TAKSİM - TDV İslâm Ansiklopedisi

TAKSİM

التقسيم
Müellif:
TAKSİM
Müellif: ALİ DURUSOY
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2010
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 22.09.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/taksim--mantik
ALİ DURUSOY, "TAKSİM", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/taksim--mantik (22.09.2020).
Kopyalama metni
Mantıkçılar iki tür taksimden söz eder. Birincisi tümelin tikellere, ikincisi bütünün parçalarına bölünmesidir. Bunlardan ilkine nitelikle, ikincisine nicelikle ilgili taksim veya mantıkî ve riyâzî taksim adı verilir. Riyâzî taksim de birbirine eşit ya da benzer olan, eşit yahut benzer olmayan şeklinde ikiye ayrılır. 10’un 5 eşit parçaya bölünmesi birinciye, bedenin organlarına bölünmesi ikinciye örnektir. İbn Sînâ ikinci tür bölmeye “teşrîh” adını verir (Kitâbü’ş-Şifâ: II. Analitikler, s. 253). Bazan zayıf bir kıyasa, bazan da eksik bir betime benzetilen mantıkî taksim “ya ... ya da” veya “bir kesimi ... dir ve bir kesimi ... dir” eklemeleriyle yapılır. Taksime konu olan tümel şeyler cins, bölme sonucu elde edilen tümeller türlerdir. Cinsi türlere bölene ayırıcı denir. Cinsi türlere bölen ayırıcılara türün kurucusu olmasına kıyasla “mukavvim”, cinsi türlerine bölmesine kıyasla “mukassim” denir (Fârâbî, el-Elfâẓü’l-müstaʿmele, s. 82; İbn Sînâ, el-İşârât ve’t-tenbîhât, s. 14; Nasîrüddîn-i Tûsî, s. 54).

Mantıkî taksimde uyulması gereken bazı ilkeler bulunmakta olup bunlara uyulduğu takdirde beklenen yarar elde edilir. Taksimde bölmeye en genel cinsten başlanır ve birbirine karşı olan ayırımlarla sürdürülür. Ayrıca taksim temel ayırımlarla yapılıp dikey ve yatay biçimde sürdürülmeli, arada boşluk bırakılmamalıdır. Son türde bölme işlemini durdurmalı, türün altındaki kişilere geçmemelidir. Taksim yoluyla bir şey ne tanımlanır ne de kanıtlanır; çünkü taksim tarif ve kıyas değildir. Kıyas gibi sûrî olmadığı için zorunlu sonuç vermez. Yine cins ve fasıl taksim yöntemiyle elde edilmez. Ayrıca bir şeyin zatî-arazî olup olmadığı taksim yoluyla açıklanamaz. Bununla birlikte kurallarına uygun yapılan taksimin tanımda bazı yararları vardır; tanımlanacak türe ulaşmayı sağladığı için tanımı kolaylaştırır; zihni uyararak genel ve özel yüklemlerin hangileri olduğunu gösterir; tanımda cins ve faslın belli bir düzene göre türe yüklem yapılmasını sağlar. Kurucu ayırımları bir araya getiren taksim mahiyete dahil olan hiçbir şeyi dışarıda bırakmaz. Taksimin bu yararları olumlama şeklinde değil zihni uyarma tarzındadır. Bunun yanında taksim bir konuyu anlama ve ezberleme işini kolaylaştırır. Taksim tür seviyesinde bırakılmayıp türün bireyleri üzerinde de sürdürülürse ortaya çıkan bölümlere sınıf, yapılan işleme de sınıflandırma denilir. Ancak tanımda türün altındaki sınıf ve bireyler dikkate alınmaz. Tıpkı insan türünün Türkler’e ve Rumlar’a yahut erkek ve dişiye bölünmesi gibi deyim olarak bu bölümlere sınıf adı verilmesi bunların cinslere ve türlere benzemediğini belirtmek içindir (Nasîrüddîn-i Tûsî, s. 53; Kutbüddin er-Râzî, s. 193).

Mantıkçıların çoğu çalışmalarında taksimle tasnif arasındaki ayırıma yer vermez. Halbuki cinsin bölümleri olan türler arasında mahiyet farkı bulunmasına karşılık türün sınıfları arasında mahiyet değil derece veya basamak farkından söz edilebilir. Diğer bir husus, cinsin türlere bölünmesinde belli bir zorunluluk varken türün sınıflara ayrılması büyük ölçüde itibarîdir, tasnifi yapanın isteğine bağlıdır. Tür tasnif edilirken istenilen genel araz veya hâsse ölçü olarak kullanılabilir, dolayısıyla hiçbir sınıflama zorunlu değildir. Mantıkçıların üzerinde durmadıkları diğer bir husus sınıflara ayırmanın yalnızca tür içinde değil cins içinde de yapılabileceğidir. Meselâ canlıların omurgalı omurgasız, ayakları olan ve olmayan sınıflarına ayrılması gibi. Kısaca özne olan şeyler kişiler, sınıflar, türler ve cinsler şeklinde dörde ayrılır (Kutbüddin er-Râzî, s. 193).

Taksim yoluyla bir tanım yapılmadığı ve bir kanıt söz konusu olmadığı için Eflâtun’a ait olan bu uygulama (Fârâbî, Şerḥu’l-ʿİbâre, s. 150; Ebü’l-Ferec İbnü’t-Tayyib, s. 101-103), başta mantığın kurucusu Aristo ve onu izleyen İbn Sînâ gibi önemli mantıkçılar tarafından eleştirilmiştir. Zira bölme yoluyla ne bir tasavvur ne de tasdik elde edilir. Bu sebeple pek çok mantıkçı kitabında taksime yer vermemiştir. Aristo ve İbn Sînâ’dan farklı olarak taksim yöntemine olumlu yaklaşan Fârâbî, el-Elfâẓü’l-müstaʿmele fi’l-manṭıḳ’ta taksimle ilgili önemli açıklamalar yapar. Ayrıca Fârâbî’ye göre açıkça görünmese de Aristo çalışmalarında taksim yöntemini kullanmıştır. Bu konuda Eflâtun’la Aristo arasında ilkeler ve amaçlar bakımından fark yoktur (Fârâbî, el-Cemʿ, s. 87-88). Dolayısıyla taksim bilinenden bilinmeyene götüren yollardan biridir (Sâvî, s. 50). Gelenbevî, Risâle fî Maʿne’t-taḳsîm adlı eserinde bir mantık terimi olarak taksimi tanıtmıştır (DİA, XIII, 554).

BİBLİYOGRAFYA
Aristo, Kitâbü’l-Ḳıyâs (en-Naṣṣü’l-kâmil li-Manṭıḳi Arisṭû içinde, nşr. Ferîd Cebr), Beyrut 1999, I, 291-293; a.mlf., Kitâbü’l-Burhân (a.e. içinde), I, 562-565, 594; Fârâbî, Şerḥu’l-ʿİbâre (nşr. W. Kutsch – S. Marrow), Beyrut 1986, s. 150; a.mlf., el-Cemʿ beyne reʾyeyi’l-ḥakîmeyn (nşr. Albert Nasrî Nâdir), Beyrut 1986, s. 87-88; a.mlf., el-Elfâẓü’l-müstaʿmele fi’l-manṭıḳ (nşr. Muhsin Meh-dî), Beyrut 1404, s. 82-83, 87, 92-93; İbn Sînâ, eş-Şifâʾ el-Manṭıḳ (4), s. 455, 458, 459; a.mlf., Kitâbü’ş-Şifâ: II. Analitikler (trc. Ömer Türker), İstanbul 2006, s. 247-254; a.mlf., el-İşârât ve’t-tenbîhât: İşâretler ve Tembihler (nşr. ve trc. Ali Durusoy v.dğr.), İstanbul 2005, s. 14; Ebü’l-Ferec İbnü’t-Tayyib, Tefsîrü Kitâbi Îsâġūcî li-Furfûryûs (nşr. Kwame Gyekye), Beyrut 1986, s. 24, 44, 101-103, 211; İbn Hazm, et-Taḳrîb li-ḥaddi’l-manṭıḳ (Resâʾilü İbn Ḥazm el-Endelüsî içinde, nşr. İhsan Abbas), Beyrut 1983, IV, 116; Ömer b. Sehlân es-Sâvî, el-Beṣâʾirü’n-Naṣîriyye fî ʿilmi’l-manṭıḳ (nşr. Refîk el-Acem), Beyrut 1993, s. 50; Fahreddin er-Râzî, Şerḥu’l-İşârât ve’t-tenbîhât (nşr. Ali Rızâ Necefzâde), Tahran 1384 hş., s. 200; Nasîrüddîn-i Tûsî, Esâsü’l-iḳtibâs fi’l-manṭıḳ (trc. Molla Hüsrev, nşr. Hasan eş-Şâfiî – M. Saîd Cemâleddin), Kahire 1999, s. 45, 53-54; Kutbüddin er-Râzî, Taḥrîrü’l-ḳavâʿidi’l-manṭıḳıyye fî şerḥi’r-risâleti’ş-Şemsiyye (nşr. Muhsin Bîdârfer), Tahran 2007, s. 193.
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2010 yılında İstanbul'da basılan 39. cildinde, 477-478 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER