeye Sâmânî hânedanından Ebû Sâlih Mansûr b. İshak vâli tayin edildi. 300 (913) yılında tekrar Sîstan valisi olan Simcûr, Emîr Ahmed b. İsmail’in öldürülmesinin (301/914) ardından ortaya çıkan kargaşa döneminde ayyârların düzenlediği baskına karşı koyamayıp Kuhistan tarafına kaçtı. Bu olayın ardından bölgeyi kısa bir süre için Ebû Sâlih Mansûr ele geçirdi. Ancak Simcûr, bir süre sonra Kuhistan’a tekrar hâkim olmayı başardı (303/916). Taberistan Zeydîleri’nin 308’de (921) Leylâ b. Nu‘mân kumandasında Cürcân’a gönderdikleri ordu Sâmânî kumandanı Kara Tegin’i mağlûp etti. Leylâ, Nîşâbur’da Hasan b. Kāsım ed-Dâî adına hutbe okuttu. Durumu öğrenen Sâmânî Emîri Nasr b. Ahmed, Leylâ b. Nu‘mân’a karşı bir ordu gönderdi, bu orduda Simcûr da yer alıyordu. Leylâ b. Nu‘mân, Sâmânî kuvvetleri karşısında mağlûp oldu, daha sonra da öldürüldü. Nasr b. Ahmed, Hasan b. Kāsım ed-Dâî’nin adamlarının Cürcân’a hâkim olduğunu öğrendiğinde Simcûr’u 4000 kişilik süvari birliğiyle oraya gönderdi. Cürcân’a hâkim olan Simcûr daha sonra Mâkân b. Kâkî önünde başarısızlığa uğrayarak Cürcân’ı terketti (Zilhicce 310 / Nisan 923). Sâmânîler’in Rey şehrini Sâcoğulları’nın elinden almasının ardından buraya vali tayin edilen Simcûr’un (314/926) son görevi Herat valiliğidir (yaklaşık 930-932).

Simcûr’dan sonra ailenin başına geçen oğlu İbrâhim, Nasr b. Ahmed’in Kirman’a gönderdiği orduda yer aldı. Cürcân’a hâkim olmak isteyen Nasr’ın Ebû Ali Ahmed b. Muhtâc kumandasında gönderdiği ordu yedi aylık bir muhasaradan sonra Cürcân şehrini ele geçirince (328 yılı sonları / Ağustos-Eylül 940) İbrâhim buraya vali tayin edildi. 331 (942-43) yılına kadar bu görevini sürdüren İbrâhim, I. Nûh döneminde Nîşâbur valiliğine getirildi (Ramazan 333 / Nisan-Mayıs 945). Bu olay üzerine Ebû Ali Ahmed b. Muhtâc isyan edip Muharrem 335’te (Ağustos 946) Nîşâbur’u ele geçirdi. Şevval 336’da (Nisan-Mayıs 948) ölen İbrâhim’in yerine oğlu Ebü’l-Hasan Muhammed geçti. Ebü’l-Hasan’ın ilk görevi muhtemelen Nîşâbur şahneliğidir. Ardından Horasan sipehsâlârı tayin edildi. Hakkındaki şikâyetler yüzünden görevinden azledilen (Cemâziyelâhir 349 / Ağustos 960) Ebü’l-Hasan Muhammed ertesi yıl göreve ikinci defa tayin edildiğinde (Zilhicce 350 / Ocak 962) halka karşı iyi davranarak başarılı bir yönetim uyguladı. Ziyârî Emîri Veşmgîr’in (Vuşmgîr) ölümüyle (357/967) Ziyârîler arasında başlayan taht mücadelesine Sâmânîler adına müdahale eden Ebü’l-Hasan bu dönemde Buhara’daki rakipleri tarafından becerisizlikle itham edildi. Emîr I. Mansûr b. Nûh onu azletmeyi düşündüyse de Buhara’daki faaliyetleriyle emîrin güvenini kazanarak görevde kalmasını başardı. Ebü’l-Hasan, daha sonra Sâmânîler ile Büveyhîler arasındaki anlaşmazlığın barışla sonuçlanmasında önemli rol oynadı (361/971-72).

II. Nûh, Sâmânî tahtına geçtikten sonra Ebü’l-Hasan Muhammed b. İbrâhim’e yakınlık gösterdi ve kızıyla evlendi. Ancak bir süre sonra Vezir Ebü’l-Hüseyin (Ebü’l-Hasan) Abdullah (Ubeydullah) b. Ahmed el-Utbî’nin etkisinde kalarak onu görevinden azletti (371/982). Ebü’l-Hasan bunun üzerine Horasan’dan ayrılıp iktâı Kuhistan’a çekildi. Bu sırada Saffârî hânedanının idaresinde bulunan Sîstan’ı ele geçirmek isteyen II. Nûh, Saffârîler’le olan meseleleri halletmek için Ebü’l-Hasan’ı bir mektupla Sîstan’a gönderdi. Sîstan’a giden Ebü’l-Hasan, Saffârîler ile Sâmânîler arasındaki anlaşmazlığı çözümledi ve II. Nûh adına hutbe okutarak geri döndü (17 Zilhicce 372 / 2 Haziran 983). Vezir Utbî’nin öldürülmesinden sonra yeni vezir Abdullah b. Muhammed b. Uzeyr, Horasan sipehsâlârı Ebü’l-Abbas Hüsâmüddevle Taş’ı azledip yerine üçüncü defa Ebü’l-Hasan es-Simcûrî’yi getirdi (Rebîülevvel 376 / Temmuz-Ağustos 986). Ebü’l-Hasan Zilhicce 378’de (Mart-Nisan 989) Nîşâbur’da vefat etti. Yerine geçen oğlu Ebû Ali Muhammed daha babasının sağlığında siyaset sahnesinde faaldi. Simcûrî ailesinin devlet içindeki nüfuzunu kırmak isteyen II. Nasr, Emîr Fâik el-Hâssa’yı Horasan sipehsâlârlığına tayin edince Ebû Ali bu durumu kabul etmeyip harekete geçti. Ebû Ali ile Fâik arasında meydana gelen savaşı Ebû Ali kazandı. Bu olayın ardından II. Nûh, Ebû Ali’yi Horasan sipehsâlârlığına tayin edip “İmâdüddevle” lakabını verdi; menşur, bayrak ve hil‘at gönderdi. Bastırdığı sikkelerde “emîrü’l-ümerâ” unvanını kullanan Ebû Ali, bağımsız denilecek kadar kuvvetli bir duruma geldikten sonra Sâmânî Devleti’ni ortadan kaldırmak için bir müttefik aramaya başladı. Bu amaçla Karahanlılar ile bir ittifak yaptıysa da bu kendisine bir fayda sağlamayınca bu defa eski düşmanı Fâik el-Hâssa ile anlaştı. II. Nûh ise Gazneli Hükümdarı Sebük Tegin’den yardım istedi. Herat yakınlarında yapılan savaşı Sebük Tegin kazandı. Ebû Ali daha sonra Fâik ile beraber Sebük Tegin’in oğlu Gazneli Mahmud’u mağlûp ederek tekrar Nîşâbur’a hâkim oldu ve bağımsızlığını ilân edip kendi adına hutbe okuttu. Bir süre sonra Fâik ile beraber Sebük Tegin ve oğlu Mahmud’a karşı harekete geçen Ebû Ali Tûs’ta yapılan savaşta yenilince (20 Cemâziyelâhir 385 / 22 Temmuz 995) Hârizm’e kaçtı. II. Nûh’tan af dilemesi üzerine Buhara’ya çağrıldı, burada II. Nûh’un emriyle tutuklanarak hapsedildi (Cemâziyelâhir 386 / Haziran-Temmuz 996). 387 (997) yılında öldü.

Simcûrîler’in son emîri Ebü’l-Kāsım Ali b. Ebü’l-Hasan Muhammed başlangıçta Sebük Tegin ve Sâmânîler’e itaat etti. Bunun üzerine kendisine Kuhistan bölgesinin idaresi verildi. Ebü’l-Kāsım, daha sonra Sâmânî Veziri Abdullah b. Muhammed b. Uzeyr ile Sebük Tegin arasındaki anlaşmazlıktan yararlanıp Nîşâbur’u ele geçirdi. Ancak Sebük Tegin’in Karahanlılar ile Sâmânîler arasında antlaşma sağlaması ve kardeşi Buğracuk ile Mahmud’u Nîşâbur’a göndermesi üzerine Cürcân’a kaçmak zorunda kaldı. Cürcân’a hâkim olan Büveyhî Emîri Fahrüddevle onu çok iyi karşıladı ve maddî destekte bulundu. II. Nûh’un ve ardından Sebük Tegin’in ölümüyle Gazneli Mahmud’un taht mücadelesi için Nîşâbur’dan ayrılması bir kargaşaya sebep oldu. Yeni Sâmânî Emîri II. Mansûr b. Nûh, Horasan sipehsâlârlığına Türk kumandanlarından Begtüzün’ü tayin etti. Ebü’l-Kāsım bu mevkiyi ele geçirmek için Begtüzün ile savaştıysa da başarılı olamayarak Kuhistan’a döndü (Rebîülevvel 388 / Mart 998), ardından Begtüzün ve Fâik ile birleşip Gazneli Mahmud’un üzerine yürüdü. Merv civarında yapılan savaşı Gazneli Mahmud kazanınca (27 Cemâziyelevvel 389 / 16 Mayıs 999) Ebü’l-Kāsım Kuhistan’a kaçtı. Ertesi yıl Sâmânî Devleti’ni diriltmek için mücadeleye girişen İsmâil b. Nûh ile ittifak yaptı. Ancak Gazneli Mahmud’un kardeşi ve Horasan Sipehsâlârı Nasr b. Sebük Tegin onları mağlûp etti. Esir alınıp Gazne’ye gönderilen (392/1002) Ebü’l-Kāsım’ın ne zaman öldüğü bilinmemektedir. Onun ölümüyle Simcûrî ailesi siyaset sahnesinden çekilmiş oldu. Simcûrîler’in Selçuklular zamanında hâlâ Kuhistan’da bulundukları, bunlardan bir kısmının Anadolu’ya giderek Anadolu Selçukluları Devleti’nin hizmetine girdikleri bilinmektedir. Tercüman Tâceddin es-Simcûrî bunlardan biridir.

BİBLİYOGRAFYA
C. E. Bosworth, The Ghaznavids: Their Empire in Afghanistan and Eastern Iran: 994-1040, Edinburgh 1963, s. 29-30, 41, 44, 57-58, 69, 111, 116, 124, 177; a.mlf., “Sīmdjūrids”, EI2 (İng.), IX, 612; İkbâl-i Âştiyânî, Târîḫ-i Mufaṣṣal-ı Îrân (nşr. M. Debîr-i Siyâkī), Tahran 1346 hş., s. 214-215, 232, 236-240, 250; R. W. Bulliet, The Patricians of Nishapur, Cambridge 1972, s. 18, 62-64, 70, 93, 118, 159, 202; V. V. Barthold, Moğol İstilâsına Kadar Türkistan (haz. Hakkı Dursun Yıldız), Ankara 1990, s. 11, 18, 52, 246, 257, 268, 270-272, 276, 278-283, 287; a.mlf., “Ebü’l-Hasan”, İA, IV, 83; a.mlf., “Ebû Ali”, a.e., IV, 10-11; Erdoğan Merçil, “Muhtacoğulları”, Prof. Dr. Fikret Işıltan’a 80. Doğum Yılı Armağanı, İstanbul 1995, s. 74-81, 88; a.mlf., “Sîmcûrîler I: Sîmcûr ed-Devâtî”, TD, sy. 32 (1979), s. 71-88; a.mlf., “Sîmcûrîler II: İbrâhîm b. Sîmcûr”, TED, sy. 10-11 (1981), s. 91-96; a.mlf., “Sîmcûrîler III: Ebü’l-Hasan Muhammed b. İbrahim b. Sîmcûr”, TD, sy. 33 (1982), s. 115-132; a.mlf., “Sîmcûrîler IV: Ebû Ali b. Ebü’l-Hasan Sîmcûrî”, TTK Belleten, sy. 195 (1986), s. 547-567; a.mlf., “Sîmcûrîler V: Ebü’l-Kâsım b. Ebü’l-Hasan Sîmcûrî”, TED, sy. 13 (1987), s. 123-138; Aydın Usta, Şamanizmden Müslümanlığa Türklerin İslamlaşma Serüveni (Sâmâniler Devleti 874-1005), İstanbul 2007, tür.yer.; Ebü’l-Fazl Hatîbî, “Ebû ʿAlî Sîmcûr”, DMBİ, VI, 41-44; a.mlf., “Ebü’l-Ḳāsım Sîmcûr”, a.e., VI, 165-166.
Bu madde ilk olarak 2009 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 37. cildinde, 210-211 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.