TABERÎ, Ebü’t-Tayyib

أبو الطيّب الطبري
Müellif:
TABERÎ, Ebü’t-Tayyib
Müellif: BİLAL AYBAKAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2010
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 10.12.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/taberi-ebut-tayyib
BİLAL AYBAKAN, "TABERÎ, Ebü’t-Tayyib", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/taberi-ebut-tayyib (10.12.2019).
Kopyalama metni
348 (959) yılında Taberistan’a bağlı Âmül’de doğdu. Memleketinde Ebü’l-Abbas İbnü’l-Kās’ın seçkin talebesi Ebû Ali Hasan b. Muhammed ez-Zücâcî’den fıkıh dersleri aldı. Tahsilini ilerletmek için gittiği Dînever’de Ebü’l-Kāsım Yûsuf b. Ahmed b. Kec’den fıkıh, Cürcân’da Muhammed b. Ahmed el-Gıtrîfî’den hadis ve Ebû Sa‘d İsmâil b. Ahmed el-İsmâilî’den fıkıh, İsferâyin’de Ebû İshak el-İsferâyînî’den usûl-i fıkıh okudu. Nîşâbur’da dört yıl Ebû İshak el-Mervezî’nin talebesi Ebü’l-Hasan el-Mâsercisî’nin derslerine devam etti. Daha sonra Bağdat’a gitti. Dârekutnî, Mûsâ b. Arefe, Muâfâ en-Nehrevânî, Ali b. Ömer el-Harbî’den hadis, Abdullah b. Muhammed el-Bâfî’den ileri düzeyde fıkıh dersleri aldı; Ebû Hâmid el-İsferâyînî’nin ilim meclisine katıldı. Çok geçmeden Irak bölgesinde Şâfiî mezhebinin otoritesi haline geldi ve Irak Şâfiî fukahası ondan mezhep fıkhını öğrenip sonraki kuşaklara aktardı. Talebeleri arasında Hatîb el-Bağdâdî, Ebû İshak eş-Şîrâzî, İbnü’s-Sabbâğ, İbn Mâkûlâ, Ebû Ma‘şer et-Taberî ve Ebû Nasr Muhammed b. Muhammed el-Ukberî gibi âlimler anılır. Kendisine on yıl kadar talebelik yapan gözde öğrencisi Ebû İshak eş-Şîrâzî’yi önce kendi ders halkasında, 430 (1039) yılından itibaren başka bir mescidde fıkıh okutmakla görevlendirdi. Bağdat’ta Bâbüttâk kadılığına getirildi. Hanefî kadısı Hüseyin b. Ali es-Saymerî’nin vefatıyla (436/1045) boşalan Kerh kadılığı da kendisine verildi, ölünceye kadar bu görevi sürdürdü. 19 Rebîülevvel 450 (16 Mayıs 1058) tarihinde vefat etti ve ertesi gün Bâbüharb Mezarlığı’na defnedildi.

Taberî “ashâbü’l-vücûh”tan olup mezhep içinde önemli bir konuma sahiptir. Nevevî, Şâfiî fakihleri içinde üslûbu ondan daha güzel olan birini görmediğini belirtir (el-Mecmûʿ, I, 509). Fıkıh yanında usul, cedel ve hilâf konularında da iyi bir donanıma sahipti. Diğer mezhep ileri gelenleriyle yaptığı ilmî münazaralarda kendi mezhebini başarıyla temsil etmiştir. Tâceddin es-Sübkî, Taberî’nin biri Hanefîler’in Belh fukahasından Ebü’l-Hasan et-Tâlekānî, diğeri dönemin Bağdat Hanefî otoritesi kabul edilen Kudûrî ile girdiği iki münazarayı nakleder (Ṭabaḳāt, IV, 245-252). Şîrâzî hocası Taberî’yi gördüğü en nitelikli âlim diye niteler. İleri yaşına rağmen zihnî melekelerinde herhangi bir bozukluk meydana gelmediğini, son yıllarına kadar ilmî faaliyetlerini sürdürdüğünü ve fetva verdiğini kaydeder. Ebü’l-Vefâ İbn Akīl de Taberî’yi görme ve kendisiyle sohbet etme şerefine nâil olduğunu, fakat bunun tedris ve münazarayı bırakmasından sonraki bir döneme rastladığını söyler (İbn Receb, I, 142-143). Şiire de yatkın olan Taberî daha öğrenciliği yıllarında bu yeteneğini kanıtlamıştır. Dînever’de fıkıh tahsil ettiği hocası Ebü’l-Kāsım İbnü’l-Kecc’in meclisinde hocasının ders arkadaşı şair İbn Bâbek’e karşı uzunca bir kaside okumuştur. Taberî’nin biyografisine oldukça geniş bir yer ayıran Sübkî bu kasidenin yanı sıra ona ait diğer şiirlerden de örnekler verir. Ebû İshak eş-Şîrâzî gibi Şâfiî mezhebinin Irak çizgisinde yetişmiş fakihlerin eserlerinde mutlak olarak geçen “Kādî”dan maksat Ebü’t-Tayyib et-Taberî, İmâmü’l-Haremeyn el-Cüveynî gibi mezhebin Horasan çizgisinde yetişmiş âlimlerinin eserlerinde “Kādî” ile kastedilen ise Ebû Ali el-Merverrûzî’dir.

Eserleri. 1. Şerḥu Muḫtaṣari’l-Müzenî. Ebû İshak eş-Şîrâzî’nin zikrettiği bu eser (Ṭabaḳātü’l-fuḳahâʾ, s. 128) Taberî’nin Şâfiî fıkhına olan geniş vukufunu göstermekte, klasik mezhep literatüründe kendisine sıkça atıf yapılmaktadır. İbn Kādî Şühbe, et-Taʿlîḳ adıyla verdiği bu eserin yaklaşık on cilt olduğunu, Ebû İshak eş-Şîrâzî’nin el-Müheẕẕeb’ini yazarken en çok hocasının bu eserinden faydalandığını söyler (Ṭabaḳāt, I, 207, 221). Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde et-Taʿlîḳatü’l-kübrâ fi’l-fürûʿi’ş-Şâfiʿiyye ismiyle kaydedilen eser (Karatay, II, 637), Hidiviyye Kütüphanesi (bugün Dârü’l-kütübi’l-Mısriyye) kayıtlarında Şerḥu Muḫtaṣari’l-Müzenî diye geçmekte (Fihristü’l-Kütübḫâneti’l-Ḫidîviyye, III, 239), Sezgin tarafından da bu adla gösterilmektedir (bk. bibl.). Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi’nde on yedi ciltlik takımın II, VII, XI, XV. ciltleri (III. Ahmed, nr. 850, 858’de sadece ilk iki cilt mevcuttur), Hidiviyye Kütüphanesi’nde ise on bir ciltlik takımın ilk cildi eksiktir. Bu şerh, Medine İslâm Üniversitesi’nde et-Taʿlîḳatü’l-kübrâ fi’l-fürûʿ adıyla on dört araştırmacı tarafından yüksek lisans ve doktora tezi olarak neşre hazırlanmıştır (1419-1425/1999-2004). 2. Ravżatü’l-müntehâ fî mevlidi’l-İmâmi’ş-Şâfiʿî (DTCF Ktp., İsmail Saib Sencer, nr. 3101). Muḫtaṣar fî mevlidi’ş-Şâfiʿî adıyla da bilinen eserin sonlarında bazı Şâfiî fakihlerine ait biyografilere yer verilmiş olup bu yapısıyla mezhebin tabakata dair ilk eserlerinden biri sayılabilir (Şîrâzî, neşredenin girişi, s. 23). Şîrâzî muhtemelen hocasına ait bu esere muttali olmuş ve onu geliştirip kendi Ṭabaḳātü’l-fuḳahâʾsını oluşturmuştur. 3. Manẓûme fi’l-fıḳh. Yetmiş sekiz beyitten oluşmaktadır (Dârü’l-kütübi’z-Zâhiriyye, Umumi, nr. 3778, Mecâmî‘, nr. 41). 4. er-Red ʿalâ men yuḥibbü’s-semâʿ (nşr. Mecdî Fethî es-Seyyid, Tanta 1410/1990). Nüshalarında eser Kitâb fî semâʿi’l-ġınâʾ, Cevâb fi’s-semâʿ ve’l-ġınâʾ adlarıyla da geçer (Süleymaniye Ktp., Esad Efendi, nr. 22; DMBİ, V, 653). Taberî’nin kaynaklarda Şerḥu Fürûʿi İbni’l-Ḥaddâd, el-Mücerred fi’l-meẕheb (Nevevî el-Mecmûʿda bu esere atıfta bulunmuştur), el-Minhâc fi’l-ḫilâfiyyât, Şerḥu’l-Kifâye fi’l-uṣûl adlı eserleri de zikredilmektedir.

BİBLİYOGRAFYA
Ebû Âsım el-Abbâdî, Ṭabaḳātü’l-fuḳahâʾi’ş-Şâfiʿiyye (nşr. G. Vitestam), Leiden 1964, s. 113-114; Hatîb, Târîḫu Baġdâd, II, 86; IV, 252; Şîrâzî, Ṭabaḳātü’l-fuḳahâʾ, s. 127-128, ayrıca bk. neşredenin girişi, s. 23; İbnü’l-Cevzî, el-Muntaẓam, IX, 288-290; İbnü’l-Esîr, el-Kâmil (nşr. Halîl Me’mûn Şîhâ), Beyrut 1422/2002, VIII, 35-36, 89; Nevevî, el-Mecmûʿ, I, 509; İbn Hallikân, Vefeyât, II, 512-515; IV, 197; Zehebî, Aʿlâmü’n-nübelâʾ, XVII, 668-671; Sübkî, Ṭabaḳāt (Tanâhî), III, 317; IV, 245-252; V, 12-50; İbn Receb, eẕ-Ẕeyl ʿalâ Ṭabaḳāti’l-Ḥanâbile, Kahire 1372/1952-53 → Beyrut, ts. (Dârü’l-ma‘rife), I, 142-143; İbn Kādî Şühbe, Ṭabaḳātü’l-fuḳahâʾi’ş-Şâfiʿiyye (nşr. Ali M. Ömer), Kahire, ts. (Mektebetü’s-sekāfeti’d-dîniyye), I, 205-207, 221; Fihristü’l-Kütübḫâneti’l-Ḫidîviyye, III, 239; Karatay, Arapça Yazmalar, II, 637-640; Sezgin, GAS, I, 493, 502; A. Shiloah, The Theory of Music in Arabic Writings, München 1979, s. 343; M. Hasan Heyto, el-İctihâd ve ṭabaḳātü müctehidî eş-Şâfiʿiyye, Beyrut 1409/1988; M. Ebû Bekir b. Ali v.dğr., İstidrâkât ʿalâ Târîḫi’t-türâs̱i’l-ʿArabî, Cidde 1422, V, 204-205, 245-246; Abdullah Muhammed el-Habeşî, Câmiʿu’ş-şürûḥ ve’l-ḥavâşî, Ebûzabî 1425/2004, II, 1301; III, 1636; Saîd el-A‘zamî en-Nedvî, “el-Ḳāḍî Ebü’ṭ-Ṭayyib Ṭâhir eṭ-Ṭaberî”, el-Baʿs̱ü’l-İslâmî, XXVI/7, Leknev 1982, s. 91-96; E. Chaumont, “al-Ṭabarī”, EI2 (İng.), X, 15-16; J. Wakin, “Abu’l-Ṭayyeb Ṭabarī”, EIr., I, 390; Esad Şeyhülislâmî, “Ebû Ṭayyib Ṭaberî”, DMBİ, V, 652-653.
Bu madde ilk olarak 2010 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 39. cildinde, 313-314 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.