TÂRÎH-i ÜNGÜRÛS - TDV İslâm Ansiklopedisi

TÂRÎH-i ÜNGÜRÛS

تاريخ انكروس
Müellif:
TÂRÎH-i ÜNGÜRÛS
Müellif: SÁNDOR PAPP
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2019
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 14.08.2022
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/tarih-i-ungurus
SÁNDOR PAPP, "TÂRÎH-i ÜNGÜRÛS", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/tarih-i-ungurus (14.08.2022).
Kopyalama metni

XVI. yüzyılın ortalarında asıl adı Sebold von Pribach olan Tercüman Mahmud’un Türkçe yazdığı eser, Macar tarihinin ilk döneminden başlayarak 1526’da Macar Kralı II. Lajos’un Mohaç Meydan Savaşı’nda mağlûp oluşuna kadar gelir. Ernst Dieter Petritsch’in araştırmalarına göre Tercüman Mahmud Viyana’da doğdu. Osmanlı hizmetine ne zaman girdiği bilinmemekle beraber bazı kaynaklarda bunun Mohaç Savaşı’nda gerçekleştiği kaydedilir. Yahudi kökenli olduğuna dair rivayetler varsa da bu rivayetler kesinlik kazanmamıştır. Ondan bahseden kaynaklar hem Alman hem de hıristiyan olarak adını zikreder. Mahmud da kendini 1550’de hakiki bir hıristiyan ve Türk imparatorunun şimdiki tercümanı diye tanıtmıştır. Viyana arşivlerinde 1541’den önce onunla ilgili bir kayda rastlanmamıştır. Ancak 1547’deki Habsburg-Osmanlı barış antlaşması sırasında oldukça önemli bir rol üstlendiği ve barış metninin Almanca çevirisini yaptığı bilinmektedir. Son diplomatik görevi olarak 1574’te Prag’da İmparator II. Maximilian’a Habsburg-Osmanlı barış antlaşmasının onaylanmış metnini teslim etti. Daha sonra da ateşli bir hastalığa yakalanarak 3 Nisan 1575’te öldü. Ölümü hakkında hazırlanan raporda yetmiş yaş civarında olduğu belirtilmektedir.

Târîh-i Üngürûs aslında, Macaristan’ın eski tarihiyle ilgili Latince bir kitabın çevirisi ve Mahmud’un buna yaptığı ilâvelerden oluşmaktadır. Kendi ifadesine göre, Kanûnî Sultan Süleyman 1543 Macaristan seferi sırasında İstolni Belgrad’ı (Székesfehérvár) aldığında Macaristan’ın eski tarihiyle ilgili eline geçen Latince bir kitabın Türkçe’ye çevrilmesini uygun görmüş, bunun üzerine Tercüman Mahmud eseri Türkçe’ye çevirmeye başlamıştır. Eser üzerinde çalışan György Hazai’ye göre, aslında Târîh-i Üngürûs çeşitli tarihî eserlerden meydana gelen bir derlemedir ve telif amacı, Kanûnî Sultan Süleyman’ın ele geçirdiği ülkenin tarihini tanıtmak ve bunu bir propaganda aracı olarak kullanmaktır. Târîh-i Üngürûs’te ilk olarak Macarlar’ın kökeni üzerinde durulmuş, burada Macarlar’ın eski tarihi Ortaçağ geleneklerine uygun biçimde Hun-Macar akrabalığı çerçevesinde ele alınmış, ardından Hunlar’ın Macaristan’a gelişlerinden bahsedilmiştir. Macaristan’ın ele geçirilmesi Büyük İskender merkeze alınarak anlatılmış olup bu kısım metnin üçte birini oluşturur. İstván Borzsák’ın tesbitine göre aktarılan bu kısım Marcus Iunianus Iustinus’un dünya kroniğinden alınmış, Panonya’nın Hun egemenliği altına girişi ve Attila’nın (Atilus) faaliyetleri Macar kroniklerine göre yazılmıştır. Attila’nın Roma’ya karşı yürüttüğü sefer anlatılırken şehrin kuruluşuna dair bilgiler yine Iunianus’un dünya kroniğinden aktarılmıştır.

Eserde Macarlar’ın ikinci yurt edinmesiyle ilgili olarak Almoş’a (Almos), Arpad’ın babasına değinilmemekle birlikte Macarlar’ın yedi başbuğu ve onların önderliğindeki yedi boy Macar kronikleri temelinde yer almıştır. Târîh-i Üngürûs’ün yarısının Hun ve dünya tarihinden alındığı ve bunların bütünleştirildiği açıkça görülmektedir. Eserin diğer yarısı ise Ortaçağ Macar krallarının faaliyetleri hakkındadır. Szent İstván’dan (St. Istefan: 1000-1038) başlayarak her bir hükümdar zamanında meydana gelen olaylar Macar kroniklerinin yapısına uygun biçimde ele alınmıştır. Kralların sıralanması, Ortaçağ Macar kronik edebiyatının en seçkin örneği Képes Krónika (Resimli kronik) tarafından sunulan verilerle neredeyse tamamen uyumluluk gösterir. Bu eserin I. Lajos döneminde (1342-1382) ortaya çıkmasından ötürü eserde son kral olarak Lajos’un babası Anjou Károly Róbert (1310-1342) gösterildiğinden buradan itibaren verilen bilgiler için XV. yüzyılda kaleme alınan Thuróczy János’un tarihi izlenmiştir. Târîh-i Üngürûs’te Osmanlı fethine kadar Doğu kökenli her isim ve Tatar adları Latince’ye uygun biçimde kaydedilmiştir. Bu da sadece Latince kaynakların kullanıldığına işaret eder. Ancak Thuróczy kroniği özetlenerek aktarılırken önemli hatalar da yapılmıştır. Erdel’de I. Lajos’a karşı ayaklanan Saksonlar’dan Sekeller (Sekuli) olarak bahsedilmesi bunlardan biridir.

Kronikte Osmanlılar ilk defa Gelibolu’nun fethi dolayısıyla zikredilmiş, ayrıca Kral Szigismund’un -daha sonraki Roma-Germen imparatoru- egemenliği döneminde (1387-1437) Osmanlılar’ın faaliyetlerine temas edilmiştir. Olayların 1392’de Eflak voyvodasının Szigismund’a karşı Türk yardımcı güçlerini kullanması, Niğbolu Savaşı’nı (1396), Yıldırım Bayezid’in Rumeli’den geçerken bir mektupla Macar kralından boyun eğmesini istemesi, kralın ise korkudan Nemçe ve Fransa’dan yardım talep etmesi şeklinde anlatılması da dikkat çeker. Yine eserde 1440 yılındaki Belgrad kuşatması dönemin Türk kroniklerine değil Macar kaynaklarına göre nakledilmiştir. Daha sonra metin gittikçe şematik ve kısa bir hale bürünür. Ancak Corvin Mátyás’ın (1458-1490) János Hunyadi’nin küçük oğlu olarak tahta geçmesine değinilmemiştir. Corvin Mátyás ve onu takip eden iki Jagelló hânedanından II. Ulaszló’nun (Wladislaus: 1490-1516) ve II. Lajos’un (1516-1526) dönemleri için Tercüman Mahmud kendi bilgilerine dayanmış olmalıdır. 1521’deki Belgrad kuşatmasına temas ederken seferi intikam hissinin yönlendirdiğini kaydeder. 1526 yılı seferini, Varadin (Petervaradin) ve Ösik (Eszék, Osiek) kuşatmalarını eksiksiz bir kronolojiyle ele alır. Eser Mohaç Meydan Savaşı’na değinildikten sonra dua cümleleriyle sona erer.

