TİLİMSÂNÎ, Muhammed b. Ahmed - TDV İslâm Ansiklopedisi

TİLİMSÂNÎ, Muhammed b. Ahmed

محمّد بن أحمد التلمساني
TİLİMSÂNÎ, Muhammed b. Ahmed
Müellif: ALİ HAKAN ÇAVUŞOĞLU
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2012
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 27.11.2021
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/tilimsani-muhammed-b-ahmed
ALİ HAKAN ÇAVUŞOĞLU, "TİLİMSÂNÎ, Muhammed b. Ahmed", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/tilimsani-muhammed-b-ahmed (27.11.2021).
Kopyalama metni

710 (1310-11) yılında Cezayir’in Tilimsân şehrinde doğdu. Aslen Alvîn (Alviyyîn) köyünden olup Hz. Hasan’ın soyundan (İdrîsî şeriflerinden) gelen ilim ehli bir aileye mensuptur. Babası bölgede tanınan bir Mâlikî fakihiydi. Orta Mağrib’in (Mağrib-i Evsat) merkezi ve Abdülvâdîler’in başşehri olan Tilimsân’da yetişen Şerîf et-Tilimsânî, Ebû Zeyd Abdurrahman b. Ya‘kūb es-Sanhâcî’den ilk Kur’an eğitimini aldı; küçük yaşlarından itibaren şehirdeki ilim meclislerine ve ders halkalarına katıldı. Ebû Muhammed Abdullah b. Abdülvâhid el-Mücâsî, Ebû Abdullah Muhammed b. Ömer et-Temîmî, Ebû Abdullah Muhammed b. Hediyye el-Kureşî, Ebû Abdullah İbnü’n-Neccâr Muhammed b. Yahyâ, İmrân b. Mûsâ el-Meşeddâllî, Ebû Abdullah Muhammed b. Abdünnûr en-Nedrûmî gibi âlimlerden ders gördü. Özellikle “imamın iki oğlu” diye tanınan Ebû Zeyd Abdurrahman İbnü’l-İmâm Muhammed b. Abdullah et-Tinnîsî ve kardeşi Ebû Mûsâ Îsâ’dan fıkıh, fıkıh usulü ve kelâm okudu. Daha sonra Ebû Abdullah Muhammed b. İbrâhim el-Âbilî’nin ihtisas öğrencileri arasında yer aldı ve onun aklî ilimlerdeki birikiminden faydalandı. Öğrencilik yıllarında bir süre Fas’ta bulundu ve Ebû Fâris Abdülmü’min el-Cânâtî’den Mâlikî fıkhı okudu. Aklî ve şer‘î ilimlerde güçlü bir birikim elde eden Tilimsânî, o dönemde Mağrib’de aklî-felsefî ilimlerle usul merkezli Mâlikî fıkıh anlayışının geliştiği en önemli merkez durumundaki Tunus’a gitti (740/1339-40). Tunus’ta Ebû Abdullah Muhammed b. Ali es-Settî ve Tunus Başkadısı İbn Abdüsselâm el-Hevvârî ile görüştü; daha önce okuduğu İbn Sînâ’nın eş-Şifâʾsı ve İbn Rüşd’ün Aristo şerhlerini İbn Abdüsselâm ile müzakere etti.

Tilimsân’a dönmesinin ardından ders vermeye başlayan Şerîf et-Tilimsânî kısa zamanda bölgenin en tanınmış âlimleri arasına girdi. Şehrin ikinci defa Merînîler’in eline geçtiği 752 (1351) yılında Sultan Ebû İnân Fâris tarafından diğer Tilimsânlı âlimlerle birlikte başşehir Fas’a davet edildi ve saraydaki Ulemâ Meclisi’nin üyesi oldu. Saray mensuplarının çocuklarına özel dersler verdi. Bu dönemde Mağrib ve Endülüs çevresinden Fas’a gelen öğrencilerin derslerine en çok ilgi gösterdiği hocalardan sayılan Tilimsânî, Tilimsân’a dönmek isteyince (756/1355) Sultan Ebû İnân ile arası açıldı. Tilimsânî’nin bölgedeki bazı rakip sultanlarla da ilişkisinin olduğu yönünde bazı bilgiler edinen Sultan Ebû İnân onu çekemeyen Faslı âlimlerin de teşvikiyle Tilimsânî’yi tutuklattı. Birkaç ay tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakıldı ve tekrar Ulemâ Meclisi’ne katıldı. Sultan Ebû İnân’ın ölümüne kadar (759/1358) Fas’ta kaldı. 1359’da Tilimsân’ı tekrar zapteden Abdülvâdî Sultanı II. Ebû Hammû Mûsâ’nın davetiyle memleketine döndü. Sultan Tilimsânî’yi kızıyla evlendirdi ve babası Ebû Ya‘kūb ile bazı aile büyüklerinin kabirlerinin yanına onun için el-Medresetü’l-Ya‘kūbiyye’yi yaptırdı (765/1363). Tilimsânî bu medresede vefatına kadar (4 Zilhicce 771 / 29 Haziran 1370) müderrislik yaptı ve ölümünde medresenin yanına defnedildi.

İbn Haldûn, Lisânüddin İbnü’l-Hatîb, İbn Merzûk el-Hatîb gibi çağdaşlarının aksine kitap yazmaktan çok öğrenci yetiştirmeye önem veren Şerîf et-Tilimsânî’nin öğrencileri arasında iki oğlu Ebû Muhammed Abdullah ve Ebû Yahyâ Abdurrahman, İbn Zümrek, İbn Kunfüz, İbn Abbâd er-Rundî, Ebû Yahyâ İbnü’s-Sekkâk, Ebû İshak İbrâhim el-Masmûdî, Muhammed b. Ali el-Mayurkī, Ebû Abdullah el-Kaysî, Ebü’l-Kāsım Muhammed b. Muhammed el-Mürrî, Ebû Abdullah Muhammed b. Yûsuf es-Süğrî sayılabilir. Kaynaklarda İbrâhim b. Mûsâ eş-Şâtıbî de onun öğrencileri arasında zikredilir (İbn Meryem, s. 166; Ahmed Bâbâ et-Tinbüktî, s. 432), ancak Tilimsânî’nin Gırnata’ya gittiğinden söz edilmez (krş. İbn Haldûn, et-Taʿrîf, s. 129). Gırnata dışına hiç çıkmadığı bilinen Şâtıbî’nin kendisinden yazışma yoluyla faydalanmış olması muhtemeldir. Ahmed Bâbâ et-Tinbüktî’nin, “Bir Gırnatalı tarafından sorulmuştur” diyerek naklettiği (Neylü’l-ibtihâc, s. 441-445; ayrıca bk. İbn Meryem, s. 178-184), Tilimsânî’nin mürâât-ı hilâf konusundaki görüşünü öğrenmek için yazılmış mektup Şâtıbî’ye ait olmalıdır. Nitekim Şâtıbî aynı meseleyi benzer ifadelerle hocası Kabbâb’a ve İbn Arafe’ye de yazarak sormuştur (Venşerîsî, VI, 365-366). Kaynaklarda ayrıca İbn Haldûn ve kardeşi Ebû Zekeriyyâ, Tilimsânî’nin öğrencileri arasında sayılmakla birlikte İbn Haldûn otobiyografik eseri et-Taʿrîf’te (s. 62) ondan hocası değil arkadaşı ve akranı diye söz eder. Tilimsânî’nin Tunus’ta bulunduğu yıllarda görüşmüş olmaları mümkünse de İbn Haldûn, Tunus’taki hocaları arasında onu saymaz (a.g.e., s. 15-23).

Tilimsânî’nin faaliyetleri ve yetiştirdiği öğrenciler özellikle mantık ve felsefenin Mağrib ve Endülüs’teki gelişiminde önemli pay sahibidir. VII. (XIII.) yüzyıldan itibaren Fas ve çevresinde hâlâ tepkiyle karşılanırken Tunus’ta Kāsım b. Ebû Bekir b. Zeytûn, İbn Abdüsselâm el-Hevvârî ve İbn Arafe’nin çalışmalarıyla zirveye çıkan bu ilimlerin Tilimsân’daki en önemli temsilcisi “imamın iki oğlu”ndan sonra Şerîf et-Tilimsânî’dir (İbn Haldûn, Muḳaddime, s. 403; Makkarî, Ezhârü’r-riyâż, III, 24-38; Çavuşoğlu, s. 92-96). Mantık, matematik, astronomi, müzik, tıp, anatomi ve ziraat gibi dönemin bütün aklî ilimlerinde otorite kabul edilen Tilimsânî bu yönüyle İbn Abdüsselâm ve İbn Arafe’nin övgüsünü kazanmıştır. İbn Merzûk el-Hafîd, Tilimsânî’nin dönemin en büyük âlimi olduğu konusunda icmâ bulunduğunu söyler. Aklî ilimlerdeki üstünlüğünün yanında fıkıh, usûl-i fıkıh, ferâiz, kelâm, Kur’an ilimleri, tefsir, tasavvuf, Arap dili ve edebiyatı ile tarih alanlarında da çok güçlü olan Tilimsânî, Mağrib bölgesinde Mâlikî mezhebinin önde gelen fakihlerindendi. Mezhepte müctehid imamlardan sayılırdı. Güçlü tercihleri ve ictihadları vardı, ancak fetvada ihtiyatlı davranırdı. Fıkhî görüş ve fetvalarına dönemin Mâlikî kadı ve müftüleri büyük itibar gösterir, çözümünde zorlandıkları fıkhî meseleler hakkında yazılı olarak kendisine başvururlardı. Endülüslü tarihçi ve edip Lisânüddin İbnü’l-Hatîb telif ettiği her kitabı kendisine gönderir ve gözden geçirmesini isterdi. Öte yandan hocalık hayatı boyunca hiç ara vermeden sürdürdüğü tefsir derslerine öğrencilerinin yanı sıra meslektaşları ve devlet adamları da katılmıştır.

VII. (XIII.) yüzyıldan itibaren Mısır’da ortaya çıkan Mâlikî muhtasarlarının Kuzey Afrika ve Endülüs’teki fıkıh eğitimine büyük ölçüde hâkim olduğu bir dönemde yaşayan Tilimsânî, bu gelişmenin fürû-i fıkıh ile usûl-i fıkıh arasındaki irtibatı giderek zayıflattığını farkedip çalışmalarını usul ağırlıklı olarak yürütmüştür. Meşhur iki kitabından biri sürekli derslerinde okuttuğu Hûnecî’nin mantık eseri el-Cümel’in şerhi, diğeri de fürû-i fıkıh alanındaki mezhepler arası ihtilâfların usul diliyle ifade edildiği Miftâḥu’l-vüṣûl’dür. Bu sebeple İbn Haldûn onun hilâfiyyât sahasındaki üstünlüğüne özellikle vurgu yapar (et-Taʿrîf, s. 63). Fıkıh derslerinde daha ziyade el-Müdevvenetü’l-kübrâ’yı okutmuş olması (İbn Meryem, s. 172; Ahmed Bâbâ et-Tinbüktî, s. 437) Kabbâb, Şâtıbî ve İbn Haldûn gibi Tilimsânî’nin de muhtasarlara dayalı fıkıh eğitimini yetersiz bulduğunu ve fıkhın, ictihad kabiliyetini geliştiren erken dönem eserlerinden öğrenilmesi gerektiği görüşünü benimsediğini göstermektedir.

Tilimsânlı bir âlim, Şerîf et-Tilimsânî ile ardından onun şöhretini sürdüren iki oğlu hakkında bir menâkıb kaleme almıştır. Ahmed Bâbâ et-Tinbüktî bu eseri el-Ḳavlü’l-münîf fî tercemeti’l-İmâm Ebî ʿAbdillâh eş-Şerîf adıyla ihtisar etmiş ve bir kısmını Neylü’l-ibtihâc’da nakletmiş (s. 432-445), İbn Meryem de bu bölümü Neylü’l-ibtihâc’dan aynen aktarmıştır (el-Bustân, s. 166-184).

Eserleri. 1. Miftâḥu’l-vüṣûl ilâ binâʾi’l-fürûʿ ʿale’l-uṣûl. Fürû-i fıkıh ile usûl-i fıkhın irtibatını kurmak, mezhepler arasındaki fürû ihtilâflarının usuldeki karşılığını göstermek ve bu konuda birtakım genel kurallara ulaşmak amacıyla kaleme alınan, fıkıh kitapları arasında ayrı bir tür kabul edilen “tahrîcü’l-fürû‘ ale’l-usûl” edebiyatının tanınmış örneklerindendir. Zencânî ve İsnevî’nin yalnızca Hanefî ve Şâfiî mezheplerinin görüş ve yaklaşımlarıyla sınırlı kalan eserlerinden farklı şekilde Tilimsânî, Mâlikî mezhebi başta olmak üzere diğer mezheplerin görüşlerine de yer verir ve konuları fıkıh usulü sistematiğiyle ele alır. Mâlikî fakihlerince daha önce yazılmış hilâf ve kavâid eserlerinde bu konulara temas edilmekle birlikte Miftâḥu’l-vüṣûl, mezhep görüşlerini savunmaktan ziyade fürûusul irtibatını kurmayı hedefleyen bu türün Mâlikî mezhebinde bilinen tek örneğidir. Tilimsânî, Merînî Sultanı Ebû İnân’ın daveti üzerine Fas’a gittikten sonra kaleme aldığı ve 29 Cemâziyelâhir 754’te (1 Ağustos 1353) tamamladığı eserini sultana ithaf etmiştir (Miftâḥu’l-vüṣûl, s. 296-297, 756-757). Birçok baskısı yapılan kitabın (Tunus 1346; nşr. Ebû Bekir Mahmûd Kummî, baskı yeri ve tarihi yok [Mektebetü’l-külliyyâti’l-Ezheriyye]; Kahire 1962; nşr. Abdülvehhâb Abdüllatîf, Beyrut 1403/1983) Muhammed Ali Ferkūs tarafından gerçekleştirilen neşrinde (Kitâbü Mes̱ârâti’l-ġalaṭ fi’l-edille ile birlikte, Beyrut 1419/1998) Venşerîsî’nin istinsah ettiği 888 (1483) tarihli nüsha esas alınmıştır. Abdülhamîd b. Bâdîs’in ders kitabı olarak okuttuğu ve şerhettiği eser (Miftâḥu’l-vüṣûl, neşredenin girişi, s. 283), Abdullah b. Muhammed b. Osman el-Fülâtî (Elfiyyetü’l-uṣûl ve binâʾü’l-fürûʿ ʿaleyhâ adıyla) ve Ebû Abdullah Muhammed b. Abdullah eş-Şinkītî (Naẓmü Miftâḥi’l-vüṣûl adıyla) tarafından manzum hale getirilmiştir (a.g.e., s. 285-286).

2. Şerḥu’l-Cümel. Mağrib çevresinde çok okunan ve itibar gören bu kitap Hûnecî’nin el-Cümel fi’l-manṭıḳ adlı eserinin şerhidir (el-Mektebetü’l-vataniyye, Cezayir, nr. 1388; ez-Zâviyetü’l-Hamzâviyye, el-Mağribü’l-aksâ, nr. 45 [mecmû içinde]).

3. Kitâbü Mes̱ârâti’l-ġalaṭ fi’l-edille. Mantık yanlışlarına dair olan eser, konu hakkında Tilimsânî’ye sorulan sorulara (muhtemelen Merînî Sultanı Ebû İnân tarafından) cevap olarak ve Miftâḥu’l-vüṣûl’den sonra kaleme alınmıştır. Kitapta aklî ve fıkhî kıyasla ilgili mantık yanlışları lafzî ve mânevî yanlışlar olmak üzere iki bölüme ayrılarak örneklerle anlatılır; sonunda Aristo, Fârâbî ve İbn Sînâ’nın konuyla ilgili görüşleri özet halinde verilir. Risâle hacmindeki eserin her iki neşrinde de (nşr. Mustafa el-Vazîfî, Dârülbeyzâ 1411/1991; nşr. Muhammed Ali Ferkūs, Miftâḥu’l-vüṣûl ile birlikte, Beyrut 1419/1998) Tilimsânî’nin bir öğrencisinin 771’de (1369) müellif nüshasından istinsah ettiği bir nüsha kullanılmıştır.

Kaynaklarda Tilimsânî’nin ayrıca Kitâb fi’l-ḳażâ ve’l-ḳader, Fetâvâ ve Kitâb fi’l-Muʿâṭât (veya Kitâb fi’l-Muʿâveḍât) adlı üç eserinden söz edilir. Bunlardan üçüncüsü para bozumu ve değişimi, ücretler, vergiler, kâr-zarar paylaşımı gibi muâmelât problemlerinin çözümünde kullanılan hesap yöntemine (hisâbü’l-muâmelât) dair, Endülüs çevresinde benzerlerine çokça rastlanan türden (İbn Haldûn, Muḳaddime, s. 469) bir kitap olmalıdır. Ahmed b. Muhammed el-Makkarî, Tilimsânî’nin diğer kaynaklarda zikredilmeyen Şerḥu’l-ʿUmde adlı bir eserinin mukaddimesinde yer alan hamdeleyle ilgili bir tartışmaya atıfta bulunur (Nefḥu’ṭ-ṭîb, V, 272-273).


BİBLİYOGRAFYA

Muhammed b. Ahmed et-Tilimsânî, Miftâḥu’l-vüṣûl (nşr. M. Ali Ferkūs), Beyrut 1419/1998, s. 296-297, 756-757; ayrıca bk. neşredenin girişi, s. 51-292.

, II, 303; III, 169.

İbn Haldûn, Muḳaddime (nşr. Dervîş el-Cüveydî), Beyrut 1416/1996, s. 403, 469.

a.mlf., et-Taʿrîf bi’bn Ḫaldûn (nşr. Muhammed b. Tâvît et-Tancî), Kahire 1951, s. 15-23, 62-64, 129.

İbn Kunfüz, el-Vefeyât (nşr. Âdil Nüveyhiz), Beyrut 1983, s. 368.

Venşerîsî, el-Miʿyârü’l-muʿrib (nşr. Muhammed Haccî), Beyrut 1401/1981, VI, 365-366; IX, 321; XII, 224-225.

İbn Meryem, el-Bustân fî ẕikri’l-ʿulemâʾ ve’l-evliyâʾ bi-Tilimsân (nşr. İbn Ebû Şeneb), Cezayir 1326/1908, s. 127-129, 164-184.

Ahmed Bâbâ et-Tinbüktî, Neylü’l-ibtihâc (nşr. Abdülhamîd Abdullah el-Herâme), Trablus 1408/1989, s. 430-445, 474.

, V, 272-273, 342; VI, 25; VII, 147, 166.

a.mlf., Ezhârü’r-riyâż (nşr. Mustafa es-Sekkā v.dğr.), Kahire 1359-61/1940-43, II, 9, 15; III, 23-38.

, I, 234.

Yahyâ Bû Azîz, Aʿlâmü’l-fikr ve’s̱-s̱eḳāfe fî Cezâʾiri’l-maḥrûse, Beyrut 1995, II, 9-10, 63-70.

Ali Hakan Çavuşoğlu, Irak Mâlikî Ekolü (III.-V./IX.-XI. yy.) (doktora tezi, 2004), MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 92-96.

Ahmad Atif Ahmad, Structural Interrelations of Theory and Practice in Islamic Law, Leiden 2006, s. 59-62.

Nail Okuyucu, “Tahrîcü’l-fürû ale’l-usûl Edebiyatı”, , sy. 38 (2010), s. 114-124.

H. Bencheneb, “al-S̲h̲arīf al-Tilimsānī”, , IX, 343-348.

Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2012 yılında İstanbul’da basılan 41. cildinde, 165-167 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER