SÜMMÂNÎ - TDV İslâm Ansiklopedisi

SÜMMÂNÎ

Müellif:
SÜMMÂNÎ
Müellif: NURETTİN ALBAYRAK
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2010
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 28.10.2021
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/summani
NURETTİN ALBAYRAK, "SÜMMÂNÎ", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/summani (28.10.2021).
Kopyalama metni
Erzurum’a bağlı Narman ilçesinin Sâmikale köyünde dünyaya geldi. Doğum yılı çeşitli kaynaklarda 1860, 1861 ve 1862 olarak verilmektedir. Asıl adı Hüseyin olup babası Kasımoğulları’ndan Hasan’dır. Sümmânî’nin çocukluğu köyünde çobanlıkla geçti. On bir yaşında iken rüyasında pîrler elinden içtiği bâde ile “bâdeli âşık” olduğu bir koşmasındaki, “Okudum harfini zihnim bulandı / Yaralarım göz göz oldu sulandı / Baktım çar etrafa kadeh dolandı / Nûş ettim pîrlerin bâdesin tek tek” dörtlüğünden anlaşılmaktadır. Aynı koşmada pîrlerin kendisine abdest aldırıp iki rek‘at namaz kıldırdığını, mahlasının “Sümmânî” ve sevgilisinin Gülperi adlı bir güzel olduğunu söylediklerini belirtir.

Sümmânî’nin kişiliğinin oluşması ve âşık olarak şöhret bulmasında yetiştiği çevrenin önemli tesirleri vardır. Büyük âşıkların yetiştiği Erzurum ve yöresi, Sümmânî’nin hem âşık hayat tarzını benimsemesini hem de Âşık Erbâbî gibi bir ustanın çırağı olarak sanatın inceliklerini öğrenip âşık fasıllarına katılmasını sağladı. O da diğer saz şairleri gibi diyar diyar gezerek sanatını icra etti. Kafkasya, Kırım, İran, Afganistan ve hatta Hindistan’ı dolaştığı rivayet edilmektedir. Gittiği yerlerin tanınmış âşıkları olan Çıldırlı Âşık Şenlik, Sezâî, Nihânî, Zülâlî, Celâlî, Muhibbî, Zuhûrî gibi âşıklarla fasıllara katıldı, zaman zaman bu âşıklarla atışmalar yaptı. Doğu Anadolu âşık edebiyatı Çıldırlı Âşık Şenlik ve Sümmânî çevresinde önemli gelişmeler gösterdi.

Sümmânî’nin vefat yılı da tartışmalıdır. 1912, 1914 ve 1915 gibi farklı yıllar verilmekle beraber genel kanaat 1915 yılında (5 Ocak ?) öldüğü yolundadır. Mezarı Sâmikale’dedir. 1972 yılından beri zaman zaman Narman’da ve Sâmikale’de Sümmânî şenlikleri düzenlenmekte, bu şenliklere çeşitli âşıklar yanında üniversite çevrelerinden bilim adamları da katılmaktadır. Sümmânî üç evlilik yapmış, Melek, Sabiha ve Feride adındaki hanımlarından beşi erkek, ikisi kız yedi çocuğu olmuştur. Erkek çocuklarından Ali Rızâ ve Şehâbeddin, Sümmânî daha hayattayken ölmüştür. Diğer erkek çocukları Şevki, Fahri ve Zâbit’tir. Torunları Hüseyin Sümmanoğlu ve Nusret Toruni, Sümmânî’nin kurduğu âşık kolu içinde yer alıp âşıklık sanatını halen sürdürmektedirler. Hüseyin Sümmanoğlu Şevki’nin, Nusret Toruni ise Fahri’nin oğludur.

Sümmânî’nin şiirlerini büyük ölçüde koşmalar oluşturur. Şair üzerine Hayrettin Rayman’ın yapmış olduğu doktora çalışmasında 225 koşma, otuz yedi semâi, beş destan, yedi atışma, aruz vezniyle gazel, musammat, müstezad ve divan nazım biçimleriyle yazılmış dokuz şiir yer almaktadır (bk. bibl.). Dili Karacaoğlan, Pîr Sultan Abdal ve Dadaloğlu’na göre ağır, Erzurumlu Emrah’a göre daha sadedir. Sümmânî, Türk halk şiirinin özelliklerini şiirlerinde başarılı şekilde yansıtmıştır. Lirik ve âhenkli söyleyişi, atasözü ve deyimlerle mahallî kelimeleri şiirlerinde kullanması, halk tarafından beğenilip sevilmesini sağlamıştır. Şiirleri günümüzde de başta Erzurum olmak üzere Erzincan, Kars, Artvin, Gümüşhane ve Bayburt yörelerinde ilgi görmekte ve “Sümmânî ağzı” adı verilen bir ezgi eşliğinde söylenmektedir. Ünlü saz şairlerine özenerek aruz vezniyle yazdığı az sayıdaki şiirde başarılı sayılmaz. Halk şairlerinin hemen hepsinde bulunan kafiye ve vezin kusurları Sümmânî’de de görülür. Sümmânî’nin şiirlerinin konusunu büyük ölçüde aşk, ayrılık, hasret, ölüm, tabiat, din, zamandan şikâyet, bazı tarihî ve mahallî olaylar oluşturmaktadır. Özellikle aşk temasını işlediği koşmalarında oldukça başarılıdır. Muhtemelen hemşerisi Emrah’tan etkilenmesi sonucu dinî-tasavvufî şiirleri genellikle öğüt niteliğindedir. Tabiat ise Sümmânî’nin şiirlerinde daha çok dağlarla yer alır. Sümmânî aynı zamanda içinde önemli âşıklar bulunmayan bir âşık kolunun kurucusudur.

BİBLİYOGRAFYA
Âşık Sümmânî Divanı (der. K. R. B), İstanbul 1944; Murat Uraz, Âşık Sümmânî ile Gülperi, İstanbul 1937; Nesip Yağmurdereli, Sümmanî: Hayatı ve Şiirleri, İstanbul 1939; Haşim Nezihi Okay, Âşık Sümmânî, İstanbul 1959; Mehmet Kardeş, Meşhur Saz Şairi Âşık Sümmânî, İstanbul 1963; a.mlf., Sümmânî Bibliyografyası, Ankara 1982; Hayrettin Rayman, Âşık Sümmânî: Hayatı, Edebî Şahsiyeti, Şiirleri ve Şiirlerinin Tahlili, [baskı yeri ve tarihi yok]; Muhan Bali, “Sümmani Üzerine Düşünceler”, V. Milletlerarası Türk Halk Kültürü Kongresi Halk Edebiyatı Seksiyon Bildirileri, Ankara 1997, I, 73-79; Abdülkadir Erkal, Narmanlı Âşık Sümmanî: Hayatı ve Eserleri, İstanbul 1998; Nurettin Albayrak, Sümmânî, İstanbul 2001; a.mlf., Ansiklopedik Halk Edebiyatı Terimleri Sözlüğü, İstanbul 2004, s. 31; Z. Fahri Fındıkoğlu, “Sümmânî’ye Dair”, Halk Bilgisi Haberleri, IV, İstanbul 1934, s. 25-27; Yusuf Ziya Öztürk, “Sümmânî’yi Anarken”, Köz, I/2, Erzurum 1979, s. 30-33; “Sümmanî”, TDEA, VIII, 76-77.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2010 yılında İstanbul’da basılan 38. cildinde, 135 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER