TOHÂRİSTAN

طخارستان
Müellif:
TOHÂRİSTAN
Müellif: HÜSEYİN SALMAN
Web Sitesi: TDV İslâm Ansiklopedisi
Yayımcı: TDV İslâm Araştırmaları Merkezi
Baskı Tarihi: 2012
Son Güncelleme Tarihi: -
Erişim Tarihi: 01.06.2020
Web Adresi:
https://islamansiklopedisi.org.tr/toharistan
HÜSEYİN SALMAN, "TOHÂRİSTAN", TDV İslâm Ansiklopedisi, https://islamansiklopedisi.org.tr/toharistan (01.06.2020).
Kopyalama metni
Kaynaklarda Tokaristan, Tuharistan, Tohayristan, Tu-ho-lo gibi farklı şekillerde geçen bölge, ismini Tohar adı verilen bir kavimden almıştır. Toharîler, Eskiçağ’larda Greko-Baktrian İmparatorluğu’nu yıkan kabileler arasında zikredilmiştir. Dar anlamda Tohâristan sınırlarını en doğru biçimde IV. (X.) yüzyıl İslâm coğrafyacılarından İstahrî verir. Buna göre Tohâristan, Belh’in doğusunda ve Bedahşan’ın batısında, Ceyhun’un (Amuderya) güneyinde, Hindukuş dağlarının kuzeyinde yer alan bölgedir. İslâm döneminde Tohâristan, geniş mânada Ceyhun’un yukarı mecrasının sağında ve solunda bulunan, Belh’e bağlı olan bütün dağlık bölgeleri kapsıyordu. Eski kaynaklarda Tohâristan Yukarı Tohâristan ve Aşağı Tohâristan olmak üzere iki bölgeye ayrılıyordu. Yukarı Tohâristan, Belh’in doğusu ile Ceyhun nehrinin güneyinde idi. Aşağı Tohâristan, Yukarı Tohâristan’dan daha doğuda ve Ceyhun nehrinin batısında yer alıyordu. İstahrî’ye göre Tohâristan’ın şehirleri şunlardı: Simincân, Hulm, Bağlân, Seklekend, Vervâlîz, Arman, Revan, Tâlekān, Sekîmşet, Rûb, Saray, Âsam, Enderâb, Mezr, Kâh (Mesâlik, s. 275-276). IV. (X.) yüzyıl müelliflerinden Kudâme b. Ca‘fer’e göre Merv’den ayrılan iki büyük yoldan birincisi Şâş’a ve Türk ülkelerine giderken ikincisi Tohâristan’a doğru uzanıyordu.

Taberî’de Sâsânîler tarihine ait bölümde II. Yezdicerd’in ölümünden (457) sonra İran tahtını ele geçirmek amacıyla yapılan savaşlar sırasında ilk defa Haytal adlı bir topluluktan bahsedilir ve Haytallar’ın (Heyâtıle-Akhunlar/Eftalitler) Tohâristan’ı zaptettiği belirtilir (Târîḫ, II, 82). 557’de Akhun Devleti, Göktürk ve Sâsânî imparatorluklarının askerî harekâtı sonucu yıkılınca bölgede ortaya çıkan otorite boşluğunu Batı Göktürk Devleti’nin doldurmak istediği anlaşılmaktadır. 558 yılından sonra karışıklıkların baş gösterdiği Tohâristan bölgesine Batı Göktürk Devleti yöneticileri otoriteyi sağlamak üzere Tong Şad Tseki’yi gönderdi. Böylece Tohâristan’da Batı Göktürk Devleti idaresi başladı. Çin kaynaklarında Tohâristan’da Göktürk hâkimiyetine dair haberler arasında Hiuen-Tsang’ın hâtıratı önemli yer tutar. 630’da bölgeye gelen Budist hacı, Tohâristan hâkimi Tong Yabgu Kağan’ın ağabeyi Tardu’yu ziyaret etti. Tohâristan Yabguluğu, Batı Göktürk Devleti’nin hâkimiyetinde iken 630’dan sonra karışıklık dönemine giren bu devlette cereyan eden olaylardan dolaylı biçimde etkilendi. 641 yılı sonunda Batı Göktürk Hakanı Tulu Kağan, rakibi Yabgu Kağan’ı Taşkent beyi vasıtasıyla ortadan kaldırınca Yabgu’nun taraftarı olan Nou-she-pi Türk boyları yeni Göktürk kağanını tanımadı ve çoğu Tohâristan bölgesindeki Türk boylarının yanına kaçtı. Bu olaya öfkelenen Tulu Kağan düzenlediği seferde Tohâristan’ı ağır şekilde cezalandırdı.

Batı Göktürk Devleti’nin hâkimiyeti döneminde Tohâristan yabguları Çin İmparatorluğu ile de temaslarda bulundu. Çin kaynaklarına göre bunlar, Outé devrinde (618-626) bir defa, Tchen-koan devrinde (627-649) iki defa Çin sarayına elçi gönderdiler. Tchen-koan döneminde yollanan elçilerden ilki 635 yılının beşinci ayında, ikincisi 645 yılının birinci ayında Çin’e gitti. İkinci elçilik münasebetiyle Çin kaynakları Tohâristan yabgusunun ismini kaydeder. Cha-po-lo adını taşıyan bu kişi muhtemelen Tardu Yabgu’dan sonra Tohâristan’ın üçüncü Türk hâkimiydi. Batı Göktürk Devleti zamanında Tohâristan’dan Çin İmparatorluğu’na 650 yılında bir elçi daha gönderildi. Yine Çin kaynağına göre bu elçi Çin sarayına günde 150 km. koşabilen deve kuşları hediye etti. 656-660 yıllarında Tohâristan Yabguluğu’nun idarî merkezi bugünkü Kunduz şehrinin güneyinde yer alan Vervâlîz idi. Yabguluğun 100.000 askerden oluşan bir ordusu mevcuttu. Yerleşik hayata geçmeye başlayan ülke sakinleri büyük çapta hayvancılık yapmaktaydı. İnanç bakımından Budizm’in ülkede büyük etkisi vardı. 659’dan sonra ülkenin bir kısmı Çin Yüe-çi hükümetinin idaresi altına girdi.

İslâm ordularının Tohâristan’a I. (VII.) yüzyılın ortalarından itibaren geldikleri anlaşılmaktadır. Belâzürî, Basra Valisi Abdullah b. Âmir’in Ahnef b. Kays’ı Tohâristan yöresine gönderdiğini ve Ahnef’in bölgede bazı yerleri fethettiğini kaydeder (Fütûh, s. 589). Ahnef b. Kays’ın bölgeye gelişi, Hz. Osman döneminde 650 yılı civarında son Sâsânî Hükümdarı III. Yezdicerd’in son direnişini kırmasının ardından gerçekleşti. Emevîler devrinde Ziyâd b. Ebîh’in emriyle sahâbî Hakem b. Amr el-Gıfârî kumandasındaki İslâm ordusu Aşağı Tohâristan ve Garcistan’a geldi; Ceyhun nehrini geçip Çagāniyân’a kadar ilerledi ve III. Yezdicerd’den sonra taht iddiasında bulunan oğlu Fîrûz’u Çin topraklarına sürdü (47/667). 51’de (671) Rebî‘ b. Ziyâd el-Hârisî, Belh’i fethedip Çagāniyân’a kadar gitti. Bir süre sonra bölgede yabgunun desteğini alarak İslâm ordularını zorlayan Eftalit Prensi Tarhan Nîzek Belh’i aldıysa da Kuteybe b. Müslim tarafından ortadan kaldırıldı (91/710). Böylece müslüman Araplar, Belh’i merkez edinerek Aşağı Tohâristan’da egemenlik kurdular.

657-658 yıllarında Batı Göktürk Devleti’nin hakanı Aşena Ho-lou, Çin İmparatorluğu ordularına karşı peş peşe yenilgiye uğrayınca ülkede doğrudan Çin’e bağlı mahallî hükümetler kuruldu. Benzer bir durum Tohâristan Yabguluğu’nda da görüldü; 661’de Tohâristan arazisinde yirmi beş mahallî hükümet teşkil edildi. Yabguya vali unvanı verildi. İki yıl sonra Tohâristan yabgusu Aşena Ou-she-po, Çin sarayına elçi olarak oğlunu gönderdi. Doğu Tohâristan’da Çin İmparatorluğu hâkimiyetinin VII. yüzyılın sonlarına kadar sürdüğü tahmin edilmektedir. Doğu Tohâristan Yabguluğu en parlak dönemini VIII. yüzyıl başlarında yaşadı. Bu sırada Doğu Tohâristan yabgusunun emrinde 212 yerleşim yeri bulunuyordu. Bu dönemin ortaya çıkmasında 690’da Batı Göktürk Devleti’nin yerine kurulan Sarı Türgiş Devleti’nin etkisinin olduğunu düşünmek mümkündür. 705’te iş başına geçtiği anlaşılan Yabgu Na-tu-ni-li Emevîler’e, Tibetliler’e ve Çin İmparatorluğu’na komşu olan ülkesini iyi şekilde idare etmeye çalıştı ve kardeşi Pou-lu’yu Çin sarayına elçi sıfatıyla yolladı (718). Onun saltanatının son yıllarında ülkenin batısındaki Emevî kuvvetlerinin akınları başladı. İslâm kaynaklarında, Esed b. Abdullah el-Kasrî’nin Horasan valiliği zamanında Tohâristan’ın batı ve güney taraflarına 726’da akınlar yapıldığı kaydedilmektedir. Na-tu-ni-li’nin bu akınlar sırasında Emevîler’e esir düşmüş olması muhtemeldir. Zira 727’de Çin’e gönderilen Tohâristan yabgusunun mektubunda onun ismi geçmemektedir. Mektupta Emevîler’e karşı Çin’den askerî yardım talep edilmektedir.

726 yılından sonra Doğu Tohâristan’da Na-tu-ni-li Yabgu’nun yerine oğlu Kutluk Toen Tardu geçti. Onun döneminde Tohâristan, Çin İmparatorluğu’na hediye olarak atlar, katırlar, 200 çeşit ilâç, kıymetli taşlar ve cam eşya gönderiyordu. Buna karşılık Çin imparatoru 729’da Kutluk’a “Eftalit kralı ve Tohâristan yabgusu” unvanını verdi. Kutluk Toen Tardu zamanında Çin İmparatorluğu’yla iyi ilişkiler sürdü. Çin kaynaklarında belirtildiğine göre Kutluk, 730 yılının beş veya altıncı ayında Nan-to adlı bir din adamını imparatorluk sarayına elçi gönderdi. Bu elçi de hediye olarak Çin sarayına ilâçlar sundu. 735’te Çin sarayına yeni bir elçi yollandı. Kutluk Toen Tardu devrinde Tohâristan’da Emevîler’le Kara Türgiş Hakanı Sou-lou (Su-lu) arasında yoğun savaşlar meydana geldi. 737’de Su-lu Kağan, daha sonra Türk tarafına geçen Hâris b. Süreyc ve Huttel hâkimiyle beraber Emevîler’in Horasan Valisi Esed b. Abdullah el-Kasrî’ye hücum etti. Başlangıçta müttefikler üstünlük sağladılarsa da Su-lu Kağan kumandanlarından Külçur (Kürsül) tarafından öldürülünce zaferi Esed kazandı. Kutluk Toen Tardu’nun bu savaşta yer alıp almadığı bilinmemekte, ancak onun 738’de Çin sarayına bir elçi gönderdiği kaydedilmektedir.

Kutluk Toen Tardu’nun yerine Che-li Mang-kia-lo geçti. Onun döneminde ülkeye Tibet baskısı gerçekleşti. Tohâristan’ın komşusu Kie-che ülkesi 749’da Tibetliler’i Tohâristan’a saldırmaya teşvik etti. Tohâristan yabgusu, Çin İmparatorluğu’ndan Kuça’daki askerî birliklerini kendisine yardım için göndermesini istedi. Çin imparatorunun yolladığı askerlerle birleşen Tohâristan ordusu Tibet ordusunu yendi. Tohâristan bu tarihten sonra da Çin’in dostluğuna önem verdi. 753 ve 754 yıllarında Çin İmparatorluğu’na elçiler gönderilmeye devam edildi. 755’te Çin İmparatorluğu, Ngan-lou-chan isyanı ile büyük sıkıntı içine girmişti. İmparator Hiuen-Tsong, merkez Tchang-ngan’ı terkedip Se-tchan’a kaçınca oğlu Su-tsung yönetimi ele aldı ve komşu ülkelerden âsilere karşı yardım istedi. 757 yılının ilk aylarında Uygur ve Emevîler’den gelen yardımcı güçler yanında Tohâristan yabgusu da askerî birlikler gönderdi. Neticede Çin ordusu müttefik kuvvetlerle beraber isyanı bastırdı. Tohâristan Yabguluğu 759’da Çin sarayına yine bir elçi yolladı. Çin kaynakları Çin merkezine gelen bu son elçinin adını Ou-li-to şeklinde verir. Tohâristan Yabguluğu 759 yılından sonra da varlığını sürdürdü. Çin yıllıklarında yer alan haberlere Tibet ve İslâm kaynaklarında rastlanmamaktadır. İslâm kaynaklarında onların adından 871’de söz edilir. Bu tarihte Saffârîler’den Ya‘kūb b. Leys, Abbâsî Halifesi Mu‘temid-Alellah tarafından Belh, Sîstan, Sind ve Tohâristan valiliğine tayin edildi (Taberî, IX, 476).

Abbâsîler devrinde Belh ve Tohâristan, Bağdat’tan gönderilen kumandanlar tarafından yönetildi. Bununla birlikte uygulamada yönetimi genellikle mahallî hânedanlar ellerinde tuttu. 286 (899) yılına kadar Belh’te hüküm süren Ebû Dâvûd Muhammed’e nisbet edilen Ebû Dâvûdîler (Bânîcûrîler) hânedanı buna örnek verilebilir. Ardından Tohâristan Sâmânîler, Gazneliler ve Selçuklular gibi büyük güçlerin mücadele alanlarından biri haline geldi. VI. (XII.) yüzyılın ilk yarısının sonları ile VII. (XIII.) yüzyılın başlarında bölgede hüküm süren Gurlular’ın Bâmiyân ve Tohâristan kolu 1215’te Hârizmşahlar tarafından ortadan kaldırıldı. Bu tarihten sonra Tohâristan ülke adı olarak kaynaklarda geçmemektedir.

BİBLİYOGRAFYA
Belâzürî, Fütûh (Fayda), s. 589, 593, 606, 612; İbnü’l-Fakīh, Terceme-i Muḫtaṣari’l-Büldân (trc. H. Mes‘ûd), Tahran 1349 hş., s. 171-172; Ya‘kūbî, Ülkeler Kitabı (trc. Murat Ağarı), İstanbul 2002, s. 70-74; Taberî, Târîḫ (Ebü’l-Fazl), II, 82; V, 229; VI, 454 vd.; IX, 476; Kudâme b. Ca‘fer, el-Ḫarâc (de Goeje), s. 202; İstahrî, Mesâlik (nşr. Îrec Efşâr), Tahran 1368 hş./1990, s. 203-204, 216, 218, 275-276; Ḥudûdü’l-ʿâlem (Minorsky), s. 108, 337-342; Gerdîzî, Zeynü’l-aḫbâr (nşr. Abdülhay Habîbî), Tahran 1366 hş., s. 41, 102, 554; Yâkūt, Muʿcemü’l-büldân, IV, 23; E. Chavannes, Notes additionnels sur les Tou-Kiue occidentaux, Petersbourg 1903, tür.yer.; a.mlf., Documents sur les Tou-Kiue (turcs) occidentaux, Paris 1941, tür.yer.; V. V. Barthold, Teẕkire-yi Coġrâfyâ-yi Târîḫî-yi Îrân (trc. Hamza Serdâdver), Tahran 1308 hş./1929, tür.yer.; a.mlf., Moğol İstilâsına Kadar Türkistan (haz. Hakkı Dursun Yıldız), İstanbul 1981, s. 69-71, 207, 314, 361, 466; a.mlf., “Tohâristan”, İA, XII/1, s. 399-400; a.mlf. – [C. E. Bosworth], “Ṭuk̲h̲āristān”, EI2 (İng.), X, 600-602; Ramazan Şeşen, İslâm Coğrafyacılarına Göre Türkler ve Türk Ülkeleri, Ankara 1985, s. 5, 75, 133, 187, 188; Hüseyin Salman, “Toharistan Türk Yabguluğu”, TDA, sy. 65 (1990), s. 133-138; M. Longworth Dames, “Gûrîler”, İA, IV, 827; Emel Esin, “Amuderya”, DİA, III, 98.

Hüseyin Salman
Bu madde TDV İslâm Ansiklopedisi’nin 2012 yılında İstanbul'da basılan 41. cildinde, 214-215 numaralı sayfalarda yer almıştır. Matbu nüshayı pdf dosyası olarak indirmek için tıklayınız.
Her hakkı mahfuzdur. TDV İslâm Ansiklopedisi’nin her türlü telif hakkı TDV İslâm Araştırmaları Merkezi’ne ait olup 5846 sayılı Kanun hükümlerine tâbidir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarındaki yazıların bütün olarak elektronik ya da matbu bir ortamda yayımlanması yasaktır; ancak kaynak gösterilmesi (TDV İslâm Ansiklopedisi internet sitesinde yer aldığının ifade edilmesi) ve doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazılardan kısa bölümler iktibas edilebilir. TDV İslâm Ansiklopedisi internet sayfalarında yer alan resim, fotoğraf, grafik, çizim, cetvel vs. her türlü görüntü malzemesinin başka bir ortamda yayımlanması kesinlikle yasaktır.
TDV İslâm Ansiklopedisi'nden rastgele bir madde okumak ister misiniz?
BAŞKA BİR MADDE GÖSTER