TERKEN

TERKEN
Müellif: GÜLAY ÖĞÜN BEZER
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2011
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 06.07.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/terken
GÜLAY ÖĞÜN BEZER, "TERKEN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/terken (06.07.2020).
Kopyalama metni
Terken genelde “hatun” kelimesiyle birlikte (terken hatun) kullanılmış olup Arapça kaynaklardaki imlâsı (تركان) dolayısıyla “türkân hatun” şeklinde okunuşu yaygındır. Ancak eski Türkçe bir unvan olarak Türk kelimesine Farsça çoğul eki (-ân) getirilerek “Türkler” anlamında bir kelimenin türetilmesi pek mümkün görünmemektedir. Kelimenin etimolojisi karışık olup bu konuda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Terkenin Moğolca “töregene” ile karşılaştırılması ağır biçimde eleştirilmiştir (Doerfer, II, 496). Yine hânedan mensuplarına verilen bir unvan olan “ten͡griken”den gelebileceği düşünülmüşse de (Turan, I [1941-1942], s. 72) Uygurlar’ın iki unvanı bir arada kullanmaları (“Ten͡griken tigin silig terken konçuy”) (Doerfer, II, 495) bu ihtimali zayıflatmaktadır. Kelimenin asıl şeklinin “tarhan” olduğu (Clausen, s. 544) ve “tarkan” biçiminde okunması gerektiği de söylenmiştir (Gafurov, s. 94-95). Kâşgarlı Mahmud’un İslâmiyet öncesi döneme ait bir unvan olan tarkanla (bey) terkeni ayrı ayrı ve aralarında ilgi kurmadan zikretmesi (Dîvânü lugāti’t-Türk Tercümesi, I, 410, 441) bu yorumu da şüpheli kılmaktadır. Kelimenin kökünün “tirmek/termek” (toplamak) fiilinden gelen “terkin” (toplu olan her şey), “terkin suv” (toplanmış su), “terkin sü” (toplanmış asker) örneklerinde görüldüğü gibi (a.g.e., I, 441-442) toplamak eylemiyle ilişkilendirilmesi mümkünse de bu gelişmeyi açıklamak da güçtür.

Kâşgarlı Mahmud bir vilâyete melik olan kimse için Hâkāniye Türkleri’nin terken kelimesini kullandığını, hanlık makamında oturmayanlara bu sözle hitap edilemeyeceğini söyler. Terkenin anlamını “itaat edilen kişi”, örnek olarak yazdığı şiirde geçen terkeni de “hakan” diye açıklar (a.g.e., I, 441). Ayrıca Kâşgarlı Mahmud’un “katun” kelimesini izah ederken verdiği bilgilerden bu unvanın hânedan mensubu erkeklerin yanı sıra hanımlar için de kullanıldığı anlaşılmaktadır (a.g.e., I, 410, 441). İbn Mühennâ kelimeyi “hükümdarın karısı” mânası yanında hükümdarın unvanı şeklinde de zikreder (İbnü-Mühennâ Lûgati, s. 71-72). Kâşgarlı Mahmud bunların dışında terkeni Şâş (Taşkent) şehrinin adı diye zikreder (Dîvânü lugāti’t-türk Tercümesi, I, 443). Bu bilgi, şehirlere de unvanlar verildiği dikkate alındığında terkenin Taşkent’e öneminden dolayı verilmiş olabileceğini düşündürmektedir.

Uygurlar’da “terken konçuy”un yanı sıra “silig terken” şeklinde de geçen bu unvan “zarif, yakışıklı, tatlı dilli hükümdar” anlamına gelmektedir (Doerfer, II, 495). Yûsuf Has Hâcib de terkeni bir hükümdarlık unvanı şeklinde zikreder (Kutadgu Bilig, I, 27-29; II, 19-20). Kutadgu Bilig’deki örnekler, kelimenin “terken kutı” şeklinde “devletlü hükümdar” mânasında kullanıldığına da işaret etmektedir (II, 19-20). Buradaki terken kutı sözünün hükümdarlık yetki ve hukukuna sahip hatun şeklinde anlaşılması gerektiğini söyleyenler de vardır (Donuk, s. 50-51). Terken, Terkenşah b. Tuğrulşah b. Kavurt isminde Kirman Selçukluları’nda bir melikin isminde yer almıştır. Terkenin, Selçuklu sultanlarının bu unvanı taşıyan Karahanlı prenseslerle yaptıkları evliliklerden sonra “terken hatun” şeklinde yaygınlaştığı anlaşılmaktadır. Çağrı Bey’in, Alparslan’ın, Melikşah ve Sencer’in eşleri de terken hatun unvanlı Karahanlı prensesleriydi. Bu unvan Karahanlılar’ın kültür mirasını devralan Hârizmşahlar’da (İlarslan ve Alâeddin Tekiş’in hanımları), Salgurlular’da (Atabeg II. Sa‘d’ın hanımı), Kutluğhanlılar’da (Kutluğ Terken, Bibi Terken, Sevinç Terken) ve Timurlular’da (Timur’un kız kardeşi Kutluğ Terken ve hanımı Olcay Terken Aga) devam etmiştir. Kelimenin zamanla hanımlara özgü bir unvana dönüştüğü ve Osmanlı döneminde hânedan mensubu kadınlar için kullanılan hanım sultanla aynı mânaya geldiği söylenebilir.

BİBLİYOGRAFYA
Dîvânü lugāti’t-Türk Tercümesi, I, 410, 441-443; İbnü-Mühennâ Lûgati (nşr. Abdullah Battal), İstanbul 1934, s. 71-72; Doerfer, TMEN, II, 495-498; Clauson, Dictionary, s. 539, 544; Yûsuf Has Hâcib, Kutadgu Bilig (nşr. Reşid Rahmeti Arat), Ankara 1947, I, 27-29 (beyit 109, 115, 121), a.e. (trc. Reşid Rahmeti Arat), Ankara 1959, II, 19-20; A. Gafurov, İmya i istoriya. Ob imenah arabov, persov, i tadjikov, tyurkov. Slovar, Moskva 1987, s. 94-95; Abdülkadir Donuk, Eski Türk Devletlerinde İdarî-Askerî Unvan ve Terimler, İstanbul 1988, s. 50-51; M. Erdal, Old Turkic Word Formation: A Functional Approach to the Lexicon, Wiesbaden 1991, I, 382-387; Faruk Sümer, Türk Devletleri Tarihinde Şahıs Adları, İstanbul 1999, I, 77, 88, 200; Reşat Genç, Karahanlı Devlet Teşkilâtı, Ankara 2002, s. 85, 124, 126-127, 159; Osman Turan, “Terken Unvanı”, Türk Hukuk Tarihi Dergisi, I (1941-42), İstanbul 1944, s. 67-73.

Gülay Öğün Bezer
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2011 yılında İstanbul'da basılan 40. cildinde, 509 numaralı sayfada yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER