TEMERRÜD ALİ PAŞA

Müellif:
TEMERRÜD ALİ PAŞA
Müellif: ERHAN AFYONCU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2011
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 19.09.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/temerrud-ali-pasa
ERHAN AFYONCU, "TEMERRÜD ALİ PAŞA", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/temerrud-ali-pasa (19.09.2019).
Kopyalama metni
Aslen Bosnalı olup devşirme olarak Enderun’a alınmıştır. Belirlenen ilk görevi 941 (1534) yılındaki gurebâ-i yesâr ağalığıdır. Daha sonra gurebâ-i yemîn, Zilkade 942’de (Mayıs 1536) ulûfeciyân-ı yesâr ağalığına getirildi. Safer 943’te (Ağustos 1536) serulûfeciyân-ı yemîn, ardından küçük mîrâhur, 14 Zilkade 947’de (12 Mart 1541) büyük mîrâhur oldu. 14 Muharrem 948’de (10 Mayıs 1541) yeniçeri ağalığına tayin edildi ve Budin seferine katıldı. Ardından beylerbeyilik verilerek taşra görevine tayin edildi. Erzurum Beylerbeyi Mûsâ Paşa’nın 950’de (1543) Gürcüler’le yaptığı mücadelede şehid düşmesi üzerine Erzurum beylerbeyiliğine getirildi. Diyarbekir Beylerbeyi Hadım Ali Paşa ile birlikte Gürcüler’e karşı başarılı bir harekâtta bulundu. Beylerbeyiliği esnasında Erzurum’un imarına çalıştı, Gürcüler’e ve İran’a karşı şehrin savunması için tedbirler aldı. 955 (1548) yılı başlarında Karaman ve 8 Muharrem 956’da (6 Şubat 1549) Bağdat beylerbeyiliğine tayin edildi. Bağdat beylerbeyiliği sırasında Basra’da eşkıyalık yapan Araplar’ın üzerine sevkedildi. İsyanı bastırıp âsilerin elindeki kaleyi teslim aldı. Basra’da Osmanlı hâkimiyetini sağladıktan sonra Bağdat beylerbeyiliği vazifesine döndü. Mahallî beylerin meseleleriyle uğraştı.

Bağdat’ta yaklaşık üç yıl görev yaptı ve ardından Sivas beylerbeyiliğine (Rum beylerbeyiliği) getirildi (28 Zilkade 960/5 Kasım 1553). Eyalet askeriyle Nahcıvan seferine katıldı. Bu görevi esnasındaki en önemli olay Şehzade Bayezid isyanıdır. Bu isyanın bastırılması için uğraştı; şehzadenin mağlûp olması üzerine onu diğer beylerbeyileriyle birlikte İran’a kadar takip etti.

12 Şâban 967’de (8 Mayıs 1560) Sivas beylerbeyiliğinden azledilen Ali Paşa 16 Cemâziyelâhir 968’de (4 Mart 1561) hacca gitmek için izin aldı. Hac dönüşü bir süre İstanbul’da ikamet etti. 7 Safer 971’de (26 Eylül 1563) Lala Mustafa Paşa’nın yerine 1.300.000 akçelik has ile Erzurum beylerbeyiliğine tayin edilinceye kadar bir görev üstlenmedi. Bu dönemde İran sınırının tashihi için uğraşırken 2 Zilhicce 971’de (12 Temmuz 1564) Anadolu beylerbeyiliğine nakledildi; 9 Receb 972’de (10 Şubat 1565) tekrar Erzurum beylerbeyi olarak görevlendirildi. Bu görevdeyken 20 Muharrem 980 (2 Haziran 1572) tarihinde vefat etti; cenazesi Tokat’a götürülüp burada inşa ettirdiği camisinin bahçesinde oğlunun da yattığı türbeye defnedildi.

Ali Paşa kaynaklarda ağır başlı, sert tabiatlı ve inatçı kimliğiyle (temerrüd) tanıtılır, ayrıca hayır severliğiyle de anılır. Tarihle, fıkıhla ve şiirle uğraştığı, Farsça ve Türkçe şiirleri bulunduğu kaydedilir. XVI. yüzyılın tezkire yazarlarından Ahdî’yi uzun süre himaye ettiği bilinmektedir. Tokat’ta bir cami, bir hamam, Erzurum’da bir cami, bir köprü (Karaz Köprüsü), Hasankale’de dokuz çeşme ve Sivas’ta birçok çeşme yaptırmıştır. Vakfettiği para ile ölümünden sonra Çorum’da bir hamam (Ali Paşa Hamamı/Yeni Hamam) inşa ettirilmiştir. Yaptırdığı iki camide, hamamlarda ve köprüde kitâbe bulunmaması onun hayır yaparken ismini ön plana çıkarmak istemediği şeklinde yorumlanabilir. Temerrüd Ali Paşa’nın hanımı, II. Bayezid’in kızı Selçuk Sultan’ın kızından torunu olan Fatma Sultan’dır. Fatma Sultan’dan bir oğlu ile bir kızı olmuştur. Oğlu Mustafa Bey Sivas (Rum) defterdarlığı yapmış, 973’te (1565-66) vefat ederek Tokat’ta defnedilmiştir. Ali Paşa’nın kızı Neslihan Sultan’ın 990 (1582) yılında annesiyle birlikte İstanbul’da bulunduğu anlaşılmaktadır. Tokat’ta Ali Paşa’nın mezarının yanında yer alan kitâbesiz mezarın hanımı Fatma Sultan’a ait olduğu tahmin edilmektedir.

BİBLİYOGRAFYA
BA, MD, nr. 4, s. 190/1982; nr. 19, s. 181/379, 269/541; BA, MAD, nr. 522, s. 41, 54; nr. 559, s. 2-3, 65, 101-102, 122-123, 310; nr. 563, s. 146; BA, KK, nr. 67, vr. 77b; BA, Timâr Rûznâmçe Defterleri, nr. 6, s. 86; BA, D.BRZ, nr. 20614, s. 217, 247; BA, D.KRZ, nr. 33118, s. 2, 22; BA, A.RSK, Dosya Kısmı, nr. 70/71; TK, TD, nr. 14, vr. 21b, 137b-138a; Ahdî, Gülşen-i Şuarâ (haz. Süleyman Solmaz, doktora tezi, 1996), Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 242-243; Âlî Mustafa Efendi, Künhü’l-ahbâr, İÜ Ktp., TY, nr. 5959, vr. 252a; Peçuylu İbrâhim, Târih, I, 38; Nazmîzâde Murtaza Efendi, Gülşen-i Hulefâ, İstanbul 1143, vr. 63a-64b; Tayyarzâde Atâ Bey, Târih, İstanbul 1292-93, I, 57; IV, 97; Erzurum Vilâyeti Salnâmesi, Erzurum 1304, s. 217-218; M. Kemal Özergin, Sultan Kanunî Süleyman Han Çağına Âit Tarih Kayıtları, Erzurum 1971, s. 14; Şerafettin Turan, Kanuni Süleyman Dönemi Taht Kavgaları, İstanbul 1998, s. 69, 89-91, 100, 103; Dündar Aydın, Erzurum Beylerbeyiliği ve Teşkilâtı: Kuruluş ve Genişleme Devri (1535-1566), Ankara 1998, bk. İndeks; İsmet Parmaksızoğlu, “Kuzey Irak’ta Osmanlı Hâkimiyetinin Kuruluşu ve Memun Bey’in Hatıraları”, TTK Belleten, XXXVII/146 (1973), s. 219-226; Feridun Emecen – İlhan Şahin, “Osmanlı Taşra Teşkilâtının Kaynaklarından 957-958 (1550-1551) Tarihli Sancak Tevcih Defteri”, TTK Belgeler, sy. 23 (1998), s. 87.
Bu madde ilk olarak 2011 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 40. cildinde, 412-413 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.