G. Hazai’ye göre müslüman olmayan bir çevrede büyüyen, eğitim gören ve ana dili Almanca olan Tercüman Mahmud, Osmanlı vekāyi‘nâme yazım geleneğine uygun biçimde böyle nitelikli bir eser yazmak için bir yardımcıya ihtiyaç duymuştur. Aynı zamanda eseri hazırlayan kişinin bir ölçüde Macarca biliyor olması da gerekiyordu. Edebiyat tarihçisi Pál Ács, Kanûnî Sultan Süleyman zamanında hizmette bulunan iki tercümanın, Viyana kökenli Mahmud’un ve Macar kökenli Murad’ın hayat hikâyelerini karşılaştırarak bu incelemeleri daha da ilerletmiştir. Kendisi, iki müellif arasında sıkı bir ilişki olmakla beraber Mahmud’un idareci mevkiinde olduğu sonucuna varır. Ács aynı zamanda Murad’ın Târîh-i Üngürûs’ün kaleme alınmasında rol oynadığını ileri sürmüştür. Képes Krónika’da sayfa kenarına düşülmüş Latince ve Macarca Arap harfli notlar bulunduğu eskiden beri biliniyordu, bunlar Murad tarafından kaydedilmiş olmalıdır. Ferenc Zsinka, Viyana’da Képes Krónika’yı incelerken oldukça silikleşmiş iki Arap harfli not bulmuştur. Kapakta Arap harfleriyle Macarca “Tûrôç Jânôş krônikây‘a” (طورج يانوش قرونيقايع) (János Thuróczy kronikasıdır) ibaresi vardı. Ayrıca “deus, deus, deus” sözlerinin altı çiziliydi ve yanında sayfa kenarına Arap harfli Latince “nût‘a diligenter” (نوتع دليغنتر = dikkatle not et) yazılmıştı. Ardından yine Arapça harflerle Macarca “yegezd meg ezeket” (يكزد مغ ازقت / jegyezd meg ezeket / bunlara dikkat et) kaydı bulunuyordu. Ferenc Zsinka’ya göre metni yazan kişi Türk yazısını iyi biliyordu. Bu kişinin Macarca adı Balázs Somlyai olan ve Latince, Macarca, Türkçe metinler kaleme aldığı bilinen Murad olduğu düşünülmektedir. Bundan dolayı Mahmud ile Murad’ın büyük ihtimalle eskiden beri birlikte çalıştıkları söylenebilir. Târîh-i Üngürûs’ün yazımından önce yapılan hazırlıklarda Murad’ın katkısı da açıktır. Bu önemli eser György Hazai tarafından Macar Bilimler Akademisi’ndeki yazma nüshasının tıpkıbasımı ve Latin harfleriyle transkripsiyonlu metni birlikte neşredilmiştir (Die Geschichte der Ungarn in einer Osmanischen Chronik des 16. Jahrhunderts: Tercümān Maḥmūds Tārīḫ-i Ungurus, Berlin 2009).


BİBLİYOGRAFYA

J. Blaskovics, A Magyarok története: Tarih-i Üngürüsz: Madzsar Tarihi, Budapest 1982.

Képes Krónika (trc. B. Ibolya), Budapest 1987, I-II.

P. Ács, “Tarjumans Mahmud and Murad. Austrian and Hungarian Renegades as Sultan’s Interpreters”, Die Türken in Europa in der Renaissance (ed. W. Kühlmann – B. Guthmüller), Tübingen 2000, s. 307-316.

S. Papp, “Az elsö Habsburg-oszmán békeszerzödés kétféle értelmezése, avagy Erdély két hatalom vonzásában”, Az értelem bátorsága, Tanulmányok Perjés Géza emlékének (ed. G. Hausner), Budapest 2005, s. 493-518.

T. Krstić, “Of Translation and Empire: Sixteenth-Century Ottoman Imperial Interpreters (Dragomans) as Renaissance Go-Betweens”, The Ottoman World (ed. C. Woodhead), London-New York 2011, s. 130-142.

J. Bundenz, “Târîk-i Üngürûsz azaz Magyarország krónikája czímû török kézirat ismertetése Bundenz Józseftöl”, Magyar Akadémiai Értesítö. Törvény és Történelemtudományi Osztályok Közlönye, II (1861), s. 263-316.

G. Hazai, “Notes sur le ‘Tārīḫ-i Ungurus’ de Terdžümān Mahmūd”, , XIII (1961), s. 71-84.

J. Matuz, “Die Pfortendolmetscher zur Herrschaftszeit Süleymāns des Prächtiges”, , sy. 34 (1975), s. 26-60.

E. D. Petritsch, “Der Habsburgisch-Osmanische Friedensvertrag des Jahres 1547”, Mitteilungen des Österreichischen Staatsarchivs, XXXVIII, Wien 1985, s. 49-80.

a.mlf., “Tribut oder Ehrengeschenk? Ein Beitrag zu den habsburgisch-osmanischen Beziehungen in der zweiten Hälfte des 16. Jahrhunderts”, Wiener Beiträge zur Geschichte der Neuzeit, XX, Wien 1993, s. 49-58.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2019 yılında Ankara’da basılan (gözden geçirilmiş 3. basım) EK-2. cildinde, 578-580 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER