SÜDEYF b. MEYMÛN

سديف بن ميمون
Müellif:
SÜDEYF b. MEYMÛN
Müellif: İSMAİL DURMUŞ
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2010
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 26.08.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/sudeyf-b-meymun
İSMAİL DURMUŞ, "SÜDEYF b. MEYMÛN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/sudeyf-b-meymun (26.08.2019).
Kopyalama metni
Halife olmadan önce Mansûr’la arkadaşlığından söz edildiğine göre I. (VII.) yüzyılın sonu ile II. yüzyılın başlarında Mekke’de dünyaya gelmiş olmalıdır. Bu sebeple onun Emevîler devrinin son zamanlarında doğduğuna dair bilgiler isabetli görünmemektedir. Südeyf “gece karanlığı” demek olan sedefin küçültme ismi olup siyah renginden dolayı bu isimle anıldığı kaydedilir. Kaynaklarda, kocası Ebû Leheb ailesinden olan Huzâa kabilesine mensup bir kadının âzatlısı (mevlâ) olması sebebiyle Huzâa’nın âzatlısı, Lehebîler’in veya Hâşimoğulları’nın mevlâsı gibi mensubiyetlerle de anılır.

Gençliğinden beri Hâşimîler’in safında yer alan Südeyf, Emevîler zamanında da bu eğilimini açıkça ortaya koydu. Emevî taraftarlığını savunan bir gruba karşı Hâşimî ve Tâlibî taraftarlığını savunan ve Südeyfiyye adı verilen akımın öncüsü oldu. Abbâsîler iktidara gelince tahrikkâr şiir ve hitabeleriyle çok sayıda Emevî’nin katledilmesine yol açtı. Halife Mansûr’un amcası ile Vali Abdullah b. Ali’nin Suriye’de, onun kardeşi olan vali ve Seffâh’ın amcası Dâvûd b. Ali’nin Hicaz bölgesinde icra ettiği Emevî katlinden kurtulanlar Irak’a kaçtı. Bunlar, bir araya gelip aralarında Süleyman b. Hişâm b. Abdülmelik ile iki oğlu olduğu halde Seffâh’tan merhamet dilemek üzere huzuruna çıktılar. Bunu haber alan Südeyf de Mekke’den Hîre’ye giderek Seffâh’ın huzuruna çıktı. Kendisiyle seksenden fazla kişiden oluştuğu rivayet edilen bu Emevî heyeti arasında sert tartışmalar oldu. Südeyf, etkili hitabeti ve okuduğu tahrikkâr kasidesiyle (Sîniyye) bunların hepsinin katledilmesine sebebiyet verdi (İbn A‘sem, VIII, 370-374; İsfahânî, IV, 346-349). Aynı şekilde Halife Mansûr’la da yakın ilişki içinde olan Südeyf onun huzurunda gördüğü bir Emevî ile sert tartışmaya girdi, yine tahrikkâr kasidesiyle (Dâliyye) onun da öldürülmesine sebep oldu. Müfrit Hâşimî taraftarlığının bir tezarühü olarak vaktiyle Yemen’de Ubeydullah b. Abbas b. Abdülmuttalib’in iki oğlunu ve Muâviye’nin adamı olan Büsr b. Ebû Ertât’ın torunlarından ikisini Dımaşk sahilinde yakalayıp öldürdüğü rivayet edilmektedir.

Medine’de Muhammed b. Abdullah el-Mehdî (en-Nefsüzzekiyye) ve Basra’da kardeşi İbrâhim, Abbâsî yönetimine karşı harekete geçince Südeyf, Abbâsî taraftarlığını terkedip Ali evlâdı ve Tâlibî taraftarlığını ortaya koyarak Halife Mansûr ile Abbâsîler’i yeren, Ali evlâdını ve Tâlibîler’i öven şiirler yazmaya başladı. Onları hitabe ve şiirleriyle desteklediği gibi İmam Mâlik’in de hilâfetine biat ettiği Muhammed b. Abdullah el-Mehdî’ye 1000 dinar vererek maddî yardımda bulundu. Önce Muhammed b. Abdullah’ın yanına Medine’ye gittiyse de bunun eski Mısır valisi Humeyd b. Kahtabe tarafından öldürülmesi üzerine Basra’ya İbrâhim b. Abdullah’ın yanına döndü. Ebû Hanîfe’nin de hilâfetine biat ettiği ve 4000 dirhemle desteklediği İbrâhim’in Halife Mansûr’un yeğeni Îsâ b. Mûsâ tarafından öldürülmesi sonunda Südeyf Medine’ye giderek bir süre gizlendi. Buradan Halife Mansûr’a yazdığı mektup ve şiirlerle af talebinde bulunduysa da halife isteğini reddetti. Amcası Hicaz Valisi Abdüssamed b. Ali’ye Südeyf’in elleri, ayakları ve burnu kesilerek diri diri gömülmesini emretti, o da verilen emri 146’da (763) yerine getirdi (İbn Asâkir, XX, 152). Onun ölüm tarihiyle ilgili olarak 145, 147 ve 149 (766) yılları da zikredilir. İbnü’l-Mu‘tez, Südeyf’in şairliğinden ve hatipliğinden övgüyle söz etmekte, zamanında dilediği konuda hiç zorlanmadan şiir söylemekte ondan daha güçlü bir şairin bulunmadığını belirtmektedir (Ṭabaḳātü’ş-şuʿarâʾ, I, 37-42). Az şiir yazan şairlerden olan Südeyf’in şiirleri özellikle Mansûr en-Nemerî tarafından rivayet edilmiştir. Zehebî onu aşırı Râfizî olarak niteler.

Südeyf’in İbnü’n-Nedîm tarafından otuz varak olduğu bildirilen divanı zamanımıza ulaşmamıştır. Rıdvân Mehdî el-Abbûd’un eski kaynaklardan İbnü’l-Mu‘tezz’in Ṭabaḳātü’ş-şuʿarâʾsı, Ebü’l-Ferec el-İsfahânî’nin el-Eġānî’si (altı parça), İbn Abdürabbih’in el-ʿİḳdü’l-ferîd’i (altı parça), İbn Kuteybe’nin eş-Şiʿr ve’ş-şuʿarâʾsı (dört parça); yeni kaynaklardan Yûsuf b. Yahyâ es-San‘ânî’nin Nesemetü’s-seḥar bi-ẕikri men teşeyyeʿa ve şaʿar’ı (beş parça), Muhsin el-Emîn’in Aʿyânü’ş-Şîʿa’sı (on üç parça) gibi eserlerden derlediği kırk altı sayfalık divan Şiʿru Südeyf b. Meymûn Şâʿiri’l-ʿAleviyyîn adıyla yayımlanmıştır (Necef 1974). Çoğu birkaç beyitlik kıtalar ve beyitlerden meydana gelen divandaki şiirlerin ekserisi siyasî içerikli olup gazel, medih, mersiye, hiciv gibi geleneksel parçalar çok azdır. Bunların bir kısmında Emevîler hicvedilmiş, özellikle Hz. Hüseyin ile oğlu Zeyd’in hunharca katledilmesi kınanmış, Emevîler zalim ve sapkın diye nitelendirilmiştir. Bir kısmında da Abbâsîler övülmüş, ilk halife Seffâh büyük reis, iyi idareci gibi sıfatlarla anılmıştır. Özellikle Muhammed b. Abdullah el-Mehdî’nin hareketinden sonra kaleme aldığı şiirlerinde Südeyf Abbâsîler’i yermiş, Halife Seffâh ile Mansûr’u insafsız ve merhametsiz olarak nitelemiş, Ali evlâdına bağlılığını ilân edip bir gün hilâfetin onlara geri verileceği ümidini dile getirmiştir. Abdülazîz b. Yahyâ el-Celûdî Kitâbü Aḫbâri Südeyf adıyla bir eser kaleme almıştır.

BİBLİYOGRAFYA
İbn Kuteybe, eş-Şiʿr ve’ş-şuʿarâʾ, Beyrut 1964, II, 647-648; İbnü’l-Mu‘tez, Ṭabaḳātü’ş-şuʿarâʾ (nşr. Abdüssettâr Ahmed Ferrâc), Kahire 1981, I, 37-42; İbn A‘sem el-Kûfî, Kitâbü’l-Fütûḥ, Beyrut 1406/1986, VIII, 370-374; İbn Abdürabbih, el-ʿİḳdü’l-ferîd, IV, 485; V, 87-89; Ebü’l-Ferec el-İsfahânî, el-Eġānî, Beyrut, ts. (Dârü’s-sekāfe), IV, 346-349; XVI, 141-143; İbn Asâkir, Târîḫu Dımaşḳ (Amrî), XX, 148-152; Ziriklî, el-Aʿlâm, III, 80; Aʿyânü’ş-Şîʿa, VII, 189-192; Taieb el Achèche, “Sudayf b. Maymūn”, EI2 (İng.), IX, 761-762.

İsmail Durmuş
Bu madde ilk olarak 2010 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 38. cildinde, 18-19 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.