TENES

تنس
Müellif:
TENES
Müellif: NADİR ÖZKUYUMCU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2011
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 22.10.2019
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/tenes
NADİR ÖZKUYUMCU, "TENES", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/tenes (22.10.2019).
Kopyalama metni
Akdeniz sahilinde Cezayir şehrinin 204 km. batısında, denize doğru uzanan Tenes burnunun doğu rüzgârlarına karşı koruduğu bir koyun kenarında kurulmuştur. Bölgedeki ilk yerleşim merkezi Fenikeliler’e ait Cartennae şehridir. Roma döneminde bir Roma kolonisi haline gelen şehir daha sonra Vandallar’ın eline geçti. Bölge Emevîler zamanında müslümanlar tarafından fethedildi. İslâm hâkimiyeti döneminde Cartennae şehrinin yakınında Akdeniz sahiline 2 km. kadar uzaklıkta Tenes şehrinin temelleri atıldı. Bu şehrin, 262 (875-76) yılında Endülüs’teki İlbîre (Elvira) ve Tüdmîr’den (Teodomiro) gelen müslüman denizciler tarafından kurulduğu kaydedilmektedir. Ebû Ubeyd el-Bekrî, ticaret maksadıyla buraya gelen Endülüslü denizcilerin kış aylarında hava muhalefeti yüzünden denize açılamadıkları için kışı sahildeki limanda geçirdiklerini, bölge halkı olan Berberîler’in teklifiyle kalenin bulunduğu mevkide sahile yakın bir noktada yeni bir şehir kurduklarını, burada evler, çarşılar yaptıklarını söyler. Onların ardından Endülüs’ten yeni gruplar gelmeye başladı. Şehrin kısa sürede gelişmesi ve önemli bir ticaret merkezi durumuna gelmesi komşu vilâyetlerden göçü teşvik etti. Bu yeni şehre Fenikeliler’den kalma şehirden ayırmak için Tenesülhadîse ve deniz cihetinde kalan tarihî Tenes’e Tenesülkadîme denildi (el-Mesâlik, II, 726). Şehir surlarla çevrildi, içinde müstahkem bir kale ve ulucami inşa edildi. Gözetleme burçlarına sahip surların beş kapısı bulunuyordu. Şehirde çok sayıda çarşı ve hamam yapıldı. Bekrî şehri kuran Endülüslü denizcilerden bazılarının ismini vermektedir. Hz. Ali neslinden geldiklerini iddia eden denizciler, kendilerini Endülüs’ten buraya getiren ve şehrin kurucusu sayılan İbrâhim b. Muhammed’in Hz. Ali’ye ulaşan soy kütüğünü şöyle naklederler: İbrâhim b. Muhammed b. Süleyman b. Abdullah b. Hasan b. Ali b. Ebû Tâlib.

Tenes’in güvenli bir liman şehri olması deniz ticareti bakımından önemini arttırdı. Ayrıca iç bölgelerdeki verimli arazilerde çeşitli hububat ve meyvelerin yetiştirilmesi şehirde ticaret hayatının canlanmasına yardımcı oldu. Tenes’i surla çevrili çok müstahkem bir şehir olarak niteleyen Şerîf el-İdrîsî, Tenes yöresinde yetiştirilen meyvelerin civardaki yerleşim birimlerine ihraç edildiğini kaydeder (Ṣıfatü’l-Maġrib, s. 92). Fakat hava şartlarına uyum sağlayamamaları, ayrıca bazı salgın hastalıkların ortaya çıkması yüzünden Endülüslüler’den bir kısmının geriye döndüğünden, bazılarının civardaki Bicâye gibi şehirlere göç ettiğinden bahsedilmektedir. Kaynaklarda buna karşılık Tenes’e önemli bir Berberî göçünün olduğu ve şehre 400 Berberî ailesinin geldiği belirtilmektedir. Bu göçler sırasında şehrin iskân politikasında bazı değişikliklerin meydana geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim yeni gelen Berberîler’in Sûkuibrâhim denilen mahalleden yeni yerlerine nakledildiklerine dair bilgilere rastlanmaktadır.

815 yılında İdrîsîler’in hâkimiyetine geçen Tenes önce İdrîsîler’le Fâtımîler arasındaki mücadeleye sahne oldu. Ardından Endülüs Emevîleri’nin, daha sonra Hammâdîler’in eline geçti. 493’ten (1100) itibaren Murâbıtlar’ın, onların yıkılışının ardından Muvahhidler’in hâkimiyetinde kaldı. 688’de (1289) Abdülvâdîler’in (Zeyyânîler) egemenliğine girdi. 1450’li yıllarda siyasî birliğini kaybeden bölgede birbirleriyle mücadele eden pek çok mahallî emirlik ortaya çıktı. Tenes şehri 1517’de Oruç Reis tarafından Osmanlı Devleti hâkimiyetine alındı. Bir süre sonra Barbaros Hayreddin Paşa Tenes’e gelerek bir garnizon kurdu ve başına bir kāid tayin edip buradaki Türk hâkimiyetini sağlamlaştırdı. XVI ve XVII. yüzyıllarda Akdeniz’in önemli bir ticaret limanı olarak tanınan Tenes XVIII. yüzyıldan sonra bu önemini yitirmeye başladı. Bunun başlıca sebebi Osmanlı hâkimiyetine karşı başlatılan mahallî isyanlardı. İstikrarın kaybolması ve şehrin iç isyanlar sırasında tahrip edilmesi de şehrin önemini kaybetmesinin âmillerindendir.

Tenes 1843 yılında Fransa tarafından işgal edildi. Fransız kumandanı Bugeaud ilk yerleşim merkezi olan eski Tenes’in yerinde yeni bir inşaat başlattı. Şehri tahkim etmek için sivil binaların yanı sıra askerî binalar yaptırdı. Bugünkü modern Tenes şehri Fransızlar’ın kurduğu şehirdir. Bu şehrin bulunduğu yerde tarihî Tenes’in bazı kalıntılarına rastlanmaktadır. Endülüslü müslümanlar tarafından tesis edilen Tenesülhadîse, Fransızlar’a ait semtin kuruluşundan itibaren önemini kaybetmekle birlikte sakinlerinin çoğu orada kaldı. Bâbülbahr burcu, Sîdî Muayze Camii de denilen ve Ebû Ubeyd el-Bekrî zamanında (ö. 487/1094) mevcut olan Mescidü’l-câmi‘, Mescidü Sîdî Bel-Abbas, Mescidü Lâle Azîze ve kale şehirdeki en önemli tarihî eserlerdir. Günümüzde Cezayir’in idarî birimlerinden Şelif’in sınırları içinde kalan Tenes şehri 30.000 dolayında bir nüfusa sahiptir. Tenes’te yetişen veya buraya nisbetle anılan şahsiyetlerin en meşhuru, XV. yüzyıl edip ve tarihçilerinden olup Naẓmü’d-dürer ve’l-ʿiḳyân fî beyâni şerefi Benî Zeyyân adlı eseriyle tanınan Ebû Abdullah Muhammed b. Abdullah b. Abdülcelîl et-Tenesî’dir.

BİBLİYOGRAFYA
İstahrî, Mesâlik (de Goeje), s. 38; Makdisî, Aḥsenü’t-teḳāsîm, s. 217-218, 229; Bekrî, el-Mesâlik, II, 726; İdrîsî, Ṣıfatü’l-Maġrib, s. 82-84, 92; Yâkūt, Muʿcemü’l-büldân (Cündî), II, 56-57; İbn Haldûn, el-ʿİber, tür.yer.; Himyerî, er-Ravżü’l-miʿṭâr, I, 138; Seyyid Abdülazîz Sâlim - Ahmed Muhtâr el-Abbâdî, Târîḫu’l-baḥriyyeti’l-İslâmiyye fi’l-Maġrib ve’l-Endelüs, Beyrut 1969, tür.yer.; Osman Sa‘dî, ʿUrûbetü’l-Cezâʾir ʿabre’t-târîḫ, Cezayir 1982, tür.yer.; Abdülazîz Seâlibî, Târîḫu Şimâli İfrîḳıyâ (nşr. Ahmed b. Mîlâd - Muhammed İdrîs), Beyrut 1407/1987, tür.yer.; Marmol, İfrîḳıyâ (trc. Muhammed Haccî v.dğr.), Rabat 1988-89, II, 353-354; G. Yver, “İfrîkıye”, İA, V/2, s. 939-940; a.mlf., “Magrib”, a.e., VII, 142-143; a.mlf., “Tenes”, a.e., XII/1, s. 160-161; Alfred Bel, “Tlemsen”, a.e., XII/1, s. 393-398; M. Talbī, “İfrīḳiyā”, EI2 (İng.), III, 1047-1049; H. Bencheneb, “Tanas”, a.e. (İng.), X, 180-181.

Nadir Özkuyumcu
Bu madde ilk olarak 2011 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 40. cildinde, 450-451 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.