SUDÂ’ (Benî Sudâ’)

بنو صداء
Müellif:
SUDÂ’ (Benî Sudâ’)
Müellif: CASİM AVCI
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2009
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 12.12.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/suda-beni-suda
CASİM AVCI, "SUDÂ’ (Benî Sudâ’)", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/suda-beni-suda (12.12.2019).
Kopyalama metni
Mezhic kabilesinin alt kollarından biri olan Benî Sudâ’ın soyu Yezîd b. Harb’e dayanır. Bazı kaynaklarda Sudâ’, Yezîd b. Harb’in diğer adı veya lakabı olarak zikredilirken bazılarında oğlu olarak Sudâ’ b. Yezîd şeklinde kaydedilmektedir. Sudâ’ kabilesi Hâris, Galî, Seyhân (Sinhân), Şimrân, Hiffân ve Münebbih adıyla altı kola ayrılmaktadır. Bu altı kabilenin Mezhic’in diğer kollarından Benî Hâris b. Kâ‘b ile ittifak kurduğu için Cenb diye anıldığı, Benî Sudâ’ın ayrıca Mezhic’in Sa‘d el-Aşîre kolu ile ittifak yaptığı nakledilmektedir. Kabile Yemen’de San‘a’nın 42 fersah kuzeyinde kendi adıyla anılan bölgede yaşamaktaydı (Yâkūt, III, 397). Mezhic kabilesi ve kollarının Câhiliye döneminde Âmir b. Sa‘saa kabilesiyle yaptığı savaşa Benî Sudâ’ da katılmış, Necid bölgesindeki Feyfürrîh adı verilen yerde meydana gelen savaş iki tarafın yenişemeyip ağır kayıplar vermesiyle sonuçlanmıştır (Cevâd Ali, V, 353). Sudâ’ kabilesi bu dönemde, Gatafân kabilesinin kollarından olup Tihâme’de yaşayan Benî Bagīz b. Reys kabilesinin saldırısına uğramış ve yine ağır kayıplar vermiştir (Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, XIX, 19).

Sudâ’ kabilesi hicretin 8. (630) yılında İslâmiyet’i kabul etti. Bu yıl Hz. Peygamber, Mekke’nin fethinin ardından Medine’ye döndükten sonra ensarın ileri gelenlerinden Kays b. Sa‘d b. Ubâde el-Hazrecî’yi 400 kişilik bir seriyyenin kumandanlığına getirdi. Kendisine beyaz bir sancakla siyah bayrak vererek Sudâ’ kabilesi üzerine gitmesini emretti. Ancak Kays b. Sa‘d’ın, Medine yakınlarındaki Kanât vadisinde sefer hazırlıkları yaptığı sırada durumdan haberdar olan Sudâ’ kabilesine mensup sahâbî Ziyâd b. Hâris, Resûl-i Ekrem’in yanına geldi ve, “Ben kabilem adına geldim, onların müslüman olacaklarına garanti veriyorum” diyerek askerlerini geri çevirmesini rica etti. Bunun üzerine Hz. Peygamber seriyyeyi yollamaktan vazgeçti. Görüşmeden on beş gün sonra Sudâ’ kabilesinden on beş kişilik bir heyet Medine’ye geldi. Sa‘d b. Ubâde tarafından misafir edilen heyet Resûlullah’la görüştü ve kabilenin müslüman olduğunu belirterek onlar adına biat etti. Vedâ haccında Benî Sudâ’ kabilesine mensup 100 sahâbînin de hazır bulunduğu kaydedilmektedir (İbn Sa‘d, I, 326). Hz. Peygamber’in vefatına yakın dönemde Yemen bölgesinde bazı kabileler irtidad ettiği halde Benî Sudâ’ bu hareketlerde yer almadı (Fayda, s. 118). Kādisiye Savaşı, Hz. Hüseyin’in şehid edilmesi ve Tevvâbîn hareketi gibi bazı olaylarda Benî Sudâ’ kabilesi mensuplarının da yer aldığı nakledilmektedir (Taberî, III, 484; V, 413; VI, 65).

Kabilesinin İslâm’a girmesinde önemli rol oynayan Ziyâd b. Hâris es-Sudâî bazı gazvelere katıldı, daha sonra Mısır’a yerleşti (Fayda, s. 113). Rivayete göre bir sefer sırasında Hz. Peygamber’in emriyle ezan okumuş, ardından Bilâl-i Habeşî gelip kāmet getirmek istemiş, ancak Resûl-i Ekrem, “Ezanı Sudâ’lı kardeşiniz okudu, ezan okuyan kişinin kāmeti getirmesi daha uygundur” demiştir (Müsned, IV, 169; Ebû Dâvûd, “Ṣalât”, 30; İbn Sa‘d, I, 327). Kûfeli hadis âlimlerinden Ali b. Hüseyin es-Sudâî, babası Hüseyin b. Ali es-Sudâî ve dedesi Ali b. Yezîd es-Sudâî, Benî Sudâ’ kabilesine mensup önemli isimler arasında zikredilmektedir (Sem‘ânî, VIII, 40).

BİBLİYOGRAFYA
Müsned, IV, 169; Hişâm b. Muhammed el-Kelbî, Nesebü Meʿad ve’l-Yemeni’l-kebîr (nşr. Nâcî Hasan), Beyrut 1408/1988, I, 299-300; İbn Sa‘d, eṭ-Ṭabaḳāt, I, 326-327; Müberred, Nesebü ʿAdnân ve Ḳaḥtân (nşr. Abdülazîz el-Meymenî er-Râckûtî), Kahire 1354/1936, s. 20; Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), III, 484; V, 413; VI, 65; Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, el-Eġānî (nşr. Abdülemîr Ali Mühennâ), Beyrut 1407/1986, XIX, 19-20; İbn Hazm, Cemhere, s. 413; Sem‘ânî, el-Ensâb, VIII, 39-41; Yâkūt, Muʿcemü’l-büldân, III, 397; el-Melikü’l-Eşref er-Resûlî, Ṭurfetü’l-aṣḥâb fî maʿrifeti’l-ensâb (nşr. K. W. Zetterstéen), Beyrut 1412/1992, s. 125; Kalkaşendî, Nihâyetü’l-ereb, Beyrut 1405/1984, s. 286-287; Nûreddin el-Halebî, İnsânü’l-ʿuyûn, Beyrut, ts. (Dârü’l-ma‘rife), III, 275-277; Cevâd Ali, el-Mufaṣṣal, I, 371; IV, 458; V, 353; Ömer Rızâ Kehhâle, Muʿcemü ḳabâʾili’l-ʿArab, Beyrut 1402/1982, II, 636; Mustafa Fayda, İslâmiyetin Güney Arabistan’a Yayılışı, Ankara 1982, s. 112-113, 118; Köksal, İslâm Tarihi (Medine), VIII, 557-558; Elşad Mahmudov, Sebep ve Sonuçları Açısından Hz. Peygamber’in Savaşları (doktora tezi, 2005), MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 422-423.
Bu madde ilk olarak 2009 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 37. cildinde, 457-458 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.