TEVFÎK et-TAVÎL

توفيق الطويل
Müellif:
TEVFÎK et-TAVÎL
Müellif: SAÎD MURÂD
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
İlk Yayın Tarihi: 2012
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 22.02.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/tevfik-et-tavil
SAÎD MURÂD, "TEVFÎK et-TAVÎL", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/tevfik-et-tavil (22.02.2020).
Kopyalama metni
Muhammed Tevfîk Kahire’nin Bulak semtinde doğdu. Devlet memuru olan babasıyla birlikte birçok vilâyet gezdi. Buheyre’nin bir kasabasında ilkokulu bitirdikten sonra 1930’da Prens Fârûk (Ravzu’l-Ferec) Lisesi’nden, 1934’te Câmiatü’l-Fuâdi’l-evvel (Kahire Üniversitesi) Edebiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Üniversitede iken Mısır’ın tanınmış bilim ve fikir adamlarından Mustafa Abdürrâzık ve İbrâhim Medkûr’un talebeleri arasında yer aldı. Ebû Rîde ve Necîb Mahfûz gibi ünlü şahsiyetlerle tanışıp ilişkiler kurdu. 1939’da Kahire Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde asistan, 1942’de İskenderiye Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde öğretim görevlisi oldu. 1962’de Kahire Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde ahlâk bilimi dalında profesörlüğe yükseltildi. 1964-1968 yılları arasında Kahire Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe ve Psikoloji Araştırmaları Bölümü başkanlığını, ayrıca fakültenin dekanlığını üstlendi. 1968 öğretim yılı sonunda Küveyt Üniversitesi’ne geçti. Bir yandan bilimsel araştırmalar yaparken diğer yandan yeni nesilden güçlü bir araştırmacılar kadrosu oluşturmaya çalıştı. Birçok Arap üniversitesinde akademik görevlerini büyük bir sorumluluk duygusuyla yürüttü. 1960-1962 yıllarında Libya Üniversitesi’nde, 1968-1974 yılları arasında Küveyt üniversitesinde profesörlük yaptı. 1967’de misafir hoca sıfatıyla Bağdat ve Basra üniversitelerinde, 1977’de Devha’daki Katar Üniversitesi’nde bulundu. 1981’de Kahire’deki Mecmau’l-lugati’l-Arabiyye’ye üye seçildi. Üniversite öğrenciliği yıllarından itibaren kurduğu derneklerde sosyal ve kültürel alanlarda çalıştı. Dönemin ilim, fikir, sanat adamlarını ve edebiyatçılarını bir çatı altında toplamayı başardı. 1984’te sosyal bilimler alanında devlet ödülüne lâyık görüldü. Daha sonra el-Meclisü’l-a‘lâ li’s-sekāfe’ye genel sekreter ve el-Mecâlisü’l-kavmiyye el-mütehassısa’ya üye seçildi. 12 Şubat 1991’de vefat etti.

Nobel edebiyat ödülü sahibi Necîb Mahfûz’un el-Ḳāhiretü’l-cedîde adlı romanının kahramanı Me’mûn Rıdvân tiplemesi örnek şahsiyeti, hayat tarzı ve müslümanların güç ve şerefini İslâm’da gören, çağdaş dünyanın bütün sorunları için çözümün İslâm’da aranması gerektiğine inanan ideal kişiliğiyle Tevfîk et-Tavîl’i temsil eder. Geniş bir ilmî ve fikrî birikime sahip Tevfîk et-Tavîl’in asıl uzmanlık alanı ahlâk felsefesi olup Arap dünyasında bu alanın önde gelen isimlerindendir. En önemli eseri Felsefetü’l-aḫlâḳ: Neşʾetühâ ve teṭavvürühâ adlı kitabıdır. Tevfîk et-Tavîl, Grek felsefesinde ahlâkın bir ölçü bilimi sayıldığını belirtir ve bu görüşe kendisi de katılır. Ona göre geleneksel anlamda ahlâk ilminin misyonu insanın hayat tarzını düzenleyen kurallar, hayır ve şerri birbirinden ayıran genel ölçüler koymaktır. Ahlâk alanında Sokrat’ın aklî mirasını gözden geçiren bir tarihçi, onun irdelediği büyük problemlerin günümüzde bile düşünürleri meşgul edecek önemde olduğunu görecektir. Ahlâkta idealizm akımını benimseyen Tevfîk et-Tavîl, Yunan mirasıyla dinî ve modern düşünceler arasında bir denge kurmaya çalışmıştır. Tavîl’in bu seçmeci idealizmine göre insan çevresinden ve toplumdan kendini soyutlayarak ahlâkî kemalini gerçekleştiremez. Ahlâk, özünde kişiyi dünyevî değerleri aşarak üstün ruhî değerlere yükseltmeyi hedefleyen bir nefis mücadelesidir. Ancak insanoğlu bedensel isteklerden nefret etmemeli, mâkul ve meşrû olan arzularını ihmale kalkışmamalıdır. Yetkinleşme isteği insanlarda doğal bir eğilimdir. Bununla birlikte hayatın gerçekleriyle bağları kopararak kemale ulaşılamaz.

Felsefe tarihine de önem veren Tevfîk et-Tavîl Üsüsü’l-felsefe adlı kitabında bu bilimin alanı, metotları, doğuşu ve gelişimiyle farklı dönemlerini ele alıp ön yargısız incelemiş, her birinin olumlu ve olumsuz yönlerini göstermeye çalışmıştır. Ona göre felsefeyle uğraşanlar insanlığın bu önemli birikiminden yararlanmış ve bu sayede yeni dehalar yetiştirmeyi başarmıştır. Tavîl’in felsefe çalışmaları onun içindeki özgür eleştiri ruhunu uyandırmış, gerçeğe olan sevgisini yüceltmiş, doğruluk, iyilik ve güzellik gibi üstün değerlere sımsıkı sarılmasını sağlamıştır. Tevfîk et-Tavîl felsefe-din ilişkisi üzerinde durmuş, Ḳıṣṣatü’ṣ-ṣırâʿ beyne’d-dîn ve’l-felsefe adıyla bir eser kaleme almıştır. Tavîl’e göre insanlık tarihinde her zaman bağnaz din adamları özgür düşünceyi savunan filozofları aşağılamış ve zaman içinde seslerini kısabilmiştir. Ancak bu özgür insanların her ortamda çekinmeden gerçeği savunmaları düşüncelerini ölümsüz kılmıştır. Çünkü düşüncelerin doğruluğu zaman ve mekânla sınırlanamaz. Tavîl dinin tabiatında felsefe ve bilimle hiçbir çelişki bulunmadığına inanmış, aralarında sadece metot farkı olduğunu söylemiştir.

Tevfîk et-Tavîl, Hıristiyanlık’ta ve İslâm’da dinî baskıdan söz edilemeyeceğini belirtir ve Ḳıṣṣatü’l-iżṭıhâdiʾd-dînî fi’l-Mesîḥiyye ve’l-İslâm adlı eserinde bu dinleri baskıdan tenzih etmek gerektiğini söyler. Dinde asıl olan kinci ve kavgacılara sevgi mesajı vermek, savaş isteyen ve kan dökme meraklısı olanları barışa davet etmek, şiddet ve intikam peşindeki insanlara merhamet ve hoşgörü çağrısında bulunmaktır. Ona göre Hz. Îsâ müridlerini sevgiye çağırdığı halde sonradan onun çizgisinden saptırılan Hıristiyanlık insanlık tarihinde Hz. Îsâ adına en büyük suçları işlemiştir. İslâmiyet’in kılıç gücüyle yayıldığı iddiasını öne sürenler, müminlerin kâfirlere karşı savaş açma sebebinin dinlerini fitneye karşı savunmaktan ibaret olduğunu bilmeyenlerdir. Sevgi mesajlarının çokça yer aldığı Kur’ân-ı Kerîm aynı zamanda hoşgörüyü benimsemiş, dinde dayatma ve zorlama bulunmadığını (el-Bakara 2/256), Hz. Muhammed’in görevinin Allah’ın vahyini insanlara zor kullanmadan tebliğ etmek olduğunu (el-Gāşiye 88/21-22) bildirmiştir. Dinde esas olan imanla hoşgörüyü bir arada yürütmektir. İmanla taassup birleşmez. Ancak hoşgörü dinden uzaklaşmak, dinî emirleri ihmal etmek ve savunmamak anlamına gelmez; aksine inancı savunup korumayı ve dinî görevleri aşırılık ve taşkınlıktan uzak bir şekilde yerine getirmeyi ifade eder. Vicdan özgürlüğü insanların kazandığı en önemli değerlerden biridir. Düşmanlarına karşı saldırgan davranışları bir yöntem biçiminde kullanan bağnazlar, insanların büyük bedeller ödeyerek kazandığı bu özgürlüğü yok etmeye çalışırken kendi dinlerine zındık ve mülhidlerden daha fazla zarar vermişlerdir. Tevfîk et-Tavîl’in en çok meşgul olduğu konulardan biri de Arap kültür mirası meselesidir. Arap-İslâm medeniyetinin asaleti üzerinde önemle durmuş, bu medeniyetin dünya medeniyetleri üzerindeki etkilerini, özellikle İslâm ilimlerinin Batı’daki bilimsel gelişmelere katkısını göstermeye çalışmıştır.

Eserleri. Telifleri: Ḳıṣṣatü’l-kifâḥ beyne Roma ve Ḳarṭâcenne (Kahire 1936); et-Taṣavvuf fî Mıṣr ibbâne’l-fetḥi’l-ʿOs̱mânî (Tavîl’in 1938’de tamamladığı yüksek lisans tezi olup 1946’da Kahire’de yayımlanmıştır); el-Aḥlâm fi’l-fikri’l-İslâmî (doktora tezidir, Kahire 1945); eş-Şaʿrânî: İmâmü’t-taṣavvuf fî ʿaṣrihî (Kahire 1945); et-Tenebbüʾ bi’l-ġayb ʿinde müfekkirî el-İslâm (Kahire 1945); Ḳıṣṣatü’ṣ-ṣırâʿ beyne’d-dîn ve’l-felsefe (Kahire 1947); Ḳıṣṣatü’l-iżṭıhâdiʾd-dînî fi’l-Mesîḥiyye ve’l-İslâm (Kahire 1947); Üsüsü’l-felsefe (Kahire 1952); Meẕhebü’l-menfaʿa el-ʿâmme fî felsefeti’l-aḫlâḳ (Kahire 1953); Mesâʾil felsefiyye: el-İlzâmü’l-ḫuluḳī ve maṣdaruhû (ortak çalışma, Kahire 1954); Müşkilât felsefiyye: el-İstiḳrâʾ ve’l-baḥs̱i’l-ʿilmî (ortak çalışma, Kahire 1955); el-ʿArab ve’l-ʿilm fî ʿaṣri’l-İslâm eẕ-ẕehebî (Kahire 1961); Felsefetü’l-aḫlâḳ: Neşʾetühâ ve teṭavvürühâ (Kahire 1960, 1979); el-Fikrü’d-dînî el-İslâmî fî miʾeti’l-ʿâmi’l-aḫîre (Beyrut 1967); Ḳaḍâyâ min riḥâbi’l-felsefe ve’l-ʿilm (Kahire 1986); el-Ḥaḍâretü’l-İslâmiyye ve’l-ḥaḍâretü’l-Evrubbiyye-dirâse muḳārine (Kahire 1990); Episte Mological Scepticism, Apresentation and Aproposed Refutation (Cambridge 1949). Tercümeleri: Türâs̱ü’l-İslâm (Alfred Guillaume’ın The Traditions of Islam adlı eserinin çevirisidir, Kahire 1936); ʿÂlemü’l-ġayb fi’l-ʿâlemi’l-ḳadîm (Cicero’dan tercümedir, Kahire 1949); Târîḫu ʿilmi’l-aḫlâḳ (Cambridge Üniversitesi Ahlâk Felsefesi Kürsüsü Başkanı Henry Sidguick’tan çeviridir, İskenderiye 1949); Eflâṭûn ve’l-aḳademiyye (George Alfred Léon Sarton’dan tercümedir, Kahire 1961). Tevfîk et-Tavîl birçok dergi ve gazetede felsefî, edebî vb. konularda araştırma ve makaleler yazmış, mülâkat yapmış, konferanslar vermiştir. Kahire Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde Tevfîk et-Tavîl hâtırasına bir armağan kitap yayımlanmış (el-Kitâbü’t-Tiẕkârî li’l-merḥûm el-üstâẕ ed-duktûr Tevfîḳ eṭ-Ṭavîl, Kahire 1995), el-Meclisü’l-a‘lâ li’s-sekāfe adlı kurum da ed-Duktûr Tevfîḳ eṭ-Ṭavîl müfekkiren ʿArabiyyen ve râʾiden li’l-felsefeti’l-ḫulḳıyye adıyla bir anma kitabı neşretmiştir (Kahire 1995). Ayrıca el-Kâtibü’l-ʿArabî, Mecelletü’l-ʿArabî el-Küveytiyye, Mecelletü’l-İbdâʿ, Mecelletü’l-Müntedâ, Mecelletü’l-Ḳāhire, Mecelletü ʿÂlemi’l-kitâb gibi dergilerde hakkında makaleler çıkmıştır.

BİBLİYOGRAFYA
Ahmed Abdülgaffâr, Ḥadîs̱ fi’l-kütüb, Kahire 1947, tür.yer.; Ahmed Fuâd el-Ehvânî, Mîzânü’l-ḥaḳ, Kahire 1953, s. 41-54; Zekî Necîb Mahmûd, Min Zâviyetin felsefiyye, Kahire 1982, s. 25-26; M. Mehdî Allâm, el-Mecmaʿiyyûn fî ḫamsîne ʿâmen, Kahire 1406/1986, s. 263-264; Hasan Fâzıl Cevâd, el-Aḫlâḳ min manẓûrin fikriyyin ʿArabiyyin muʿâṣır (yüksek lisans tezi, 1988), Câmiatü Bağdâd, tür.yer.; ed-Duktûr Tevfîḳ eṭ-Ṭavîl müfekkiren ʿArabiyyen ve râʾiden li’l-felsefeti’l-ḫulḳıyye: Buḥûs̱ ʿanh ve dirâsât mühdât ileyh (nşr. Âtıf el-Irâkī), Kahire 1995; el-Kitâbü’t-Tiẕkârî li’l-merḥûm el-üstâẕ ed-duktûr Tevfîḳ eṭ-Ṭavîl, Kahire 1995; Ahmed Abdülhalîm Atıyye, Tevfîḳ eṭ-Ṭavîl ve dirâsâtü’l-ḳıyem fi’l-ʿArabiyye, Kahire 2001; Âtıf el-Irâkī, Ḳażâyâ min riḥâbi’l-felsefe ve’l-ʿilm”, ʿÂlemü’l-kütüb, sy. 14 (1978), s. 19-24; a.mlf., “Raḥîlü’l-bâḥis̱ ʿani’l-mes̱eli’l-ʿulyâ”, Mecelletü’l-Ḳāhire, sy. 114 (1991), s. 46-50; Mirfet İzzet Bâlî-Ahmed Abdülhalîm Atıyye, “eṭ-Ṭavîl, Muḥammed Tevfîḳ”, Mv.AU, XIX, 302-305.

Saîd Murâd
Bu madde ilk olarak 2012 senesinde İstanbul'da basılan TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 41. cildinde, 16-18 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde gösterilmektedir.